Prof.Dr. KEMAL DURUHAN
Köşe Yazarı
Prof.Dr. KEMAL DURUHAN
 

GÜDÜK SESLE MAKAMI ALİYE ÇAĞIRMAK

Beste: Apo Severyan-   Burası Irak gibi sömürge artığı bir ülke değil ki, malum şahsı hooop Celal Talabani gibi teröristlikten cumhurbaşkanlığına getiresiniz. O şahıs Mandela gibi bir entelektüel deği kil; yaptığınız güzellemenin hakkını versin.   O şahıs, Türk’ün de Kürt’ün de; kadın, erkek, çoluk çocuk, ana baba, öğretmen, polis, asker… pek çok insanın ölümünden sorumlu TERÖRİST BAŞI ÖCALAN'dır ve KATİLDİR.   Sizler her kimseniz ve makamınız neyse, feriştah dahi olsanız, o İmralı canisini sayın diye çağırsanız, kurucu önder de deseniz, baş müzakereci yaftasını da yakıştırsanız, bu çağrılar güdük, sönük ve zayıf kalır.   Çünkü oradan, o coğrafyadan Hasan Mutlucan’dan yükselen ses, sadece orayı değil, tüm vatan sathını fethetmiştir:   ÇANAKKALE İÇİNDE AYNALI ÇARŞI, ANA BEN GİDİYOM DÜŞMANA KARŞI.   Sevr’in moderni Apo Severyan değil; yedi düvel gelseniz, sesiniz orada güdük ve kısık olarak kalacaktır.   Tarih ve Gerçek Gerçek şu ki: Bir kişi, her ne gerekçeyle olursa olsun, tarihsel bağlamı veya siyasi tılsımı üzerinden milleti bölecek, ayrıştıracak veya kutsayacak şekilde tanıtılamaz. Bunun tek bir nedeni vardır: Türkiye, üniter, laik ve cumhuriyet rejimiyle kurulmuş bir devlettir.   Ve bu devleti ayakta tutan değerler, Fransız Devrimi’nin özgürlük, eşitlik, kardeşlik ilkelerinden ayrılmadan, egemenliğin kaynağını millette görmüş bir sistemdir.   Bugün bir isim üzerinden terörü masumlaştırmaya, ideolojik farklılığı kutsallaştırmaya çalışmak; sadece tarihsel gerçeklerle bağdaşmaz, aynı zamanda ülkenin bağımsızlığına, bütünlüğüne ve ortak tarih bilincine zarar verir.   Cumhuriyet ve Üniter Devlet   Unutmayalım ki: siyasi saygınlık ve meşruiyet, milletin iradesiyle, hukukla ve tarihsel sorumlulukla kazanılır. Tek bir kişinin etrafında dönen saçma sapan söylemlerle değil, millet varlığına hizmetle sağlanır.   Cumhuriyetimizin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk, Türk milletine “Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir” ilkesini emanet etti. Bu ilke, sadece bir siyasi slogan değil; Türkiye’nin bir arada tutulduğu, farklı kimliklerin uyuştuğu ve ortak bir tarihsel zemin üzerinde yürüdüğü stratejik çerçevedir.   Dolayısıyla:   Federasyon çağrıları   Ayrıştırıcı söylemler   Terörist bir figürü siyasi bir ikon gibi sunmak   Hepsi gerçeklikle bağını koparır ve milletin birlik düşüncesine zarar verir.   Sonuç ve Mesaj   Bu topraklarda hiçbir otorite, geçmiş trajedileri, kanı, gözyaşını veya mücadele eden binlerce insanın emeğini ideolojik bir süslemeye malzeme edemez.   Üniter devlet anlayışıyla yoluna devam eden Türkiye’de:   Cumhuriyet’in temel ilkeleri korunmalı,   Milli birlik güçlendirilmelidir,   Bölücülüğe prim verilmemelidir.   Çünkü unutmayın: Dayanışma, ortak hedeflerde birleşme ve egemenlik bilinci, ne Marksist tarih tezleri ne de ideolojik efsanelerle değil; milletin özgür iradesiyle güç bulur.   Ve bu birlik, Çanakkale ruhunda direnen sesin bayrağını taşır:   “Ana ben gidiyom düşmana karşı.”   Bu ses, ne güdük kalır ne yitirir kendini — çünkü o, milletin ortak omurgasıdır ve o omurga üstündeki kafanın ortak bilincidir.
Ekleme Tarihi: 01 Mart 2026 -Pazar

GÜDÜK SESLE MAKAMI ALİYE ÇAĞIRMAK

Beste: Apo Severyan-
 
Burası Irak gibi sömürge artığı bir ülke değil ki, malum şahsı hooop Celal Talabani gibi teröristlikten cumhurbaşkanlığına getiresiniz. O şahıs Mandela gibi bir entelektüel deği kil; yaptığınız güzellemenin hakkını versin.
 
