Arzu Kök - Şair ve Yazar
Köşe Yazarı
Arzu Kök - Şair ve Yazar
 

Düşünürler Türkiye Halkına Neler Söylerdi? -48-

KİNDÎ Konuşuyor Kindî, Orta Çağ Avrupası'nda "Alkindus" adıyla tanınan filozoftur. Felsefesinde, Platon, Aristoteles ve Plotinus'un görüşlerinin bir sentezini yapmıştır. Bakalım Kindî günümüzde Türkiye’de yaşasaydı bizlere neler söylerdi: Aziz Türkiye halkı, Ben sizlere geçmişten gelen bir isim olarak değil, hakikati arayan bir insan olarak sesleniyorum. Ben, hakikati arayan bir yolcuyum. Bana kimi zaman filozof dediler, kimi zaman bilgin. Oysa ben kendimi yalnızca hakikatin öğrencisi olarak gördüm. Çünkü insan, bildiğini sandığı anda cehaletin en derin kuyusuna düşmeye başlar.  Aradan geçen bin yılı aşkın zaman, insanın kullandığı araçları değiştirmiştir; fakat insanın karşılaştığı temel meseleleri değiştirmemiştir. Dün de insan doğruyu arıyordu, bugün de arıyor. Dün de cehalet vardı, bugün de var. Dün de öfke aklın önüne geçebiliyordu, bugün de geçebiliyor. Benim yaşadığım çağda insanlar deve sırtında yolculuk ediyordu; sizler ise saniyeler içinde dünyanın öbür ucuyla konuşuyorsunuz. Benim çağımda bir kitabı bulmak için aylarca yol gidiliyordu; sizler ise milyonlarca kitaba birkaç dokunuşla ulaşabiliyorsunuz. Fakat size sormak isterim: Bilgiye ulaşmanız kolaylaştı da hakikate ulaşmanız da kolaylaştı mı? Çünkü bilgi çoğaldığında hikmet de çoğalmayabilir. Bugün sizlerin en büyük meselesi bilgi eksikliği değildir. Bilgiyi ayırt edememektir. Doğru ile yanlışı, haber ile söylentiyi, ilim ile kanaati birbirine karıştırmaktır. Eskiden insanlar bilmedikleri için yanılıyordu. Bugün ise çoğu zaman araştırmadıkları için yanılıyorlar. Bir başlığı okuyup hüküm veriyorsunuz. Bir görüntüyü izleyip gerçeği bildiğinizi sanıyorsunuz. Bir cümle duyuyor ve onu sorgulamadan başkalarına aktarıyorsunuz. Oysa hakikat acele edenleri değil, sabredenleri sever. Ey insanlar, Sizler uzun yıllardır birbirinizi anlamaktan çok birbirinizi tanımlamaya çalışıyorsunuz. Bir insan konuşmadan önce onun hangi görüşten olduğunu öğrenmek istiyorsunuz. Hangi mahallede yaşadığını... Hangi inanca sahip olduğunu... Hangi siyasi düşünceyi benimsediğini... Sonra onu dinleyip dinlememeye karar veriyorsunuz. Oysa akıllı insan önce sözü dinler, sonra hüküm verir. Bir fikrin doğruluğu onu söyleyen kişinin kim olduğuna bağlı değildir. Ben bunu bin yıl önce söyledim. Bugün de aynı kanaatteyim. Hakikatin partisi olmaz. Hakikatin mezhebi olmaz. Hakikatin ideolojisi olmaz. Delili olan söz değerlidir. Delili olmayan söz ise onu söyleyen kim olursa olsun eksiktir. Bugün görüyorum ki insanlar birbirlerini ikna etmek istemiyor. Birbirlerini yenmek istiyor. Oysa tartışmanın amacı zafer değildir. Hakikattir. Hakikati kaybeden taraf aslında herkes olur. Çünkü bir toplum konuşamaz hâle geldiğinde, düşünemez de hâle gelir. Ey gençler, Sizlere özellikle sesleniyorum. Sizler tarihin en güçlü araçlarına sahip nesilsiniz. Fakat aynı zamanda tarihin en büyük dikkat dağınıklığını da yaşıyorsunuz. Saatlerce ekranlara bakıyorsunuz. Dakikalarca düşünemiyorsunuz. Yüzlerce kısa görüntü izliyorsunuz. Fakat tek bir kitabın başında uzun süre kalamıyorsunuz. Unutmayınız... Dikkatini kaybeden insan, düşüncesini de kaybeder. Düşüncesini kaybeden insan ise başkalarının düşünceleriyle yaşamaya başlar. Kendi aklınızı kiraya vermeyiniz. Bir başkası sizin yerinize düşünemez. Soru sorunuz, şüphe ediniz, araştırınız, yanılınız… Sonra yeniden araştırınız. Çünkü hakikate giden yol, hatadan korkmayanların yoludur. Ey anne ve babalar, Çocuklarınıza yalnızca sınav kazandırmayınız. Onlara merak etmeyi öğretiniz. Ezberleyen çocuk başarılı olabilir. Fakat düşünen çocuk medeniyet kurabilir. Bir çocuğun en değerli cümlesi "Neden?" sorusudur. O soruyu susturmayınız. Çünkü o soru, geleceğin bilim insanını, filozofunu ve mühendisini doğurabilir. Ey öğretmenler, Sizler yalnızca bilgi