Osmanlı İmparatorluğu’nun çöküşü tesadüfi değildi; bu, bölgeyi bilinçli olarak yeniden dizayn etme projesinin başlangıcıydı.
Birleşik Krallık ve Fransa, Osmanlı’nın merkezî gücünü parçalamak ve Türk etkisini azaltmak için içeriden ve dışarıdan sistematik bir strateji izlediler.
Batılı güçler, farklı bölgelerde Türk nüfuzunu sınırlamak için yerel hareketleri destekledi.
•Arap İsyanı ve Şerif Hüseyin liderliğinde gerçekleşen ayaklanmalar, Türkiye’nin doğu ve güneydoğudaki genişlemesini engelledi.
•Anadolu’da Şeyh Said İsyanı, Dersim İsyanı, ve BKK ve yerel isyanlar gibi hareketler, merkezi otoritenin kontrolünü zorlaştırdı ve Türkiye’nin stratejik bölgelerdeki etkisini kısıtladı.
•Bu süreçler, Musul ve Kerkük gibi zengin enerji ve tarım bölgelerine erişimi sınırlandırarak, Türkiye’yi dağlık ve enerji/tarım kaynaklarından yoksun alanlarla sınırladı.
Aynı zamanda kültürel ve tarihsel alan da araçsallaştırıldı. Binlerce yıllık köklere sahip olan Nevruz, bazı siyasi anlatılarda tek taraflı sahiplenilmeye çalışıldı. Oysa Nevruz, tüm bölge halklarının ortak
mirasıdır ve hiçbir grubun tekelinde değildir.
Tarihsel bilim ve kültür de aynı şekilde manipüle edildi. Örneğin Muhammed bin Musa el-Harezmi, İbn Sina, el-Buhari gibi büyük isimler, Türk kökenli olmalarına rağmen bazen başka gruplara mal edilmeye
çalışıldı. Bu, tarih ve bilim mirasının araçsallaştırılmasıdır.
Batılı güçler, yerel aktörleri ve farklı etnik grupları kullanarak (Araplar, Kürtler ve diğerleri) Osmanlı-Türk merkezi gücünü zayıflattı. Bu strateji, hem Türkiye’nin bölgesel etkisini kısıtladı hem de bölgeyi
uzun yıllar sürecek kırılgan bir dengeye itti.
Sonuç ve Uyarı
•Tarih, propaganda ve çıkar odaklı manipülasyonlarla yeniden yazılamaz.
•Türk kimliği ve tarihi, bölgesel gerçeklerin temel unsuru olarak korunmalıdır.
•Ortak bayramlar ve kültürel simgeler, siyasi araç olarak kullanılmamalıdır.
•Geçmişin planlarını ve müdahalelerini anlamayan toplumlar, bugünün ve yarının oyunlarına kurban gider.
Gerçek güç, tarihi doğru okumakta, kimlikleri savunmakta ve geleceği bilinçle inşa etmekte yatar.
Ortadoğu’nun bugünü ve yarını, ancak bu farkındalıkla şekillenecektir.
