Arzu Kök - Şair ve Yazar
Köşe Yazarı
Arzu Kök - Şair ve Yazar
 

Düşünürler Türkiye Halkına Neler Söylerdi? -43-

PERSİUS Konuşuyor Aulus Persius Flaccus(MS 34–62), Roma İmparatorluğu döneminde yaşamış bir Latin şair ve Stoacı düşünürdür. Günümüzde en çok, toplumun ahlaki zaaflarını eleştiren altı adet satiri (hiciv şiiri) ile tanınır. Bakalım Persius günümüzde Türkiye’de yaşasaydı bizlere neler söylerdi: Ey Türkiye halkı, Ben sizlere övgüler dağıtmak için değil, hakikati aramak için sesleniyorum. Çünkü insanın kulağı övgüyü sever, fakat ruhu hakikate muhtaçtır. Bir toplumun yükselişi de çöküşü de işte bu tercih üzerine kuruludur: İnsanlar gerçeği mi isterler, yoksa hoşlarına giden sözleri mi? Benim size ilk sorum şudur: Kendinizi neye göre değerlendiriyorsunuz? Servetinize göre mi? Makamınıza göre mi? Başkalarının sizin hakkınızda söylediklerine göre mi? Yoksa karakterinize göre mi? Bir insanın değeri sahip olduklarında değil, sahip olduklarını nasıl kullandığında ortaya çıkar. Büyük bir evde yaşayan kişi erdemsizse, o ev yalnızca süslü bir kafestir. Yüksek makamlarda bulunan kişi adaletten uzaksa, taşıdığı unvan onun büyüklüğünü değil, kusurlarını görünür kılar. Bugün dünyanın birçok yerinde insanlar görünüş ile öz arasındaki farkı unutmuş durumda. İnsanlar dürüst görünmek istiyor, dürüst olmak değil. Bilgili görünmek istiyor, öğrenmek değil. Erdemli görünmek istiyor, erdemli yaşamak değil. Fakat hakikat kandırılamaz. Bir insan geceleri yatağına yattığında, kalabalıkların alkışları susar. Ün susar. Para susar. Makam susar. Geriye yalnızca vicdan kalır. İşte insanın gerçek mahkemesi orasıdır. Sizlere şunu söylemek isterim: Bir milletin gücü ordularından önce karakterinde bulunur. Karakterini kaybeden bir toplum, bir süre daha güçlü görünse bile içten içe çürümeye başlamıştır. Bu yüzden çocuklarınıza yalnızca meslek öğretmeyin. Onlara önce dürüstlüğü öğretin. Onlara yalnızca nasıl kazanacaklarını öğretmeyin. Nasıl doğru yaşayacaklarını öğretin. Bir toplumda herkes daha fazla kazanmaya çalışırken kimse daha iyi insan olmaya çalışmıyorsa, o toplum zenginleşse bile fakirleşmiş demektir. Çünkü erdemsiz zenginlik, süslenmiş yoksulluktur. Ben görüyorum ki insanlar çoğu zaman dışarıdaki düşmanlardan söz ediyorlar. Oysa insanın en tehlikeli düşmanı çoğu zaman kendi içindedir. Açgözlülük, kibir, kıskançlık, öfke ve tembellik... Kendini yönetemeyen kişi dünyayı yönetmeye kalkmamalıdır. Öfkesine hakim olamayan kişi özgür değildir. Arzularının kölesi olan kişi özgür değildir. Başkalarının övgüsüne bağımlı yaşayan kişi özgür değildir. Gerçek özgürlük, insanın kendi ruhunda başlar. Bugün size şunu sormak istiyorum: Bir insan neden sürekli başkalarının ne düşündüğünü merak eder? Çünkü kendi değerinden emin değildir. Çünkü iç dünyasında bir boşluk vardır. Çünkü kendi vicdanının onayını yeterli görmez. Oysa bilge kişi kalabalığın sesinden önce vicdanının sesini dinler. Kalabalık bazen yanılır. Moda değişir, siyasi görüşler değişir, popüler düşünceler değişir. Fakat adaletin değeri değişmez. Dürüstlüğün değeri değişmez. Cesaretin değeri değişmez. Ölçülülüğün değeri değişmez. Bu yüzden hayatınızı geçici olanın üzerine değil, kalıcı olanın üzerine kurun. Ey insanlar, Kendinize şu soruyu sorun: Eğer yarın bütün servetiniz kaybolsaydı, geriye ne kalırdı? Eğer bütün unvanlarınız alınsaydı, geriye ne kalırdı? Eğer sizi öven herkes susmuş olsaydı, geriye ne kalırdı? İşte geriye kalan şey sizin gerçek zenginliğinizdir. Karakterinizi kimse çalamaz. Bilgeliğinizi kimse elinizden alamaz. Erdeminizi kimse gasp edemez. Bu nedenle en büyük yatırımınızı ruhunuza yapın. Ben gençlere de seslenmek istiyorum. Gençler, Sizlere sürekli başarıdan söz ediliyor olabilir. Fakat başarı tek başına bir amaç değildir. Kötü bir insanın başarısı topluma zarar verebilir. Erdemsiz bir zekâ yıkıcı olabilir. Bilgi, karakterle birleşmediğinde tehlikeli hale gelebilir. Bu yüzden yalnızca güçlü olmaya çalışmayın. Haklı olmaya çalışın. Yalnızca hızlı yükselmeye çalışmayın. Sağlam yükselmeye çalışın. Yalnızca konuşmayı öğrenmeyin. Dinlemeyi de öğrenin. Çünkü bilgelik çoğu zaman konuşmaktan değil, dikkatle dinlemekten doğar. Sizlere bir başka