Çok karamsarsanız,
Çalışma hevesiniz düşükse,
Kendinizi yorgun, umutsuz, mutsuz duyumsarsanız,
Eliniz bir işe, kafanız bir düşünceye doğru gitmiyorsa…
İşte size çözüm; ÇİMENTO’yu okuyun.
Önünüze yepyeni bir dünya serilecek, yeni bir insan, yeni bir bakış açısı, olağanüstü enerjilerle bir kasabada ölmüş bir fabrikanın yeniden kuruluşu…
“Çimentoyu iyi verirsen tutar. Çimento, biziz. Çimento işçi sınıfıdır.”
Sovyet-Rus Yazar Gladkov, (1883-1958),1925’te yazmıştır, romanını.
1917 Büyük Ekim Devrimi sonrasında iç savaş yılları ve yeni ekonomi politikası (NEP=new economicy policy) uygulamaları yaşanır.
Toplumcu gerçekçi edebiyatın en çok okunan romanlarından biridir.
Bir yanda tüm bireysel-toplumsal varlıklarıyla devrimin yaşatılmasına çalışanlar, diğer yanda her çeşit çıkarın peşinden koşanlar…
Yeryüzünde ilk kez işçilerin devleti kurulmaktadır.
“…İnsanlığın yüzyıllar boyunca düşlediği büyük gerçek biziz…”(sayfa 49)
“Geleceğin çocukları, haydi kalkın ayağa!
Koşun yepyeni bir dünyayı kurmaya!”
Bir yanda enternasyonal söylenir.
Bir yanda kilit mevkilere gelen devrimcilerde dönekliklere rastlanır.
Eskiden fabrikanın baş müdürü olan ve otuz odalı sarayda tek başına yaşayan bir insanın hali işçilerin çok garibine giderdi.
Savaş geldi, devrim oldu, iç savaş yaşandı ve bu bay kaçıp gitti.
Birçok teknik insan da kaçtı, fabrikayı ilk kuran mühendis Kleist hariç.
Kaçan baş müdürün sarayını İşçi Kulübü yaptılar adını Enternasyonal koydular. (s.77)
Bu dönemde Rusya’da açlık ve gıdasızlık çok yaşandı.
Beyaz ordu ve gericiler devrime, insanlara, halka üretim merkezlerine her şeye saldırdılar ama kızıl ordu ve halk başardı.
Gleb ölümün koynundan cepheden çıkıp geldi köyüne ve fabrikayı yeniden canlandırma çabalarını başlattı.
O yıllarda (1921) adı NEP olan yeni iktisadi politika bir zorunluluk eseri uygulandı, başlangıçta itirazlar çok oldu, kapitalizme geri mi döneceğiz filan denildi ama sonunda bunun Sovyet Devleti için zorunlu olduğu anlaşıldı.
Gleb vaktiyle kendisini ölüme zorlayan Kleist’i bağışlayarak fabrikanın yeniden çalışması için onun teknik birikiminden yararlandı.
Ve o da Sovyet Cumhuriyeti’ne yararlı bir yurttaş olmuştur.
İşçi önderi Gleb ile Mühendis Kleist arasında da zaman zaman çalışma hızı ve tarzı konusunda çatışmalar yaşanır.
Sayfa 167 ve 168’de bunun güzel bir örneği verilir:
Kleist hızlı ve yoğun çalışmaya karşıdır. İnsan gücünün verimsizce harcanmasını istemez. Hesap ve işbölümü ister. Heyecanı sağanak yağmuruna benzetir.
Gleb ise, heyecanı sürdürür, “önce insanlara iş sağlayalım, aş sağlayalım, verimliliği sonra düşünürüz” der.
Kitap hep çalışma-mücadele-didinme değil, insan ve yaşam felsefesinin sınırlarını da zorlayan açılımlarla ilerlemektedir. (s.130-133)
İnsan hayatın, yani varlığın, bilinçten daha önemli ve değerli olduğunu sezinlemelidir.
Bütün kitaplar…birer hapishane hücresi gibi…
İnsanoğlu bir isyanın sürekli olarak yenilenmesidir…
Anne karnındaki boyunduruktan toplum şartlarındaki kurallara…ve mezara kadar…
“…Gerçek bağımsızlık gereklilik dediğimiz olayın şartlarına yaratıcı bir içtenlikle katılmaktır.
İnsanlar birlikte yarattıkları işler ölçüsünde ölümsüzleşiyorlar…”
Sayfa 211’de insanların yaşadığı hayattan büyük olup olmadığı sorulur.
Olay örgüsü şudur: askerliğini bitirip kasabasına dönen Gleb ve onu beklediği sıcaklıkla karşılamayan karısı Daşa’nın inanılmaz mücadele ve başarı öyküsü…
Gleb öncesinde bu fabrikada çilingir ustasıdır. Devrim günlerinde gericiler tarafından dövülür, yaralanır, evine gelir, oradan üç yıllığına askere gider, karısı ve çocuğunu bırakarak.
Askerden döndüğünde kasabanın her yönüyle batmış olduğunu, yanmış, yıkılmış, çoğu insanlar ölmüş öldürülmüş.
Karısı ve çocuğu hayattadır.
Kadın, kızılların kadın kollarında, sosyalist parti içinde çalışır, kızını da çocuk bakım evine yollamıştır.
Yeni ekonomi politikası sorunları, kapitalizme geri dönüş tartışmaları, iç savaş sonrası viraneye dönmüş fabrikayı yeniden diriltme çabaları…
Her yönüyle; insanı, toplumu, üretimi, yaşamı yeniden inşa sürecinin çok yönlü sancılarını okumaktayız yapıtta.
Yordam Edebiyattan 2028’de yayımlanan 382 sayfalık bu eseri Erdoğan Tokatlı çevirmiştir.
Kitap, İşçi Önderi Gleb’in zafer ve sosyalizm konuşmasıyla, 1921 Ekim Devrimi yıldönümü anmasıyla, heyecanla ve yüksek alkışlarla biter.
