Arzu Kök - Şair ve Yazar
Köşe Yazarı
Arzu Kök - Şair ve Yazar
 

KAHKAHA İLE DÖNÜŞEN KADINLAR

Bugün sizlere benim de aralarında (Bir öykü ile katıldım) bulunduğum 17 kadının kahkaha ile dönüşümlerini anlattıkları bir kitaptan bahsedeceğim: “Kahkaha İle Dönüşen Kadınlar”  Hayatın yükü bazen sessiz bir çığlığa, bazen de gözyaşlarına dönüşür. Ama kahkaha… Kahkaha, ruhun kendi kendini hatırladığı andır; en karanlık anlarda bile varoluşun ışığına dokunan bir titreşimdir. Bir gülüş… Fiziksel bir titreşimden çok daha fazlasıdır. En çıplak hâliyle insanın kendi var oluşunu kavrayışı kadar eski ve derindir. Hani Anadolu’da derler ya: “Kadın gülerse dünya güzelleşir.” “Kahkaha İle Dönüşen Kadınlar” bu eski mecazı bugünün diliyle yeniden işlerken, kahkahanın yalnızca ses değil, bir dönüştürücü güç olduğunu gösteriyor. 16 kadının hikâyesi, bireysel kırılmaların toplumla ilişkisinin ve içsel iyileşmenin sessiz müziğini okura taşırken, gülüşlere bir anlam katıyor; kahkaha, burada direnişin, özgürlüğün ve yeniden doğuşun ritmi oluyor. Bu kitapta kahkaha, bir refleks sesinden çok öte bir varoluş tavrıdır. Modern felsefenin özgürlük vurgusuyla ölüm korkusuna rağmen var olma pratiğini hatırlatan kahkaha, kendi sisli karanlığımızda bir ışığa dönüşür. Okur, sayfalarda kendi gölgesinin yansımasını görürken, kahkahanın yalnızca neşenin değil, anlam arayışının bir eylemi olduğunu hisseder. Bu bağlamda kahkaha, insanın kendi varlığını zihinsel, duygusal ve bedensel düzeyde anlamlandırması için attığı bir adım gibidir. Kitap, kahkahayı bireysel bir refleks olarak değil, varoluşsal bir tavır olarak ele alıyor. Sartrevari bir özgürlük anlayışıyla, kadınlar kendi acıları ve sınırlarıyla yüzleşirken kahkaha bir seçim olarak beliriyor. Her kahkaha, yaşamın anlamını yeniden inşa etme pratiği, kendi benliğini keşfetme ve varoluşun ağırlığına karşı hafifleme eylemi hâline dönüşüyor. Dünya Ölçeğinde Kahkaha Yogası: Bir Felsefe ve Pratik1995 yılında Hindistan’da Dr. Madan Kataria tarafından kurulan Kahkaha Yogası akımı, “kahkaha için sebep beklememek” ilkesini benimser. Kataria ve eşi Madhuri, nefes tekniklerini (pranayama) kahkaha ile birleştirerek, insanların yapay kahkahayı kısa sürede gerçek bir neşeye dönüştürmesini sağlayan gruplar oluşturdu. Bugün dünya genelinde 120’den fazla ülkede bu yöntem uygulanıyor ve binlerce kulüp, binlerce katılımcı tarafından paylaşılıyor. Bu yaklaşım, kahkahanın yalnızca fizyolojik bir etki değil, aynı zamanda sosyal bağları güçlendiren bir pratiğe dönüştüğünü gösteriyor. Kahkaha yogasının kurucusu olan Madan Kataria çok güzel bir şey söylüyor: “Gülmek için sebep beklemeyin; gülün, sebep sonra gelir.” Ben bu sözü ilk duyduğumda şunu düşünmüştüm: Hayat da bazen tam böyle değil mi? Önce cesaret ediyoruz, sonra yol açılıyor. Önce adım atıyoruz, sonra hikâye yazılıyor. Bu kitapta yer alan 16 kadının hikâyesi de tam olarak bunu anlatıyor. Her biri hayatın farklı dönemlerinde zorluklarla karşılaşmış ama bir noktada durmuş ve demiş ki: “Ben buradan başka bir hikâye çıkaracağım.” Türkiye’de de kahkaha yogası, son yıllarda giderek yaygınlaşıyor; nefes ve ritim teknikleriyle yapılan uygulamalar, stres yönetimi, bağışıklık sistemi