Halit Suiçmez - Ekonomist/Yazar
Köşe Yazarı
Halit Suiçmez - Ekonomist/Yazar
 

TARIMDA “VERİMLİLİK” ÜZERİNE…

2025’te tarımda neler yaşandı? Veriler; 2025’te tarımda büyük kayıplar yaşadık. İklim kötüydü, zirai don oldu, kuraklık ve afetler bitkisel üretimde ciddi zararlar oluşturdu. Çiftçinin eline geçen fiyatlar ve girdilerdeki sürekli artışlar üretim iştahını da azaltmaktadır. TÜİK’e göre; tahıldan baklagillere, meyveden sebzeye kadar büyük üretim kayıpları yaşandı. Türkiye İstatistik Kurumunun verilerine göre yılın üçüncü çeyreğinde tarım sektörü bir önceki yılın aynı çeyreğine göre yüzde 12,7 küçüldü. 2025 yılına ilişkin bitkisel üretim istatistiklerine göre de tarla ürünleri olan tahıllar ve diğer bitkisel ürünler (yem bitkileri hariç) yüzde 9,0, meyveler ise yüzde 30,9 oranında azaldı. Ağaçların fizyolojisi de bozulduğundan gelecek yıllarda da üretim ve verimlilik kayıpları devam edebilir. Tarıma tarihsel ve toplumsal bir bakışla yaklaşabiliriz… Tarihsel; Bunun tarihsel ve toplumsal boyutları olabilir. 24 Ocak 1980 ekonomi kararlarından sonra piyasacılık yaygınlaştı. Kalkınmacı devlet ve karma ekonomi anlayışlarından uzaklaşıldı. Tarımsal KİT’ler özelleştirildi, destekler azaltıldı, kooperatifler işlevsizleşti. 2012’de DPT, MPM kapatıldı. Türkiye, verimlilik ve planlama gücünü-yeteneğini kaybetmeye başladı. Bu süreç 2010’lu yılların ikinci yarısından sonra daha da hızlandı. Verimlilikte tarımsal birlikler (Tariş, Fiskobirlik vs.) önemliydi, şimdi bunlar güçsüzleşmiştir. Planlı tarımda hangi bitkisel tarımın hangi illerde, hayvansal üretimin hangi bölgede yapılacağına karar verilir ve böylece tarımsal üretimde verim yakalanır. Osmanlı’da tarım, ekonomik fazlayı veren tek kesimdi. Bu tarihsel bir durumdu. Aşar vergisi dış borçlara karşılık gösterilen tek kaynaktı. Dolayısıyla tarımsal reform ve köylü gelişiminde adım atılamamıştır. İktisat tarihçisi Hüseyin Avni Şanda’nın Reaya ve Köylü ’de tarımda neden kapitalist bir sürece geçilemediği de açıklanmıştır. 2000’li yılların ilk çeyreğinde tarımın niçin kamusal anlayışlardan bu kadar çok uzak bırakıldığı ayrıca araştırılmalıdır. Elbette bunun başta siyasal ve sosyal olmak üzere hem ideolojik hem de kültürel boyutları bulunabilir. Tarımda verimlilik konusu hem kavramsal hem de ölçüm açısından çok çetin sorunlar içermektedir. Bu yazıda konuya sadece giriş yapacağız… Verimlilik; Tarımda gerçek verimlilik, yalnızca “birim alandan alınan ürün miktarı” ile değil; doğal kaynak kullanımı, emek, sermaye, ekolojik sürdürülebilirlik ve toplumsal maliyetler birlikte dikkate alınarak ölçülür. Bu nedenle tek bir gösterge yeterli değildir. Arazi verimliliği hektar başına ürün olarak hesaplanabilir. Örnek: Yoğun gübre ve su ile yüksek verim alınabilir ama toprak uzun vadede tükenir. Emek verimliliği işgünü başına ürün miktarı ya da ürünün parasal değeri olarak hesaplanabilir. Toplam faktör verimliliği toplam girdilerle toplam çıktıların karşılaştırılmasıyla bulunabilir. Tarımdaki yapıyı, yapısal