aktarmıyorsunuz. Bir milletin zihnini inşa ediyorsunuz. Çocuklara cevap vermekten önce soru sormayı öğretiniz. Ezberden önce anlamayı öğretiniz. Not almaktan önce düşünmeyi öğretiniz. Çünkü düşünmeyen bir toplum, başkalarının ürettiği fikirlerle yaşamaya mahkûm olur. Ey üniversiteler, Diploma dağıtan kurumlar olmayınız. Fikir üreten kurumlar olunuz. Laboratuvarlarınız yalnızca binalardan ibaret olmasın. Merakla dolsun. Kütüphaneleriniz sessizlikle değil, araştırma heyecanıyla dolsun. Bilim, yalnızca makale yazmak değildir. İnsanlığın sorunlarına çözüm aramaktır. Ey yöneticiler, Bir devlet yalnızca yollar yaparak büyümez. Yalnızca binalar inşa ederek güçlenmez. En büyük yatırım insana yapılan yatırımdır. Adalet, bir devletin temelidir. Adalet zayıfladığında ekonomi de zayıflar. Bilim de zayıflar. Güven de zayıflar. Çünkü insanlar geleceğe ancak adalet gördüklerinde güvenle bakabilirler. Ey din âlimleri, İnsanları düşünmekten korkutmayınız. Hakikat araştırılmaktan zarar görmez. İnanç ile taassubu birbirine karıştırmayınız. Allah insana aklı boşuna vermemiştir. Akıl, insanın sorumluluğudur. Sorgulamak, inkâr etmek değildir. Araştırmak, saygısızlık değildir. Bilakis, hakikate duyulan saygının göstergesidir. Ey bilim insanları, Bilginizi halktan uzaklaştırmayınız. İnsanların anlayacağı bir dille konuşunuz. Bilgi yalnızca laboratuvarlarda kalırsa toplum karanlıkta kalır. Bilim halka ulaşmalıdır. Çünkü bilim, yalnızca bilenlerin değil, bütün insanlığın ortak mirasıdır. Ey sanatçılar, Bir toplum yalnızca fabrikalarla büyümez. Şiirle de büyür, müzikle de büyür, resimle de büyür… İnsan yalnızca ekmekle yaşamaz. Anlamla da yaşar. Sanat, insan ruhunun nefesidir. O nefesi kesmeyiniz. Ey iş insanları, Kazancınız yalnızca banka hesabınız değildir. Gerçek servet, toplumunuza kattığınız değerdir. Üreten insan zengindir. İstihdam sağlayan insan zengindir. Bilime yatırım yapan insan zengindir. İnsan yetiştiren insan ise hepsinden daha zengindir. Ey Türkiye, Siz genç bir nüfusa sahipsiniz. Bu büyük bir nimettir. Fakat gençlerini yalnızca tüketmeye alıştıran toplumlar, sonunda geleceklerini de tüketirler. Telefon kullanmak kolaydır. Telefon üretmek zordur. Yapay zekâyı kullanmak kolaydır. Onu geliştirmek zordur. Teknoloji satın almak kolaydır. Teknoloji üretmek ise sabır, bilim ve uzun yıllar ister. Soruyorum size... Dünyanın en iyi yazılımlarını neden siz geliştirmeyesiniz? En büyük keşifleri neden sizin çocuklarınız yapmasın? En güçlü üniversiteler neden burada olmasın? Bunun önündeki engel zekâ değildir. Engel, düşünmeyi ihmal etmektir. Bir millet, aklına yatırım yaptığı gün kaderini değiştirmeye başlar. Fakat bütün bunlardan önce ahlak gerekir. Bilgi ahlaksız olursa zulüm üretir. Güç ahlaksız olursa baskı üretir. Zenginlik ahlaksız olursa adaletsizlik üretir. Bu yüzden ben ilim ile fazileti hiçbir zaman birbirinden ayırmadım. Çünkü iyi insan olmadan büyük insan olunmaz. Ve son olarak sizlere şunu söylemek isterim: Birbirinizi düşman olarak görmekten vazgeçiniz. Bu topraklar, farklı düşüncelerin birlikte yaşayabildiği zaman güçlenmiştir. Sizi bir arada tutacak olan şey aynı düşünmek değildir. Birbirinizin insanlığını kabul etmektir. Konuşunuz, dinleyiniz, anlamaya çalışınız… Çünkü bağıran toplumlar yorulur. Düşünen toplumlar ise yükselir. Unutmayınız... Bir milletin gerçek zenginliği altını değildir, petrolü değildir, toprağı değildir. Gerçek zenginlik; düşünebilen insanıdır. Eğer aklınızı özgür bırakır, bilimi rehber edinir, ahlakı pusulanız yapar ve hakikati her türlü çıkarın üzerinde tutarsanız, yalnızca güçlü bir ülke değil, insanlığa örnek olacak bir medeniyet de kurabilirsiniz. Ben buna bin yıl önce inanıyordum. Bugün de aynı inançla sizlere sesleniyorum: Hakikatten korkmayınız. Düşünmekten vazgeçmeyiniz. Çünkü aklın sustuğu yerde yalnızca gürültü kalır. Hepinize selam olsun.
Ekleme Tarihi: 11 Temmuz 2026 -Cumartesi