tehlikeden daha söz etmek isterim: Gösteriş. Gösteriş, insanın kendi eksikliklerini parlak bir örtüyle gizleme çabasıdır. Gösterişte büyük bir gürültü vardır, fakat az hakikat bulunur. Gösterişte çok ışık vardır, fakat az sıcaklık bulunur. Gösteriş insanı başkalarına büyük gösterebilir; fakat kendisine küçük düşürür. Bu nedenle sade olmaktan korkmayın. Bir düşünceniz varsa onu gösteriş için değil, doğruluk için savunun. Bir iyilik yapıyorsanız alkış için değil, iyilik olduğu için yapın. Bir görev üstleniyorsanız ün kazanmak için değil, faydalı olmak için üstlenin. Çünkü insanı yücelten şey görünmesi değil, olmasıdır. Ey yöneticiler, Sizlere de birkaç sözüm var. Yönetmek, ayrıcalık değil sorumluluktur. Makam, kişinin karakterindeki eksiklikleri gizlemez; tam tersine onları büyüterek ortaya çıkarır. Adalet yalnızca mahkemelerde gerekli değildir. Adalet, günlük kararların her birinde gereklidir. Halkın güveni zor kazanılır, kolay kaybedilir. Bu yüzden yönetimde bulunanlar önce kendilerini yönetmeyi öğrenmelidir. Bir toplumun yasaları ne kadar iyi olursa olsun, eğer insanların vicdanları zayıfsa o yasalar yeterli olmaz. Bu nedenle yalnızca kuralları değil, karakteri de güçlendirmek gerekir. Ey çalışanlar, İşinizi yalnızca para için yapmayın. Yaptığınız işi bir erdem alanı olarak görün. Dürüst çalışan bir esnaf, adil davranan bir tüccar, görevini hakkıyla yapan bir memur, öğrencilerine gerçekten emek veren bir öğretmen; bunların her biri toplumun görünmez sütunlarıdır. Bir ülke yalnızca büyük projelerle ayakta durmaz. Günlük dürüstlüklerle ayakta durur. Küçük gibi görünen doğrular, büyük medeniyetlerin temel taşlarıdır. Ey aileler, Çocuklarınıza bırakacağınız en değerli miras para değildir. Karakterdir. Onlar sizin söylediklerinizi değil, yaşadıklarınızı öğrenirler. Eğer dürüstlükten söz edip hile yaparsanız, çocuklarınız sözlerinizi değil davranışlarınızı örnek alacaktır. Eğer adaletten söz edip haksızlık yaparsanız, onlar adalet nutuklarını değil haksızlığı hatırlayacaktır. Bu nedenle eğitim evde başlar. Bir milletin geleceği, çocuklarının ruhuna yazılan ilk cümlelerde şekillenir. Ey Türkiye halkı, Tarihiniz uzun ve zengindir. Fakat hiçbir millet geçmişinin büyüklüğüyle sonsuza kadar yaşayamaz. Her nesil kendi karakter sınavını vermek zorundadır. Atalarının başarılarıyla övünmek kolaydır. Kendi sorumluluğunu taşımak zordur. Bu yüzden geçmişten ilham alın, fakat geleceği inşa etmeyi ihmal etmeyin. Kendinize sürekli şu soruyu sorun: "Bugün daha iyi bir insan oldum mu?" Bu soru bazen ekonomik sorulardan daha önemlidir. Bazen siyasi tartışmalardan daha önemlidir. Bazen günlük kaygılardan daha önemlidir. Çünkü daha iyi insanlar olmadan daha iyi bir toplum kurulamaz. İnsanlar çoğu zaman mutluluğu yanlış yerde ararlar. Mutluluğu eşyalarda ararlar. Makamlarda ararlar. Övgülerde ararlar. Oysa mutluluk, ruhun kendi içinde düzen bulmasıdır. Kendi vicdanıyla barışık olan kişi, zor zamanlarda bile ayakta kalabilir. Fakat iç dünyasında savaş yaşayan kişi, saraylarda otursa bile huzur bulamaz. Bu nedenle ruhunuzu ihmal etmeyin. Bedeninizi beslediğiniz kadar zihninizi de besleyin. Zihninizi geliştirdiğiniz kadar karakterinizi de geliştirin. Çünkü insan yalnızca yaşayan bir beden değildir; aynı zamanda ahlaki bir varlıktır. Sözlerimi bitirirken sizlere tek bir çağrıda bulunmak istiyorum: Hakikati sevin. Kendinizi kandırmayın. Başkalarını suçlamadan önce kendi kusurlarınıza bakın. Övgüden çok doğruluğu arayın. Kazançtan çok erdemi arayın. Gösterişten çok samimiyeti arayın. Çünkü bir milletin gerçek yükselişi binaların yüksekliğiyle değil, insanların karakteriyle ölçülür. Ve unutmayın: Kaderin size ne verdiği her zaman sizin elinizde olmayabilir. Fakat o kader karşısında nasıl bir insan olacağınız büyük ölçüde sizin elinizdedir. Erdemli olun. Adil olun. Ölçülü olun. Cesur olun. Ve her gün, bir önceki günden biraz daha iyi bir insan olmaya çalışın. İşte o zaman yalnızca güçlü bir ülke değil, aynı zamanda bilge ve onurlu bir toplum da inşa edebilirsiniz. Size bırakacağım en önemli söz budur. Çünkü insanın en büyük zaferi başkaları üzerinde değil, kendi nefsi üzerindedir.
Ekleme Tarihi: 06 Haziran 2026 -Cumartesi

