Adnan KORKMAZ - VESTED Onursal Genel Başkanı
Köşe Yazarı
Adnan KORKMAZ - VESTED Onursal Genel Başkanı
 

Baytarlık mesleğinin tarihçesi (dünü bugünü geleceği) -33-

Sevgili okurlarım; Bugünkü yazımızın başlığı altında; dünün hayvan sağlık memurları, bugünün veteriner sağlık teknisyenlerin; kamu çalışanları sendikalarının kuruluş aşamasındaki çalışmalarını hatırlatacağız. Bu önemli konu hakkında bilgi sahibi olunabilmesi için Veteriner Sağlık Teknisyenleri Derneğinin; 1990 yılında; Prof. Dr. Sayın Mesut Gülmez ile yapılan bir söyleşiyi aradan 36 yıl geçtikten sonra bir daha yayımlayacağız.  Konuya girmeden önce konuğumuzu tanıyalım. Mesut Gülmez: 1943 yılı Denizli Acıpayam doğumludur. İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunudur. Doktorasını Yönetim Bilimi alanında Fransa’da tamamlamıştır. Türkiye ve Orta Doğu Amme İdaresi Enstitüsündeki görevine 1973 yılında başlamıştır. 1981 yılında Sosyal Siyaset Doçenti, 1988 yılında Çalışma Ekonomisi ve Endüstri ilişkileri dalında profesör olmuştur. “Türkiye’de Çalışma İlişkileri”, “Türkiye Belgesel Çalışma İlişkileri Tarihi”, Sendikal Hakların Uluslararası Kurulları ve Türkiye” ve Memurlar ve Sendikal Haklar” adlı kitapları vardır. Bunlardan ilk ikisi ile Prof. Dr. Cahit Talas’a göre, Türk sosyal politika tarihinde “Bir yol hem açmış, hem de aydınlatmıştır.” Mesut Gülmezin çeşitli dergi ve gazetelerde yayımlanmış çok sayıda makalesi de bulunmaktadır. Türkiye ve Orta Doğu Amme İdaresi Enstitüsü öğretim üyelerinden olan Prof. Dr. Mesut Gülmez aynı enstitüsü bünyesinde oluşturulan “İnsan Hakları Araştırma ve Derleme Merkezi müdürlüğü görevini de yürütmektedir. Yazımızın bu bölümünde; Veteriner Sağlık Teknisyenleri Derneği’nin (VESTED) yapmış olduğu çalışmaların hatırlanabilmesi için Prof. Dr. Mesut Gülmez ile yapılan SÖYLEŞİYİ aradan 36 yıl geçtikten sonra bir daha yayımlıyoruz. VESTED: Hükümet kamu çalışanlarına sadece sendika kurma hakkını vermeyi düşünüyor. Grevsiz ve toplu sözleşmesiz bir sendikanın sendika sayılmayacağını hepimiz biliyoruz. Grevsiz ve toplu sözleşmesiz sendikalar çalışanlara hiçbir şey kazandırmaz, sendikalar dernek konumundan sıyrılamazlar bu konuda ne düşünüyorsunuz? MESUT GÜLMEZ:  Hükümetin sendikal hakları memurlara hangi çerçevede tanıyacağı konusu tümüyle belirginlik kazanmış değildir. Hükümet hazırlıklarını tamamladığı yolunda zaman, zaman açıklamalar yapılan personel reformunun da çok önemli bir parçalısını oluşturan sendikal haklar konusundaki yaklaşımını açıklıkla ortaya koymamıştır. Ancak zaman zaman yapılan kimi açıklamalara bakılacak olursa; bu çerçevenin eksiksiz olmayacağı, var olan yasal düzenlemeleri değiştirme ve onların yerine geçme anlamında, yani kural koyucu ve değiştirici anlamda ücreti ve çalışma koşullarını düzenleyen toplu iş sözleşmesi hakkı içermeyeceği ve grev hakkından da yoksun olacağı anlaşılmaktadır. Böyle bir yaklaşım ne hükümet programındaki vaatlerle bağdaşır, ne de