Halit Suiçmez - Ekonomist/Yazar
Köşe Yazarı
Halit Suiçmez - Ekonomist/Yazar
 

EDEBİYATTAKİ İKTİSADA OKTAR TÜREL’İN KATKISI…

İktisat ve edebiyat ilişkisi son yıllarda Türkiye’de giderek ilgi gören konulardan biridir. Gerek ekonomi politiğin edebiyata yansıması gerekse romanlarda toplumsal dönüşümlerin yer bulması yaygınlaşmaya başlamıştır. Derya Güler Aydın ve Çınla Akdere’nin derlediği, Edebiyatta İktisat isimli çalışma 2014 yılında İletişim Yayınları tarafından basılmıştır. Bu kitapta Oktar Türel’in “1930’lu Yıllar Türkiye’sinde İktidar Mücadelesi, İstanbul Burjuvazisi ve Lüküs Hayat” başlıklı bir makalesi yer almıştır. Yazar bu denemesinde; -1930’lu yılların ekonomik-toplumsal gelişmelerine ve siyasal iktidar ile ilişkilere, -Uluslararası bunalımın yansımalarına, -Cumhuriyet’in kuruluş yıllarında sanata bakışa, -Atatürk’ün sanat, kültür ve tiyatro hakkındaki görüşlerine, Darülbedayi (İstanbul Şehir Tiyatroları) ve tiyatro ortamına yer verdikten sonra sözü, -“Lüküs Hayat” öyküsüne ve bu eserin toplumsal iletilerine getirmiştir. Lüküs Hayat, 1933 yılında Cemal Reşit Rey tarafından bestelenmiştir. Yazarı Ekrem Reşit Rey ve Nazım Hikmet’tir. İlk gösterim 1933’te operet olarak gerçekleşmiştir. İstanbul’da varlıklı bir aile olan ve borca batık Ruhi ve Belkıs çiftinin köşklerini satışa sunmaları ve devamında bu amaç için bir balo düzenlemelerini konu alır. Lüküs Hayat’ın sözlerinden bazıları şunlardır: Şişli'de bir apartıman Yoksa eğer halin yaman Nikel-kübik mobilyalar Duvarda yağlı boyalar İki tane otomobil Biri açık, biri değil Aşçı, uşak, hizmetçiler Dolu mutfak, dolu kiler Hanım gider, sen gidersin Gündüzleri çaydan çaya Gece olur davetlisin Ya dîneye, ya baloya Lüküs hayat, lüküs hayat Bak keyfine yan gel de yat… Oktar Türel’e göre; lüküs hayat ’ta  “…çizilen toplum modeli para ve zenginlikten başka değer tanımayan bir modeldir.”(adı geçen eser, s.48) Bu müzikal, eser çok uzun yıllar sahnelendi ve oynandı. Bunda hem eserin “bolluk içinde yaşama” yı çağrıştırması, hem de o dönemdeki burjuvazinin yükselme ve zenginleşme hırsını ve geliri düşük sınıfların da sınıf atlama umut ve beklentilerini görmekteyiz neden olarak. Aynı nedenler yeni liberal dönem olan 1980’lerde de canlı kalmış ve oyun sahnelenmeye devam etmiştir. Oktar Türel'in Muhsin Ertuğrul'dan alıntılayarak belirttiği şu söz 1930'lu yılların başlarında paranın egemenliğinin işaretleridir... "...Sanat, gaye, mefkure, ideal ölüyor, varsın ölsün! Yaşasın para!"(Darülbedayi, Aralık 1932)(adı geçen eser, s.41) Bu toplumda başkaları için özverili olmaya gerek yoktur. Lüküs Hayat Opereti'nin ikinci perdesi şöyle kapanır: Alemde kriz varmış, Mevsim sonbaharmış, Bana ne gerek? ... Zenginler yaşarmış, Fakirler şaşarmış, Bana ne gerek? Borçlar birikmiş, Hapse gidilirmiş, Bana ne gerek? ... Bana ne gerek, Sütlü börek? 1920 ve 30'lu yıllarda, yerel burjuvazinin yükseliş sürecinde bir "operet salgını" yaşanmıştır, Oktar Türel'e göre. (a.g.e.s.51) Cumhuriyet, bir ulus-devlet kurma tasarımıydı ve gerçekleştirildi. Yine aynı dönemin biraz öncesi ve devamı da milli iktisat kurma denemesi ve büyük ölçüde de başarılması sürecidir. Ziya Gökalp ile başlayan milli iktisat anlayışı giderek en güçlü teori ve yayıncılığını Kadro Dergisinde, Ş. S. Aydemir, V. N. Tör, Y. K. Karaosmanoğlu gibi büyük yazar ve düşünce insanlarında bulmuştur. Değerli akademisyen-yazar Oktar Türel'in bu katkısı, ekonomi politiğin sanata ve edebiyata yansıması konusunda araştırma yapan bizlere yeni ufuklar sunmaktadır. Yazarı kutlar, bu alanlardaki yeni çalışmalarını merak ve ilgiyle bekleriz.
Ekleme Tarihi: 11 Mart 2026 -Çarşamba

EDEBİYATTAKİ İKTİSADA OKTAR TÜREL’İN KATKISI…

İktisat ve edebiyat ilişkisi son yıllarda Türkiye’de giderek ilgi gören konulardan biridir.