Düşünürler Türkiye Halkına Neler Söylerdi? -43-

PERSİUS Konuşuyor

Aulus Persius Flaccus(MS 34–62), Roma İmparatorluğu döneminde yaşamış bir Latin şair ve Stoacı düşünürdür. Günümüzde en çok, toplumun ahlaki zaaflarını eleştiren altı adet satiri (hiciv şiiri) ile tanınır. Bakalım Persius günümüzde Türkiye’de yaşasaydı bizlere neler söylerdi:

Ey Türkiye halkı,

Ben sizlere övgüler dağıtmak için değil, hakikati aramak için sesleniyorum. Çünkü insanın kulağı övgüyü sever, fakat ruhu hakikate muhtaçtır. Bir toplumun yükselişi de çöküşü de işte bu tercih üzerine kuruludur: İnsanlar gerçeği mi isterler, yoksa hoşlarına giden sözleri mi?

Benim size ilk sorum şudur: Kendinizi neye göre değerlendiriyorsunuz?

Servetinize göre mi? Makamınıza göre mi? Başkalarının sizin hakkınızda söylediklerine göre mi? Yoksa karakterinize göre mi?

Bir insanın değeri sahip olduklarında değil, sahip olduklarını nasıl kullandığında ortaya çıkar. Büyük bir evde yaşayan kişi erdemsizse, o ev yalnızca süslü bir kafestir. Yüksek makamlarda bulunan kişi adaletten uzaksa, taşıdığı unvan onun büyüklüğünü değil, kusurlarını görünür kılar.

Bugün dünyanın birçok yerinde insanlar görünüş ile öz arasındaki farkı unutmuş durumda. İnsanlar dürüst görünmek istiyor, dürüst olmak değil. Bilgili görünmek istiyor, öğrenmek değil. Erdemli görünmek istiyor, erdemli yaşamak değil.

Fakat hakikat kandırılamaz.

Bir insan geceleri yatağına yattığında, kalabalıkların alkışları susar. Ün susar. Para susar. Makam susar. Geriye yalnızca vicdan kalır. İşte insanın gerçek mahkemesi orasıdır.

Sizlere şunu söylemek isterim: Bir milletin gücü ordularından önce karakterinde bulunur. Karakterini kaybeden bir toplum, bir süre daha güçlü görünse bile içten içe çürümeye başlamıştır.

