Arzu Kök - Şair ve Yazar
Köşe Yazarı
Arzu Kök - Şair ve Yazar
 

Düşünürler Türkiye Halkına Neler Söylerdi? -49-

KROTONLU THEANO Konuşuyor Krotonlu Theano, Antik Yunan'ın bilinen en erken kadın filozof ve matematikçilerinden biri olarak kabul edilir. En çok Pisagor ile olan ilişkisi ve Pisagorcu okul içindeki rolüyle tanınır. Theano'ya atfedilen düşünceler daha çok: matematikte oran ve uyum kavramları, ahlak felsefesi, aile yaşamı ve çocuk eğitimi, ölçülülük ve erdem üzerinedir. Özellikle "evrendeki uyum" anlayışını insan yaşamına uygulayan Pisagorcu etik geleneğinin önemli temsilcilerinden sayılır.Bakalım Krotonlu Theano günümüzde Türkiye’de yaşasaydı bizlere neler söylerdi: Sevgili Türkiye halkı, Ben Theano. Yüzyıllar önce sayıların yalnızca hesap yapmak için değil, evrenin düzenini anlamak için var olduğuna inanan bir okulun öğrencisi ve öğretmeniydim. Aradan geçen yirmi beş asır boyunca şehirler değişti, diller değişti, devletler kuruldu ve yıkıldı. İnsan gökyüzüne ulaştı, denizlerin altını keşfetti, görünmeyeni görebilen makineler yaptı ve düşünmeyi taklit eden zekâlar geliştirdi. Fakat insanın en büyük sorusu hâlâ aynı kaldı: "Nasıl iyi yaşamalıyım?" Bugün bu güzel ülkede sizlerle aynı zamanı paylaşsaydım, önce şu gerçeği hatırlatmak isterdim: Bir milleti ayakta tutan yalnızca ekonomisi değildir. Yalnızca ordusu değildir. Yalnızca teknolojisi de değildir. Bir milleti ayakta tutan şey, ortak aklıdır. Ortak vicdanıdır. Birbirine duyduğu güvendir. Bugün sizlerin en büyük ihtiyacı daha fazla gürültü değil, daha fazla hikmettir. Çünkü sesler yükseldikçe düşünceler küçülüyor. Konuşmalar çoğaldıkça dinleyenler azalıyor. Oysa hakikatin sesi, bağırarak değil; düşünerek duyulur. Sizler farklı düşüncelere sahip olabilirsiniz. Farklı inançlara, farklı yaşam biçimlerine, farklı siyasi görüşlere sahip olabilirsiniz. Fakat unutmayınız: Bir ülke, aynı fikirde olan insanların değil; birbirine saygı duyan insanların ülkesidir. Fikir ayrılığı bir zenginliktir. Düşmanlık ise ortak geleceğin yoksullaşmasıdır. Biz Pisagorcular evrende "uyum"un en büyük yasa olduğuna inanırdık. Bugün Türkiye'nin de en çok ihtiyaç duyduğu şey budur: Uyum... Uyum, herkesin aynı olması değildir. Farklılıkların birlikte yaşayabilmesidir. Bir orkestrada bütün enstrümanlar aynı sesi çıkarmaz. Ama aynı amacı paylaşırlar. Toplum da böyledir. Ey gençler, Sizlere özellikle sesleniyorum. Hayatınızı başkalarının onayını bekleyerek yaşamayın. Bir ekranın size verdiği beğeni, gerçek değerinizi belirlemez. Takipçi sayısı karakterin ölçüsü değildir. Popüler olmak ile değerli olmak aynı şey değildir. Bilgiye ulaşmanın hiç olmadığı kadar kolay olduğu bir çağda yaşıyorsunuz. Fakat bilgeliğe ulaşmak her zamankinden daha zor. Çünkü bilgi çoğaldı. Ama dikkat azaldı, merak azaldı, derinlik azaldı… Bir dakikada yüz haber okuyabilirsiniz. Ama bir kitabı sabırla okuyamıyorsanız, düşünceniz parçalanmaya başlar. Kendinizi yalnızca tüketen insanlar olmayın. Üreten insanlar olun. Soru soran insanlar olun. Yanılmaktan korkmayın. Yanlış düşünce, düşünmemekten daha değerlidir. Çünkü düşünen insan sonunda doğruyu bulabilir. Hiç düşünmeyen ise başkalarının doğrularını ödünç yaşar. Bugün dünyanın yeni gücü yalnızca petrol değildir. Yalnızca doğal gaz değildir. Bilgidir, bilimdir, araştırmadır… Bir ülke laboratuvarlarını ne kadar güçlendirirse, geleceğini de o kadar güçlendirir. Bir ülke öğretmenine ne kadar değer verirse, çocuklarının yarınını da o kadar büyütür. Okullar yalnızca diploma dağıtan yerler olmamalıdır. Karakter inşa eden yerler olmalıdır. Merakın cezalandırıldığı değil, ödüllendirildiği yerler olmalıdır. Çünkü soru sormayan çocuklardan büyük bilim insanları çıkmaz. Ey anne ve babalar, Çocuklarınıza yalnızca başarılı olmayı öğretmeyin. İyi insan olmayı öğretin. Çünkü zekâ kötü niyetle birleşirse felaket üretir. Bilgi vicdansızlıkla birleşirse insanlığa zarar verir. Gerçek eğitim aklı büyütürken vicdanı da büyütmelidir. Kadınlar hakkında da konuşmak istiyorum. Benim yaşadığım çağda kadınların düşünmesi bile birçok kişiyi şaşırtıyordu. Bugün ise bunun tartışılıyor olması bile insanlığın geriye