Atilla İNAN - Avukat - Bilirkişi - Kültür ve Sanat Yorumları
Köşe Yazarı
Atilla İNAN - Avukat - Bilirkişi - Kültür ve Sanat Yorumları
 

AŞK VE BİLİM

İlk bakışta aşkla, bilim bağdaşmaz sanılır. Hatta aşkı bütünüyle ahlaksızlık sayanlar da az değil. Ancak aşk olmasa kişi kendisini bir başkası yerine koyabilir miydi? Aşk olmasa kendinden başkasını anlamak ve sezmek için bir uğraş verebilir miydi? Dar anlamda ahlak kendimize yapılmasını istemediğimiz davranışları başkasına yapmamaktır. Daha geniş anlamıyla başkalarına yapılan haksızlıklara da karşı çıkmaktır. Hatta çağdaş anlamıyla bize yapıldığı zaman sevinebileceğimiz iyilikleri başkalarına da yapmak. İnsanların sevinip üzüleceğini, hoşlanıp güceneceğini sezmek ona göre davranmak ancak kişinin kendisini başkalarının yerine koy­masıyla mümkün. Kişinin kendisini başkasının yerine koyması sadece aşkla sağlanabileceğine göre aşksız ahlak düşünülebilir mi? Bu durumda en çağdaş anlamıyla ahlak aşktır diyebiliriz. Edebiyat, konusu genellikle aşk olan bir sanat dalıdır. Edebiyat sözcüğü edeb kökünden gelir, is­minden de anlaşılabileceği gibi romanlar, öyküler, şiirlerle ahlakı öğretme bilimidir. Bu durumda edebiyat aşktır diyebiliriz. Aşk sadece kelimelere dökülmez. Çeşitli biçim ve görünüşlere kolaylıkla girebilir. Kimi zaman renk, kimi zaman ses, kimi zaman tad, kimi zaman uyum, kimi zaman karşıtlık olarak,severek ya­pacağımız her uğraşta vardır. Bu durumda sanat aşkdır diyebiliriz. Freud, insanda engellenen cinsel enerjinin eğitimle yönlendirilmesiyle yücelme olayının gerçek­leştiğini vurgular. Yücelme olayı yönüne göre, müziği, resmi, heykeli, şiiri ve bilimi yaratır. Yönelme bil­inmeyenlere doğru olduğunda, veri olarak karşımıza bilgi çıkar. Bu durumda bilim aşktır diyebiliriz. Aşkın bize sezgiyi, hoşgörüyü, anlayışı, daha doğrusu kendimizi başkalarının yerine koymayı öğrettiğini söylemiştik. Bunlar yanında başarılı olduğumuz her işi öncekilere eklememiz gerekli. Çünkü başarılı olduğumuz her iş severek yaptıklarımızdır. Bu durumda başarı aşkdır. Bir düşünürün "kendimizi ne kadar çok başkalarının yerine koyabiliyorsak o kadar uygar oluruz" sözünü hatırladığımızda uygar­lığın aşk olduğunu da söyleyebiliriz. Sevdanın en iyi öğretmen olduğunu bir şiirimde dile getirmiştim. O şiiri size sunuyorum. EN İYİ HOCA Ömür akar gider, Durdurulamaz zaman, Hayaller, rüyalar, okullar, Hepsi birer yalan, Eğer dayanabiliyorsan, Sevdan olur, En iyi hocan. Fuzuli'nin belirttiği gibi "Aşk imiş her ne varsa alemde-ilm bir kıyl-ü kâl imiş ancak", insanı ve uygarlığı aşk yaratmıştır, aşk geliştirecektir. Aşkın gerçekleştiremeyeceği hiçbir amaç çözemeyeceği hiçbir sorun yoktur. Çağdaş şairlerimizden Melih Cevdet Anday'ın söylediği gibi; Esiri aşkın olmuşum cana Kafamın ye kolumun gücü senden Ben fakir şair doğmuşum Ne dilersen dile benden
Ekleme Tarihi: 21 Mayıs 2026 -Perşembe

AŞK VE BİLİM

İlk bakışta aşkla, bilim bağdaşmaz sanılır. Hatta aşkı bütünüyle ahlaksızlık sayanlar da az değil. Ancak aşk olmasa kişi kendisini bir başkası yerine koyabilir miydi? Aşk olmasa kendinden başkasını anlamak ve sezmek için bir uğraş verebilir miydi?

