18 Nisan 2026 tarihinde Trabzon Bilim Kültür Sanat Evi’nde (BKSE) ilginç bir toplantı gerçekleşti.
Yeni Kuşak Köy Enstitülüler Derneği Beşikdüzü Şubesi Başkanı öğretmen Osman Balta güçlü sesiyle açtı toplantıyı…
“…İsmail Hakkı Tonguç pedogojisini konuşacağız…” dedi.
“…Kendinde sınıf olmaktan kendisi için sınıf olmaya yönelik bir eğitim biçiminden…” söz etti.
Akademisyen Seçkin Özsoy konuyla ilgili görüşlerini açıkladı.
Köy Enstitülerinin kuramsal temelini anlattı.
Tonguç’tan yola çıkarak Enstitülere ve uygulamalara doğru bir yöntem izledi.
Geçmişle ilgili her konuda olduğu gibi, bu alanda da yeni bir tarih kurmamız (inşa etmemiz) gerektiğini belirtti.
Enstitü gerçeğine olabildiğince sınıfsal bakmaya çalıştı, üretim ilişkileri ve üretim tarzıyla bağlantılarına de değindi.
BirGün yazarı Feray Aytekin Aydoğan ise, günümüz eğitim çarpıklıklarından örnekler vererek, “…Köy Enstitüleri bırakılmasaydı bu günkü sorunlar yaşanmayabilirdi” yönünde yorumlar yaptı.
Eğitim alanındaki örgütlenmelere dikkat çekti.
Dinleyicilerden bazı soru ve yorumlarla toplantı giderek derinleşti.
Bir izleyici; Hasan Ali Yücel’in resmiyeti, Tonguç’un ise halkı(tabanı) temsil ettiğini öne sürdü.
Bunu, iki önder arasında çelişki olarak değil, bulundukları konum açısından söylediğini de belirtti.
Yine aynı izleyici, dönemin gelişen dış koşullarının da (Amerika’ya yöneliş vs.) Enstitülerin kaderinde etkin olduğunu öne sürdü.
Bir diğer katılımcı, “hangi toplumsal dönüşüm olsaydı, enstitüler devam edebilirdi?” diye ortaya bir soru yöneltti.
Bu soruya verilen yanıtlar genelde doğruydu. Toprak devrimi, feodalizmin çözülüşü…
Eğer toprak devrimi yapılmazsa gericilik egemen olur.
Başta dinsel söylemler olmak üzere halkçı siyasetin önü kapanır.
Bir başka arkadaş; “Köy Enstitüsü öncesindeki aydınlanma hamlelerine, köy odaları, halk evlerine değindi, onların da eğitim hamlesinde etkisinin olduğunu” ifade etti.
Toplantının bir diğer farklılığı da konunun edebiyatla buluşturulması oldu…
Kemal Tahir, romanı; Bozkırdaki Çekirdek, Reşat Enis ve romanı Toprak Kokusu, Yakup Kadri’nin Ankara romanı gibi ağalığa, enstitülere ve 30’lu, 40’lı yılların kapitalistleşmesine yer veren edebi ürünlere de değinmek konuya yeni bir genişlik kattı.
Böylece toplantıda ekonomi politiğin edebiyata yansıması yeni bir açılım sağladı.
Toplantıyı düzenleyen Dostları, Beşikdüzü YKKED’i ve Trabzon BKS’yı, yöneticilerini kutlarım.
Konuyu ekonomi politik bilimi bağlamında sunan iki konuşmacıyı da yürekten tebrik ederiz.
İleride “Köy Enstitülerinin Ekonomi Politiği” bağlamında bir akademik çalışma, toplantı yapılırsa buradaki yaklaşımların da katkısı olacaktır.
Bilimle, sanatla, üretkenlikle kalınız…
