Artık bu çağda, yıllardır tüketilen sloganlarla halkları aldatmak mümkün değil.
“Kardeşlik”, “direniş” ve “birlik” kelimeleri… Gerçekleri saklayamaz artık. Gerçek şu: Biz basit bir ilke mücadelesi yaşamıyoruz…
Biz çıkar mücadelesi, nüfuz mücadelesi, ve yalnızca kontrol dilini anlayan güçlerin savaşı içindeyiz.
İran: Ulusun Projesi Değil, Nüfuz Projesi
İran, “direniş gücü” olarak sunulsa da, özünde açıkça yayılmacı bir projedir. Sınırlarla yetinmedi:
Irak’ta etkisini genişletti, Suriye’yi savaş alanına çevirdi, Lübnan’de nüfuzunu pekiştirdi, ve Yemen’de yangını körükledi.
Bu bir “direniş” değil… Nüfuzu kalıcı kılmak için kaos yönetimidir.
Nükleer Silah: Tam Boyutlu Bir Baskı Aracı
İran’ın nükleer silah talebi, bilimsel bir mesele değil, güç dengelerinin dramatik biçimde değişmesi demektir.Nükleer bomba, yayılmacı bir ülkede sadece caydırıcı değildir…
Bu, demektir ki:
• İrade gücüyle dayatma
• Dış ve iç muhalefeti susturma
• Bölgeyi sürekli rehin alma
Bu nedenle, bu projenin engellenmesi bir tarihsel zorunluluktur, zulüm değil.
Halkına Baskı, Kaos Üreten Yönetim
Ali Hamaney yönetiminde:
• Protestolar bastırıldı
• Muhalifler hapsedildi veya idam edildi
• Kaynaklar dış operasyonlara harcandı
Hatta eski müttefiklerini bile tasfiye ettiler (Tudeh Partisi). Böyle bir yönetim devlet kurmaz, sadece varlığını sürdürür.
Mezhepçilik: En Kirli Araç
Irak ve Suriye’deki çatışmalar sadece politik değildi… Bu bir kimlik savaşına dönüştü. Mezhepçi bölünme bir silah olarak kullanıldı… Nefret körüklendi… Toplumlar paramparça edildi… Ve insanlara denildi ki: “Bu direniş”.
Hangi direniş, toplumları içten öldüren?
İran’daki Azınlıklar: Gösterilmeyen Yüz
İçerideki gerçekler göz ardı ediliyor:
• Azeriler
• Türkmenler
• Kaşkaylar
Dillerine ve kimliklerine saygı gösteriliyor mu?İran, kendi içinde çoğulculuğu kabul etmeyen bir devlet, Bölgede bunu nasıl uygulayacak?
Türkiye: Pusula Kaybolduğunda
Trajedi sadece İran ile sınırlı değil… Bu gerçeğin Türkiye’de nasıl algılandığına da bakmak gerekir.
İslamcılar: Kardeşlik Yanılsamasının Esirleri
Bazı İslami akımlar hâlâ “İslami kardeşlik” bayrağını sallıyor… Sanki bu bir siyasi gerçek.
Ama gerçek şu:
• Çatışma alanlarında kardeşlik yok
• Çıkarlar çatıştığında birlik yok
• Güç hesaplarında din yok
Bu, politika değil… Tehlikeli bir illüzyon.
Sol: Gerçekliksiz İnsanlık Söylemi
Öte yandan, bazı sol kesimler “herkese saygı”, “birlikte yaşam” ve “insani kardeşlik”ten söz ediyor.
Güzel bir dil ama sert gerçeklerin önünde düşüyor:
Politika iyi niyetle yönetilmez.
⸻
Büyük Aldatma: Hiç Var Olmamış Kardeşlik
Osmanlı’dan… modern savaşlara… bugünkü çatışmalara kadar… “Kardeşlik” hiçbir zaman devletler arası ilişkilerin temeli olmadı. Tam tersine: Çıkar her zaman önceliklidir… her zaman.
Gelecekteki Sonuç
Bugün yayılmacı bir projeyi destekleyen kişi… “Doğru olanı yapıyorum” sanıyor… Yarın anlayacak ki:
Destek verdiği güç… önce onu hedef alacaktır.
Sonuç: Duymak İstemeyenlere Gerçek
Devletler sloganlarla korunmaz… Vatanlar illüzyonlarla inşa edilmez… Politika duygularla yönetilmez…
Dünya açık, sert ve net: Ya çıkarı anlayacaksın… ya da onun kurbanı olacaksın. İran… Bu kuralın en açık örneğidir.
Son Söz (En Sert Uyarı)
Artık yeter… Artık sahtekârlığa son verin… Size “kardeşlik” satanlar… sadece bir illüzyon satıyor.
Ve size “vatan çıkarlarını göz ardı et” diyenler… sadece sizi kontrol etmek istiyor. Bu çağda, masumiyete yer yoktur… yalnızca gerçeği görenler hayatta kalır.
