Merve KABAKUŞ FİLİZCAN
Köşe Yazarı
Merve KABAKUŞ FİLİZCAN
 

“Pandora’nın Kutusu Çoktan Açıldı”

Yunan mitolojisinde Pandora’ya bir kutu verilir. Ve o kutunun asla açılmaması gerektiği söylenir. Fakat insanın en eski zaaflarından biri ağır basar: merak. Pandora kapağı kaldırdığı anda; acılar, korkular, hastalıklar, kıskançlıklar ve karanlık dünyaya yayılır. Kutunun dibinde ise yalnızca umut kalır. Belki de insanlık o hikâyeyi sadece bir mit sandı. Oysa bazı hikâyeler çağlar geçse bile biçim değiştirerek yaşamaya devam eder. Bugün etrafımıza baktığımızda şunu görüyoruz: Pandora’nın kutusu çoktan açıldı. Hem de bu kez bir dağın zirvesinde ya da tanrıların arasında değil… İnsanlığın tam ortasında. Bir zamanlar insanlar felaketlerin gökten geleceğini düşünürdü. Şimdi ise bazı felaketleri kendi ellerimizle büyütüyoruz. Teknoloji gelişti. Bilgi çoğaldı. İnsanlık aya çıktı. Ama insanın içindeki boşluk da büyüdü. Artık herkes birbirine teknoloji ile bağlı ama kimse birbirine gerçekten yakın değil. Sosyal medya sayesinde dünyanın öbür ucundaki insanı saniyeler içinde görebiliyoruz; fakat aynı sofrada oturduğumuz insanların gözlerinin içine bakmayı unutuyoruz. Eskiden insanlar yalnız kalırdı. Şimdi kalabalıkların içinde kayboluyorlar. Bir başka kutu da hız oldu. Her şey hızlı artık. Düşünmek hızlı, tüketmek hızlı, sevmek hızlı, vazgeçmek hızlı… İnsanlar artık duygularını bile tam yaşayamaz hâle geldi. Bir acının üzerine düşünemeden başka bir gündem geliyor. Bir savaş haberiyle bir eğlence videosu aynı ekranın içinde yan yana akıyor. Ve en korkutucu olan şu: İnsan, alışıyor. Yorgunluğa alışıyor. Sessizliğe alışıyor. Anlaşılmamaya alışıyor. Hatta bazen kendi içindeki boşluğa bile alışıyor. Belki de modern çağın en büyük trajedisi budur: İnsanların yavaş yavaş ruhsal bir tükeniş yaşarken bunu normal sanması. Oysa bazı çöküşler bir anda olmaz. Bir toplum önce anlamını kaybeder. Sonra birbirini duymamaya başlar. En sonunda ise herkes konuşurken kimse gerçekten dinlemez olur. Bugün açılan kutuların içinden yalnızca teknoloji çıkmadı. Kıyas çıktı. Öfke çıktı. Tatminsizlik çıktı. Sürekli yetişme telaşı çıktı. İnsanlar artık yaşamaktan çok yetişmeye çalışıyor. Ama mitolojinin unutmamamız gereken bir kısmı daha vardı. Pandora’nın kutusunun dibinde hâlâ umut kalmıştı. Belki de insanlığı bugüne kadar ayakta tutan şey tam olarak buydu. Bütün karmaşaya rağmen hâlâ iyiliğe inanan insanlar… Hâlâ bir kalbi anlamaya çalışan insanlar… Hâlâ vicdanını kaybetmeyenler… Çünkü dünya her çağda karardı. Ama her çağda, karanlığın içinden bir ışık taşımayı başaran insanlar da oldu. Pandora’nın kutusu çoktan açıldı. Şimdi asıl mesele, içinden çıkan bütün karanlığa rağmen insan kalabilmek.
Ekleme Tarihi: 15 Mayıs 2026 -Cuma

“Pandora’nın Kutusu Çoktan Açıldı”

Yunan mitolojisinde Pandora’ya bir kutu verilir. Ve o kutunun asla açılmaması gerektiği söylenir. Fakat insanın en eski zaaflarından biri ağır basar: merak.

