Medeniyet ile bedevi doğmatizm arasındaki gerilim, insanlığın derin krizlerinden biridir. Siyasal, kültürel ve entelektüel boyutları olan bu kriz, medeniyet ve bedevi doğmatizmin insan anlayışıyla yakından ilgilidir. Bedevi doğmatizm ve medeniyet arasındaki çatışma, ontolojik bir kriz durumunu ifade etmektedir.
Medeniyet, özgür bireyi, yaratıcılığı, eleştirel aklı üretmekte ve gerektirmektedir. Bedevi doğmatizm, itaat eden insan tipinden başka bir şey üretmemektedir, çünkü bedevi doğmatizmin ihtiyaç duyduğu tek şey, itaat eden ve teslim olan insandır. Bedevi doğmatizm zihniyetinin hâkim olduğu toplumlarda, medeniyet ve modernite yoktur, sadece itaat kültürü vardır. Bedevi doğmatizm, itaat kültürünün egemenliğidir.
Modern anlamda medeniyetin bireysel özgürlük, eleştirel akıl ve yaratıcı açık kültür şeklinde üç saç ayağı bulunmaktadır. Modern medeniyet anlayışında birey, hiçbir otoriteye tabi olan, tapan ve tebalaşan bir kişi değildir. İnsan, anlam, değer, bilgi, felsefe, sanat, bilim ve maneviyat üreten özgür bir bireydir. Medeniyet, özgür bireyin yarattığı ve yaşadığı bir insanlık durumudur. Bedevi doğmatizmi taklit eden ve ona teslim olan kişilerin ve grupların yaptıkları şeyler, medeniyet olgusu bağlamında ve kapsamında değildir. Bedevi doğmatizmi ve itaat kültürünü üreten hiçbir şey, modern ve medeni olarak nitelenmeyi hak etmemektedir.
Bedevi doğmatizmin mantığı, esasları, kaynakları, kurumları ve kuralları, moderniteden ve medeniyetten tamamen farklıdır. Bedevi doğmatizmde insan, özgür birey değildir. Bedevi doğmatizm, insanı teolojik ve metafizik otoritelere bağımlı köle olarak tanımlamaktadır. Bedevi doğmatizm, tartışılmaz mutlak doğmalar, mutlak hak ve hakikat olduğu sanılan insan ve doğa üstü otoriteler ve ontolojik düzeyde bir itaat ve teslimiyet ideolojisi üretmektedir. Bedevi doğmatizm, özgür birey olma imkanlarını ortadan kaldırır ve itaatkâr bir toplum üretmeyi hedefler.
Modern medeniyet, felsefeden beslenir ve gelişir. Bedevi doğmatizm zihniyeti, felsefeyle karşılaştığı yerde felsefeyi boğmaya ve yok etmeye çalışır. Bedevi doğmatizmin olduğu yerde felsefe yoktur. Bazı düşünürler, bedevi felsefeye rağmen felsefi bir tecrübeyi yaşamaya çalışmışlardır. Bazı düşünürlerin istisnai nitelikte felsefi tecrübeye sahip olmaları, bedevi doğmatizm içinde felsefenin mümkün olduğu anlamına gelmemektedir. Felsefeyi amansız düşman gören bedevi doğmatizm, felsefeye ve akla sürekli ve sistematik bir şekilde saldırmıştır. Bedevi doğmatizm, felsefeye karşı verdiği mücadelede felsefeyi yenilgiye uğratmış ve doğmalarının hâkim olmasını sağlamıştır. Felsefenin bedevi doğmatizme yenilmesi sonucu entelektüel, bilimsel ve akademik hayat cılızlaşmış ve zayıflamıştır. Medeniyet, ekmek ve su gibi felsefeye ihtiyaç duyarken, bedevi doğmatizm, vebadan kaçar gibi felsefeden kaçmıştır.
Medeniyet, her zamanda ve mekânda oluşabilecek ve gelişebilecek bir olgu değildir. Medeniyet olgusunun oluşması ve gelişmesi için özgür düşünceye, bilimsel meraka, bireysel yaratıcılığa, eleştirel akla ve çoğulcu tartışmaya ihtiyaç vardır. Özgür düşünmenin, bilimsel merakın ve araştırmanın, bireysel yaratıcılığın ve çoğulcu tartışmanın olmadığı yerde medeniyet oluşmaz ve gelişmez. Tartışılmaz doğmaların, yüce otoritelerin ve itaat kültürünün olduğu yerlerde katı ve kapalı gelenekler oluşur. Katı ve kapalı gelenek, medeniyet değildir. İnsanı itaat eden ve teslimiyet içinde olan köle şeklinde tanımlayan kabileci doğmatizm zihniyeti, kapalı gelenek oluştururken, insanı özgür birey olarak tanımlayan modern zihniyet ise, medeniyet inşa eder. Medeniyet ve bedevi doğmatizm arasında, insan anlayışları açısından ontolojik bir çatışma ve farklılık vardır.
Medeniyet üretemeyen, oluşturmayan ve geliştirmeyen bedevi doğmatizm, mükemmel ve tamamlanmış olduğunu vehmettiği gelenek içinde altın çağların olduğunu gerçek olarak anlatır. Bedevi doğmatizmin altın çağ olarak anlattığı şeyler, tarihsel gerçekler olmaktan ziyade ideolojik efsanelerden ve kurgulardan başka bir şey değildirler. Bedevi doğmatizmin medeniyet ve altın çağ kurgusu, hayali bir geçmiş efsanesidir. Farklı kültürlerden ve tecrübelerden beslenerek bilimsel ve felsefe alanlarında gelişmeler yapılabileceği gerçeğini karartan bedevi doğmatizm, altın çağın doğmaları sayesinde gerçekleştirildiğini vehmetmektedir.
İtaat ve teslimiyet, medeniyet üretmez, oluşturmaz ve geliştirmez. İnsanı özgür, akıllı ve onurlu birey olarak tanıyan ve tanımlayan modern zihniyet, medeniyet oluşturabilir. İnsanı metafizik ve teolojik otoritelere, kaynaklara ve kurumlara köle ve kul olarak tanımlayan kabilevi doğmatizm, medeniyet değil, teokratik despotizm üretir.
