Atiye Keskin (Kubanlı) - Yazar
Köşe Yazarı
Atiye Keskin (Kubanlı) - Yazar
 

Ölçüye Gelmeyen Mükâfatlar

Bursa Setbaşı İlkokulu'nda, Beşinci Sınıfı bitiren öğrencilerin karnelerini alma toplantısında bulundum. Çocuklar ve öğretmenler gurup gurup hatıra resimlerini çektirdikten  sonra, aydınlık salonda toplandılar, uzun çalışmalarının boşa gitmediğine kâni olduğu emeklerinin birer vesikası gibi olan karneleri elinde getiren öğretmen "Sevgili çocuklarım!"diye söze başladı. Fakat gözleri nemli, sesi düğüm düğümdü. "Beş yıl sizinle iyi ve kötü günler geçirdik, çalıştık, yo- rulduk, zamanımızı boşuna harcamamak için elimizden gelen her şeyi yaptık. Arada sırada size kızdım, bağırdım, bunlar hep sizin iyiliğiniz içindi. Bütün hayat boyunca muvaffakiyetinizle iftihar edeceğim. Sizden ayrılmak bana ne kadar zor geliyor bilemezsiniz!" Diye sözlerini bitirirken kendini tutamayıp ağlıyordu, çocuklar da ağlıyordu. Bunlar nedamet için dökülen göz yaşları değil, cemiyet önünde ve Tanrı huzurunda insanı saadete gö- türen «Medeniyet yer yüzüne dökülen mukaddes göz yaşlarının ve göz nurunun eseridir» denilen göz yaşlarındandı... Bu sırada, çocukların fazla heyecanlanması ile mutlu günlerini kederli bir havaya boğacaklarından endişe eden müdürleri, " Çocuklarım!" Diye söze karıştı, "Napolyon Paris'ten geçerken güçlükle halkı yarmaya çalışan bir adam, kalabalıkla mücadele ede ede, caddenin kenarına kadar gelir. Fakat caddeyi kordona almış asker kendisini geçirmez. İmparatorun huzuruna çıkmak için çırpınan adam Napolyo' nun gözüne ilişince  -Bırakınız gelsin! Diye emir verdikten sonra, şeref kıt'asını : -Dikkat! Hazır ol!.. Fransa geçiyor! Diye selâm durdurur. Bu adam Na- polyo'nun öğretmenidir.  Memleketi yetiştirenlerin öğretmenler olduğuna dair ne tipik tarihi bir hikâyedir. Müdürlerinin anlattıkları bu hikâyeyi büyük bir dikkatle dinleyen çocuklar, daha hürmetkâr, daha sessiz tavırlarla karnelerini birer birer alıp öğretmenlerinin ellerini öpüyorlardı.. Dünyada emeklerin mükâfatını görmek insanları çalıştıran en büyük sevkedicidir. Bir öğretmenin mükâfatı çocuklarının başarılarıdır. Bu başarı hiç bir maddî değerle tartılıp ölçülemeyecek gibi ayrı bir mânâ taşır. Bir memleketin öğretmenleri ne derece muktedir ve kabiliyetli ise yeni nesle güven o derece kudretli olur... Öğretmenliğin ne kadar asil bir meslek olduğunu o gün bir kere daha en derinden hissettim.    
Ekleme Tarihi: 06 Temmuz 2024 - Cumartesi

Ölçüye Gelmeyen Mükâfatlar

Bursa Setbaşı İlkokulu'nda, Beşinci Sınıfı bitiren öğrencilerin karnelerini alma toplantısında bulundum.

Çocuklar ve öğretmenler gurup gurup hatıra resimlerini çektirdikten  sonra, aydınlık salonda toplandılar, uzun çalışmalarının boşa gitmediğine kâni olduğu emeklerinin birer vesikası gibi olan karneleri elinde getiren öğretmen "Sevgili çocuklarım!"diye söze başladı. Fakat gözleri nemli, sesi düğüm düğümdü. "Beş yıl sizinle iyi ve kötü günler geçirdik, çalıştık, yo- rulduk, zamanımızı boşuna harcamamak için elimizden gelen her şeyi yaptık.

Arada sırada size kızdım, bağırdım, bunlar hep sizin iyiliğiniz içindi. Bütün hayat boyunca muvaffakiyetinizle iftihar edeceğim. Sizden ayrılmak bana ne kadar zor geliyor bilemezsiniz!" Diye sözlerini bitirirken kendini tutamayıp ağlıyordu, çocuklar da ağlıyordu. Bunlar nedamet için dökülen göz yaşları değil, cemiyet önünde ve Tanrı huzurunda insanı saadete gö- türen «Medeniyet yer yüzüne dökülen mukaddes göz yaşlarının ve göz nurunun eseridir» denilen göz yaşlarındandı...

Bu sırada, çocukların fazla heyecanlanması ile mutlu günlerini kederli bir havaya boğacaklarından endişe eden müdürleri, " Çocuklarım!" Diye söze karıştı, "Napolyon Paris'ten geçerken güçlükle halkı yarmaya çalışan bir adam, kalabalıkla mücadele ede ede, caddenin kenarına kadar gelir. Fakat caddeyi kordona almış asker kendisini geçirmez. İmparatorun huzuruna çıkmak için çırpınan adam Napolyo' nun gözüne ilişince 

-Bırakınız gelsin! Diye emir verdikten sonra, şeref kıt'asını :

-Dikkat! Hazır ol!.. Fransa geçiyor! Diye selâm durdurur. Bu adam Na- polyo'nun öğretmenidir. 

Memleketi yetiştirenlerin öğretmenler olduğuna dair ne tipik tarihi bir hikâyedir.

Müdürlerinin anlattıkları bu hikâyeyi büyük bir dikkatle dinleyen çocuklar, daha hürmetkâr, daha sessiz tavırlarla karnelerini birer birer alıp öğretmenlerinin ellerini öpüyorlardı..

Dünyada emeklerin mükâfatını görmek insanları çalıştıran en büyük sevkedicidir.

Bir öğretmenin mükâfatı çocuklarının başarılarıdır. Bu başarı hiç bir maddî değerle tartılıp ölçülemeyecek gibi ayrı bir mânâ taşır. Bir memleketin öğretmenleri ne derece muktedir ve kabiliyetli ise yeni nesle güven o derece kudretli olur...

Öğretmenliğin ne kadar asil bir meslek olduğunu o gün bir kere daha en derinden hissettim.

 

 

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve ulusgazetesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Diğer Yazıları

Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.