Pandora kapağı kaldırdığı anda; acılar, korkular, hastalıklar, kıskançlıklar ve karanlık dünyaya yayılır. Kutunun dibinde ise yalnızca umut kalır.

Belki de insanlık o hikâyeyi sadece bir mit sandı. Oysa bazı hikâyeler çağlar geçse bile biçim değiştirerek yaşamaya devam eder.

Bugün etrafımıza baktığımızda şunu görüyoruz: Pandora’nın kutusu çoktan açıldı.

Hem de bu kez bir dağın zirvesinde ya da tanrıların arasında değil… İnsanlığın tam ortasında.

Bir zamanlar insanlar felaketlerin gökten geleceğini düşünürdü.
Şimdi ise bazı felaketleri kendi ellerimizle büyütüyoruz.

Teknoloji gelişti.
Bilgi çoğaldı.
İnsanlık aya çıktı.
Ama insanın içindeki boşluk da büyüdü.

Artık herkes birbirine teknoloji ile bağlı ama kimse birbirine gerçekten yakın değil. Sosyal medya sayesinde dünyanın öbür ucundaki insanı saniyeler içinde görebiliyoruz; fakat aynı sofrada oturduğumuz insanların gözlerinin içine bakmayı unutuyoruz.

Eskiden insanlar yalnız kalırdı. Şimdi kalabalıkların içinde kayboluyorlar.

Bir başka kutu da hız oldu. Her şey hızlı artık.
Düşünmek hızlı, tüketmek hızlı, sevmek hızlı, vazgeçmek hızlı…

İnsanlar artık duygularını bile tam yaşayamaz hâle geldi.
Bir acının üzerine düşünemeden başka bir gündem geliyor.
Bir savaş haberiyle bir eğlence videosu aynı ekranın içinde yan yana akıyor.

Ve en korkutucu olan şu: İnsan, alışıyor.

Yorgunluğa alışıyor.
Sessizliğe alışıyor.
Anlaşılmamaya alışıyor.
Hatta bazen kendi içindeki boşluğa bile alışıyor.

Belki de modern çağın en büyük trajedisi budur: İnsanların yavaş yavaş ruhsal bir tükeniş yaşarken bunu normal sanması.

Oysa bazı çöküşler bir anda olmaz. Bir toplum önce anlamını kaybeder. Sonra birbirini duymamaya başlar. En sonunda ise herkes konuşurken kimse gerçekten dinlemez olur.

Bugün açılan kutuların içinden yalnızca teknoloji çıkmadı.
Kıyas çıktı.
Öfke çıktı.
Tatminsizlik çıktı.
Sürekli yetişme telaşı çıktı.

İnsanlar artık yaşamaktan çok yetişmeye çalışıyor.

Ama mitolojinin unutmamamız gereken bir kısmı daha vardı.

Pandora’nın kutusunun dibinde hâlâ umut kalmıştı.

Belki de insanlığı bugüne kadar ayakta tutan şey tam olarak buydu.
Bütün karmaşaya rağmen hâlâ iyiliğe inanan insanlar…
Hâlâ bir kalbi anlamaya çalışan insanlar…
Hâlâ vicdanını kaybetmeyenler…

Çünkü dünya her çağda karardı. Ama her çağda, karanlığın içinden bir ışık taşımayı başaran insanlar da oldu.

Pandora’nın kutusu çoktan açıldı.
Şimdi asıl mesele, içinden çıkan bütün karanlığa rağmen insan kalabilmek.

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (1)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve ulusgazetesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Arzu Kök
(15.05.2026 12:40 - #5619)
Pandora’nın kutusu belki açıldı… Ama insanlığı hâlâ ayakta tutan şey, karanlığa rağmen içindeki ışığı kaybetmeyen insanlar. Kalemine sağlık.
Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve ulusgazetesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
(0) (0)
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.