İnsan, insan olduğunu ne ara unuttu?
Bu soru artık bir felsefe sorusu değil; her sabah haberleri açtığımızda boğazımıza düğümlenen, midemizi altüst eden bir gerçeklik.
Artık olup biteni okumuyoruz, donup kalıyoruz. Kanımız donuyor.
Bir yanımız insanlığımızdan korkuyor; diğer yanımız, hâlâ iyi kalabildiği için gurur duyuyor.
İnsan, insana bunu nasıl yapar?
İnsan, kendine bunu nasıl reva görür?
Bu soruların cevabı yok. Çünkü cevap aradığımız yer, çoktan yıkıldı.
Bin yıllardır süregelen ahlaki, hukuki, insani sınırlar vardı.
Toplumsal düzen, tahammül üzerine kuruluydu.
Şimdi o sınırlar yok.
Körleşmiş, dilsizleşmiş, çaresizliği kader bellemiş bir yığın var karşımızda.
Görüyor ama bakmıyor. Biliyor ama susuyor. Susmayı da “uyum” sanıyor.
İnsanlık, kendini hayvanlar âleminden üstün sayarak var oldu.
Oysa doğada vahşet vardır ama bir sınırı da vardır.
Aslan açsa avlanır; tokken öldürmez.
Kurt hayatta kalmak için saldırır; haz için değil.
Doğada zulüm yoktur, ihtiyaç vardır.
Ama artık insanlarda başka bir şey var.
Bu, bildiğimiz vahşet değil.
Bu, vicdanını yitirmiş bir bilinç hâli.
İnsanlar, kendi elleriyle yeni bir tür yarattı:
Vahşi İnsanlar Âlemi.
Bu âlemde güç, haklılıktan üstündür. Sessizlik ise artık masumiyet değil, suç ortaklığıdır.
Acı, tüketilecek bir içeriktir. Ve insan, insanı sadece yok ederken değil; görmezden gelirken de öldürür.
Acıya ortak olmak kavramı yok oldu. Başkası can verirken, biz ekranı kaydırıyoruz.
Bir trajedi daha, bir skandal daha, bir karanlık daha… Hepsi birbirine karıştı. Vicdan da algoritmaya yenildi.
Ama bu bir çöküş yazısı değil. Bu bir uyanış çağrısıdır.
Çünkü bu yaşananlar bir bireyin değil, insanlığın topyekûn sınavıdır.
Bu, insanlığın kendi varlığına karşı açılmış bir savaştır.
Ve evet, bizden daha güçlüler.
Ama unuttukları bir şey var:
Bu düzenin çarkı, yakıtı, motoru; insanlığın ta kendisidir.
Tüm inançlar, tüm ideolojiler, tüm siyasi görüşler bir uyanışı tetikleme iddiasıyla ortaya çıktı.
İnsanlık artık bir slogan değil, bir şemsiye arıyor.
Altında nefes alabileceği, insan kalabileceği bir çatı…
Modern zamanda Ülkeleri tanklarla, silahlarla yok etmediler.
Atom bombalarına gerek kalmadı.
Fikirsizlikle yok ettiler.
Ahlaksızlıkla.
Pasiflikle.
Onların istediği şey açık: Ümitsizlik. Umutsuzluk.
“Bir şey değişmez” cümlesine iman etmemiz.
O yüzden insanlığın artık uyanmasının vakti gelmiştir.
Çünkü insan, insan olduğunu hatırladığı anda kurulan bütün karanlık düzenler çökmeye mahkûmdur.