desteği ve genel yaşam kalitesi artışı gibi etkileriyle ilgi görüyor. Türkiye’de bu akımı yerelleştiren isimlerden biri, kahkaha yogasını kadınların dönüşümüne odaklanarak yaygınlaştıran Eser Mutlu. Mutlu, kendi yolculuğunu anlattığı çalışmalar ve liderlik ettiği pratiklerle bu alanın Türkiye’deki yüzlerinden biri hâline geliyor. Kahkaha yogası, burada sadece bir egzersiz değil; kadınların kendi bedenleriyle yüzleştiği, ortak ritimler ve sesler aracılığıyla bir dayanışma alanı yarattıkları bir ritüele dönüşüyor. Ve Eser Mutlu öncülüğünde çıktı zaten bu kitap. Kendi öyküsünün de yer aldığı toplamda 17 kadının öyküsü… Ünlü düşünür Konfüçyüs’ün çok sevdiğim bir sözü vardır: “Önemli olan hiç düşmemek değil, her düştüğünde yeniden ayağa kalkabilmektir.” Sanırım bu projedeki kadınların ortak özelliği tam olarak bu. Düşmüşler… Ama kalkmışlar. Kırılmışlar… Ama yeniden güçlenmişler. Ve en güzeli de şu: kendi dönüşümlerini başkalarıyla paylaşacak kadar cesur olmuşlar. Bu anlamıyla kitap, yalnızca bireysel iyileşme hikâyelerini aktarmıyor; aynı zamanda bu hikâyeleri toplumsal bağlamla örüyor. Kahkaha yogası, grup içinde paylaşıldıkça sosyal normlara karşı bir dayanışma mekanizmasına dönüşüyor; kahkaha, sadece fiziksel bir ifade değil, bir bağ kurma biçimi ve birlikte iyileşmenin görünür sembolü haline geliyor. Psikolojik açıdan bakıldığında ise kahkaha, duyguların bedenle buluştuğu bir ifade biçimidir. Nefes ve ritim teknikleriyle birleşen kahkaha, stresin azalmasına ve mutluluk hormonlarının artmasına katkı sağlayarak bireyin içsel direncini güçlendirir. Kitabın dili, ritmik ve melodik bir anlatı sunar; kahkahayı salt bir refleks olarak değil, metnin estetik dokusuyla bütünleşmiş bir duygu durumu olarak işler. Her hikâye, sanatsal bir perspektifle bir portreye dönüşür; duygu ve deneyim, okurun zihninde bir melodi gibi yankılanır. Bu eser, sadece okuyucuya ilham vermekle kalmıyor; somut bir sosyal etki hedefi taşıyor. Kitabın satışından elde edilecek gelirlerin, kadınların dönüşümüne yönelik sosyal sorumluluk projelerinde kullanılacağı belirtiliyor, bu da metnin içerdiği düşünsel derinliği pratik bir toplumsal desteğe dönüştürüyor. Bu yaklaşım, eğitimi, iyileşmeyi ve dayanışmayı yalnızca sözle değil, somut eylemle de destekliyor. Hatta kitabın ilk baskısından elde edilecek gelir Oyunda Kal Derneğine bağışlanacak. Bu dernek "Hayatta kalmak oyunda kalmakla olur" mantığı ile 9 Eylül Izmir'in kurtuluş gününde kurulmuş ve özellikle gençlere, öğretmenlere, toplumda varken gözükmeyen kesime eğitimler vererek onları ayağa kaldırmaya destek olan ve sadece bağışla ve kendi gücünü kullanan kadınların emeği ile ayakta kalan bir dernek. Üstelik beş yıllık geçmişinde çok güzel projelere hayat vermiş bir dernek. Bir kadının değişimi bazen bir ailenin, bazen bir toplumun hatta bazen bir neslin kaderini değiştirebilir. O yüzden bugün burada sadece bir kitap tanıtmıyorum. Bugün burada umut, dayanışma ve dönüşümün mümkün olduğunu söylüyoruz. Bir kitap aldığınızda orada kendinizden mutlaka birşeyler bulacaksınız ve kendi dönüşümünüze kapı aralayacaksınız, aynı zamanda da kitap geliri ile yardım edilecek binlerce kadına…
Ekleme Tarihi: 11 Mart 2026 -Çarşamba