İLO sözleşmelerine uygun düşer. Söylediğim anlamda toplu sözleşme ve grev haklarından yoksun bir yasal düzenleme; 624 sayılı yasadaki yaklaşımın benimsenmesi anlamına gelir ve hükümetin İLO denetim organlarında eleştirilip sorgulanmasına, ülkemizin gündemde kalmasına yol açar. VESTED: Hükümetin kamu çalışanlarına sendika hakkı verilmesi konusundaki çalışmaları hangi aşamadadır. Bu çalışmaları yeterli görüyor musunuz? MESUT GÜLMEZ: Hükümetin çalışmalarının şu anda hangi aşamada olduğunu, hangi noktaya ulaştığını bilemiyorum. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın bu amaçla başlattığı, benim de içinde bulunduğum bir komisyonun çalışmaları, geçtiğimiz Nisan, Mayıs ve Haziran aylarında yapılan, yanılmıyorsam dört toplantı sonunda somut bir noktaya ulaşmadan sona ermiştir. Bakanlığın bu konudaki çalışmaları kendi içinde sürdürüp sürdürmediği, sürdürdüğü ise bu çalışma ve hazırlıklarının içeriği konusunda herhangi bir bilgim yok. Dolayısıyla yeterli olup olmadığını değerlendirebilecek durumda değilim. VESTED: Hükümetin geçtiğimiz günlerde meclisten geçirdiği, ancak Cumhurbaşkanı tarafından veto edilen İLO sözleşmeleri memurlara ne getiriyor?   MESUT GÜLMEZ: Parlamentonun onaylamasını yasayla uygun bulduğu 7 İLO sözleşmesinden yalnızca 1’i ama en önemlisi olan biri; iş güvencesine ilişkin olan 158 sayılı sözleşme geri gönderilmiştir. Öteki 6 sözleşmeye ilişkin uygun bulma yasası Resmi gazete’de yayımlanmıştır.   Bu sözleşmenin özellikle ikisi, sendikal haklar konusunda memurlara yeni dayanaklar sağlamıştır. Bunlar; 1948 yılında kabul edilen 87 sayılı Sendika Özgürlüğü ve Örgütlenme Hakkının korunması Sözleşmesi ile 1978 yılında kabul edilen 151 sayılı Kamu Hizmetinde Örgütlenme Hakkının Korunması ve İstihdam Koşullarının Belirlenmesi Yöntemleri Sözleşmesi’dir. Bu iki sözleşmenin sağladığı hakları ve güvenceleri memurlar açısından satır başlıkları biçiminde kısaca saymak gerekirse, şunlar sıralanabilir. * Tüm çalışanların dolayısıyla onların bir bölümünü oluşturan memurların hukuksal nitelikleri ne olursa olsun, önceden izin almaksızın diledikleri sendikaları kurma ve onlara üye olma hakkı tanımıştır. * Sendikaların ana tüzük ve yönetmeliklerini hazırlama, temsilcilerini özgürce seçme, yönetim ve etkinliklerini düzenleme ve eylem programları oluşturma hakkı sınırlandıracak ya da yasal kullanımına engel olacak nitelikteki her tür karışmadan kaçınma yükümlülüğü getirilmişti. * Sendikaların genelge benzeri polisiye işlemlere dayanarak yönetsel yetkililerce etkinlikten alıkonma ve mühürlenip kapatılmasına karşı güvence sağlamıştır. * Denetim organlarının 1950’li yılların başından beri yinelediği yerleşil ilke kararları (içtihatları) çerçevesinde, 87’nin onaylanmasıyla grev hakkı memurlar için de güvenceye bağlanmıştır. * Uluslararası dayanışma ve işbirliği, önceden izin alınmaksızın gerçekleştirebilecek bir hak olarak tanınmıştır. * İşveren devletin sendika özgürlüğünü