Merve KABAKUŞ FİLİZCAN - Yazar-Şair
Köşe Yazarı
Merve KABAKUŞ FİLİZCAN - Yazar-Şair
 

Nocebo Etkisi: Ya Bizi Hasta Eden Biraz da Korkularımızsa?

“Beklentilerimiz bazen gerçekliğimizi yazar.” Hiç başınıza gelmemiş bir şeyden o kadar korktunuz ki sonunda onu yaşamaya başladınız mı? Bir hastalığı internetten araştırırken belirtilerini kendinizde bulduğunuz oldu mu? Ya da bir ilacın prospektüsünü okuduktan sonra, daha önce hissetmediğiniz yan etkileri yaşamaya başladınız mı? Peki, gerçekten hasta mıydınız, yoksa zihniniz bedeninize bir oyun mu oynuyordu? Psikolojide bunun bir adı var: Nocebo etkisi. Çoğumuz plasebo etkisini duymuşuzdur. Bir insanın, kendisine iyi geleceğine inandığı bir tedaviden olumlu beklentileri sayesinde fayda görebilmesi… Ancak madalyonun bir de karanlık yüzü var. Plasebo olumlu beklentilerin iyileşmeye katkısını gösterirken nocebo, olumsuz beklentilerin bedensel belirtileri nasıl tetikleyebileceğini ortaya koyuyor. Üstelik burada söz konusu olan yalnızca hayal gücü değil. İnsan gerçekten mide bulantısı, baş ağrısı veya başka fiziksel rahatsızlıklar yaşayabiliyor. Çünkü zihnimizle bedenimiz arasında sandığımızdan çok daha güçlü bir ilişki var. Tarihte bunun ne kadar çarpıcı sonuçlar doğurabileceğini gösteren gerçek bir olay da var. 1998 yılında ABD'nin Tennessee eyaletindeki bir lisede, benzin benzeri bir kokunun fark edilmesiyle başlayan olayda onlarca öğrenci ve öğretmen hastanelik oldu. Baş ağrısı, mide bulantısı ve nefes darlığı gibi şikâyetler kısa sürede yayıldı. Okul tahliye edildi. Ancak yapılan kapsamlı araştırmalarda, belirtileri açıklayabilecek zehirli bir maddeye rastlanmadı. Peki, ortada tespit edilebilen bir zehir yokken bu kadar insan neden kendisini hasta hissetmişti? Araştırmacılar, olayın kitlesel psikojenik hastalık olabileceğini değerlendirdi. Yani korku ve tehlike beklentisi, gerçek bedensel belirtilerin ortaya çıkmasında rol oynamış olabilirdi. Bu olay doğrudan bir nocebo deneyi olmasa da beklentilerin beden üzerindeki etkisini göstermesi açısından dikkat çekiciydi. Demek ki bazen tehlikenin kendisi kadar, tehlikede olduğumuza inanmak da bedenimizi etkileyebiliyor. Peki, korkularımız bizi koruyor mu, yoksa farkında olmadan daha fazla mı yoruyor? Günümüzde bilgiye ulaşmak hiç olmadığı kadar kolay. Bir belirtiyi internette arattığımızda karşımıza onlarca hastalık çıkıyor. Başkalarının yaşadığı olumsuz deneyimleri okudukça aynı şeylerin bizim de başımıza geleceğine inanmaya başlayabiliyoruz. Oysa bir başkasının yaşadığı şey, bizim de yaşayacağımız anlamına gelmiyor. Nocebo etkisi, her korktuğumuz şeyin başımıza geleceğini söylemiyor. Ancak olumsuz beklentilerimiz, bazı bedensel tepkilerimizi ve belirtilerimizin şiddetini etkileyebiliyor. Belki de bu yüzden yalnızca bedenimize değil, zihnimizde sürekli tekrar ettiğimiz cümlelere de dikkat etmeliyiz. Çünkü bazen henüz gerçekleşmemiş ihtimallerin içinde yaşarız. Olmamış bir felaketin yasını tutar, gelmemiş bir acının yükünü taşır, yaşanmamış bir geleceğin korkusuyla bugünü tüketiriz. Sonra da neden bu kadar yorgun olduğumuzu anlayamayız. Oysa her ihtimali kontrol edemeyiz. Her olumsuz düşünceyi susturamayız. Ama her düşünceye inanmak zorunda da değiliz. Belki de kendimize daha sık şu soruyu sormalıyız: “Bu gerçekten yaşadığım bir şey mi, yoksa yaşanmasından korktuğum bir ihtimal mi?” Çünkü ikisi aynı şey değil. İnsan bazen başına gelenlerden değil, başına geleceğine inandıklarından da yorulur.
Ekleme Tarihi: 06 Kasım 2026 -Cuma

Nocebo Etkisi: Ya Bizi Hasta Eden Biraz da Korkularımızsa?

“Beklentilerimiz bazen gerçekliğimizi yazar.”

Hiç başınıza gelmemiş bir şeyden o kadar korktunuz ki sonunda onu yaşamaya başladınız mı?