sorunları kökten kavramak için en iyi göstergedir. Çünkü sadece girdi-çıktı ilişkisini değil, onun çok ötesinde teknolojik düzeyi, organizasyonu, bilgi, kurumsal kapasite ve emek faktörünün niteliği gibi, üretim biçiminden üretim ilişkilerine dek birçok önemli boyutu birlikte yansıtır. Tarımda gerçek verimlilik, toprağı, suyu ve emeği tüketmeden; uzun vadede istikrarlı ürün sağlayabilme kapasitesidir. Köylü toprağında kalabiliyorsa ve toprak kendini yenileyebiliyorsa bunun adı gerçek verimliliktir. Türkiye’de hektar başına verimlilik dünya ortalamasına yakındır ama, bu; yoğun biçimde su, gübre ve enerji kullanımına dayanmaktadır. Enerjide dışa bağımlılık söz konusudur. Avrupa Birliğinde tarım toplam faktör verimliliği endeksi 100 ise, Türkiye’de 60-75 arasındadır. Fark sektöre ve döneme göre değişmekle birlikte yüzde 25-40 bandındadır. (OECD ve Eurostat temelli çalışmalar, 2025) Ve Türk tarımındaki verimlilik artışı teknoloji temelli olamamıştır, dönemsel ve geçicidir, AB’de ise, teknoloji ve ölçek temelli, kurumsal bir toplam faktör verimliliği artışı gerçekleşmektedir. Avrupa tarımı verimlilikle, Türk tarımı faktör genişlemesiyle büyür. Bu nedenlerle Türkiye üretkenlikte ve hayat pahalılığını yenmede sıçrama yapamamaktadır. 2010-2023 döneminde Avrupa Birliğinde tarımda toplam faktör verimliliğinde(tfv) ortalama yüzde 9’luk bir artış kaydedilmiştir. (Easurıng Agrıcultural Productıvıty Insıghts Into Yıelds And Total Factor Productıvıty In The EU, October 2024) Türkiye’de 2010’lardan sonra tarımda tfv durgunlaşmıştır, çünkü ölçek sorunu var, yani arazi parçalıdır, bilgi ve teknoloji transferi zayıftır, tarım politikaları sık değişmekte, kooperatifleşme zayıftır. Tarımda verimlilik genellikle AB ortalamalarından düşüktür. Bunun nedeni, tarımsal işletme ölçekleri, teknoloji kullanımı, destek politikaları ve yapısal reformlara bağlı olarak açıklanmaktadır. Ekonomi politik olarak, yüksek girdili, düşük dirençli ve düşük sürdürülebilirlik içeren bir yapı söz konusudur. Bu durum: çiftçiyi borçlandırır, gıda fiyatlarını oynaklaştırır, ülkeyi ithalata bağımlı kılar. AB tarımı, teknolojik ve kurumsal ilerleme sayesinde aynı girdilerle daha fazla üretirken; Türkiye tarımı daha çok girdi artırarak ayakta kalmaya çalışıyor. Ülkemizde tarımda yoğun girdi kullanılmaktadır. Düşük verimlilik yaygındır. Avrupa Birliğinde ise, bilgi yoğun bir tarım uygulaması söz konusudur. Sürdürülebilirlik  her aşamada gündemlerindedir. Tarımdaki kriz, fiziksel olmanın yanı sıra daha çok, kurumsal ve ekonomi politik bir özellik taşımaktadır. Elbette bundan çıkış yolu planlama ve verimlilik kavramlarından ve bunların gereği olan örgütlenmelerden geçer. Kalkınmacı bir sosyal devlet anlayışıyla, ekonomik-politik ve sosyal yapıda bölüşümü daha adil kılan, üretken, istihdam dostu ve ileri teknolojik yapıya yönelmiş bir büyüme ve kalkınma modeli zorunludur.
Ekleme Tarihi: 07 Ocak 2026 -Çarşamba

TARIMDA “VERİMLİLİK” ÜZERİNE…

2025’te tarımda neler yaşandı?