zedeleyen, örneğin sendika üyeliği nedeniyle görev yeri değiştirme ya da çeşitli disiplin cezaları uygulama gibi ayırımcı, toplantı hak ve özgürlüklerinden yararlanma güvencesi, getirilmiştir. * Güvenceye alınan grev hakkının kullanılması öncesinde, uyuşmazlıkların toplu görüşme ya da arabuluculuk, uzlaştırma yahut hakemlik gibi barışçı yöntemlerle çözülmesi öngörülmüştür. * Birbirini tamamlayan 87 ve 98 ile bu ve başka sözleşmelerdeki güvenceleri kamu görevlileri için ayrıca düzenleyen 151’in kuralları birlikte değerlendirildiğinde; varılacak sonuç açıktır. Kamu görevlileri için sendika, gönüllü toplu pazarlık ve grev haklarını kurumsallaştıran demokratik ve katılımcı bir kamusal çalışma ilişkileri sistemi oluşturulmalıdır. Bu onaydan ve Anayasanın 90’dan doğan hukuksal bir yükümlülüktür. VESTED: Sendikal hakların yasal düzenlemelerinde iş kolu sendikacılığı mı tartışması var? Bu konudaki düşünceleriniz nelerdir? MESUT GÜLMEZ: Sendikal örgütlenmede “işkolu” ya da “meslek” temellerine dayanma konusundaki tartışmalar aslında geride kalmıştır. İşçi sendikacılığımım tarihsel gelişimi içinde meslek sendikacılığının yerini daha geniş ve daha güçlü dayanışma işbirliği ve savaşım olanakları sağlayan işkolu (endüstri ya da sanayi) sendikalcığı almıştır. Bu nedenle memur örgütlenmesinde de yalnızca, yalnızca belli bir mesleğin üyeleri arasında dayanışma olanağını veren, buna karşılık aynı işyerinde ve işkolunda çalışmakla birlikte başka bir mesleğin üyesi onları dışlayan meslek sendikacılığı anlayışı söz konusu olmak gerekir. Asında uygulamada da “işkolu” temeline göre gelişmiştir ve gelişmektedir. Bununla birlikte, örgütlenmede 2821 sayılı Sendikalar Yasa’sında sayılan işkollarının temel alınmış olması ve bu işkollarının da kamu yönetiminin yapı ve örgütlenme biçimiyle tam olarak çakışmaması nedeniyle ayıları çok az da olsa, uygulamada işyeri temeline dayalı olarak kurulduğu söylenebilecek. Daha doğrusu işyeri sendikası olduğu izlenimi yaratabilecek memur sendikalarına rastlanabilmektedir. Ancak, memur sendikacılığında temel eğilimin işkolu örgütlenmesi olduğu açıktır. Kimi işkollarında karşılaşılan sorunların kökeninde kamu kurum ve kuruluşlarından her birinin her aldığı işkollarının açıklıkla belirlenmemiş olması vardır. Kanımca bu belirsizleri aşmanın en doğru yolu, memur sendikacılığında devlet yapısına koşut bir örgütlenmeyi ilke edinmektedir. Kısacası memurlar, işveren devlete koşut bir sendikalaşma olmalıdır. Ancak şunu da ekleyeyim ki, çalışanlara belli bir örgütlenme modelinin yasayla dayatılması ve belli düzeylerde örgütlenme yasağı öngörülmesi, 87 sayılı sözleşme ile bağdaşmamaktadır.   