Gerek ekonomi politiğin edebiyata yansıması gerekse romanlarda toplumsal dönüşümlerin yer bulması yaygınlaşmaya başlamıştır.

Derya Güler Aydın ve Çınla Akdere’nin derlediği, Edebiyatta İktisat isimli çalışma 2014 yılında İletişim Yayınları tarafından basılmıştır.

Bu kitapta Oktar Türel’in “1930’lu Yıllar Türkiye’sinde İktidar Mücadelesi, İstanbul Burjuvazisi ve Lüküs Hayat” başlıklı bir makalesi yer almıştır.

Yazar bu denemesinde;

-1930’lu yılların ekonomik-toplumsal gelişmelerine ve siyasal iktidar ile ilişkilere,

-Uluslararası bunalımın yansımalarına,

-Cumhuriyet’in kuruluş yıllarında sanata bakışa,

-Atatürk’ün sanat, kültür ve tiyatro hakkındaki görüşlerine, Darülbedayi (İstanbul Şehir Tiyatroları) ve tiyatro ortamına yer verdikten sonra sözü,

-“Lüküs Hayat” öyküsüne ve bu eserin toplumsal iletilerine getirmiştir.

Lüküs Hayat, 1933 yılında Cemal Reşit Rey tarafından bestelenmiştir.

Yazarı Ekrem Reşit Rey ve Nazım Hikmet’tir.

İlk gösterim 1933’te operet olarak gerçekleşmiştir.

İstanbul’da varlıklı bir aile olan ve borca batık Ruhi ve Belkıs çiftinin köşklerini satışa sunmaları ve devamında bu amaç için bir balo düzenlemelerini konu alır.

Lüküs Hayat’ın sözlerinden bazıları şunlardır:

Şişli'de bir apartıman

Yoksa eğer halin yaman

Nikel-kübik mobilyalar

Duvarda yağlı boyalar

İki tane otomobil

Biri açık, biri değil

Aşçı, uşak, hizmetçiler

Dolu mutfak, dolu kiler

Hanım gider, sen gidersin

Gündüzleri çaydan çaya

Gece olur davetlisin

Ya dîneye, ya baloya

Lüküs hayat, lüküs hayat

Bak keyfine yan gel de yat…

Oktar Türel’e göre; lüküs hayat ’ta  “…çizilen toplum modeli para ve zenginlikten başka değer tanımayan bir modeldir.”(adı geçen eser, s.48)

Bu müzikal, eser çok uzun yıllar sahnelendi ve oynandı.

Bunda hem eserin “bolluk içinde yaşama” yı çağrıştırması, hem de o dönemdeki burjuvazinin yükselme ve zenginleşme hırsını ve geliri düşük sınıfların da sınıf atlama umut ve beklentilerini görmekteyiz neden olarak.

Aynı nedenler yeni liberal dönem olan 1980’lerde de canlı kalmış ve oyun sahnelenmeye devam etmiştir.

Oktar Türel'in Muhsin Ertuğrul'dan alıntılayarak belirttiği şu söz 1930'lu yılların başlarında paranın egemenliğinin işaretleridir...

"...Sanat, gaye, mefkure, ideal ölüyor, varsın ölsün! Yaşasın para!"(Darülbedayi, Aralık 1932)(adı geçen eser, s.41)

Bu toplumda başkaları için özverili olmaya gerek yoktur.

Lüküs Hayat Opereti'nin ikinci perdesi şöyle kapanır:

Alemde kriz varmış,

Mevsim sonbaharmış,

Bana ne gerek?

...

Zenginler yaşarmış,

Fakirler şaşarmış,

Bana ne gerek?

Borçlar birikmiş,

Hapse gidilirmiş,

Bana ne gerek?

...

Bana ne gerek,

Sütlü börek?

1920 ve 30'lu yıllarda, yerel burjuvazinin yükseliş sürecinde bir "operet salgını" yaşanmıştır, Oktar Türel'e göre. (a.g.e.s.51)

Cumhuriyet, bir ulus-devlet kurma tasarımıydı ve gerçekleştirildi.

Yine aynı dönemin biraz öncesi ve devamı da milli iktisat kurma denemesi ve büyük ölçüde de başarılması sürecidir.

Ziya Gökalp ile başlayan milli iktisat anlayışı giderek en güçlü teori ve yayıncılığını Kadro Dergisinde, Ş. S. Aydemir, V. N. Tör, Y. K. Karaosmanoğlu gibi büyük yazar ve düşünce insanlarında bulmuştur.

Değerli akademisyen-yazar Oktar Türel'in bu katkısı, ekonomi politiğin sanata ve edebiyata yansıması konusunda araştırma yapan bizlere yeni ufuklar sunmaktadır.

Yazarı kutlar, bu alanlardaki yeni çalışmalarını merak ve ilgiyle bekleriz.

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve ulusgazetesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.