Hümanizm, asli ölçü olarak insanlığın önemini ve önceliğini ifade etmektedir. Adalet, selamet ve hakikat olarak hümanizmden konuşmak, aslında insana ve hayata dair her şeyin yeniden ele alınmasını, düşünülmesini, sorgulanmasını ve eleştirilmesini gerekli kılmaktadır. Hümanizm, hürriyet- adalet-barış arasındaki ilişkiye insan üstü ve ötesi olduğu sanılan referanslar getirmeden onlar arasında yaratıcı bir ilişki kurmak için çaba sarfetmektir. Adalet, barış, özgürlük ve hakikat olarak hümanizmden bahsetmek bütün insanlık tecrübesini ve durumunu yeniden ele almak ve değerlendirmek anamına gelmektedir. Hümanizm, sadece yüzeysel olarak insan hakkında konuşmak değildir. Hümanizm, insanlığın huzurunda insanlık durumumuzu değerlendirmek demektir. İnsanı her yerde ve köşede görmek, insanlığın huzurunda akıllı, ahlaklı, adil ve barışçıl insan olmaya çalışmak, hümanizmin bize yüklediği asli sorumluluktur.
Hümanizm olarak insanlıktan bahsettiğimiz zaman insanlığın adalet, hürriyet, barış ve hakikat olarak hayali alemlerde değil, gerçek olan dünyada ve yeryüzünde varolması gerekmektedir. Adalet, barış ve hakikat olarak hümanizm, insanlığın bu dünyada ve insanların arasında gerçekleşmesini gerekli kılmaktadır. Bu dünyada ve insanlar arasında gerçekleşme anlamında hümanizmden konuştuğumuz zaman, akıl ahlak ve ve adalet arasında anlamlı bir çerçeve oluşmaktadır. Dünyanın dışında, hayali alemlerde varolduğu sanılan vehimlere dayanarak hürriyet, barış ve adalet arasındaki ilişkiyi konuşmak anlamlı değildir. Hümanizm, hürriyet, adalet ve barıştan, insanlar arasında ve dünyada olan insani durumdan ve arayıştan bahsetmek anlamına gelmektedir.
Hümanizm, insanlığın insan ötesi yükseklerde değil, insanlığın kendi arasında kendini, kendisiyle ve doğayla yaşaması demektir. İnsanı insanüstü vehimlerin altında konumlandıran yanılsamalar, insanı insanlık durumuna yabancılaştırmaktadırlar. İnsani durumun dışında olan yanılsamalarla, insani bir ihtiyaç olan özgürlük, barış ve adalet açıklanamaz. Hümanizmi kavramaya çalışmak, insanlık ile insani ihtiyaç olan özgürlük, barış ve adalet arasındaki ilişkiyi kurmaktır.
Barış ve adalet, bu dünyada gerçekleştirilmesi gereken durumlardır. Barış, adalet ve özgürlük, başka hayali alemlerde yoktur. Adaletin, aklın, barışın ve özgürlüğün yeri dünyadır. Adalete, özgürlüğe ve barışa ihtiyaç duyan insanlık, bu dünyayı barış ve refah yurdu haline getirme sorumluluğunu taşımaktadır. Hümanizm, dünyayı barış ve adalet yurdu haline getirme görevini insana yüklemektedir.Hümanizm, insanlığın birliğini ifade ettiği gibi, insanın barış ve adaleti inşa etme görevi ve sorumluluğunu da içermektedir.Dünyayı her yerden farklı kılacak ve doğru bir yer haline getirecek tek şey, akıl, barış ve adalettir.
Hümanizm, insanlığın ve doğanın parçalanmasına izin vermemektedir. Hümanizm, insani tecrübeyi bütüncül olarak ele almakta ve bütün insani tecrübeyi insanlıkta birleştrmektedir. Hümanizm, hakikatin kendisinde oluştuğu asli ölçü olarak insanlığı görmektedir. Gerçek Ben olarak insan, akıl, adalet, ahlak, barış ve özgürlük sahibidir. Adalet ve barıştan bağımsız bir hümanizm mümkün değildir. Hümanizm, adaleti ve barışı insanın benliğinin kendisi haline getirmektedir, çünkü hümanizme göre insan, akıllıdır, adildir, vicdanlıdır, barışçıldır.
Hümanizm, insanı hakiki akıllı benlik olarak kabul etmektedir. Hümanizm, insanı ve insanlığı hak ve hakikat olarak ölçü almaktadır. Hakiki benlik, hak ve hakikat olan insan ve insanlık, birbirinden farklılaştığı gibi, bulunduğu zaman ve mekâna bağlı olarak sürekli olarak yeni hayatlar ve tecrübeler yaşamaktadır.
Hümanizm, insanlığa ve doğaya ait olan bütün hakikatleri sadece insan tarafından anlaşılabileceğini ve açıklanabileceğini esas almaktadır. İnsanın aklının, bilgisinin, düşüncesinin, hukukunun, ekonomisinin, kültürünün sahte temeller üzerinde kurgulamak ve parçalamak hümanizme karşı yapılan paganizmdir. Hümanizm, putların alacakaranlığından çıkmaktır. Hümanizm, insani hakikati ifade etmektedir. Hümanizm, insanın içinde ve insanla beraber olan insani ve doğal duruma insanı açmaktadır. Hümanizm, bir felsefe, tecrübe, durum ve davettir. Hümanizm, bireyi, insanlığa ve doğaya kendisini açmaya ve insanlığın huzurunda dünyada yaşamaya davettir.
