Basında İsrail’in Ermeni Soykırım iddiasını kabul etmek üzere olduğu haberleri çıkınca, bunuönlemek amacı ile Jerusalem Post gazetesi editörüne aşağıdaki mektubu gönderdim:
“Editöre Mektup,
87 yaşındayım, makine mühendisiyim (Cambridge, 1961).Askerlik/vatani görev yıllarım olan 1964-1966 süresince, Genelkurmay İstihbaratBaşkanlığında Türk ve İsrail Genelkurmay temsilcileri arasındaki istihbarat değişimtoplantılarında mütercim-tercüman olarak görev yaptım.
Genelkurmay’dan terhis olmamın ardından, Türkiye’deki Leyland kamyon Fabrikasındaçalışırken, Israel Aircraft Services’in bir yan kuruluşu olan Rehovot’akiOrlite Şirketi (MüdürUziMeerovitch) ile Türkiye’de üretim amacıyla çift cidarlı fiberglas teknolojisi transferi içinmüzakereler yürüttüm.
O dönemde, 1966-1967 yılları arasında İsrail’i, her bir ziyaretim tam bir hafta sürmek üzere9 kez ziyaret ettim. Ben-Gurion’dan kalkacak son THY uçuşunu kaçırdığım için savaş sırasında Tel Aviv’deydim. Gazze üzerinden El Ariş’e kadar seyahat eden ilk uluslararasıgazeteci grubunun içindeydim.
Müzakere yaptığım muhataplarımın hemen hemen tamamı, Nazi soykırımından kurtulan ve2. Dünya Savaşı sırasında Türk makamlarının yardımıyla Polonya’dan kaçan eski PolonyalıAşkenaz Yahudileriydi.
O zamanlar İsrail’i iyi tanıyordum. "YerushalayimShelZahav" şarkısını nostaljiylehatırlıyorum.
Geçtiğimiz günlerde Başbakan Netanyahu, Dışişleri Bakanı Gideon’un Türklerin 1915-1916yıllarında 1,5 milyondan fazla Osmanlı Ermeni’sini öldürdüğü ve bunun soykırım olarakkabul edilmesi gerektiği yönündeki önergesini onayladı.
Osmanlı Ermenilerinin sayısı ne kadardı?
Ermeni Patrikhanesi’nin resmi rakamına göre 1,7 milyon.Var olmayan cesetleri saymak mümkün değildir ancak hayatta kalanların sayısınıbelirlemek çok kolaydır.
1918 yılında hayatta olan 1.586.000 Osmanlı Ermeni’si vardı; 886.000’i dışarıda (486.000Suriye’de, 400.000 Rusya’da) ve 700.000’i Türkiye’de. İlgili ABD belgelerinin, Ermeniaraştırmacı yazarların makalelerinin ve Alman kurmay subayı Guse’nin 1925 makalesininonaylı kopyalarını, Kudüs’e iletilmek üzere Ankara’daki İsrail Büyükelçiliğ’ne sunuyorum.
1918’deki olayların kısa kronolojisi:
*25 Mart – Trabzon Konferansı’nda Taşnak Partisi temsilcisi Hatisyan, 400.000Osmanlı Ermeni’si için geri dönüş izni talep eder.
*26 Mayıs-Osmanlı’nın Ermenilere devletlerini ilan etmeleri yönündeki ültimatomu.
*28 Mayıs-Ermenistan Cumhuriyeti ilan edilir.
* 29 Mayıs-Hatisyan, Ermenistan Cumhuriyeti’ni doğrulayan mektubu sunar.
*4 Haziran-Osmanlı İmparatorluğu ile Ermenistan Cumhuriyeti arasında Barış veDostluk Antlaşması imzalanır.
Temmuz Ortası- Enver Paşa, Hatisyan’a kendisi ve arkadaşlarının Ermenistan Devletini yarattığını söyler.
*5 Eylül-Aharonian, Ermenistan Cumhuriyeti'ni kurdurduğu için Padişaha teşekküreder.
-30 Eylül- Osmanlı İmparatorluğu 1. Dünya Savaşı’nı kaybeder. Osmanlı Ordusuterhis edilir.
Osmanlı İmparatorluğu Ermenileri yok etmemiş, aksine Ermenistan Cumhuriyeti devletini kurdurmuş ve 4.6.1918’de Batum Barış ve Dostluk Antlaşması’nı imzalayarak onauluslararası tanınma sağlamıştır.
Eğer Başbakan Netanyahu, Dışişleri Bakanı Gideon’;un önergesini onaylamadan önce TürkBüyükelçisi’ne danışmış olsaydı, tüm bu gerçekleri öğrenmiş olacaktı.
Mehmet Arif DEMİRER”
Görüldüğü gibi mektupta, 400 kelime sınırını aşmamaya dikkat ederek,1915-1916 olaylarından iki yıl sonra 1.586.00000 Osmanlı Ermeni’sinin hayatta ve nerelerdebulunduklarını belirttim. Ayrıca konu ile ilgili olarak 1918 yılına ait özet bir kronoloji deekledim.
21 Temmuz gecesi televizyon haberlerinin alt yazılarında Netanyahu’nun Ermeni Soykırımönergesini geri çektiğini, bunu Aliyev’in müdahalesi sonucunda yaptığını öğrendim. Bununüzerine Jerusalem Post’a bir mektup daha gönderdim ve “Önergenin Aliyev’in müdahalesiyerine benim gönderdiğim gerçek bilgiler nedeniyle geri çekilmiş olmasını tercih ederdim.”dedim.
