Prof.Dr. KEMAL DURUHAN
Köşe Yazarı
Prof.Dr. KEMAL DURUHAN
 

NATO KEFALİ NATO MARMARO (Ha bu kafa ha mermer!)

NATO KEFALİ NATO MARMARO (Ha bu kafa ha mermer!) - Davulun Sesi Uzaktan Hoş Gelir, Trump Trump Trump...   ​Tarih, tekerrürden ibaret derler; ama bazen tarih, felsefenin önünde komik bir vodvile dönüşür. Yakında Türkiye’de toplanacak olan NATO zirvesi, tam da böyle bir sahneye ev sahipliği yapmaya hazırlanıyor. Sahnenin başrolünde ise tanıdık bir isim var: Donkişotvari çıkışlarıyla bildiğimiz Başkan Trump. ​Sorular ortada, cevaplar ise ittifakın o cafcaflı binalarının dehlizlerinde kayıp: ​-Sahi, ABD o çok övündüğü askeri gücüyle, Hürmüz Boğazı'nda müttefiklerini ne kadar koruyabildi? ​-Peki, NATO’nun o "stratejik" müttefikleri, Hürmüz’ü açık tutma kumarında masaya ne koyabildi? -​İsrail; Gazze’de, Lübnan’da ve Ortadoğu’nun kalbinde şımarık, fütursuz ve hukuk tanımaz bir ergen gibi davranırken, Brüksel’deki o "büyük akıllar" ne yapıyordu? Kafalarını kuma gömüp fırtınanın geçmesini mi bekliyorlardı? ​Eski Dünyanın "Karakol" Siyaseti Çöktü   ​Sovyetler Birliği dağılalı çok oldu. Çin, teknolojide Batı’nın önüne geçti. Caydırıcı silah gücü, artık birkaç ayrıcalıklı başkentin tekelinde değil; coğrafyalar arasında acımasızca eşitlendi. İnternet ve çoklu iletişim dünyayı küçültürken, kültürleri ve sınırları birbirine yaklaştırdı. ​Ancak NATO, zamanın ruhunu okumakta direniyor. Dünya evrilirken, kutup siyaseti ve silahlanma blokları hala Soğuk Savaş nostaljisiyle ayakta kalmaya çalışıyor. Oysa o eski, primitif ticaret mantığı çöktü: "Ben seni hayali düşmanlardan koruyayım, sen de benden milyar dolarlık silahlar al." Bu tezgah artık yemiyor. ​Bilginin ışık hızında yayıldığı, internetin kutupları ve o yapay güvenlik gerekçelerini delip geçtiği bir çağda; NATO’nun hala silahla, sömürüyle ve hard-power (kaba kuvvet) tehditleriyle coğrafyaya nizam vermeye çalışması sadece çağ dışı değil, aynı zamanda trajikomiktir. ​Bu yeni dünyada eski usul askeri maharetlerle siyaset yürütmek, rüzgara karşı tükürmekten farksızdır. Bu durumda elitlere iki seçenek kalıyor: Ya sahnede göstermelik, içi boş bir diplomasi tiyatrosu oynayacaksınız ya da meydanlarda "Trump, Trump, Trump!" diye boş bir savaş davulunu tokmaklayıp duracaksınız. ​"Nato Mermer, Nato Kafa" ​Bu toprakların dehası, bu manzarayı yıllar öncesinden öngörmüş gibi sözü fiilden önce söylemiş: "Nato mermer, nato kafa!" ​Temmuz ayında Türkiye’de bir araya gelecek olan NATO müttefikleri, bu Türkçe deyimin derinliğini iyi analiz etmelidir. Mermerleşmiş bir zihinle, taşlaşmış bir statükoyla 21. yüzyıl yönetilemez. ​Bir felsefeci olarak onlara tavsiyem şudur: Silahları birbirinize doğrultup; gazı, barutu, fosil yakıtları ve kibri birbirinizin gözüne püskürtmeyi bırakın. Bu dünya sizden vahşet değil; bal üretmenizi, iyilik üretmenizi, oksijen ve hepsinden öte adalet üretmenizi bekliyor. ​ ​İnsanlık yeni ve tehlikeli bir eşikte. Teknoloji devasa, iletişim kusursuz, bilgi sınırsız... Fakat insanlığın kadim pusulası olan vicdan aynı hızla büyümezse, elinizdeki o yüksek teknoloji ve bilgi, insanlığı kurtarmaya değil, sadece daha verimli bir şekilde yok etmeye yarar. ​Eğer dünya bundan sonra da yalnızca hırslı siyasetçilerin egolarına ve sermayenin doymak bilmez iştahına terk edilirse; gidişat bir var oluş hikayesi değil, toplu bir yok oluş trajedisi olacaktır. ​Filozofları dinleyin; çünkü onlar manzaraya saray pencerelerinden veya tank namlularının arkasından bakmazlar. Onlar gerçeği görürler. ​Barış, sadece silahların susması veya savaşın yokluğu değildir. Barış; adaletin tesisi, ekmeğin paylaşılması ve insan onurunun muhafaza edilmesidir. ​Çocuklarımız gökyüzüne bakarken uçaklardan bombaların değil, uçurtmaların düşeceğini bildiği; anaların evlatlarını jeopolitik çıkarlar için toprağa vermediği bir dünya mümkündür. İnsanlık, tankların ve füzelerin gölgesinde değil; bilimin, sanatın, ahlakın ve merhametin aydınlığında yükselecektir. ​Gelin, bu zirvede dünyaya korku değil, güven verin. Gelin, bütçelerinizdeki silahları değil, sokaktaki insanı büyütün. Dünyayı daha "güçlü" ve tehlikeli değil, daha yaşanabilir kılın. Çünkü tarih sayfalarını kapattığında, kazanan demir yığınları değil, insanlık olmalıdır.
Ekleme Tarihi: 28 Haziran 2026 -Pazar