Veriler;

2025’te tarımda büyük kayıplar yaşadık.

İklim kötüydü, zirai don oldu, kuraklık ve afetler bitkisel üretimde ciddi zararlar oluşturdu.

Çiftçinin eline geçen fiyatlar ve girdilerdeki sürekli artışlar üretim iştahını da azaltmaktadır.

TÜİK’e göre; tahıldan baklagillere, meyveden sebzeye kadar büyük üretim kayıpları yaşandı.

Türkiye İstatistik Kurumunun verilerine göre yılın üçüncü çeyreğinde tarım sektörü bir önceki yılın aynı çeyreğine göre yüzde 12,7 küçüldü.

2025 yılına ilişkin bitkisel üretim istatistiklerine göre de tarla ürünleri olan tahıllar ve diğer bitkisel ürünler (yem bitkileri hariç) yüzde 9,0, meyveler ise yüzde 30,9 oranında azaldı.

Ağaçların fizyolojisi de bozulduğundan gelecek yıllarda da üretim ve verimlilik kayıpları devam edebilir.

Tarıma tarihsel ve toplumsal bir bakışla yaklaşabiliriz…

Tarihsel;

Bunun tarihsel ve toplumsal boyutları olabilir.

24 Ocak 1980 ekonomi kararlarından sonra piyasacılık yaygınlaştı.

Kalkınmacı devlet ve karma ekonomi anlayışlarından uzaklaşıldı.

Tarımsal KİT’ler özelleştirildi, destekler azaltıldı, kooperatifler işlevsizleşti.

2012’de DPT, MPM kapatıldı.

Türkiye, verimlilik ve planlama gücünü-yeteneğini kaybetmeye başladı.

Bu süreç 2010’lu yılların ikinci yarısından sonra daha da hızlandı.

Verimlilikte tarımsal birlikler (Tariş, Fiskobirlik vs.) önemliydi, şimdi bunlar güçsüzleşmiştir.

Planlı tarımda hangi bitkisel tarımın hangi illerde, hayvansal üretimin hangi bölgede yapılacağına karar verilir ve böylece tarımsal üretimde verim yakalanır.

Osmanlı’da tarım, ekonomik fazlayı veren tek kesimdi. Bu tarihsel bir durumdu.

Aşar vergisi dış borçlara karşılık gösterilen tek kaynaktı.

Dolayısıyla tarımsal reform ve köylü gelişiminde adım atılamamıştır.

İktisat tarihçisi Hüseyin Avni Şanda’nın Reaya ve Köylü ’de tarımda neden kapitalist bir sürece geçilemediği de açıklanmıştır.

2000’li yılların ilk çeyreğinde tarımın niçin kamusal anlayışlardan bu kadar çok uzak bırakıldığı ayrıca araştırılmalıdır.

Elbette bunun başta siyasal ve sosyal olmak üzere hem ideolojik hem de kültürel boyutları bulunabilir.

Tarımda verimlilik konusu hem kavramsal hem de ölçüm açısından çok çetin sorunlar içermektedir.

Bu yazıda konuya sadece giriş yapacağız…

Verimlilik;

Tarımda gerçek verimlilik, yalnızca “birim alandan alınan ürün miktarı” ile değil; doğal kaynak kullanımı, emek, sermaye, ekolojik sürdürülebilirlik ve toplumsal maliyetler birlikte dikkate alınarak ölçülür. Bu nedenle tek bir gösterge yeterli değildir.

Arazi verimliliği hektar başına ürün olarak hesaplanabilir.

Örnek: Yoğun gübre ve su ile yüksek verim alınabilir ama toprak uzun vadede tükenir.

Emek verimliliği işgünü başına ürün miktarı ya da ürünün parasal değeri olarak hesaplanabilir.

Toplam faktör verimliliği toplam girdilerle toplam çıktıların karşılaştırılmasıyla bulunabilir.