gitmesi olur. Kadınların özgürlüğü yalnızca kadınların meselesi değildir. Bir toplumun medeniyet seviyesinin aynasıdır. Bir kız çocuğu korkmadan okuyabiliyorsa... Bir kadın emeğinin karşılığını alabiliyorsa... Bir anne kendini güvende hissediyorsa... İşte o toplum gerçekten ilerlemektedir. Bilim insanı kadınlar yetiştiriniz. Sanatçı kadınlar yetiştiriniz. Mühendis kadınlar yetiştiriniz. Filozof kadınlar yetiştiriniz. Çünkü insanlığın yarısı sustuğunda, bilgeliğin de yarısı susmuş olur. Ey yöneticiler, Unutmayınız ki makamlar kalıcı değildir. Fakat adaletin bıraktığı iz kalıcıdır. İnsanlar bazen zenginliği unutur. Fakat adaletsizliği unutmaz. Liyakat, yalnızca bir yönetim ilkesi değildir. Topluma verilmiş bir sözdür. İşi en iyi yapacak insanın görevi üstlenmesi, bütün toplumun hakkıdır. Çünkü adalet yalnızca mahkemelerde kurulmaz. Atamalarda kurulur, okullarda kurulur, iş yerlerinde kurulur, insanların birbirine davranışında kurulur… Bugün sizler büyük bir teknoloji çağında yaşıyorsunuz. Yapay zekâlar yazıyor, makineler öğreniyor, robotlar üretiyor… Fakat hiçbir makine vicdan üretemiyor. Hiçbir algoritma merhameti hesaplayamıyor. Teknolojiyi korkuyla değil, akılla karşılayın. Fakat insan olmanın yerini hiçbir makinenin alamayacağını da unutmayın. Doğaya gelince... İnsan, doğanın sahibi değildir. Misafiridir. Ormanları yalnızca ağaç olarak görmeyin. Nehirleri yalnızca su olarak görmeyin. Toprağı yalnızca arazi olarak görmeyin. Çünkü siz doğayı korumazsanız, doğa da sizi koruyamaz. İklim değişikliği yalnızca bilim insanlarının meselesi değildir. Çocuklarınızın geleceğidir. Ve şimdi sizlere belki de en önemli çağrımı yapmak istiyorum. Birbirinizi dinleyin. Son yıllarda insanlar birbirlerini anlamak yerine etiketlemeye başladı. Bir cümleyi dinlemeden hüküm veriliyor. Bir insan tanınmadan yargılanıyor. Oysa hikmet acele etmez. Önyargı ise daima acelecidir. Bir toplumun en büyük düşmanı cehalet değildir. Kibirdir.Çünkü cahil insan öğrenebilir. Fakat kibirli insan öğrenmeye ihtiyaç duymaz. Her şeyi bildiğini sanır. İşte gerçek tehlike budur. Ben sayıların filozofuydum. Bugün yaşasaydım size yine sayılardan söz ederdim. Ama bu kez farklı sayılardan... Okunan kitap sayısından... Dikilen ağaç sayısından... Üretilen bilimsel makale sayısından... Kurulan kütüphane sayısından... Dinlenen çocuk sayısından... Korunan yaşlı sayısından... Çünkü bir milletin gerçek hesabı bunlarla yapılır. Ekonomi önemlidir, refah önemlidir, üretim önemlidir. Ama güven olmadan hiçbir ekonomi uzun süre ayakta kalamaz. Dürüstlük olmadan hiçbir zenginlik kalıcı olamaz. Erdem olmadan hiçbir başarı insanı mutlu edemez. Ey Türkiye, Sende büyük bir potansiyel görüyorum. Genç nüfusun var. Köklü bir kültürün var, çalışkan insanların var, bilim insanların var, sanatçıların var, girişimcilerin var… Fakat bütün bu güçlerin aynı yöne bakması gerekir. Çünkü aynı gemide yol alan insanlar, birbirlerinin küreklerini kırarak kıyıya ulaşamaz. Son olarak sizlere şunu bırakmak istiyorum. Hayatınızı yalnızca "Daha çok nasıl kazanırım?" sorusuyla geçirmeyin. Şu soruyu da sorun: "Daha çok nasıl fayda sağlarım?" Çünkü insan öldüğünde arkasında bıraktığı servet konuşulmaz. Bıraktığı iz konuşulur. Bıraktığı iyilik konuşulur. Bıraktığı adalet konuşulur. Bıraktığı bilgi konuşulur. Eğer gerçekten güçlü bir ülke olmak istiyorsanız, önce güçlü karakterler yetiştiriniz. Eğer gerçekten mutlu bir toplum olmak istiyorsanız, önce birbirinize güvenmeyi öğreniniz. Ve eğer gerçekten geleceği kurmak istiyorsanız, çocuklarınıza yalnızca meslek değil; erdem de miras bırakınız. Ben Theano. İnanıyorum ki sayıların dili kadar güçlü bir dil daha vardır. O da vicdanın dilidir. Vicdanınız sustuğunda hiçbir başarı sizi kurtaramaz. Vicdanınız konuştuğunda ise en zor yollar bile aydınlanır. Bilgiyi arayın. Adaleti koruyun. Doğayı gözetin. Birbirinizi dinleyin. Ve her gün kendinize şu soruyu sorun: "Bugün yaşadığım dünya, benim sayemde biraz daha iyi bir yer oldu mu?" Eğer bu soruya gönül rahatlığıyla "Evet." diyebiliyorsanız, işte o gün gerçekten bilgece yaşamışsınız demektir.  
Ekleme Tarihi: 18 Temmuz 2026 -Cumartesi