Düşünürler Türkiye Halkına Neler Söylerdi? -48-

KİNDÎ Konuşuyor

Kindî, Orta Çağ Avrupası'nda "Alkindus" adıyla tanınan filozoftur. Felsefesinde, Platon, Aristoteles ve Plotinus'un görüşlerinin bir sentezini yapmıştır. Bakalım Kindî günümüzde Türkiye’de yaşasaydı bizlere neler söylerdi:

Aziz Türkiye halkı,

Ben sizlere geçmişten gelen bir isim olarak değil, hakikati arayan bir insan olarak sesleniyorum. Ben, hakikati arayan bir yolcuyum. Bana kimi zaman filozof dediler, kimi zaman bilgin. Oysa ben kendimi yalnızca hakikatin öğrencisi olarak gördüm. Çünkü insan, bildiğini sandığı anda cehaletin en derin kuyusuna düşmeye başlar.

 Aradan geçen bin yılı aşkın zaman, insanın kullandığı araçları değiştirmiştir; fakat insanın karşılaştığı temel meseleleri değiştirmemiştir. Dün de insan doğruyu arıyordu, bugün de arıyor. Dün de cehalet vardı, bugün de var. Dün de öfke aklın önüne geçebiliyordu, bugün de geçebiliyor.

Benim yaşadığım çağda insanlar deve sırtında yolculuk ediyordu; sizler ise saniyeler içinde dünyanın öbür ucuyla konuşuyorsunuz. Benim çağımda bir kitabı bulmak için aylarca yol gidiliyordu; sizler ise milyonlarca kitaba birkaç dokunuşla ulaşabiliyorsunuz. Fakat size sormak isterim: Bilgiye ulaşmanız kolaylaştı da hakikate ulaşmanız da kolaylaştı mı? Çünkü bilgi çoğaldığında hikmet de çoğalmayabilir.

Bugün sizlerin en büyük meselesi bilgi eksikliği değildir. Bilgiyi ayırt edememektir. Doğru ile yanlışı, haber ile söylentiyi, ilim ile kanaati birbirine karıştırmaktır.