Bu yüzden çocuklarınıza yalnızca meslek öğretmeyin. Onlara önce dürüstlüğü öğretin.

Onlara yalnızca nasıl kazanacaklarını öğretmeyin. Nasıl doğru yaşayacaklarını öğretin.

Bir toplumda herkes daha fazla kazanmaya çalışırken kimse daha iyi insan olmaya çalışmıyorsa, o toplum zenginleşse bile fakirleşmiş demektir.

Çünkü erdemsiz zenginlik, süslenmiş yoksulluktur.

Ben görüyorum ki insanlar çoğu zaman dışarıdaki düşmanlardan söz ediyorlar. Oysa insanın en tehlikeli düşmanı çoğu zaman kendi içindedir. Açgözlülük, kibir, kıskançlık, öfke ve tembellik...

Kendini yönetemeyen kişi dünyayı yönetmeye kalkmamalıdır. Öfkesine hakim olamayan kişi özgür değildir. Arzularının kölesi olan kişi özgür değildir. Başkalarının övgüsüne bağımlı yaşayan kişi özgür değildir. Gerçek özgürlük, insanın kendi ruhunda başlar.

Bugün size şunu sormak istiyorum: Bir insan neden sürekli başkalarının ne düşündüğünü merak eder? Çünkü kendi değerinden emin değildir. Çünkü iç dünyasında bir boşluk vardır. Çünkü kendi vicdanının onayını yeterli görmez.

Oysa bilge kişi kalabalığın sesinden önce vicdanının sesini dinler. Kalabalık bazen yanılır.

Moda değişir, siyasi görüşler değişir, popüler düşünceler değişir. Fakat adaletin değeri değişmez.

Dürüstlüğün değeri değişmez.

Cesaretin değeri değişmez.

Ölçülülüğün değeri değişmez.

Bu yüzden hayatınızı geçici olanın üzerine değil, kalıcı olanın üzerine kurun.

Ey insanlar,

Kendinize şu soruyu sorun: Eğer yarın bütün servetiniz kaybolsaydı, geriye ne kalırdı? Eğer bütün unvanlarınız alınsaydı, geriye ne kalırdı? Eğer sizi öven herkes susmuş olsaydı, geriye ne kalırdı?

İşte geriye kalan şey sizin gerçek zenginliğinizdir.

Karakterinizi kimse çalamaz. Bilgeliğinizi kimse elinizden alamaz. Erdeminizi kimse gasp edemez. Bu nedenle en büyük yatırımınızı ruhunuza yapın.

Ben gençlere de seslenmek istiyorum. Gençler,

Sizlere sürekli başarıdan söz ediliyor olabilir. Fakat başarı tek başına bir amaç değildir. Kötü bir insanın başarısı topluma zarar verebilir. Erdemsiz bir zekâ yıkıcı olabilir. Bilgi, karakterle birleşmediğinde tehlikeli hale gelebilir.

Bu yüzden yalnızca güçlü olmaya çalışmayın. Haklı olmaya çalışın.

Yalnızca hızlı yükselmeye çalışmayın. Sağlam yükselmeye çalışın.

Yalnızca konuşmayı öğrenmeyin. Dinlemeyi de öğrenin.

Çünkü bilgelik çoğu zaman konuşmaktan değil, dikkatle dinlemekten doğar.

Sizlere bir başka tehlikeden daha söz etmek isterim: Gösteriş.

Gösteriş, insanın kendi eksikliklerini parlak bir örtüyle gizleme çabasıdır. Gösterişte büyük bir gürültü vardır, fakat az hakikat bulunur. Gösterişte çok ışık vardır, fakat az sıcaklık bulunur. Gösteriş insanı başkalarına büyük gösterebilir; fakat kendisine küçük düşürür.

Bu nedenle sade olmaktan korkmayın.

Bir düşünceniz varsa onu gösteriş için değil, doğruluk için savunun.

Bir iyilik yapıyorsanız alkış için değil, iyilik olduğu için yapın.

Bir görev üstleniyorsanız ün kazanmak için değil, faydalı olmak için üstlenin. Çünkü insanı yücelten şey görünmesi değil, olmasıdır.

Ey yöneticiler, Sizlere de birkaç sözüm var.

Yönetmek, ayrıcalık değil sorumluluktur.

Makam, kişinin karakterindeki eksiklikleri gizlemez; tam tersine onları büyüterek ortaya çıkarır.

Adalet yalnızca mahkemelerde gerekli değildir. Adalet, günlük kararların her birinde gereklidir.