Düşünürler Türkiye Halkına Neler Söylerdi? -49-

KROTONLU THEANO Konuşuyor

Krotonlu Theano, Antik Yunan'ın bilinen en erken kadın filozof ve matematikçilerinden biri olarak kabul edilir. En çok Pisagor ile olan ilişkisi ve Pisagorcu okul içindeki rolüyle tanınır. Theano'ya atfedilen düşünceler daha çok: matematikte oran ve uyum kavramları, ahlak felsefesi, aile yaşamı ve çocuk eğitimi, ölçülülük ve erdem üzerinedir. Özellikle "evrendeki uyum" anlayışını insan yaşamına uygulayan Pisagorcu etik geleneğinin önemli temsilcilerinden sayılır.Bakalım Krotonlu Theano günümüzde Türkiye’de yaşasaydı bizlere neler söylerdi:

Sevgili Türkiye halkı,

Ben Theano.

Yüzyıllar önce sayıların yalnızca hesap yapmak için değil, evrenin düzenini anlamak için var olduğuna inanan bir okulun öğrencisi ve öğretmeniydim. Aradan geçen yirmi beş asır boyunca şehirler değişti, diller değişti, devletler kuruldu ve yıkıldı. İnsan gökyüzüne ulaştı, denizlerin altını keşfetti, görünmeyeni görebilen makineler yaptı ve düşünmeyi taklit eden zekâlar geliştirdi. Fakat insanın en büyük sorusu hâlâ aynı kaldı: "Nasıl iyi yaşamalıyım?"

Bugün bu güzel ülkede sizlerle aynı zamanı paylaşsaydım, önce şu gerçeği hatırlatmak isterdim: Bir milleti ayakta tutan yalnızca ekonomisi değildir. Yalnızca ordusu değildir. Yalnızca teknolojisi de değildir. Bir milleti ayakta tutan şey, ortak aklıdır. Ortak vicdanıdır. Birbirine duyduğu güvendir.

Bugün sizlerin en büyük ihtiyacı daha fazla gürültü değil, daha fazla hikmettir. Çünkü sesler yükseldikçe düşünceler küçülüyor.

Konuşmalar çoğaldıkça dinleyenler azalıyor. Oysa hakikatin sesi, bağırarak değil; düşünerek duyulur.