KAHKAHA İLE DÖNÜŞEN KADINLAR

Bugün sizlere benim de aralarında (Bir öykü ile katıldım) bulunduğum 17 kadının kahkaha ile dönüşümlerini anlattıkları bir kitaptan bahsedeceğim: “Kahkaha İle Dönüşen Kadınlar” 

Hayatın yükü bazen sessiz bir çığlığa, bazen de gözyaşlarına dönüşür. Ama kahkaha… Kahkaha, ruhun kendi kendini hatırladığı andır; en karanlık anlarda bile varoluşun ışığına dokunan bir titreşimdir. Bir gülüş… Fiziksel bir titreşimden çok daha fazlasıdır. En çıplak hâliyle insanın kendi var oluşunu kavrayışı kadar eski ve derindir. Hani Anadolu’da derler ya: “Kadın gülerse dünya güzelleşir.”

“Kahkaha İle Dönüşen Kadınlar” bu eski mecazı bugünün diliyle yeniden işlerken, kahkahanın yalnızca ses değil, bir dönüştürücü güç olduğunu gösteriyor. 16 kadının hikâyesi, bireysel kırılmaların toplumla ilişkisinin ve içsel iyileşmenin sessiz müziğini okura taşırken, gülüşlere bir anlam katıyor; kahkaha, burada direnişin, özgürlüğün ve yeniden doğuşun ritmi oluyor.

Bu kitapta kahkaha, bir refleks sesinden çok öte bir varoluş tavrıdır. Modern felsefenin özgürlük vurgusuyla ölüm korkusuna rağmen var olma pratiğini hatırlatan kahkaha, kendi sisli karanlığımızda bir ışığa dönüşür. Okur, sayfalarda kendi gölgesinin yansımasını görürken, kahkahanın yalnızca neşenin değil, anlam arayışının bir eylemi olduğunu hisseder. Bu bağlamda kahkaha, insanın kendi varlığını zihinsel, duygusal ve bedensel düzeyde anlamlandırması için attığı bir adım gibidir.

Kitap, kahkahayı bireysel bir refleks olarak değil, varoluşsal bir tavır olarak ele alıyor. Sartrevari bir özgürlük anlayışıyla, kadınlar kendi acıları ve sınırlarıyla yüzleşirken kahkaha bir seçim olarak beliriyor. Her kahkaha, yaşamın anlamını yeniden inşa etme pratiği, kendi benliğini keşfetme ve varoluşun ağırlığına karşı hafifleme eylemi hâline dönüşüyor.

Dünya Ölçeğinde Kahkaha Yogası: Bir Felsefe ve Pratik1995 yılında Hindistan’da Dr. Madan Kataria tarafından kurulan Kahkaha Yogası akımı, “kahkaha için sebep beklememek” ilkesini benimser. Kataria ve eşi Madhuri, nefes tekniklerini (pranayama) kahkaha ile birleştirerek, insanların yapay kahkahayı kısa sürede gerçek bir neşeye dönüştürmesini sağlayan gruplar oluşturdu. Bugün dünya genelinde 120’den fazla ülkede bu yöntem uygulanıyor ve binlerce kulüp, binlerce katılımcı tarafından paylaşılıyor. Bu yaklaşım, kahkahanın yalnızca fizyolojik bir etki değil, aynı zamanda sosyal bağları güçlendiren bir pratiğe dönüştüğünü gösteriyor.

Kahkaha yogasının kurucusu olan Madan Kataria çok güzel bir şey söylüyor: “Gülmek için sebep beklemeyin; gülün, sebep sonra gelir.” Ben bu sözü ilk duyduğumda şunu düşünmüştüm: Hayat da bazen tam böyle değil mi?

Önce cesaret ediyoruz, sonra yol açılıyor.

Önce adım atıyoruz, sonra hikâye yazılıyor.

Bu kitapta yer alan 16 kadının hikâyesi de tam olarak bunu anlatıyor. Her biri hayatın farklı dönemlerinde zorluklarla karşılaşmış ama bir noktada durmuş ve demiş ki: “Ben buradan başka bir hikâye çıkaracağım.”

Türkiye’de de kahkaha yogası, son yıllarda giderek yaygınlaşıyor; nefes ve ritim teknikleriyle yapılan uygulamalar, stres yönetimi, bağışıklık sistemi desteği ve genel yaşam kalitesi artışı gibi etkileriyle ilgi görüyor.

