ŞEYTAN EGO ; CEHENNEM EGO ÜSTÜNDEN KONTROL EDİLEN SİSTEMLERDİR
Ölüm: Her dünyevi varlık için kaçınılmaz, eşitleyici, sınıf, yaş, cinsiyet, arkaplan, hikâye dinlemeden herkesin kapısını çalacak değiştilemez güç...
Dünyaya gelirken bile annemizi ölümle başbaşa bir rulete sokarak bu hayata gözlerimizi açarız. Canlı mı yoksa ölü mü doğacağımız bir kumardır. Bu kumar korku hissini ve hayatta kalma içgüdüsünü bize doğum anından itibaren mühürler. Ölüm her zaman hayatımızın bir parçasıdır, ve yüzleşsek de yok saysak da insani ve psikolojik değerlerimizin oluşmasında büyük rol oynar.
Tao Te Ching'de Lao Tzu, ölüm ve yaşamı Erich Fromm ve Heraklitos gibi batılı düşünürler aksine zıt değil; birbirini tamamlayan iki doğal parça olarak tanımlar. Yaşam ve ölüm birbirine bağlı aynalardır; biri olmadan diğeri var olamaz. Yönetenler hayatı çok zorlaştırırsa halk ölümü umursamaz hale gelir. Doğal yaşamda ise ölüm hayatın bir parçası ve devamı olarak görülür. Bilge insan doğanın kanununa uyarak yaşamı aşırı sahiplenmez ve ölümden de korkmaz.
Ölüm, aslında "değişim"in, "aniden"liğin ve "kayıp"ların sadece başka bir maskesidir. Ölümü kontrol edemeyeceğimiz gibi değişimi de kontrol edemeyiz. Ölüm ve değişim korkusu, akan bir nehir üstüne yıkılması için setler inşa etmek ve bu setlerin ne kadar hasar aldığını görmekten korkarak ufak kavuklarda saklanmaya benzer. Korku, ego temelli bir histir ve kontrol etme/edilme ihtiyacını doğurur. Beklenmeyen değişimleri kaos olarak değerlendirenler onu dizginlemeye ve kontrol edebildiği ölçüde yok saymaya koşullanırken, ego ve gölgeleri ile yüzleşmiş kişi kendini akıntıya teslim eder.
Korkunun çözümü ise sevgidir. Çoğunun düşündüğü aksine sevgi, nefretin değil ; korkunun zıt kavramıdır.
Kimsenin bize söylemediği şey şudur: Ruhumuzda ne kadar çok korku ve önyargı taşırsak, o kadar az büyür ve gelişiriz; özgür irademizden vazgeçmeye de o kadar yatkın oluruz.
Evren öyle bir şekilde kodlanmıştır ki, bir şeyi gerçekten sevdiğimizde, o şey büyür.
Bir problemden korkup nefret etmek, bizi onunla iç içe tutmaya devam eder; çünkü başka hiçbir duygu, sevgi kadar sonuç doğurmaz.
Sevmek, biriyle aynı fikirde olmak demek değildir.
Şefkat göstermek, birinin yapmak istediği her şeyi kabul etmek anlamına gelmez.
Bu; bazı insanların kaybolduğunu, hatta bazılarının inatla karanlık bir yola doğru yürüdüğünü, fakat yine de bir gün eve dönüş yollarını bulacaklarını ummak demektir. Bu, ömürler sürse bile gerçekleşebilir.
Sevgi, anlamak ve anlamak, sevmektir. Anlamak, bilgeliğinize erişmenizi, kendi gücünüzü korumanızı ve herkes için en doğru yaklaşımın ne olduğunu bilmenizi sağlar.
Enerjinizi , düşüncelerinizi, sözlerinizi ve eylemlerinizi, sevdiğiniz şeylere ve dünyada büyümesini görmek istediğiniz şeylere yöneltmek, ilerleyebilmemizin tek yoludur.
Bu yüzden sizi bu enerjinin içinde kalmaya ve onun ihtiyaç duyduğu her biçime bürünmesine izin vermeye davet ediyorum.
"Sevgiyle ölüler dirilir" - Mevlana Celaleddin Rumî
