Halit Suiçmez - Ekonomist/Yazar
Köşe Yazarı
Halit Suiçmez - Ekonomist/Yazar
 

PROFESÖR OKTAR TÜREL’LE “İKTİSAT VE EDEBİYAT” SOHBETİ…

Ümitköy’deki kafeye sevinçle yürüdük Nurcan ile. Mart’ın bu açık güneşli sabahında Oktar Hoca ile buluşup söyleşeceğiz. Öğle kahvesi içerek… Konumuz; “edebiyat ve iktisat” olacak kuşkusuz. Hocamızı Kafenin kapısında karşılayıp buyur ettik içeri. Yakından geliyordu, yürümüştü, biraz nefeslenip kahvelerimizi söyledik. Başlangıçta biraz emeklilikten, planlamadan, verimlilik merkezinden (MPM) filan söz edip lafı edebiyata getirdik. Efendim, Oktar Hoca’nın, orta yaşları çağında, edebiyatçı-eleştirmen Mehmet Kaplan ile sohbetleri olmuş ve bu görüşmeler edebiyat sevgisini ve bilgisini ilerletmiştir. Hoca, Tevfik Fikret şiirlerinin bazılarını aruz ölçülerine de uygun olarak günümüz Türkçesine çevirmiştir. Oktar Türel’e, “edebiyat-iktisat ilişkisine verilebilecek güzel örnekler hangisidir” diye sorduğumuzda yanıtı şöyledir: “Başta Balzac romanları iyi örnektir. Özellikle Goriot Baba’da yükselme hırsını temsil eden “Une leçon d’arrivisme” tanımlaması, yükselme-sınıf atlama dersi anlamında olup, Eugene de Rastignac isimli karakterin belirgin özelliğidir. Yeraltından Notlar, Sevgi Soysal, Samim Kocagöz ve Kemal Bilbaşar, Tevfik Fikret Şiirleri güzel örnekler sayılabilir. Araştırma düzeyinde “ekonomi politiğin edebiyata yansıması” çok geniş kapsamlıdır. Bunu mutlaka ağırlık Türk Edebiyatında ve romanlarda olmak üzere, belirli bir döneme yoğunlaşarak çalışmak gerekir. 1960’lı yılların Türkiye Ekonomisindeki kalkınma hamleleri olumlu anlamda romana pek yansımamıştır. Konuyu doğrudan ekonomi politik diye değil de “toplumsal değişmelerin romana yansıması” olarak almak belki daha doğru olur. Kalkmadan önce de deneme ve öykü kitaplarımızdan armağan ettik Hoca’ya. İki saatlik sohbetin tadı damağımızda, düşünsel derinliği kafamızda ve Sevgili Hocamızın gülümseyişleri ve iyimserliği kalbimizde kalarak ayrıldık. Aşağıda Profesör Oktar Türel’in Tevfik Fikret çalışmasından bir örnek veriyoruz: Türkçemizi beğenmeyip eski dile özenenlere bir ders var burada. Tevfik Fikret şiirinin tadına varıyoruz böylece. “ZELZELE Bin üç yüz ondu ... Henüz dün bu köhne izbeye sen                          misafir olmuştun ki, hep sinirli ve hummalı hastalar gibi yer                                   birden                            için için ve uzun süreyle çırpınarak; kırdı, yıktı, geçti ...Keder ve korku yüzleri soldurdu; evler, aileler, birer döküntü; kalanlar bütün ezik, hurda; bitik ve boynu ezik en şerefli başlar da;                            minareler bile yer                                    ile bir. Biraz da ders çıkarır insanoğlu uğradığı                           bu darbeden belki ... Biraz uyanmak için bin belalı ders ne haşin!                                    * Sen işte böyle siyah günlerin misafirisin.                           Hayatın elbette kolay, sevinçli ve güzel bir seyahat olmayacak.                                   Lakin                          çölünde bin çilenin kolay, sevinçli ve güzel bir seyahatin ancak hayali vardır; uzak bir serap için koşmak nihayetinde yorulmak ve boş yorulmaktır; hayatı dev gibi gerçekle çarpışan kazanır;                         zafer biraz da hasar                                     ister ve yılmadan yüce uğraşların yolunda giden                             atar adımlarını; önünde zelzeleler, arkasında zelzeleler ! (Açıklayıcı notlar: İlk dizede atıfta bulunulan 1310, miladi takvimle (Büyük İstanbul Depremi'nin yaşandığı) 1894 yılıdır. Fikret'in (bu şiirde kendisine hitap edilen) oğlu Halûk, 1893'de doğmuştu. Özgün metni Halûk'un Defteri'nde (1911) yer alan bu şiir, "müstezad" formunda yazılmış ve uzun dizelerdeki (mefailün feilatün mefailün feilün) kalıbı, kısa dizelerde (mefailün feilün) veya (feilün) parçalarıyla kullanılmıştır.) “ Oktar Türel’in “iktisat edebiyat ilişkisi” bağlamında ele alınabilecek çalışmalarından biri de Lüküs Hayat Operası üzerine yaptığı incelemesidir. 1930’lu yıllarda yazılan-bestelenen ve oynanan bu eserin toplumsal gelişme ve değişim açısından neyi ifade ettiği ise gelecek yazılarımızdan birinin konusu olsun…
Ekleme Tarihi: 18 Mart 2026 -Çarşamba

PROFESÖR OKTAR TÜREL’LE “İKTİSAT VE EDEBİYAT” SOHBETİ…

Ümitköy’deki kafeye sevinçle yürüdük Nurcan ile.