VESTED: Üyelerimizin büyük bir bölümü Tarım ve Köyişleri Bakanlığı’na bağlı işyerlerinde çalışıyor. Veteriner Hekimler ve Veteriner Sağlık Teknisyenleri 657 sayılı Devlet Memurları Kanununa göre Sağlık Hizmetleri Sınıfında görünüyorlar. Tarım ve Köyişleri Bakanlığı’nda çalışan Veteriner Hekimler ve Veteriner Sağlık Teknisyenlerinin tarım işkolunda mı, yoksa sağlık işkolunda mı örgütlenmeleri gerekmektedir? Önerileriniz nelerdir? MESUT GÜLMEZ: Sanırım bu sorunuzun yanıtı, yukarıdaki açıklamalarımda vardır. İşkollarının Sendikalar Yasasından yola çıkarak belirlenmesi durumunda, benzer kuşku ya da duraksamalar çıkmıştır, çıkabilecektir. Bu nedenle, kamu yönetiminde memurların sendikalaşmasına temel olabilecek işkolları, bağlı ya da ilgili işyerleriyle ayrıca belirlenmedikçe, kanımca işveren devletin örgütlenme biçiminin temel alınması doğru olacaktır. Çünkü sendika, en yalın tanımıyla, üyelerinin hak ve çıkarlarını “işverene karşı” korumayı ve geliştirmeyi amaçlayan örgütlerdir. Dolayısıyla memurlar da işveren olan devlet nasıl örgütlenmişse, ona koşut bir örgütlenme içinde olmalıdır. Devlet örgütlenmesine ya da yönetsel yapıya koşut bir sendikalaşma, tarihsel gelişme uygun olması yanı sıra, başka yararlar da taşımaktadır. Memurlar 657 sayılı yasa açısından içinde bulundukları hizmet sınıfları ile çalıştıkları kurumu ya da kuruluşlar arasında kimi uyumsuzlukların bulunmasına bakarak, işkolu temeline göre örgütlenme yerine meslek sendikacılığına yönelmemelidirler. Dolayısıyla veteriner hekimlerin ve veteriner sağlık teknisyenlerinin, çalıştıkları kurum ve kuruluşlardaki öteki tüm kamu personeli ile aynı sendikal çatı altında toplanmasının doğru olacağını düşünüyorum. VESTED: Bunların dışında dergimizin aracılığı ile mesajınız ne olabilir? MESUT GÜLMEZ: Önümüzdeki günler, aylar, memur sendikacılığının ulusal yasal çerçevesini çizme çalışmalarının başlayacağı ve süreceği bir dönem olacaktır. Her ne kadar onaylanan 87, 98 ve 151 sayılı Sözleşmeler bu yasal çerçevenin temel ilkelerini bağlayıcı olacak biçimde göstermiş ise de memur sendikalarının ve henüz sendikalaşmamış tüm kamu görevlilerinin bu konuda iyimser bir bekleyiş içerisine girmemesi ve bu yoldaki çalışmaları çok yakından izlemesi gerekecektir. Unutulmamalıdır ki, yasal düzenlemenin yukarıda sıraladığım hak ve güvenceleri içerip içermemesi konusunda, son cümlede memur sendikalarının gücü belirleyici olacaktır. Burada iki önemli hatırlatma yapmamız gerekiyor. Mesut Gülmez hocamızı İLK KEZ, Mülkiyeliler Birliğinin 13-14 Eylül 1990 tarihinde düzenlemiş olduğu Uluslararası Memur Sempozyumunda tanımıştık. Prof. Dr Alparslan Işıklıyı İLK KEZ Mülkiyeliler Birliği Başkanlığı sırasında tanımıştık. Prof. Dr. Sayın Alparslan Işıklının kamu çalışanlarının sendika kurabileceğini gündeme getiren İLK KİŞİNİN olduğunu burada belirtmez isek merhuma saygısızlık yapmış oluruz.  YÖK üyeliği sırasında da derneğimizin çalışmalarına önemli katkısı olan değerli mücadele arkadaşımızı; saygı, sevgi ve minnet duygularımızla anıyoruz. Sonrasında neler oldu? Devamı gelecek sayıda. Yararlanılan Kaynak: Veteriner Sağlık Teknisyenleri Dergisi Yıl 1992 Sayı 3-4    
Ekleme Tarihi: 22 Eylül 2026 -Salı
Adnan KORKMAZ - VESTED Onursal Genel Başkanı

