Kutsal Kitabımız Kuranı Kerim’de akrabalık bağlarını bozanların lanetlendiği belirtilmiştir. Akrabalık ilişkilerine önem verip bir dayanışma ve yardımlaşma içerisinde olanların başarıları ise dünyanın her yerinde apaçık ortada.
Büyük işletmeler, karteller, tröstler aslında bir aile işletmeleridir. Osmanlı ailesinin altı yüz yıldan fazla süren bir imparatorluk kurduğunu da hepimiz biliyoruz.
Günümüzde insanların yalnızlaştığı bir sosyolojik gerçek olarak tespit edilmiştir. Bu sosyolojik gerçek aslında bütün dünyada aile bağlarının azaldığını söylemekten başka bir şey değildir. Özellikle aile fertlerinin öğrenim düzeylerinin daha yüksek olduğu ortamlarda bireyler dayanışma ihtiyacını daha az duymaktadırlar. Bu nedenle genellikle başarıları bireysel kalmakta, büyüklükleri fazla olmamakta, süreklilikleri de sınırlı olmaktadır.
Eğer aileler miras düzeninin dışına çıkıp bütün aile bireylerini kâr ve zarara ortaklık şeklinde kurumsallaşmasını sağlarsa kanımızca bireylerin kazancı azalmayıp artacaktır. Böylelikle işletmeler daha az masraf yaparak güvenilir ve daha üretken kadrolar kurabileceklerdir.
Çalışanlar da ücret yanında kârdan da pay alabilecekleri için avantajlı olacaklardır.