O şahıs, Türk’ün de Kürt’ün de; kadın, erkek, çoluk çocuk, ana baba, öğretmen, polis, asker… pek çok insanın ölümünden sorumlu TERÖRİST BAŞI ÖCALAN'dır ve KATİLDİR.
 
Sizler her kimseniz ve makamınız neyse, feriştah dahi olsanız, o İmralı canisini sayın diye çağırsanız, kurucu önder de deseniz, baş müzakereci yaftasını da yakıştırsanız, bu çağrılar güdük, sönük ve zayıf kalır.
 
Çünkü oradan, o coğrafyadan Hasan Mutlucan’dan yükselen ses, sadece orayı değil, tüm vatan sathını fethetmiştir:
 
ÇANAKKALE İÇİNDE AYNALI ÇARŞI,
ANA BEN GİDİYOM DÜŞMANA KARŞI.
 
Sevr’in moderni Apo Severyan değil; yedi düvel gelseniz, sesiniz orada güdük ve kısık olarak kalacaktır.
 
Tarih ve Gerçek
Gerçek şu ki: Bir kişi, her ne gerekçeyle olursa olsun, tarihsel bağlamı veya siyasi tılsımı üzerinden milleti bölecek, ayrıştıracak veya kutsayacak şekilde tanıtılamaz. Bunun tek bir nedeni vardır: Türkiye, üniter, laik ve cumhuriyet rejimiyle kurulmuş bir devlettir.
 
Ve bu devleti ayakta tutan değerler, Fransız Devrimi’nin özgürlük, eşitlik, kardeşlik ilkelerinden ayrılmadan, egemenliğin kaynağını millette görmüş bir sistemdir.
 
Bugün bir isim üzerinden terörü masumlaştırmaya, ideolojik farklılığı kutsallaştırmaya çalışmak; sadece tarihsel gerçeklerle bağdaşmaz, aynı zamanda ülkenin bağımsızlığına, bütünlüğüne ve ortak tarih bilincine zarar verir.
 
Cumhuriyet ve Üniter Devlet
 
Unutmayalım ki: siyasi saygınlık ve meşruiyet, milletin iradesiyle, hukukla ve tarihsel sorumlulukla kazanılır. Tek bir kişinin etrafında dönen saçma sapan söylemlerle değil, millet varlığına hizmetle sağlanır.
 
Cumhuriyetimizin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk, Türk milletine “Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir” ilkesini emanet etti. Bu ilke, sadece bir siyasi slogan değil; Türkiye’nin bir arada tutulduğu, farklı kimliklerin uyuştuğu ve ortak bir tarihsel zemin üzerinde yürüdüğü stratejik çerçevedir.
 
Dolayısıyla:
 
Federasyon çağrıları
 
Ayrıştırıcı söylemler
 
Terörist bir figürü siyasi bir ikon gibi sunmak
 
Hepsi gerçeklikle bağını koparır ve milletin birlik düşüncesine zarar verir.
 
Sonuç ve Mesaj
 
Bu topraklarda hiçbir otorite, geçmiş trajedileri, kanı, gözyaşını veya mücadele eden binlerce insanın emeğini ideolojik bir süslemeye malzeme edemez.
 
Üniter devlet anlayışıyla yoluna devam eden Türkiye’de:
 
Cumhuriyet’in temel ilkeleri korunmalı,
 
Milli birlik güçlendirilmelidir,
 
Bölücülüğe prim verilmemelidir.
 
Çünkü unutmayın: Dayanışma, ortak hedeflerde birleşme ve egemenlik bilinci, ne Marksist tarih tezleri ne de ideolojik efsanelerle değil; milletin özgür iradesiyle güç bulur.
 
Ve bu birlik, Çanakkale ruhunda direnen sesin bayrağını taşır:
 
“Ana ben gidiyom düşmana karşı.”
 
Bu ses, ne güdük kalır ne yitirir kendini — çünkü o, milletin ortak omurgasıdır ve o omurga üstündeki kafanın ortak bilincidir.
Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve ulusgazetesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.