Halit Suiçmez - Ekonomist/Yazar
Köşe Yazarı
Halit Suiçmez - Ekonomist/Yazar
 

KÖY ENSTİTÜLERİ ve EDEBİYAT…

Köy Enstitüleri Cumhuriyetin en ilerici deneyimlerinden biridir. 1923 Türkiye Devrimi, bir küçük burjuva radikal devrimiydi. Emperyalizmin işbirlikçisi, feodal ve köhnemiş bir iktidara karşı yapılmıştır. Halkın yüzde sekseni kırsal kesimde ve çağdışı koşullarda yaşıyordu. Türkiye ekonomik ve siyasal “bağımsızlığını” koruyabilmek için çağdaş bir emek gücü yaratmalıydı. Aydınlanma yaşamalıydı. Devrimci kadrolar ve Kemalistler çok farklı kesimlerden gelmekteydi. Büyük toprak sahiplerinden, küçük burjuvaziden, emekçi sınıflardan, ticari, mali ve giderek sanayi burjuvazisinden… Zamanla toprak sahibi sınıflar burjuvalaştı. Ve daha da gericileştiler. Yakup Kadri bu “zenginleşme ve burjuvalaşma olaylarını” Ankara romanında, Panorama romanında anlatır. İş Bankası çevresinde “Aferistler” gruplaşmıştır. Sınıf mücadelesi Parti içinde, bürokraside her yerde yaşanıyordu. Hasan Ali Yücel, İsmail Hakkı Tonguç, Nafi Atuf Kansu gibi isimler devrimci kanadı temsil ediyorlardı. Canları pahasına bu güzel deneyimi 1940-1946 döneminde yaşattılar. Ancak bu deneyimin yaşaması toprak devrimine bağlıydı. Toprak ağalığının tasfiyesi gerekiyordu. Rodinson’un dediği gibi, Cumhuriyet bunu başaramadı. Birçok hamleler olmasına karşın. Atatürk sürekli bu devrimi gündeme getirdi ama 1944-45’te Komisyondan bir çeşit “toprak reformu” yasası geçmesine karşın, devrim sözde ve kâğıt üstünde kaldı. Gerçekçi romancı Reşat Enis’in Toprak Kokusu romanı yasaklandı. Bu roman toprak devrimini öngörüyordu çünkü. Yasa, zararsız sayılabilecek şekilde Meclisten geçtikten sonra romanın yasağı kalktı. Toprak devrimi yapamazsanız karşı devrimciler, yani toprak ağaları, feodaller, gericiler, ticari ve mali burjuvazi galip gelir. Sadece köy enstitüleri kapatılmadı, dinin siyasal amaçla kullanılması, Amerika'ya bağımlılık da adım adım gerçekleştirildi. Ülkenin ekonomik politik kültürel bağımsızlığı giderek azaltıldı. Ancak bir emekçi Cumhuriyetinde daha güncellenmiş ve geliştirilmiş olarak yeni bir felsefeyle yeniden gündeme getirilebilir. Köy Enstitülerinin birçok önemli yararından biri de yüzlerce Cumhuriyet aydını, ilerici-devrimci yazar, sanatçı, bilim insanı yetiştirmesidir. Ve bunlar 1950’li 60 ve 70’li yıllarda ölümsüz eserlerini vermişlerdir. Cumhuriyetin 1960’lı yıllarda başlayan ikinci büyük kalkınma ve aydınlanma hamlesinde köy enstitülü yazarların unutulmaz emekleri vardır. Emeğin üretkenliğini esas olarak yazan- çizen- öğreten insanlara büyük saygıyla…
Ekleme Tarihi: 15 Nisan 2026 -Çarşamba

KÖY ENSTİTÜLERİ ve EDEBİYAT…

Köy Enstitüleri Cumhuriyetin en ilerici deneyimlerinden biridir.

1923 Türkiye Devrimi, bir küçük burjuva radikal devrimiydi.

Emperyalizmin işbirlikçisi, feodal ve köhnemiş bir iktidara karşı yapılmıştır.

Halkın yüzde sekseni kırsal kesimde ve çağdışı koşullarda yaşıyordu.

Türkiye ekonomik ve siyasal “bağımsızlığını” koruyabilmek için çağdaş bir emek gücü yaratmalıydı. Aydınlanma yaşamalıydı.

Devrimci kadrolar ve Kemalistler çok farklı kesimlerden gelmekteydi.

Büyük toprak sahiplerinden, küçük burjuvaziden, emekçi sınıflardan, ticari, mali ve giderek sanayi burjuvazisinden…

Zamanla toprak sahibi sınıflar burjuvalaştı. Ve daha da gericileştiler.

Yakup Kadri bu “zenginleşme ve burjuvalaşma olaylarını” Ankara romanında, Panorama romanında anlatır.

İş Bankası çevresinde “Aferistler” gruplaşmıştır.

Sınıf mücadelesi Parti içinde, bürokraside her yerde yaşanıyordu.

Hasan Ali Yücel, İsmail Hakkı Tonguç, Nafi Atuf Kansu gibi isimler devrimci kanadı temsil ediyorlardı.

Canları pahasına bu güzel deneyimi 1940-1946 döneminde yaşattılar.

Ancak bu deneyimin yaşaması toprak devrimine bağlıydı.

Toprak ağalığının tasfiyesi gerekiyordu.

Rodinson’un dediği gibi, Cumhuriyet bunu başaramadı.

Birçok hamleler olmasına karşın.

Atatürk sürekli bu devrimi gündeme getirdi ama 1944-45’te Komisyondan bir çeşit “toprak reformu” yasası geçmesine karşın, devrim sözde ve kâğıt üstünde kaldı.

Gerçekçi romancı Reşat Enis’in Toprak Kokusu romanı yasaklandı.

Bu roman toprak devrimini öngörüyordu çünkü.

Yasa, zararsız sayılabilecek şekilde Meclisten geçtikten sonra romanın yasağı kalktı.

Toprak devrimi yapamazsanız karşı devrimciler, yani toprak ağaları, feodaller, gericiler, ticari ve mali burjuvazi galip gelir.

Sadece köy enstitüleri kapatılmadı, dinin siyasal amaçla kullanılması, Amerika'ya bağımlılık da adım adım gerçekleştirildi.

Ülkenin ekonomik politik kültürel bağımsızlığı giderek azaltıldı.

Ancak bir emekçi Cumhuriyetinde daha güncellenmiş ve geliştirilmiş olarak yeni bir felsefeyle yeniden gündeme getirilebilir.

Köy Enstitülerinin birçok önemli yararından biri de yüzlerce Cumhuriyet aydını, ilerici-devrimci yazar, sanatçı, bilim insanı yetiştirmesidir.

Ve bunlar 1950’li 60 ve 70’li yıllarda ölümsüz eserlerini vermişlerdir.

Cumhuriyetin 1960’lı yıllarda başlayan ikinci büyük kalkınma ve aydınlanma hamlesinde köy enstitülü yazarların unutulmaz emekleri vardır.

Emeğin üretkenliğini esas olarak yazan- çizen- öğreten insanlara büyük saygıyla…

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve ulusgazetesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.