Heyecandan başı döner insanın, içi içine sığmaz, anlatamaya gücü yetmez ya hani,
Ama nazar değmesin diye kimseye de diyemez,
Öyle olmasını dilerim bütün güzelliklerin...
Etrafımdaki insanlara öğrendiklerimi öğretmeyi severim. Hatta her tavla masasına oturduğumda ukalaca derim ki: "Tavlayı benden öğrenenler beni yener. Kötü oynadığımdan değil, iyi öğrettiğimden."
Dünya böyle bir bayrak yarışı olmamalı mı?
Her devir daha iyilerini yetiştirip, uğurlamak zorunda değil mi sizce de?
Alaylı eğitimimde ben bunu gördüm, bunu öğrendim. Ki bunları öğretenlerden Allah bir değil bin kere razı olsun.
Eğitim giderek iyileşeğine kötüleştiği, sanatın sadece yüksek gelirlilere ait olduğu, bırakın keyif almayı, yaşamın lüks sayıldığı bir ülke olduk.
Bir arkadaşımla bu durumu konuşurken bana demişti ki: "İnsanlar var olmayı yaşamak zannediyorlar" Haklıydı.
Var olmaktan vazgeçtim, yaşamaya başlamıştım gençliğimde. Bulunduğum şehir başkentti. Bir çok müzesi var, parkları var, bahçeleri var, operası var, balesi, tiyatrosu, sineması var...
Bu şehrin çoğu imkanını sömürdüm genç yaşlarımda. Bütün gençlere de tavsiye ederim. Ücretsiz etkinlikleri takip edip, kendilerini her alanda geliştirsinler. Hobiler sadece parayla sınırlandırılmasın...
Genç sanatçılar enstrüman çalarlar parklarda, bahçelerde, metrolarda... Huyum kurusun rahat duramam hemen yanlarına geçip başlarım şiir okumaya.
Güzel bir öğrencilik dönemi geçirdim.
Korkum; tüm bu güzellikleri unutmak.
Unutmamak, unutulmamak adına bu şiirim:
"Alzheimer bulaşıcı diyorlar
Doğru mudur bilmem!
Ama çabuk inanırım bilirsin ya
Bani de tutsun diye çok uğraştım bu meret,
Ama olmadı bulmadı beni bir şekilde bu illet.
Seni de unutmak için hasta olmak istedim!
"Ne ne sen hasta olmak mı istedin?" demiştin,
Hatırlar mısın bilmem?
Evet evet sırf seni de unutmak için hasta olmak istedim.
"Ne ne yani sen şimdi ölmek falan da istersin" demiştin ya
O gün utandım diyemedim de
Bak bugün söylüyorum:
Sensiz yaşıyorum mu zannediyorsun?"