Mart’ın bu açık güneşli sabahında Oktar Hoca ile buluşup söyleşeceğiz.

Öğle kahvesi içerek…

Konumuz; “edebiyat ve iktisat” olacak kuşkusuz.

Hocamızı Kafenin kapısında karşılayıp buyur ettik içeri.

Yakından geliyordu, yürümüştü, biraz nefeslenip kahvelerimizi söyledik.

Başlangıçta biraz emeklilikten, planlamadan, verimlilik merkezinden (MPM) filan söz edip lafı edebiyata getirdik.

Efendim, Oktar Hoca’nın, orta yaşları çağında, edebiyatçı-eleştirmen Mehmet Kaplan ile sohbetleri olmuş ve bu görüşmeler edebiyat sevgisini ve bilgisini ilerletmiştir.

Hoca, Tevfik Fikret şiirlerinin bazılarını aruz ölçülerine de uygun olarak günümüz Türkçesine çevirmiştir.

Oktar Türel’e, “edebiyat-iktisat ilişkisine verilebilecek güzel örnekler hangisidir” diye sorduğumuzda yanıtı şöyledir:

“Başta Balzac romanları iyi örnektir. Özellikle Goriot Baba’da yükselme hırsını temsil eden “Une leçon d’arrivisme” tanımlaması, yükselme-sınıf atlama dersi anlamında olup, Eugene de Rastignac isimli karakterin belirgin özelliğidir.

Yeraltından Notlar, Sevgi Soysal, Samim Kocagöz ve Kemal Bilbaşar, Tevfik Fikret Şiirleri güzel örnekler sayılabilir.

Araştırma düzeyinde “ekonomi politiğin edebiyata yansıması” çok geniş kapsamlıdır. Bunu mutlaka ağırlık Türk Edebiyatında ve romanlarda olmak üzere, belirli bir döneme yoğunlaşarak çalışmak gerekir.

1960’lı yılların Türkiye Ekonomisindeki kalkınma hamleleri olumlu anlamda romana pek yansımamıştır.

Konuyu doğrudan ekonomi politik diye değil de “toplumsal değişmelerin romana yansıması” olarak almak belki daha doğru olur.

Kalkmadan önce de deneme ve öykü kitaplarımızdan armağan ettik Hoca’ya.

İki saatlik sohbetin tadı damağımızda, düşünsel derinliği kafamızda ve Sevgili Hocamızın gülümseyişleri ve iyimserliği kalbimizde kalarak ayrıldık.

Aşağıda Profesör Oktar Türel’in Tevfik Fikret çalışmasından bir örnek veriyoruz:

Türkçemizi beğenmeyip eski dile özenenlere bir ders var burada.

Tevfik Fikret şiirinin tadına varıyoruz böylece.

“ZELZELE

Bin üç yüz ondu ... Henüz dün bu köhne izbeye sen

                         misafir olmuştun

ki, hep sinirli ve hummalı hastalar gibi yer

                                  birden

                           için için ve uzun

süreyle çırpınarak; kırdı, yıktı, geçti ...Keder

ve korku yüzleri soldurdu; evler, aileler,

birer döküntü; kalanlar bütün ezik, hurda;

bitik ve boynu ezik en şerefli başlar da;

                           minareler bile yer

                                   ile bir.

Biraz da ders çıkarır insanoğlu uğradığı

                          bu darbeden belki ...

Biraz uyanmak için bin belalı ders ne haşin!

                                   *

Sen işte böyle siyah günlerin misafirisin.

                          Hayatın elbette

kolay, sevinçli ve güzel bir seyahat olmayacak.

                                  Lakin

                         çölünde bin çilenin

kolay, sevinçli ve güzel bir seyahatin ancak

hayali vardır; uzak bir serap için koşmak

nihayetinde yorulmak ve boş yorulmaktır;

hayatı dev gibi gerçekle çarpışan kazanır;

                        zafer biraz da hasar

                                    ister

ve yılmadan yüce uğraşların yolunda giden

                            atar adımlarını;

önünde zelzeleler, arkasında zelzeleler !

(Açıklayıcı notlar: İlk dizede atıfta bulunulan 1310, miladi takvimle (Büyük İstanbul Depremi'nin yaşandığı) 1894 yılıdır. Fikret'in (bu şiirde kendisine hitap edilen) oğlu Halûk, 1893'de doğmuştu. Özgün metni Halûk'un Defteri'nde (1911) yer alan bu şiir, "müstezad" formunda yazılmış ve uzun dizelerdeki

(mefailün feilatün mefailün feilün) kalıbı, kısa dizelerde (mefailün feilün) veya (feilün) parçalarıyla kullanılmıştır.) “

Oktar Türel’in “iktisat edebiyat ilişkisi” bağlamında ele alınabilecek çalışmalarından biri de Lüküs Hayat Operası üzerine yaptığı incelemesidir.

1930’lu yıllarda yazılan-bestelenen ve oynanan bu eserin toplumsal gelişme ve değişim açısından neyi ifade ettiği ise gelecek yazılarımızdan birinin konusu olsun…

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve ulusgazetesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.