Kısa ve öz yazmak istiyorum 29 Ekim'i...
Bu kısa hikaye bile anlatacaktır her şeyi...
Atatürk'e sorarlar:
"Paşam cumhuriyetimizin ilanının 29 Ekim gecesine denk gelmesi bir tesadüf müdür? Yoksa bilerek mi seçtiniz?"
Mustafa Kemal geçmiş günlere dalar:
"Hatırlarsınız Mondros Mütarekesi 30 Ekim 1918'de imzalanmış, vatan parçalanmış, istiliya uğramıştı. Yani bundan tam 4 yıl 364 gün önce... Eğer Cumhuriyet'in ilanına 1 gün daha geç kalsaydık, tam 5 yıl sürmüş olacaktı bu istila. Gönlüm 5 yıl esarete razı gelmedi..."
Atamızın sayı takıntısı vardı. O yüzden Cumhuriyet'in ilanını 29 Ekim gününde yapmış, Mondros hezimetini bir nebze olsun hafifletmek için...
Bu kadar hassas davranan bir lider 5 yıl esareti kabul etmedi. İstanbul işgal edildiğinde gördüğü manzara kalbine dokunmuş ve İngiliz Başbakanı Llody George komutasındaki gemileri göstererek "Geldikleri gibi giderler!" demişti.
Haklı da çıktı...
Sadece geldikleri gibi gitmediler, Türk bayrağını selamlayarak gittiler...
Dosta saygı zaten gösterilir, önemli olan düşmanına bile saygı duymaktır. Bu ülkenin saygınlığını bu vatan uğruna kanını toprağa akıtmış asker sağladı.
29 Ekim öyle büyük bir bayramdır ki yok olmaya yüz tutmuş bir ülkenin şanlı bayramıdır.
