Abdülkerim Ağa/ Araştırmacı, Yazar
Köşe Yazarı
Abdülkerim Ağa/ Araştırmacı, Yazar
 

‏Abartı ile Gerçek Arasında: Türkiye Neden “Sıradaki Hedef” Değildir?

‏Bölgesel gerilimlerin arttığı her dönemde, yüzeysel analizler ve abartılı söylemler yeniden sahneye çıkar. Bunların başında iki iddia gelir: ‏Birincisi, İran gerilerse “sıranın” Türkiye’ye geleceği, ikincisi ise İsrail’in “Fırat’tan Nil’e” uzanan sınırsız yayılmacı hedefler güttüğü. ‏Oysa bu iki yaklaşım da gerçekliğin karmaşıklığını yansıtmaktan uzak, indirgemeci ve yanıltıcıdır. ‏Türkiye: Göz Ardı Edilemeyecek Bir Merkez Ülke ‏Türkiye, “sıradaki hedef” olarak tanımlanabilecek bir ülke değildir. Aksine: ‏•NATO üyesidir. ‏•Asya ile Avrupa arasında eşsiz bir jeostratejik konuma sahiptir. ‏•Askerî ve ekonomik açıdan bölgesel bir güçtür. ‏Türkiye’ye yönelik doğrudan bir hedefleme, yalnızca bir ülkeyle değil, çok daha geniş bir uluslararası dengeyle karşı karşıya gelmek anlamına gelir. ‏Neden Türkiye, İran ile Aynı Kategoride Değildir? ‏İran İslam Devrimi 1979 sonrasında İran, ideolojik ve sınır aşan bir proje ile anılan bir aktöre dönüşmüştür. ‏Buna karşılık Türkiye, Mustafa Kemal Atatürk’ün mirası üzerine inşa edilmiş modern bir ulus devlettir ve şu ilkeyi benimsemiştir: ‏“Yurtta sulh, cihanda sulh.” ‏Türkiye’nin son yıllarda daha aktif bir dış politika izlemesi: ‏•Ulusal güvenlik ‏•Bölgesel denge ‏•Stratejik çıkarlar ‏çerçevesinde değerlendirilmelidir. Bu durum, ideolojik bir yayılmacılık anlamına gelmez. ‏“İsrail’in Yayılmacı Hedefleri” Söylemi Üzerine: ‏Toplumlarda aşırı söylemler her zaman var olabilir. Ancak bunları devlet politikası olarak görmek hatalıdır. ‏Gerçekler, İsrail’in pragmatik davrandığını gösterir: ‏•Mısır ile Camp David Anlaşması imzalamış ve Sina’dan çekilmiştir ‏•İsrail, Golan Tepeleri’nden çekilmeye birkaç kez hazır olmuş, ancak Hafız Esad ve Beşar Esad yeterli güvence vermemiştir ‏Bu durum, İsrail’in tamamen yayılmacı olmadığını, maliyet ve kazanç hesaplarına göre hareket ettiğini gösterir. ‏Tarih Ne Söylüyor? ‏Osmanlı Devleti, İspanya’dan sürülen Yahudilere kapılarını açmıştır. ‏Ayrıca İkinci Dünya Savaşı sırasında Türkiye, Nazi zulmünden kaçan Yahudilere güvenli geçiş sağlamıştır. ‏Bazı araştırmalar, Aşkenaz Yahudilerinin bir kısmını Hazar İmparatorluğu ile ilişkilendirir. ‏Bu da Türk-Yahudi ilişkilerinin basit bir çatışma anlatısına indirgenemeyeceğini gösterir. ‏Türkiye Yalnız Değildir: ‏Türkiye yalnız bir devlet değildir. ‏Tarihsel, kültürel ve insani bağlarla geniş bir etki alanına sahiptir. ‏Türk kökenli ya da Türkiye ile bağ hisseden yüz milyonlarca insan, Türkiye’nin sevinç ve kederini paylaşır. ‏Bu, resmi ittifakların ötesinde bir toplumsal ve duygusal derinlik anlamına gelir. ‏Devlet Aklı İle İdeoloji Arasındaki Fark: ‏Türkiye demokratik ve laik bir devlettir: ‏•Din ve devlet işlerinde ayrım esastır. ‏•Farklı inançlara eşit mesafe korunur. ‏•Aşırılık ve radikalleşme engellenir. ‏Dış politika, dini ideolojiye göre değil, devlet çıkarlarına göre şekillendirilir. ‏Ayrıca Türkiye, Hizbullah gibi dış bağlantılı yapıları kontrol altına almıştır. ‏İran, İslam’ın Koruyucusu Değildir: ‏İran kendisini “İslam’ın koruyucusu” olarak sunar. ‏Ancak pratikte: ‏•İslam dünyasında ayrışmayı artırır ‏•Mezhepsel fay hatlarını derinleştirir ‏•Bölgesel çatışmaları körükler ‏Bu nedenle İran, İslam dünyasında birleştirici değil, çoğu zaman bölücü bir aktördür. ‏İnanç ve Siyaset Arasındaki Ayrım: ‏Müslümanlar kendilerini “insanlık için çıkarılmış en hayırlı ümmet” olarak görür ve İslam’ın son ilahi mesaj olduğuna inanır. Bu güçlü bir kimliktir, fakat devlet politikalarına doğrudan uygulanamaz. ‏“Sıradaki Ülke” Tezi Yanlıştır. Uluslararası ilişkiler domino etkisiyle işlemez. ‏Bir devletin hedef olup olmayacağını belirleyen unsurlar: ‏•Uluslararası sistemdeki yeri ‏•Siyasi davranışı ‏•İttifakları ‏•Caydırıcılık kapasitesi ‏Buna göre Türkiye’nin konumu açıkça farklıdır. ‏Sonuç: Abartıya Karşı Gerçekçilik: ‏“Yayılmacı hayaller” veya “sıradaki hedef” söylemleri, gerçekliği çarpıtır. ‏Türkiye: ‏•Kolay hedef değildir ‏•Yalnız değildir ‏•Sistem dışı bir aktör değildir ‏Aksine güçlü, dengeli ve çok boyutlu bir devlettir. ‏Bugünün dünyasında gerçek açıktır: Siyaset korkularla değil, dengelerle yönetilir.
Ekleme Tarihi: 24 Mart 2026 -Salı