Türkiye’de bu akımı yerelleştiren isimlerden biri, kahkaha yogasını kadınların dönüşümüne odaklanarak yaygınlaştıran Eser Mutlu. Mutlu, kendi yolculuğunu anlattığı çalışmalar ve liderlik ettiği pratiklerle bu alanın Türkiye’deki yüzlerinden biri hâline geliyor. Kahkaha yogası, burada sadece bir egzersiz değil; kadınların kendi bedenleriyle yüzleştiği, ortak ritimler ve sesler aracılığıyla bir dayanışma alanı yarattıkları bir ritüele dönüşüyor. Ve Eser Mutlu öncülüğünde çıktı zaten bu kitap. Kendi öyküsünün de yer aldığı toplamda 17 kadının öyküsü…

Ünlü düşünür Konfüçyüs’ün çok sevdiğim bir sözü vardır: “Önemli olan hiç düşmemek değil, her düştüğünde yeniden ayağa kalkabilmektir.” Sanırım bu projedeki kadınların ortak özelliği tam olarak bu.

Düşmüşler… Ama kalkmışlar.

Kırılmışlar… Ama yeniden güçlenmişler.

Ve en güzeli de şu: kendi dönüşümlerini başkalarıyla paylaşacak kadar cesur olmuşlar.

Bu anlamıyla kitap, yalnızca bireysel iyileşme hikâyelerini aktarmıyor; aynı zamanda bu hikâyeleri toplumsal bağlamla örüyor. Kahkaha yogası, grup içinde paylaşıldıkça sosyal normlara karşı bir dayanışma mekanizmasına dönüşüyor; kahkaha, sadece fiziksel bir ifade değil, bir bağ kurma biçimi ve birlikte iyileşmenin görünür sembolü haline geliyor.

Psikolojik açıdan bakıldığında ise kahkaha, duyguların bedenle buluştuğu bir ifade biçimidir. Nefes ve ritim teknikleriyle birleşen kahkaha, stresin azalmasına ve mutluluk hormonlarının artmasına katkı sağlayarak bireyin içsel direncini güçlendirir.

Kitabın dili, ritmik ve melodik bir anlatı sunar; kahkahayı salt bir refleks olarak değil, metnin estetik dokusuyla bütünleşmiş bir duygu durumu olarak işler. Her hikâye, sanatsal bir perspektifle bir portreye dönüşür; duygu ve deneyim, okurun zihninde bir melodi gibi yankılanır.

Bu eser, sadece okuyucuya ilham vermekle kalmıyor; somut bir sosyal etki hedefi taşıyor. Kitabın satışından elde edilecek gelirlerin, kadınların dönüşümüne yönelik sosyal sorumluluk projelerinde kullanılacağı belirtiliyor, bu da metnin içerdiği düşünsel derinliği pratik bir toplumsal desteğe dönüştürüyor. Bu yaklaşım, eğitimi, iyileşmeyi ve dayanışmayı yalnızca sözle değil, somut eylemle de destekliyor. Hatta kitabın ilk baskısından elde edilecek gelir Oyunda Kal Derneğine bağışlanacak. Bu dernek "Hayatta kalmak oyunda kalmakla olur" mantığı ile 9 Eylül Izmir'in kurtuluş gününde kurulmuş ve özellikle gençlere, öğretmenlere, toplumda varken gözükmeyen kesime eğitimler vererek onları ayağa kaldırmaya destek olan ve sadece bağışla ve kendi gücünü kullanan kadınların emeği ile ayakta kalan bir dernek. Üstelik beş yıllık geçmişinde çok güzel projelere hayat vermiş bir dernek.

Bir kadının değişimi bazen bir ailenin, bazen bir toplumun hatta bazen bir neslin kaderini değiştirebilir.

O yüzden bugün burada sadece bir kitap tanıtmıyorum. Bugün burada umut, dayanışma ve dönüşümün mümkün olduğunu söylüyoruz. Bir kitap aldığınızda orada kendinizden mutlaka birşeyler bulacaksınız ve kendi dönüşümünüze kapı aralayacaksınız, aynı zamanda da kitap geliri ile yardım edilecek binlerce kadına…

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (1)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve ulusgazetesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
özcan öztürk
(11.03.2026 14:26 - #5206)
Emeğinize sağlık hocam; bu vesileyle Dünya Emekçi Kadınlar Gününüzü canı gönülden kutluyorum. Sosyal sorumluk sahibi olmanızın yanında “Kahkaha İle Dönüşen Kadınlar” bu anlamlı emeğin ürünü. Yenilenebilir emekten söz etmek mümkün. Bu güzel örneklerin çoğalmasını ve kadına olan şiddetin, cinayetlerin son bulması umuduyla...
Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve ulusgazetesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
(0) (0)
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.