Tarımdaki yapıyı, yapısal sorunları kökten kavramak için en iyi göstergedir. Çünkü sadece girdi-çıktı ilişkisini değil, onun çok ötesinde teknolojik düzeyi, organizasyonu, bilgi, kurumsal kapasite ve emek faktörünün niteliği gibi, üretim biçiminden üretim ilişkilerine dek birçok önemli boyutu birlikte yansıtır.

Tarımda gerçek verimlilik, toprağı, suyu ve emeği tüketmeden; uzun vadede istikrarlı ürün sağlayabilme kapasitesidir.

Köylü toprağında kalabiliyorsa ve toprak kendini yenileyebiliyorsa bunun adı gerçek verimliliktir.

Türkiye’de hektar başına verimlilik dünya ortalamasına yakındır ama, bu; yoğun biçimde su, gübre ve enerji kullanımına dayanmaktadır.

Enerjide dışa bağımlılık söz konusudur.

Avrupa Birliğinde tarım toplam faktör verimliliği endeksi 100 ise, Türkiye’de 60-75 arasındadır. Fark sektöre ve döneme göre değişmekle birlikte yüzde 25-40 bandındadır. (OECD ve Eurostat temelli çalışmalar, 2025)

Ve Türk tarımındaki verimlilik artışı teknoloji temelli olamamıştır, dönemsel ve geçicidir, AB’de ise, teknoloji ve ölçek temelli, kurumsal bir toplam faktör verimliliği artışı gerçekleşmektedir.

Avrupa tarımı verimlilikle, Türk tarımı faktör genişlemesiyle büyür.

Bu nedenlerle Türkiye üretkenlikte ve hayat pahalılığını yenmede sıçrama yapamamaktadır.

2010-2023 döneminde Avrupa Birliğinde tarımda toplam faktör verimliliğinde(tfv) ortalama yüzde 9’luk bir artış kaydedilmiştir. (Easurıng Agrıcultural Productıvıty Insıghts Into Yıelds And Total Factor Productıvıty In The EU, October 2024)

Türkiye’de 2010’lardan sonra tarımda tfv durgunlaşmıştır, çünkü ölçek sorunu var, yani arazi parçalıdır, bilgi ve teknoloji transferi zayıftır, tarım politikaları sık değişmekte, kooperatifleşme zayıftır.

Tarımda verimlilik genellikle AB ortalamalarından düşüktür. Bunun nedeni, tarımsal işletme ölçekleri, teknoloji kullanımı, destek politikaları ve yapısal reformlara bağlı olarak açıklanmaktadır.

Ekonomi politik olarak, yüksek girdili, düşük dirençli ve düşük sürdürülebilirlik içeren bir yapı söz konusudur.

Bu durum: çiftçiyi borçlandırır, gıda fiyatlarını oynaklaştırır, ülkeyi ithalata bağımlı kılar.

AB tarımı, teknolojik ve kurumsal ilerleme sayesinde aynı girdilerle daha fazla üretirken; Türkiye tarımı daha çok girdi artırarak ayakta kalmaya çalışıyor.

Ülkemizde tarımda yoğun girdi kullanılmaktadır. Düşük verimlilik yaygındır.

Avrupa Birliğinde ise, bilgi yoğun bir tarım uygulaması söz konusudur. Sürdürülebilirlik  her aşamada gündemlerindedir.

Tarımdaki kriz, fiziksel olmanın yanı sıra daha çok, kurumsal ve ekonomi politik bir özellik taşımaktadır.

Elbette bundan çıkış yolu planlama ve verimlilik kavramlarından ve bunların gereği olan örgütlenmelerden geçer.

Kalkınmacı bir sosyal devlet anlayışıyla, ekonomik-politik ve sosyal yapıda bölüşümü daha adil kılan, üretken, istihdam dostu ve ileri teknolojik yapıya yönelmiş bir büyüme ve kalkınma modeli zorunludur.

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve ulusgazetesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.