Halkın güveni zor kazanılır, kolay kaybedilir. Bu yüzden yönetimde bulunanlar önce kendilerini yönetmeyi öğrenmelidir.

Bir toplumun yasaları ne kadar iyi olursa olsun, eğer insanların vicdanları zayıfsa o yasalar yeterli olmaz.

Bu nedenle yalnızca kuralları değil, karakteri de güçlendirmek gerekir.

Ey çalışanlar,

İşinizi yalnızca para için yapmayın. Yaptığınız işi bir erdem alanı olarak görün.

Dürüst çalışan bir esnaf, adil davranan bir tüccar, görevini hakkıyla yapan bir memur, öğrencilerine gerçekten emek veren bir öğretmen; bunların her biri toplumun görünmez sütunlarıdır.

Bir ülke yalnızca büyük projelerle ayakta durmaz. Günlük dürüstlüklerle ayakta durur.

Küçük gibi görünen doğrular, büyük medeniyetlerin temel taşlarıdır.

Ey aileler,

Çocuklarınıza bırakacağınız en değerli miras para değildir. Karakterdir.

Onlar sizin söylediklerinizi değil, yaşadıklarınızı öğrenirler.

Eğer dürüstlükten söz edip hile yaparsanız, çocuklarınız sözlerinizi değil davranışlarınızı örnek alacaktır.

Eğer adaletten söz edip haksızlık yaparsanız, onlar adalet nutuklarını değil haksızlığı hatırlayacaktır.

Bu nedenle eğitim evde başlar. Bir milletin geleceği, çocuklarının ruhuna yazılan ilk cümlelerde şekillenir.

Ey Türkiye halkı,

Tarihiniz uzun ve zengindir. Fakat hiçbir millet geçmişinin büyüklüğüyle sonsuza kadar yaşayamaz. Her nesil kendi karakter sınavını vermek zorundadır.

Atalarının başarılarıyla övünmek kolaydır. Kendi sorumluluğunu taşımak zordur.

Bu yüzden geçmişten ilham alın, fakat geleceği inşa etmeyi ihmal etmeyin.

Kendinize sürekli şu soruyu sorun: "Bugün daha iyi bir insan oldum mu?" Bu soru bazen ekonomik sorulardan daha önemlidir. Bazen siyasi tartışmalardan daha önemlidir. Bazen günlük kaygılardan daha önemlidir. Çünkü daha iyi insanlar olmadan daha iyi bir toplum kurulamaz.

İnsanlar çoğu zaman mutluluğu yanlış yerde ararlar.

Mutluluğu eşyalarda ararlar.

Makamlarda ararlar.

Övgülerde ararlar.

Oysa mutluluk, ruhun kendi içinde düzen bulmasıdır.

Kendi vicdanıyla barışık olan kişi, zor zamanlarda bile ayakta kalabilir. Fakat iç dünyasında savaş yaşayan kişi, saraylarda otursa bile huzur bulamaz. Bu nedenle ruhunuzu ihmal etmeyin.

Bedeninizi beslediğiniz kadar zihninizi de besleyin. Zihninizi geliştirdiğiniz kadar karakterinizi de geliştirin. Çünkü insan yalnızca yaşayan bir beden değildir; aynı zamanda ahlaki bir varlıktır.

Sözlerimi bitirirken sizlere tek bir çağrıda bulunmak istiyorum:

Hakikati sevin.

Kendinizi kandırmayın.

Başkalarını suçlamadan önce kendi kusurlarınıza bakın.

Övgüden çok doğruluğu arayın.

Kazançtan çok erdemi arayın.

Gösterişten çok samimiyeti arayın.

Çünkü bir milletin gerçek yükselişi binaların yüksekliğiyle değil, insanların karakteriyle ölçülür.

Ve unutmayın: Kaderin size ne verdiği her zaman sizin elinizde olmayabilir.

Fakat o kader karşısında nasıl bir insan olacağınız büyük ölçüde sizin elinizdedir.

Erdemli olun.

Adil olun.

Ölçülü olun.

Cesur olun.

Ve her gün, bir önceki günden biraz daha iyi bir insan olmaya çalışın.

İşte o zaman yalnızca güçlü bir ülke değil, aynı zamanda bilge ve onurlu bir toplum da inşa edebilirsiniz.

Size bırakacağım en önemli söz budur. Çünkü insanın en büyük zaferi başkaları üzerinde değil, kendi nefsi üzerindedir.

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve ulusgazetesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.