Baytarlık mesleğinin tarihçesi (dünü bugünü geleceği) -33-

Sevgili okurlarım; Bugünkü yazımızın başlığı altında; dünün hayvan sağlık memurları, bugünün veteriner sağlık teknisyenlerin; kamu çalışanları sendikalarının kuruluş aşamasındaki çalışmalarını hatırlatacağız. Bu önemli konu hakkında bilgi sahibi olunabilmesi için Veteriner Sağlık Teknisyenleri Derneğinin; 1990 yılında; Prof. Dr. Sayın Mesut Gülmez ile yapılan bir söyleşiyi aradan 36 yıl geçtikten sonra bir daha yayımlayacağız.  Konuya girmeden önce konuğumuzu tanıyalım.

Mesut Gülmez: 1943 yılı Denizli Acıpayam doğumludur. İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunudur. Doktorasını Yönetim Bilimi alanında Fransa’da tamamlamıştır. Türkiye ve Orta Doğu Amme İdaresi Enstitüsündeki görevine 1973 yılında başlamıştır. 1981 yılında Sosyal Siyaset Doçenti, 1988 yılında Çalışma Ekonomisi ve Endüstri ilişkileri dalında profesör olmuştur.

“Türkiye’de Çalışma İlişkileri”, “Türkiye Belgesel Çalışma İlişkileri Tarihi”, Sendikal Hakların Uluslararası Kurulları ve Türkiye” ve Memurlar ve Sendikal Haklar” adlı kitapları vardır. Bunlardan ilk ikisi ile Prof. Dr. Cahit Talas’a göre, Türk sosyal politika tarihinde “Bir yol hem açmış, hem de aydınlatmıştır.”

Mesut Gülmezin çeşitli dergi ve gazetelerde yayımlanmış çok sayıda makalesi de bulunmaktadır. Türkiye ve Orta Doğu Amme İdaresi Enstitüsü öğretim üyelerinden olan Prof. Dr. Mesut Gülmez aynı enstitüsü bünyesinde oluşturulan “İnsan Hakları Araştırma ve Derleme Merkezi müdürlüğü görevini de yürütmektedir.

Yazımızın bu bölümünde; Veteriner Sağlık Teknisyenleri Derneği’nin (VESTED) yapmış olduğu çalışmaların hatırlanabilmesi için Prof. Dr. Mesut Gülmez ile yapılan SÖYLEŞİYİ aradan 36 yıl geçtikten sonra bir daha yayımlıyoruz.

VESTED: Hükümet kamu çalışanlarına sadece sendika kurma hakkını vermeyi düşünüyor. Grevsiz ve toplu sözleşmesiz bir sendikanın sendika sayılmayacağını hepimiz biliyoruz. Grevsiz ve toplu sözleşmesiz sendikalar çalışanlara hiçbir şey kazandırmaz, sendikalar dernek konumundan sıyrılamazlar bu konuda ne düşünüyorsunuz?

MESUT GÜLMEZ:  Hükümetin sendikal hakları memurlara hangi çerçevede tanıyacağı konusu tümüyle belirginlik kazanmış değildir. Hükümet hazırlıklarını tamamladığı yolunda zaman, zaman açıklamalar yapılan personel reformunun da çok önemli bir parçalısını oluşturan sendikal haklar konusundaki yaklaşımını açıklıkla ortaya koymamıştır. Ancak zaman zaman yapılan kimi açıklamalara bakılacak olursa; bu çerçevenin eksiksiz olmayacağı, var olan yasal düzenlemeleri değiştirme ve onların yerine geçme anlamında, yani kural koyucu ve değiştirici anlamda ücreti ve çalışma koşullarını düzenleyen toplu iş sözleşmesi hakkı içermeyeceği ve grev hakkından da yoksun olacağı anlaşılmaktadır. Böyle bir yaklaşım ne hükümet programındaki vaatlerle bağdaşır, ne de İLO sözleşmelerine uygun düşer. Söylediğim anlamda toplu sözleşme ve grev haklarından yoksun bir yasal düzenleme; 624 sayılı yasadaki yaklaşımın benimsenmesi anlamına gelir ve hükümetin İLO denetim organlarında eleştirilip sorgulanmasına, ülkemizin gündemde kalmasına yol açar.

VESTED: Hükümetin kamu çalışanlarına sendika hakkı verilmesi konusundaki çalışmaları hangi aşamadadır. Bu çalışmaları yeterli görüyor musunuz?