Sizler farklı düşüncelere sahip olabilirsiniz. Farklı inançlara, farklı yaşam biçimlerine, farklı siyasi görüşlere sahip olabilirsiniz.

Fakat unutmayınız: Bir ülke, aynı fikirde olan insanların değil; birbirine saygı duyan insanların ülkesidir. Fikir ayrılığı bir zenginliktir.

Düşmanlık ise ortak geleceğin yoksullaşmasıdır.

Biz Pisagorcular evrende "uyum"un en büyük yasa olduğuna inanırdık. Bugün Türkiye'nin de en çok ihtiyaç duyduğu şey budur: Uyum... Uyum, herkesin aynı olması değildir. Farklılıkların birlikte yaşayabilmesidir. Bir orkestrada bütün enstrümanlar aynı sesi çıkarmaz. Ama aynı amacı paylaşırlar. Toplum da böyledir.

Ey gençler,

Sizlere özellikle sesleniyorum. Hayatınızı başkalarının onayını bekleyerek yaşamayın.

Bir ekranın size verdiği beğeni, gerçek değerinizi belirlemez. Takipçi sayısı karakterin ölçüsü değildir. Popüler olmak ile değerli olmak aynı şey değildir.

Bilgiye ulaşmanın hiç olmadığı kadar kolay olduğu bir çağda yaşıyorsunuz. Fakat bilgeliğe ulaşmak her zamankinden daha zor. Çünkü bilgi çoğaldı. Ama dikkat azaldı, merak azaldı, derinlik azaldı… Bir dakikada yüz haber okuyabilirsiniz. Ama bir kitabı sabırla okuyamıyorsanız, düşünceniz parçalanmaya başlar.

Kendinizi yalnızca tüketen insanlar olmayın. Üreten insanlar olun. Soru soran insanlar olun. Yanılmaktan korkmayın. Yanlış düşünce, düşünmemekten daha değerlidir. Çünkü düşünen insan sonunda doğruyu bulabilir. Hiç düşünmeyen ise başkalarının doğrularını ödünç yaşar.

Bugün dünyanın yeni gücü yalnızca petrol değildir.

Yalnızca doğal gaz değildir. Bilgidir, bilimdir, araştırmadır…

Bir ülke laboratuvarlarını ne kadar güçlendirirse, geleceğini de o kadar güçlendirir.

Bir ülke öğretmenine ne kadar değer verirse, çocuklarının yarınını da o kadar büyütür.

Okullar yalnızca diploma dağıtan yerler olmamalıdır. Karakter inşa eden yerler olmalıdır.

Merakın cezalandırıldığı değil, ödüllendirildiği yerler olmalıdır. Çünkü soru sormayan çocuklardan büyük bilim insanları çıkmaz.

Ey anne ve babalar,

Çocuklarınıza yalnızca başarılı olmayı öğretmeyin. İyi insan olmayı öğretin. Çünkü zekâ kötü niyetle birleşirse felaket üretir.

Bilgi vicdansızlıkla birleşirse insanlığa zarar verir. Gerçek eğitim aklı büyütürken vicdanı da büyütmelidir.

Kadınlar hakkında da konuşmak istiyorum.

Benim yaşadığım çağda kadınların düşünmesi bile birçok kişiyi şaşırtıyordu. Bugün ise bunun tartışılıyor olması bile insanlığın geriye gitmesi olur.

Kadınların özgürlüğü yalnızca kadınların meselesi değildir. Bir toplumun medeniyet seviyesinin aynasıdır.

Bir kız çocuğu korkmadan okuyabiliyorsa...

Bir kadın emeğinin karşılığını alabiliyorsa...

Bir anne kendini güvende hissediyorsa...

İşte o toplum gerçekten ilerlemektedir.

Bilim insanı kadınlar yetiştiriniz. Sanatçı kadınlar yetiştiriniz. Mühendis kadınlar yetiştiriniz. Filozof kadınlar yetiştiriniz. Çünkü insanlığın yarısı sustuğunda, bilgeliğin de yarısı susmuş olur.

Ey yöneticiler,

Unutmayınız ki makamlar kalıcı değildir. Fakat adaletin bıraktığı iz kalıcıdır.

İnsanlar bazen zenginliği unutur. Fakat adaletsizliği unutmaz.

Liyakat, yalnızca bir yönetim ilkesi değildir. Topluma verilmiş bir sözdür.