Bir hastalığı internetten araştırırken belirtilerini kendinizde bulduğunuz oldu mu? Ya da bir ilacın prospektüsünü okuduktan sonra, daha önce hissetmediğiniz yan etkileri yaşamaya başladınız mı?

Peki, gerçekten hasta mıydınız, yoksa zihniniz bedeninize bir oyun mu oynuyordu?

Psikolojide bunun bir adı var: Nocebo etkisi.

Çoğumuz plasebo etkisini duymuşuzdur. Bir insanın, kendisine iyi geleceğine inandığı bir tedaviden olumlu beklentileri sayesinde fayda görebilmesi… Ancak madalyonun bir de karanlık yüzü var.

Plasebo olumlu beklentilerin iyileşmeye katkısını gösterirken nocebo, olumsuz beklentilerin bedensel belirtileri nasıl tetikleyebileceğini ortaya koyuyor.

Üstelik burada söz konusu olan yalnızca hayal gücü değil. İnsan gerçekten mide bulantısı, baş ağrısı veya başka fiziksel rahatsızlıklar yaşayabiliyor. Çünkü zihnimizle bedenimiz arasında sandığımızdan çok daha güçlü bir ilişki var.

Tarihte bunun ne kadar çarpıcı sonuçlar doğurabileceğini gösteren gerçek bir olay da var.

1998 yılında ABD'nin Tennessee eyaletindeki bir lisede, benzin benzeri bir kokunun fark edilmesiyle başlayan olayda onlarca öğrenci ve öğretmen hastanelik oldu. Baş ağrısı, mide bulantısı ve nefes darlığı gibi şikâyetler kısa sürede yayıldı. Okul tahliye edildi.

Ancak yapılan kapsamlı araştırmalarda, belirtileri açıklayabilecek zehirli bir maddeye rastlanmadı.

Peki, ortada tespit edilebilen bir zehir yokken bu kadar insan neden kendisini hasta hissetmişti?

Araştırmacılar, olayın kitlesel psikojenik hastalık olabileceğini değerlendirdi. Yani korku ve tehlike beklentisi, gerçek bedensel belirtilerin ortaya çıkmasında rol oynamış olabilirdi. Bu olay doğrudan bir nocebo deneyi olmasa da beklentilerin beden üzerindeki etkisini göstermesi açısından dikkat çekiciydi.

Demek ki bazen tehlikenin kendisi kadar, tehlikede olduğumuza inanmak da bedenimizi etkileyebiliyor.

Peki, korkularımız bizi koruyor mu, yoksa farkında olmadan daha fazla mı yoruyor?

Günümüzde bilgiye ulaşmak hiç olmadığı kadar kolay. Bir belirtiyi internette arattığımızda karşımıza onlarca hastalık çıkıyor. Başkalarının yaşadığı olumsuz deneyimleri okudukça aynı şeylerin bizim de başımıza geleceğine inanmaya başlayabiliyoruz.

Oysa bir başkasının yaşadığı şey, bizim de yaşayacağımız anlamına gelmiyor.

Nocebo etkisi, her korktuğumuz şeyin başımıza geleceğini söylemiyor. Ancak olumsuz beklentilerimiz, bazı bedensel tepkilerimizi ve belirtilerimizin şiddetini etkileyebiliyor.

Belki de bu yüzden yalnızca bedenimize değil, zihnimizde sürekli tekrar ettiğimiz cümlelere de dikkat etmeliyiz.

Çünkü bazen henüz gerçekleşmemiş ihtimallerin içinde yaşarız. Olmamış bir felaketin yasını tutar, gelmemiş bir acının yükünü taşır, yaşanmamış bir geleceğin korkusuyla bugünü tüketiriz.

Sonra da neden bu kadar yorgun olduğumuzu anlayamayız.

Oysa her ihtimali kontrol edemeyiz. Her olumsuz düşünceyi susturamayız. Ama her düşünceye inanmak zorunda da değiliz.

Belki de kendimize daha sık şu soruyu sormalıyız:

“Bu gerçekten yaşadığım bir şey mi, yoksa yaşanmasından korktuğum bir ihtimal mi?”

Çünkü ikisi aynı şey değil.

İnsan bazen başına gelenlerden değil, başına geleceğine inandıklarından da yorulur.

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (2)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve ulusgazetesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Nevzat
(06.11.2026 08:09 - #6503)
Çok ilginç ve merak edilen bu arada insanların bilmesi gereken bir konuyu yine her zamanki güzel üslubunla anlatmışsın. Sağ olasın.
Merve Filizcan Kıymetli Nevzat hocam, güzel düşünceleriniz ve değerli yorumunuz için gönülden teşekkür ederim. Sizin gibi kalemine ve fikirlerine kıymet verdiğim birinden böyle sözler duymak benim için çok anlamlı. İyi ki varsınız.
Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve ulusgazetesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
(0) (0)
Arzu Kök
(06.11.2026 13:12 - #6507)
İnsanın kendi zihninde nasıl bir korku mahkûmuna dönüşebileceğini çarpıcı biçimde anlatan, düşündürücü bir yazı. Bazen en ağır yük, henüz yaşanmamış olanın korkusudur. Kalemine sağlık.
Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve ulusgazetesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
(0) (0)
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.