MESUT GÜLMEZ: Hükümetin çalışmalarının şu anda hangi aşamada olduğunu, hangi noktaya ulaştığını bilemiyorum. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın bu amaçla başlattığı, benim de içinde bulunduğum bir komisyonun çalışmaları, geçtiğimiz Nisan, Mayıs ve Haziran aylarında yapılan, yanılmıyorsam dört toplantı sonunda somut bir noktaya ulaşmadan sona ermiştir. Bakanlığın bu konudaki çalışmaları kendi içinde sürdürüp sürdürmediği, sürdürdüğü ise bu çalışma ve hazırlıklarının içeriği konusunda herhangi bir bilgim yok. Dolayısıyla yeterli olup olmadığını değerlendirebilecek durumda değilim.

VESTED: Hükümetin geçtiğimiz günlerde meclisten geçirdiği, ancak Cumhurbaşkanı tarafından veto edilen İLO sözleşmeleri memurlara ne getiriyor?

 

MESUT GÜLMEZ: Parlamentonun onaylamasını yasayla uygun bulduğu 7 İLO sözleşmesinden yalnızca 1’i ama en önemlisi olan biri; iş güvencesine ilişkin olan 158 sayılı sözleşme geri gönderilmiştir. Öteki 6 sözleşmeye ilişkin uygun bulma yasası Resmi gazete’de yayımlanmıştır.

 

Bu sözleşmenin özellikle ikisi, sendikal haklar konusunda memurlara yeni dayanaklar sağlamıştır. Bunlar; 1948 yılında kabul edilen 87 sayılı Sendika Özgürlüğü ve Örgütlenme Hakkının korunması Sözleşmesi ile 1978 yılında kabul edilen 151 sayılı Kamu Hizmetinde Örgütlenme Hakkının Korunması ve İstihdam Koşullarının Belirlenmesi Yöntemleri Sözleşmesi’dir. Bu iki sözleşmenin sağladığı hakları ve güvenceleri memurlar açısından satır başlıkları biçiminde kısaca saymak gerekirse, şunlar sıralanabilir.

* Tüm çalışanların dolayısıyla onların bir bölümünü oluşturan memurların hukuksal nitelikleri ne olursa olsun, önceden izin almaksızın diledikleri sendikaları kurma ve onlara üye olma hakkı tanımıştır.

* Sendikaların ana tüzük ve yönetmeliklerini hazırlama, temsilcilerini özgürce seçme, yönetim ve etkinliklerini düzenleme ve eylem programları oluşturma hakkı sınırlandıracak ya da yasal kullanımına engel olacak nitelikteki her tür karışmadan kaçınma yükümlülüğü getirilmişti.

* Sendikaların genelge benzeri polisiye işlemlere dayanarak yönetsel yetkililerce etkinlikten alıkonma ve mühürlenip kapatılmasına karşı güvence sağlamıştır.

* Denetim organlarının 1950’li yılların başından beri yinelediği yerleşil ilke kararları (içtihatları) çerçevesinde, 87’nin onaylanmasıyla grev hakkı memurlar için de güvenceye bağlanmıştır.

* Uluslararası dayanışma ve işbirliği, önceden izin alınmaksızın gerçekleştirebilecek bir hak olarak tanınmıştır.

* İşveren devletin sendika özgürlüğünü zedeleyen, örneğin sendika üyeliği nedeniyle görev yeri değiştirme ya da çeşitli disiplin cezaları uygulama gibi ayırımcı, toplantı hak ve özgürlüklerinden yararlanma güvencesi, getirilmiştir.

* Güvenceye alınan grev hakkının kullanılması öncesinde, uyuşmazlıkların toplu görüşme ya da arabuluculuk, uzlaştırma yahut hakemlik gibi barışçı yöntemlerle çözülmesi öngörülmüştür.

* Birbirini tamamlayan 87 ve 98 ile bu ve başka sözleşmelerdeki güvenceleri kamu görevlileri için ayrıca düzenleyen 151’in kuralları birlikte değerlendirildiğinde; varılacak sonuç açıktır. Kamu görevlileri için sendika, gönüllü toplu pazarlık ve grev haklarını kurumsallaştıran demokratik ve katılımcı bir kamusal çalışma ilişkileri sistemi oluşturulmalıdır. Bu onaydan ve Anayasanın 90’dan doğan hukuksal bir yükümlülüktür.