İşi en iyi yapacak insanın görevi üstlenmesi, bütün toplumun hakkıdır. Çünkü adalet yalnızca mahkemelerde kurulmaz. Atamalarda kurulur, okullarda kurulur, iş yerlerinde kurulur, insanların birbirine davranışında kurulur…

Bugün sizler büyük bir teknoloji çağında yaşıyorsunuz. Yapay zekâlar yazıyor, makineler öğreniyor, robotlar üretiyor… Fakat hiçbir makine vicdan üretemiyor. Hiçbir algoritma merhameti hesaplayamıyor.

Teknolojiyi korkuyla değil, akılla karşılayın. Fakat insan olmanın yerini hiçbir makinenin alamayacağını da unutmayın.

Doğaya gelince... İnsan, doğanın sahibi değildir. Misafiridir.

Ormanları yalnızca ağaç olarak görmeyin. Nehirleri yalnızca su olarak görmeyin. Toprağı yalnızca arazi olarak görmeyin. Çünkü siz doğayı korumazsanız, doğa da sizi koruyamaz.

İklim değişikliği yalnızca bilim insanlarının meselesi değildir. Çocuklarınızın geleceğidir. Ve şimdi sizlere belki de en önemli çağrımı yapmak istiyorum.

Birbirinizi dinleyin. Son yıllarda insanlar birbirlerini anlamak yerine etiketlemeye başladı. Bir cümleyi dinlemeden hüküm veriliyor. Bir insan tanınmadan yargılanıyor. Oysa hikmet acele etmez. Önyargı ise daima acelecidir. Bir toplumun en büyük düşmanı cehalet değildir. Kibirdir.Çünkü cahil insan öğrenebilir. Fakat kibirli insan öğrenmeye ihtiyaç duymaz. Her şeyi bildiğini sanır. İşte gerçek tehlike budur.

Ben sayıların filozofuydum. Bugün yaşasaydım size yine sayılardan söz ederdim. Ama bu kez farklı sayılardan...

Okunan kitap sayısından...

Dikilen ağaç sayısından...

Üretilen bilimsel makale sayısından...

Kurulan kütüphane sayısından...

Dinlenen çocuk sayısından...

Korunan yaşlı sayısından...

Çünkü bir milletin gerçek hesabı bunlarla yapılır.

Ekonomi önemlidir, refah önemlidir, üretim önemlidir. Ama güven olmadan hiçbir ekonomi uzun süre ayakta kalamaz. Dürüstlük olmadan hiçbir zenginlik kalıcı olamaz. Erdem olmadan hiçbir başarı insanı mutlu edemez.

Ey Türkiye,

Sende büyük bir potansiyel görüyorum.

Genç nüfusun var. Köklü bir kültürün var, çalışkan insanların var, bilim insanların var, sanatçıların var, girişimcilerin var… Fakat bütün bu güçlerin aynı yöne bakması gerekir. Çünkü aynı gemide yol alan insanlar, birbirlerinin küreklerini kırarak kıyıya ulaşamaz.

Son olarak sizlere şunu bırakmak istiyorum. Hayatınızı yalnızca "Daha çok nasıl kazanırım?" sorusuyla geçirmeyin. Şu soruyu da sorun: "Daha çok nasıl fayda sağlarım?" Çünkü insan öldüğünde arkasında bıraktığı servet konuşulmaz. Bıraktığı iz konuşulur. Bıraktığı iyilik konuşulur. Bıraktığı adalet konuşulur. Bıraktığı bilgi konuşulur.

Eğer gerçekten güçlü bir ülke olmak istiyorsanız, önce güçlü karakterler yetiştiriniz.

Eğer gerçekten mutlu bir toplum olmak istiyorsanız, önce birbirinize güvenmeyi öğreniniz.

Ve eğer gerçekten geleceği kurmak istiyorsanız, çocuklarınıza yalnızca meslek değil; erdem de miras bırakınız.

Ben Theano.

İnanıyorum ki sayıların dili kadar güçlü bir dil daha vardır.

O da vicdanın dilidir.

Vicdanınız sustuğunda hiçbir başarı sizi kurtaramaz.

Vicdanınız konuştuğunda ise en zor yollar bile aydınlanır.

Bilgiyi arayın.

Adaleti koruyun.

Doğayı gözetin.

Birbirinizi dinleyin.

Ve her gün kendinize şu soruyu sorun: "Bugün yaşadığım dünya, benim sayemde biraz daha iyi bir yer oldu mu?"

Eğer bu soruya gönül rahatlığıyla "Evet." diyebiliyorsanız, işte o gün gerçekten bilgece yaşamışsınız demektir.

 

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve ulusgazetesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.