Eskiden insanlar bilmedikleri için yanılıyordu. Bugün ise çoğu zaman araştırmadıkları için yanılıyorlar. Bir başlığı okuyup hüküm veriyorsunuz. Bir görüntüyü izleyip gerçeği bildiğinizi sanıyorsunuz. Bir cümle duyuyor ve onu sorgulamadan başkalarına aktarıyorsunuz. Oysa hakikat acele edenleri değil, sabredenleri sever.

Ey insanlar,

Sizler uzun yıllardır birbirinizi anlamaktan çok birbirinizi tanımlamaya çalışıyorsunuz. Bir insan konuşmadan önce onun hangi görüşten olduğunu öğrenmek istiyorsunuz. Hangi mahallede yaşadığını... Hangi inanca sahip olduğunu... Hangi siyasi düşünceyi benimsediğini... Sonra onu dinleyip dinlememeye karar veriyorsunuz. Oysa akıllı insan önce sözü dinler, sonra hüküm verir. Bir fikrin doğruluğu onu söyleyen kişinin kim olduğuna bağlı değildir.

Ben bunu bin yıl önce söyledim. Bugün de aynı kanaatteyim.

Hakikatin partisi olmaz.

Hakikatin mezhebi olmaz.

Hakikatin ideolojisi olmaz.

Delili olan söz değerlidir. Delili olmayan söz ise onu söyleyen kim olursa olsun eksiktir.

Bugün görüyorum ki insanlar birbirlerini ikna etmek istemiyor. Birbirlerini yenmek istiyor. Oysa tartışmanın amacı zafer değildir. Hakikattir. Hakikati kaybeden taraf aslında herkes olur. Çünkü bir toplum konuşamaz hâle geldiğinde, düşünemez de hâle gelir.

Ey gençler,

Sizlere özellikle sesleniyorum. Sizler tarihin en güçlü araçlarına sahip nesilsiniz. Fakat aynı zamanda tarihin en büyük dikkat dağınıklığını da yaşıyorsunuz.

Saatlerce ekranlara bakıyorsunuz. Dakikalarca düşünemiyorsunuz. Yüzlerce kısa görüntü izliyorsunuz. Fakat tek bir kitabın başında uzun süre kalamıyorsunuz.

Unutmayınız... Dikkatini kaybeden insan, düşüncesini de kaybeder. Düşüncesini kaybeden insan ise başkalarının düşünceleriyle yaşamaya başlar.

Kendi aklınızı kiraya vermeyiniz. Bir başkası sizin yerinize düşünemez. Soru sorunuz, şüphe ediniz, araştırınız, yanılınız… Sonra yeniden araştırınız. Çünkü hakikate giden yol, hatadan korkmayanların yoludur.

Ey anne ve babalar,

Çocuklarınıza yalnızca sınav kazandırmayınız. Onlara merak etmeyi öğretiniz. Ezberleyen çocuk başarılı olabilir. Fakat düşünen çocuk medeniyet kurabilir.

Bir çocuğun en değerli cümlesi "Neden?" sorusudur. O soruyu susturmayınız. Çünkü o soru, geleceğin bilim insanını, filozofunu ve mühendisini doğurabilir.

Ey öğretmenler,

Sizler yalnızca bilgi aktarmıyorsunuz. Bir milletin zihnini inşa ediyorsunuz. Çocuklara cevap vermekten önce soru sormayı öğretiniz. Ezberden önce anlamayı öğretiniz. Not almaktan önce düşünmeyi öğretiniz. Çünkü düşünmeyen bir toplum, başkalarının ürettiği fikirlerle yaşamaya mahkûm olur.

Ey üniversiteler,

Diploma dağıtan kurumlar olmayınız. Fikir üreten kurumlar olunuz. Laboratuvarlarınız yalnızca binalardan ibaret olmasın. Merakla dolsun. Kütüphaneleriniz sessizlikle değil, araştırma heyecanıyla dolsun. Bilim, yalnızca makale yazmak değildir. İnsanlığın sorunlarına çözüm aramaktır.

Ey yöneticiler,

Bir devlet yalnızca yollar yaparak büyümez. Yalnızca binalar inşa ederek güçlenmez. En büyük yatırım insana yapılan yatırımdır.