AGOS’TAN AL HABERİ
21 Temmuz tarihli AGOS’ta şu yazı vardı:
“İsrail gazetesi Haaretz yazdı
Azerbaycan Netanyah(ya baskı yaptı, Ermeni Soykırımı tanıma tasarısı askıya alındı
İsrail gazetesi Haaretz, İsrail Dışişleri Bakanı’nın teklifiyle İsrail hükümeti tarafından kabuledilen Ermeni Soykırımını tanıma yasa tasarısının İsrail Parlamentosu’na gitmeden askıyaalınmasının sebebinin, Azerbaycan’ın, Başbakan Netanyahu’ya yaptığı baskı olduğunu yazdı.
Soykırımı tanıyan yasa tasarısı, İsrail Dışişleri Bakanı GideonSa’ar tarafından başlatılan birgirişimin ardından Haziran ayı sonlarında İsrail hükümeti tarafından oy birliğiyle kabuledilmişti. Tanıma tasarısının resmi olarak yasalaşması için İsrail parlamentosu Knesset’te deonaylanması gerekiyordu.
Ermeni Soykırımı’nı tanımaya yönelik hamle, birçokları tarafından, İsrail’in 2023’ten bu yanaGazze’deki eylemlerini soykırım olarak nitelendiren Türkiye’ye yönelik diplomatik bir
misilleme olarak yorumlanmıştı.
İsrailli bir kaynağa göre tasarı, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev’in dış politika
danışmanı Hikmet Hacıyev’in İsrail Başbakanı BinyaminNetanyahu ile iletişime geçmesinin
ardındanKnesset’in gündeminden çıkarıldı. Haaretz’e göre, Başbakan Netahyahu’nun bizzat
müdahale etmesi süreci sekteye uğrattı.
Tasarı, İsrail’deki genel seçimler öncesinde Knesset’in geçen Cuma günü girdiği tatil
döneminden kısa bir süre önce geri çekildi.
Hem İsrail’in hem de Türkiye’nin yakın bir ortağı olan ve Ermeni Soykırımı’nın tanınmasınaöteden beri karşı çıkan Bakü, İsrail kabinesinin soykırımı tanımak için yaptığı ilk oylamadarahatsızlığını dile getirmişti. İsrail ile Türkiye arasındaki ilişkiler son yıllarda bozulmuş olsada Azerbaycan, İsrail ile iyi ilişkilerini sürdürdü.
İsrail Dışişleri Bakanı Sa’ar, Haaretz’in haberinde yer alan iddiaları reddederek gazeteyeyaptığı açıklamada, (Soykırımı tanımaya yönelik bir hükümet kararı var ve bu oy birliğiylekabul edildi... Değiştirilmeyecek, önemli ve tarihi gerçek budur) dedi.
Haaretz’in haberi, İsrail’in tanıma başvurusunu geri çekme kararında Azerbaycan’ın rolüneilişkin ortalıkta dolaşan söylentileri doğrular nitelikte. Azerbaycan devlet basın ajansı APA,Yunanistan basınında yer alan bu tür söylentileri haberleştirmiş, ancak Bakü’nünmüdahalesinin ayrıntılarına girmekten kaçınmıştı.
İsrail petrolünün büyük bir kısmı Azerbaycan kaynaklı ve Akdeniz üzerinden sevkedilmeden önce Azerbaycan-Gürcistan-Türkiye boru hattından geçiyor. Aynı şekildeAzerbaycan, 2020 Dağlık Karabağ savaşında büyük etki yaratan İsrail askeri teknolojisiniithal ediyor. Ayrıca CNN, Haziran ayında İsrail güçlerinin Şubat ayında başlayan ABD-İsrail-İran çatışması sırasında Azerbaycan toprakları içinden faaliyet gösterdiğinihaberleştirmişti.
Hem Türkiye hem de Azerbaycan, İsrail'in soykırımı tanıma hamlesine kamuoyu önünde karşıçıkmış olsa da Azerbaycan'ın konuyla ilgili açıklaması belirgin şekilde daha diplomatik birtona sahipti.
Açıklamada, (1915 olaylarına ilişkin tarihi gerçeklerin çarpıtılması ve karmaşık bir tarihikonunun sağlam bir hukuki veya bilimsel temeli olmaksızın siyasi bir karara indirgenmesi
kabul edilemez) ifadelerine yer verildive (;İsrail hükümetini bu kararı yeniden gözdengeçirmeye çağırıyoruz) denilmişti.”
Yukardaki yazı yayımlanalı 1 haftayı geçti. AGOS, İsrail Haaretz Gazetesi haberine şu
eklemeyi yapmış: Azerbaycan, Bakü – Ceyhan boru hattını kullanarak İsrail’in ham petrolihtiyacının ‘büyük bir kısmını’ sağlıyormuş. Dolayısıyla soykırım önergesinin geriçekilmemesi ham petrol sevkiyatının aksaması sonucunu doğurabilirmiş (ima ediliyor).
AGOS’un, tekzip edilmemiş, yorumu gerek Türkiye’yi gerekse Azerbaycan’ı şu nedenlerlezor durumda bırakmış oluyor:
a. Bakü – Ceyhan boru hattı İsrail’e ham petrol sevk ediyor. Sevk edilen miktar İsrail’in
ham petrol ithalatının büyük bir kısmı.
b. Türkiye bu durumdan haberdar değilmiş gibi davranıyor.
c. Azerbaycan KKTC’yi tanımıyor ama İsrail’e ham petrol satıyor.
d. Türkiye İsrail’in Ermeni Soykırımı önergesini kendisi geri çektirtemiyor veAzerbaycan’ın bu konuda müdahalesine ihtiyaç duyuyor.
e. Azerbaycan, ABD + İsrail – İran savaşında İsrail’e yardım ediyor.
Yazının başlığında dediğim gibi artık hiçbir şey göründüğü gibi değil ve AGOS’unyazısındaki iddialar doğru değil. Mi?
