ÇİÇERO Konuşuyor
Marcus Tullius Cicero, MÖ 106–43 yılları arasında yaşamış Romalı bir devlet adamı, hukukçu, filozof, yazar ve tarihin en etkili hatiplerinden biridir. Roma Cumhuriyeti'nin son döneminde yaşamış ve cumhuriyet yönetimini savunmuştur. Bakalım Çiçero günümüzde Türkiye’de yaşasaydı bizlere neler söylerdi:
Ey Anadolu'nun insanları...
Ben sizlere övgü dağıtmak için gelmedim. Çünkü bir milletin ihtiyacı, hoşuna giden sözler değil; kendisini rahatsız eden hakikatlerdir.
İnsan kulağı övgüyü sever. Fakat devletler övgüyle değil, gerçekle ayakta kalır.
Size ilk sorum şudur: Neden bu kadar öfkelisiniz?
Birbirinizi ne zaman dinlemeyi bıraktınız?
Ne zaman aynı sofraya oturan insanlar birbirini düşman görmeye başladı?
Ne zaman fikir ayrılığı, karakter düşmanlığına dönüştü?
Bir millet, dışarıdan gelen düşmanla uzun süre savaşabilir. Ama kendi vatandaşını düşman ilan etmeye başladığında artık savaş dışarıda değil, içeridedir. Ve hiçbir devlet iç savaşını kazanamaz.
Siz bugün her konuda konuşuyorsunuz.
Ekonomi hakkında...
Adalet hakkında...
Din hakkında...
Cumhuriyet hakkında...
Özgürlük hakkında...
Fakat konuşmalarınızın amacı gerçeği bulmak değil. Karşı tarafı yenmek. İşte bir cumhuriyet önce burada ölür. Çünkü hakikati aramayan insanlar yalnızca taraftar olur. Vatandaş olamaz.
Roma'da da aynı yanlışı gördüm. İnsanlar devleti sevmeyi bıraktılar. Onun yerine kendi gruplarını sevmeye başladılar.
Partilerini...
Ailelerini...
Çıkar çevrelerini...
Liderlerini...
Devlet ikinci sıraya düştü. Sonra herkes kaybetti.
Bugün size soruyorum: Sizin sadakatiniz önce kime?
Vicdanınıza mı?
Kanuna mı?
Yoksa yalnızca size benzeyen insanlara mı?
Çünkü bir toplumun çöküşü, insanların yanlış yapmasıyla başlamaz. Yanlışı savunmasıyla başlar.
Siz adalet istiyorsunuz. Fakat adalet yalnızca size gerektiğinde mi değerlidir?
Yoksa size karşı uygulandığında da savunabileceğiniz bir ilke midir?
İnsanlar çoğu zaman adalet istemez. Kendi lehlerine karar verilmesini ister. Oysa gerçek adalet, hoşunuza gitmeyen kararı da kabul edebilmektir.
Bugün bilgi çağında yaşıyorsunuz. Fakat hiç bu kadar az düşünmediniz.
Parmağınız bir ekranı kaydırırken yüzlerce fikir görüyorsunuz. Ama kaç tanesini gerçekten sorguluyorsunuz?
Başkalarının öfkesi sizin öfkeniz oldu.
Başkalarının korkusu sizin korkunuz oldu.
Başkalarının sloganları sizin düşünceniz oldu.
Özgür olmak, istediğini söylemek değildir. Özgür olmak, başkasının düşündürdüğünü düşünmemektir.
Siz sürekli güçlü lider arıyorsunuz. Ben ise size güçlü kurumlar aramanızı tavsiye ediyorum. Çünkü iyi liderler ölür. Kötü liderler de gider. Ama sağlam kurumlar nesiller boyunca yaşar. Devletleri insanlar değil, kurumlar ayakta tutar. Kanun bir kişiye göre değişmeye başladığı gün, artık ortada kanun kalmaz.
Yolsuzluk yalnızca para çalmak değildir. Hak etmeyen birine makam vermektir. Liyakati küçümsemektir. Çalışanı umutsuz bırakmaktır. Genç bir insanın "Ne kadar çalışırsam çalışayım fark etmeyecek." demesine sebep olmaktır. Bir devlet hazinesini kaybettiğinde yeniden kazanabilir. Ama gençlerinin umudunu kaybettiğinde bunu satın alabileceği hiçbir hazine yoktur.
Ey gençler...
Size sürekli umutlu olun deniliyor. Ben size umutlu olun demeyeceğim. Çünkü umut çalışmadan doğmaz.
Önce kendinizi geliştirin.
Okuyun.
Üretin.
Düşünün.
Soru sorun.
Ve en önemlisi... Hiç kimseyi putlaştırmayın.
İnsanları alkışlayabilirsiniz. Takdir edebilirsiniz. Ama onları düşünmenin yerine koymayın. Çünkü düşünmeyi bıraktığınız gün özgürlüğünüzü başkasına emanet etmiş olursunuz.
Ey yönetenler...
Unutmayınız...
Devlet size ait değildir. Siz devlete aitsiniz. Koltuk, üzerinde oturan kişiden büyüktür. Makam, onu işgal eden insandan daha değerlidir. Çünkü makam kalır. İnsan gider. Geride yalnızca yaptığı iyilikler ve kötülükler kalır.
Ey halk...
Devlet yalnızca Ankara değildir. Devlet sizsiniz.
Trafikte kırmızı ışıkta geçen de devlettir.
Vergi kaçıran da.
Rüşvet veren de.
Çöpünü yere atan da.
Yalan haber yayan da.
Hakaret eden de.
Devlet yalnızca yönetenlerin aynası değildir. Milletin aynasıdır. Eğer aynada gördüğünüzü beğenmiyorsanız önce aynayı değil, yüzünüzü düzeltiniz.
Bugün sizden tek bir şey istiyorum. Birbirinizi ikna etmeye çalışmadan önce anlamaya çalışın.
Çünkü medeniyet aynı fikirde olmak değildir. Birbirini dinleyebilme sanatıdır.
Unutmayınız...
Cumhuriyet yalnızca sandık değildir. Cumhuriyet karakterdir.
Özgürlük yalnızca hak değildir. Sorumluluktur.
Ve adalet yalnızca mahkemede başlamaz. İnsanın kendi vicdanında başlar.
Siz vicdanınızı koruduğunuz sürece, devletiniz de yaşayacaktır. Ama vicdanınızı kaybederseniz... Hiçbir anayasa sizi kurtaramaz. Teşekkür ederim.