NATO KEFALİ NATO MARMARO (Ha bu kafa ha mermer!)

NATO KEFALİ NATO MARMARO (Ha bu kafa ha mermer!) - Davulun Sesi Uzaktan Hoş Gelir, Trump Trump Trump...
 
​Tarih, tekerrürden ibaret derler; ama bazen tarih, felsefenin önünde komik bir vodvile dönüşür. Yakında Türkiye’de toplanacak olan NATO zirvesi, tam da böyle bir sahneye ev sahipliği yapmaya hazırlanıyor. Sahnenin başrolünde ise tanıdık bir isim var: Donkişotvari çıkışlarıyla bildiğimiz Başkan Trump.

​Sorular ortada, cevaplar ise ittifakın o cafcaflı binalarının dehlizlerinde kayıp:

​-Sahi, ABD o çok övündüğü askeri gücüyle, Hürmüz Boğazı'nda müttefiklerini ne kadar koruyabildi?
​-Peki, NATO’nun o "stratejik" müttefikleri, Hürmüz’ü açık tutma kumarında masaya ne koyabildi?
-​İsrail; Gazze’de, Lübnan’da ve Ortadoğu’nun kalbinde şımarık, fütursuz ve hukuk tanımaz bir ergen gibi davranırken, Brüksel’deki o "büyük akıllar" ne yapıyordu? Kafalarını kuma gömüp fırtınanın geçmesini mi bekliyorlardı?

​Eski Dünyanın "Karakol" Siyaseti Çöktü
 
​Sovyetler Birliği dağılalı çok oldu. Çin, teknolojide Batı’nın önüne geçti. Caydırıcı silah gücü, artık birkaç ayrıcalıklı başkentin tekelinde değil; coğrafyalar arasında acımasızca eşitlendi. İnternet ve çoklu iletişim dünyayı küçültürken, kültürleri ve sınırları birbirine yaklaştırdı.