‏Abartı ile Gerçek Arasında: Türkiye Neden “Sıradaki Hedef” Değildir?

‏Bölgesel gerilimlerin arttığı her dönemde, yüzeysel analizler ve abartılı söylemler yeniden sahneye çıkar. Bunların başında iki iddia gelir:

‏Birincisi, İran gerilerse “sıranın” Türkiye’ye geleceği, ikincisi ise İsrail’in “Fırat’tan Nil’e” uzanan sınırsız yayılmacı hedefler güttüğü.

‏Oysa bu iki yaklaşım da gerçekliğin karmaşıklığını yansıtmaktan uzak, indirgemeci ve yanıltıcıdır.

‏Türkiye: Göz Ardı Edilemeyecek Bir Merkez Ülke

‏Türkiye, “sıradaki hedef” olarak tanımlanabilecek bir ülke değildir. Aksine:
‏•NATO üyesidir.
‏•Asya ile Avrupa arasında eşsiz bir jeostratejik konuma sahiptir.
‏•Askerî ve ekonomik açıdan bölgesel bir güçtür.

‏Türkiye’ye yönelik doğrudan bir hedefleme, yalnızca bir ülkeyle değil, çok daha geniş bir uluslararası dengeyle karşı karşıya gelmek anlamına gelir.

‏Neden Türkiye, İran ile Aynı Kategoride Değildir?

‏İran İslam Devrimi 1979 sonrasında İran, ideolojik ve sınır aşan bir proje ile anılan bir aktöre dönüşmüştür.

‏Buna karşılık Türkiye, Mustafa Kemal Atatürk’ün mirası üzerine inşa edilmiş modern bir ulus devlettir ve şu ilkeyi benimsemiştir:

‏“Yurtta sulh, cihanda sulh.”

‏Türkiye’nin son yıllarda daha aktif bir dış politika izlemesi:
‏•Ulusal güvenlik
‏•Bölgesel denge
‏•Stratejik çıkarlar ‏çerçevesinde değerlendirilmelidir. Bu durum, ideolojik bir yayılmacılık anlamına gelmez.