Adalet, bir devletin temelidir. Adalet zayıfladığında ekonomi de zayıflar. Bilim de zayıflar. Güven de zayıflar. Çünkü insanlar geleceğe ancak adalet gördüklerinde güvenle bakabilirler.

Ey din âlimleri,

İnsanları düşünmekten korkutmayınız. Hakikat araştırılmaktan zarar görmez. İnanç ile taassubu birbirine karıştırmayınız.

Allah insana aklı boşuna vermemiştir. Akıl, insanın sorumluluğudur. Sorgulamak, inkâr etmek değildir. Araştırmak, saygısızlık değildir. Bilakis, hakikate duyulan saygının göstergesidir.

Ey bilim insanları,

Bilginizi halktan uzaklaştırmayınız. İnsanların anlayacağı bir dille konuşunuz. Bilgi yalnızca laboratuvarlarda kalırsa toplum karanlıkta kalır. Bilim halka ulaşmalıdır. Çünkü bilim, yalnızca bilenlerin değil, bütün insanlığın ortak mirasıdır.

Ey sanatçılar,

Bir toplum yalnızca fabrikalarla büyümez. Şiirle de büyür, müzikle de büyür, resimle de büyür…

İnsan yalnızca ekmekle yaşamaz. Anlamla da yaşar. Sanat, insan ruhunun nefesidir. O nefesi kesmeyiniz.

Ey iş insanları,

Kazancınız yalnızca banka hesabınız değildir. Gerçek servet, toplumunuza kattığınız değerdir. Üreten insan zengindir. İstihdam sağlayan insan zengindir. Bilime yatırım yapan insan zengindir. İnsan yetiştiren insan ise hepsinden daha zengindir.

Ey Türkiye,

Siz genç bir nüfusa sahipsiniz. Bu büyük bir nimettir. Fakat gençlerini yalnızca tüketmeye alıştıran toplumlar, sonunda geleceklerini de tüketirler.

Telefon kullanmak kolaydır. Telefon üretmek zordur.

Yapay zekâyı kullanmak kolaydır. Onu geliştirmek zordur.

Teknoloji satın almak kolaydır. Teknoloji üretmek ise sabır, bilim ve uzun yıllar ister.

Soruyorum size...

Dünyanın en iyi yazılımlarını neden siz geliştirmeyesiniz?

En büyük keşifleri neden sizin çocuklarınız yapmasın?

En güçlü üniversiteler neden burada olmasın?

Bunun önündeki engel zekâ değildir. Engel, düşünmeyi ihmal etmektir. Bir millet, aklına yatırım yaptığı gün kaderini değiştirmeye başlar. Fakat bütün bunlardan önce ahlak gerekir.

Bilgi ahlaksız olursa zulüm üretir.

Güç ahlaksız olursa baskı üretir.

Zenginlik ahlaksız olursa adaletsizlik üretir.

Bu yüzden ben ilim ile fazileti hiçbir zaman birbirinden ayırmadım. Çünkü iyi insan olmadan büyük insan olunmaz.

Ve son olarak sizlere şunu söylemek isterim: Birbirinizi düşman olarak görmekten vazgeçiniz.

Bu topraklar, farklı düşüncelerin birlikte yaşayabildiği zaman güçlenmiştir. Sizi bir arada tutacak olan şey aynı düşünmek değildir. Birbirinizin insanlığını kabul etmektir. Konuşunuz, dinleyiniz, anlamaya çalışınız… Çünkü bağıran toplumlar yorulur. Düşünen toplumlar ise yükselir.

Unutmayınız...

Bir milletin gerçek zenginliği altını değildir, petrolü değildir, toprağı değildir. Gerçek zenginlik; düşünebilen insanıdır.

Eğer aklınızı özgür bırakır, bilimi rehber edinir, ahlakı pusulanız yapar ve hakikati her türlü çıkarın üzerinde tutarsanız, yalnızca güçlü bir ülke değil, insanlığa örnek olacak bir medeniyet de kurabilirsiniz.

Ben buna bin yıl önce inanıyordum. Bugün de aynı inançla sizlere sesleniyorum: Hakikatten korkmayınız.

Düşünmekten vazgeçmeyiniz. Çünkü aklın sustuğu yerde yalnızca gürültü kalır.

Hepinize selam olsun.

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve ulusgazetesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.