​Ancak NATO, zamanın ruhunu okumakta direniyor. Dünya evrilirken, kutup siyaseti ve silahlanma blokları hala Soğuk Savaş nostaljisiyle ayakta kalmaya çalışıyor. Oysa o eski, primitif ticaret mantığı çöktü: "Ben seni hayali düşmanlardan koruyayım, sen de benden milyar dolarlık silahlar al." Bu tezgah artık yemiyor.

​Bilginin ışık hızında yayıldığı, internetin kutupları ve o yapay güvenlik gerekçelerini delip geçtiği bir çağda; NATO’nun hala silahla, sömürüyle ve hard-power (kaba kuvvet) tehditleriyle coğrafyaya nizam vermeye çalışması sadece çağ dışı değil, aynı zamanda trajikomiktir.

​Bu yeni dünyada eski usul askeri maharetlerle siyaset yürütmek, rüzgara karşı tükürmekten farksızdır. Bu durumda elitlere iki seçenek kalıyor: Ya sahnede göstermelik, içi boş bir diplomasi tiyatrosu oynayacaksınız ya da meydanlarda "Trump, Trump, Trump!" diye boş bir savaş davulunu tokmaklayıp duracaksınız.

​"Nato Mermer, Nato Kafa"

​Bu toprakların dehası, bu manzarayı yıllar öncesinden öngörmüş gibi sözü fiilden önce söylemiş: "Nato mermer, nato kafa!"

​Temmuz ayında Türkiye’de bir araya gelecek olan NATO müttefikleri, bu Türkçe deyimin derinliğini iyi analiz etmelidir. Mermerleşmiş bir zihinle, taşlaşmış bir statükoyla 21. yüzyıl yönetilemez.

​Bir felsefeci olarak onlara tavsiyem şudur:
Silahları birbirinize doğrultup; gazı, barutu, fosil yakıtları ve kibri birbirinizin gözüne püskürtmeyi bırakın. Bu dünya sizden vahşet değil; bal üretmenizi, iyilik üretmenizi, oksijen ve hepsinden öte adalet üretmenizi bekliyor.

​İnsanlık yeni ve tehlikeli bir eşikte. Teknoloji devasa, iletişim kusursuz, bilgi sınırsız... Fakat insanlığın kadim pusulası olan vicdan aynı hızla büyümezse, elinizdeki o yüksek teknoloji ve bilgi, insanlığı kurtarmaya değil, sadece daha verimli bir şekilde yok etmeye yarar.

​Eğer dünya bundan sonra da yalnızca hırslı siyasetçilerin egolarına ve sermayenin doymak bilmez iştahına terk edilirse; gidişat bir var oluş hikayesi değil, toplu bir yok oluş trajedisi olacaktır.

​Filozofları dinleyin; çünkü onlar manzaraya saray pencerelerinden veya tank namlularının arkasından bakmazlar. Onlar gerçeği görürler.

​Barış, sadece silahların susması veya savaşın yokluğu değildir. Barış; adaletin tesisi, ekmeğin paylaşılması ve insan onurunun muhafaza edilmesidir.

​Çocuklarımız gökyüzüne bakarken uçaklardan bombaların değil, uçurtmaların düşeceğini bildiği; anaların evlatlarını jeopolitik çıkarlar için toprağa vermediği bir dünya mümkündür. İnsanlık, tankların ve füzelerin gölgesinde değil; bilimin, sanatın, ahlakın ve merhametin aydınlığında yükselecektir.

​Gelin, bu zirvede dünyaya korku değil, güven verin. Gelin, bütçelerinizdeki silahları değil, sokaktaki insanı büyütün.
Dünyayı daha "güçlü" ve tehlikeli değil, daha yaşanabilir kılın. Çünkü tarih sayfalarını kapattığında, kazanan demir yığınları değil, insanlık olmalıdır.
Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve ulusgazetesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.