‏“İsrail’in Yayılmacı Hedefleri” Söylemi Üzerine:

‏Toplumlarda aşırı söylemler her zaman var olabilir. Ancak bunları devlet politikası olarak görmek hatalıdır.

‏Gerçekler, İsrail’in pragmatik davrandığını gösterir:
‏•Mısır ile Camp David Anlaşması imzalamış ve Sina’dan çekilmiştir
‏•İsrail, Golan Tepeleri’nden çekilmeye birkaç kez hazır olmuş, ancak Hafız Esad ve Beşar Esad yeterli güvence vermemiştir

‏Bu durum, İsrail’in tamamen yayılmacı olmadığını, maliyet ve kazanç hesaplarına göre hareket ettiğini gösterir.

‏Tarih Ne Söylüyor?

‏Osmanlı Devleti, İspanya’dan sürülen Yahudilere kapılarını açmıştır.
‏Ayrıca İkinci Dünya Savaşı sırasında Türkiye, Nazi zulmünden kaçan Yahudilere güvenli geçiş sağlamıştır.

‏Bazı araştırmalar, Aşkenaz Yahudilerinin bir kısmını Hazar İmparatorluğu ile ilişkilendirir.
‏Bu da Türk-Yahudi ilişkilerinin basit bir çatışma anlatısına indirgenemeyeceğini gösterir.

‏Türkiye Yalnız Değildir:

‏Türkiye yalnız bir devlet değildir.
‏Tarihsel, kültürel ve insani bağlarla geniş bir etki alanına sahiptir.

‏Türk kökenli ya da Türkiye ile bağ hisseden yüz milyonlarca insan, Türkiye’nin sevinç ve kederini paylaşır.
‏Bu, resmi ittifakların ötesinde bir toplumsal ve duygusal derinlik anlamına gelir.

‏Devlet Aklı İle İdeoloji Arasındaki Fark:

‏Türkiye demokratik ve laik bir devlettir:
‏•Din ve devlet işlerinde ayrım esastır.
‏•Farklı inançlara eşit mesafe korunur.
‏•Aşırılık ve radikalleşme engellenir.

‏Dış politika, dini ideolojiye göre değil, devlet çıkarlarına göre şekillendirilir.
‏Ayrıca Türkiye, Hizbullah gibi dış bağlantılı yapıları kontrol altına almıştır.

‏İran, İslam’ın Koruyucusu Değildir:

‏İran kendisini “İslam’ın koruyucusu” olarak sunar.
‏Ancak pratikte:
‏•İslam dünyasında ayrışmayı artırır
‏•Mezhepsel fay hatlarını derinleştirir
‏•Bölgesel çatışmaları körükler

‏Bu nedenle İran, İslam dünyasında birleştirici değil, çoğu zaman bölücü bir aktördür.

‏İnanç ve Siyaset Arasındaki Ayrım:

‏Müslümanlar kendilerini “insanlık için çıkarılmış en hayırlı ümmet” olarak görür ve İslam’ın son ilahi mesaj olduğuna inanır.

Bu güçlü bir kimliktir, fakat devlet politikalarına doğrudan uygulanamaz.

‏“Sıradaki Ülke” Tezi Yanlıştır.

Uluslararası ilişkiler domino etkisiyle işlemez.

‏Bir devletin hedef olup olmayacağını belirleyen unsurlar:
‏•Uluslararası sistemdeki yeri
‏•Siyasi davranışı
‏•İttifakları

‏•Caydırıcılık kapasitesi

‏Buna göre Türkiye’nin konumu açıkça farklıdır.

‏Sonuç: Abartıya Karşı Gerçekçilik:

‏“Yayılmacı hayaller” veya “sıradaki hedef” söylemleri, gerçekliği çarpıtır.

‏Türkiye:
‏•Kolay hedef değildir
‏•Yalnız değildir
‏•Sistem dışı bir aktör değildir

‏Aksine güçlü, dengeli ve çok boyutlu bir devlettir.

‏Bugünün dünyasında gerçek açıktır: Siyaset korkularla değil, dengelerle yönetilir.

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve ulusgazetesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.