Geçtiğimiz 2 haftada, özellikle sanat sektöründe çalışan kadınların, istismarcılarını ifşa ettikleri "#metoo" akımına şahit olduk. Halen ifşalar devam etmekte ve her gün bu sosyal çürüme ve patriarkal dayatmanın daha çok sektöre etki ettiğini, hatta hükmettiğini görmekteyiz.
Rıza kavramının yok sayıldığı ve sınırların toplumsal ve hukuksal bir yalnız bırakma ile dramatik derecede silikleştiği bu günlerde, kadın dayanışması ve yeşermekte olan ifşa kültürü çok fazla anlam taşıyor.
Bu anlamları derin sosyolojik analizler ile açıklamaktansa, bir kadın olarak, bir hikâye anlatmak istiyorum. Bu hikâye Lilith'in hikayesi. Astroloji ve mitolojide Lilith'in ifade ettiği kavramların hikayesi.
Lilith, astrolojide kara ay olarak geçer. Onu Ay'dan bağımsız düşünemeyiz. Ay, duygusal iç dünyamızı, bilinçaltımızı ve güven alanlarımızı temsil eder. Lilith ise Ay'ın (Havva) gölgesidir.
Karanlık olmadan ışık olmaz ve gölgeler ne kadar korkutucu gelse de hayatın kanıtıdır, çünkü içinde ışığı barındırır.
Lilith bilinçaltımızdaki korkuları şekillendiren krizler, unutulmuş ve refleks haline gelmiş duygular, güvensiz ve mağdur hissettiğimiz bir karanlıktır.
Tıpkı Havva ve Lilith'in hikayesi gibi, bize hayatımız boyunca uysal ve güzel olanı kutsamak; aykırı ve tehlikeli olanı ise dışlamak öğretilmiştir. Bir asteroid olarak Lilith de bizim hayatta dışlandığımız alanları gösterir. Acı çekmenin, haksızlığa uğramanın hissettirdiği ayrışmışlık hissidir o. Büyük bir travma yaşadıktan sonra asla eskisi gibi sevilemeyeceğini çünkü kırık olduğunu hissetmektir. Mağdur olduğumuz durumlarda dahi kirlenmiş, izole edilmiş, yolun dışına itilmiş bulmaktır kendimizi.
Ve bunun ardından gelen öfkedir. Çıkarılan sestir. Artık birikemeyecek kadar dolduğu yerde patlayan volkan, düşen çığ, uzun sessizlikten sonraki çığlıktır.
Görmezden gelmeye çalışsak da bizi bir gölge gibi takip edip, "Ben senin yaran olabilirim, lakin halen senin parçanım." Diye fısıldayan, yüzleşemediğimiz vakit kendimizi sabote etmemize yol açan travmalarımızdır.
Aynı mitolojik hikayesinde olduğu gibi haksızlığa uğrayıp kurban edildiğimiz ve içimizde "Ya hakkımı arasaydım?" sorusunu sorduran o derin yaramızdır. Ve bu soru, Lilith'in güçlü bir kraliçe olarak yükselmesine ön ayak olmuştur. Tıpkı kadınları da yükseltip bir araya getirdiği gibi.
Acıyan yer, eninde sonunda farkındalık yaratır. Aynı yarayı taşıyanları fark ettiğimiz ve onlar ile, onlar için savaştıkça iyileştiğimizi içten içe bildiğimiz bir farkındalık.
