Yazarlar çok ilginç insanlardır.
Çünkü insanın dramını yazarlar.
Sosyal bilimciler insanın “durumunu” araştırırken, şairler, öykücüler, romancılar insanın acılarını, “dramlarını”, yoksulluklarını kaleme alırlar.
Çoğu yazar-çizer insanın ezilmişliğini görür, masasına geçer yazar, bu yüzeyseldir.
Emine Çakır gibi sağlıkçı şairler, yazarlar yaşamın en kırılgan mekanlarında görev yapar.
Dağ başında dayanılmaz doğum sancısı çeken Anadolu kadınının yanındadır.
Hastanelerde, acil servislerde yaşam-ölüm çatışmasının en keskin uçurumundadırlar.
Geceleri ve gündüzleri hep, en zor koşullardadır.
1961 Balıkesir doğumlu Emine Çakır; sağlık meslek lisesini bitirip Sivas’ın uzak köyüne ebe olarak atanmıştır.
Şişli’de çalışıp sonrasında Fethiye Devlet Hastanesine gelir.
Buradan emekli olur.
Bu arada açık öğrenim programını tamamlar.
Şiir-deneme-öykü kitapları vardır.
Onlarca yeni Can’ın yeryüzüne “merhaba” demesi ebelerin elleriyle olmuştur.
Bebekler, ebeler, anne ve babalar, varlık ve yokluk evleri, doğum sancıları ve onlara karışan yaşam acıları…
Çoğu yazarda olduğu gibi yaşamı sanatını beslemiştir Emine Çakır’ın.
Gelecek yazılarda elbette diğer dizelerinden ve kitaplarından da söz edeceğim.
Burada, 2017’de basılan “Taşevin Uzun Sabahı” isimli kitabındaki bir şiirinden alıntı yapacağım:
“Bozkırda…
Yürüdüm dizenin ince kalbiyle anadolu’ya
Sivas’tayım, yalın yapıldak bunca yıl sonra
Ebeyim, sene bin dokuz yüz seksen dört
Yeşil gözlü, çilli yüzlü bir kız dikilir karşıma
Dünya göçer üstüme
Dışarısı göz gözü görmez, deli bir tufan
Yürümekteyim bir adamın arkasından
…
Kangal köpekleri, açlık, anlatılmaz bir soğuk
…
Tutmaz olmuş ellerim, mora kesmiş kuzey kutup
…
.
.
.
Ev yokluğun ta kendisi…aradığın her şey yitik
…
Bebeği saracak şey yok, bu ev yalın yapıldak
…
Oralarda kadın, kadından önce bir vaha
Olmadı adı belirsiz bir veda…” (sayfa 6-7)
Şairin bu dizeleri sadece yürek burkmaz, çağdaşlığın ilerisine geçmeyi hedef koyan bir toplumun durumu hakkında bizleri derinden düşündürür.
Yazarın temel yürek sancısı insan olmanın hala hak sayılmamasındandır.
Utancı da budur.
Yaşamın dibini görmek, orada yaşamak, insanın ve toplumun gerçekliğini kavramaya hizmet eder.
Her yazar kendi “yer altından” seslenebilmelidir insanlığa.
Sevgili şair-yazar Emine Çakır’ı gerçekçi ve insana yaşama sevinci veren dizeleri için gönülden kutlarız.
Bu yaşanmışlıkla ve duyarlıkla daha nice güzel kitaplar-dizeler yazacağına olan inancımız tamdır.