Dar anlamda ahlak kendimize yapılmasını istemediğimiz davranışları başkasına yapmamaktır. Daha geniş anlamıyla başkalarına yapılan haksızlıklara da karşı çıkmaktır. Hatta çağdaş anlamıyla bize yapıldığı zaman sevinebileceğimiz iyilikleri başkalarına da yapmak. İnsanların sevinip üzüleceğini, hoşlanıp güceneceğini sezmek ona göre davranmak ancak kişinin kendisini başkalarının yerine koy­masıyla mümkün. Kişinin kendisini başkasının yerine koyması sadece aşkla sağlanabileceğine göre aşksız ahlak düşünülebilir mi? Bu durumda en çağdaş anlamıyla ahlak aşktır diyebiliriz.

Edebiyat, konusu genellikle aşk olan bir sanat dalıdır. Edebiyat sözcüğü edeb kökünden gelir, is­minden de anlaşılabileceği gibi romanlar, öyküler, şiirlerle ahlakı öğretme bilimidir. Bu durumda edebiyat aşktır diyebiliriz.

Aşk sadece kelimelere dökülmez. Çeşitli biçim ve görünüşlere kolaylıkla girebilir. Kimi zaman renk, kimi zaman ses, kimi zaman tad, kimi zaman uyum, kimi zaman karşıtlık olarak,severek ya­pacağımız her uğraşta vardır. Bu durumda sanat aşkdır diyebiliriz.

Freud, insanda engellenen cinsel enerjinin eğitimle yönlendirilmesiyle yücelme olayının gerçek­leştiğini vurgular. Yücelme olayı yönüne göre, müziği, resmi, heykeli, şiiri ve bilimi yaratır. Yönelme bil­inmeyenlere doğru olduğunda, veri olarak karşımıza bilgi çıkar. Bu durumda bilim aşktır diyebiliriz.

Aşkın bize sezgiyi, hoşgörüyü, anlayışı, daha doğrusu kendimizi başkalarının yerine koymayı öğrettiğini söylemiştik. Bunlar yanında başarılı olduğumuz her işi öncekilere eklememiz gerekli. Çünkü başarılı olduğumuz her iş severek yaptıklarımızdır. Bu durumda başarı aşkdır. Bir düşünürün "kendimizi ne kadar çok başkalarının yerine koyabiliyorsak o kadar uygar oluruz" sözünü hatırladığımızda uygar­lığın aşk olduğunu da söyleyebiliriz.

Sevdanın en iyi öğretmen olduğunu bir şiirimde dile getirmiştim. O şiiri size sunuyorum.

EN İYİ HOCA

Ömür akar gider,

Durdurulamaz zaman,

Hayaller, rüyalar, okullar,

Hepsi birer yalan,

Eğer dayanabiliyorsan,

Sevdan olur,

En iyi hocan.

Fuzuli'nin belirttiği gibi "Aşk imiş her ne varsa alemde-ilm bir kıyl-ü kâl imiş ancak", insanı ve uygarlığı aşk yaratmıştır, aşk geliştirecektir. Aşkın gerçekleştiremeyeceği hiçbir amaç çözemeyeceği hiçbir sorun yoktur. Çağdaş şairlerimizden Melih Cevdet Anday'ın söylediği gibi;

Esiri aşkın olmuşum cana

Kafamın ye kolumun gücü senden

Ben fakir şair doğmuşum

Ne dilersen dile benden

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve ulusgazetesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.