VESTED: Sendikal hakların yasal düzenlemelerinde iş kolu sendikacılığı mı tartışması var? Bu konudaki düşünceleriniz nelerdir?

MESUT GÜLMEZ: Sendikal örgütlenmede “işkolu” ya da “meslek” temellerine dayanma konusundaki tartışmalar aslında geride kalmıştır. İşçi sendikacılığımım tarihsel gelişimi içinde meslek sendikacılığının yerini daha geniş ve daha güçlü dayanışma işbirliği ve savaşım olanakları sağlayan işkolu (endüstri ya da sanayi) sendikalcığı almıştır. Bu nedenle memur örgütlenmesinde de yalnızca, yalnızca belli bir mesleğin üyeleri arasında dayanışma olanağını veren, buna karşılık aynı işyerinde ve işkolunda çalışmakla birlikte başka bir mesleğin üyesi onları dışlayan meslek sendikacılığı anlayışı söz konusu olmak gerekir. Asında uygulamada da “işkolu” temeline göre gelişmiştir ve gelişmektedir.

Bununla birlikte, örgütlenmede 2821 sayılı Sendikalar Yasa’sında sayılan işkollarının temel alınmış olması ve bu işkollarının da kamu yönetiminin yapı ve örgütlenme biçimiyle tam olarak çakışmaması nedeniyle ayıları çok az da olsa, uygulamada işyeri temeline dayalı olarak kurulduğu söylenebilecek. Daha doğrusu işyeri sendikası olduğu izlenimi yaratabilecek memur sendikalarına rastlanabilmektedir. Ancak, memur sendikacılığında temel eğilimin işkolu örgütlenmesi olduğu açıktır. Kimi işkollarında karşılaşılan sorunların kökeninde kamu kurum ve kuruluşlarından her birinin her aldığı işkollarının açıklıkla belirlenmemiş olması vardır.

Kanımca bu belirsizleri aşmanın en doğru yolu, memur sendikacılığında devlet yapısına koşut bir örgütlenmeyi ilke edinmektedir. Kısacası memurlar, işveren devlete koşut bir sendikalaşma olmalıdır. Ancak şunu da ekleyeyim ki, çalışanlara belli bir örgütlenme modelinin yasayla dayatılması ve belli düzeylerde örgütlenme yasağı öngörülmesi, 87 sayılı sözleşme ile bağdaşmamaktadır.

 

VESTED: Üyelerimizin büyük bir bölümü Tarım ve Köyişleri Bakanlığı’na bağlı işyerlerinde çalışıyor. Veteriner Hekimler ve Veteriner Sağlık Teknisyenleri 657 sayılı Devlet Memurları Kanununa göre Sağlık Hizmetleri Sınıfında görünüyorlar. Tarım ve Köyişleri Bakanlığı’nda çalışan Veteriner Hekimler ve Veteriner Sağlık Teknisyenlerinin tarım işkolunda mı, yoksa sağlık işkolunda mı örgütlenmeleri gerekmektedir? Önerileriniz nelerdir?

MESUT GÜLMEZ: Sanırım bu sorunuzun yanıtı, yukarıdaki açıklamalarımda vardır. İşkollarının Sendikalar Yasasından yola çıkarak belirlenmesi durumunda, benzer kuşku ya da duraksamalar çıkmıştır, çıkabilecektir. Bu nedenle, kamu yönetiminde memurların sendikalaşmasına temel olabilecek işkolları, bağlı ya da ilgili işyerleriyle ayrıca belirlenmedikçe, kanımca işveren devletin örgütlenme biçiminin temel alınması doğru olacaktır. Çünkü sendika, en yalın tanımıyla, üyelerinin hak ve çıkarlarını “işverene karşı” korumayı ve geliştirmeyi amaçlayan örgütlerdir. Dolayısıyla memurlar da işveren olan devlet nasıl örgütlenmişse, ona koşut bir örgütlenme içinde olmalıdır. Devlet örgütlenmesine ya da yönetsel yapıya koşut bir sendikalaşma, tarihsel gelişme uygun olması yanı sıra, başka yararlar da taşımaktadır.

Memurlar 657 sayılı yasa açısından içinde bulundukları hizmet sınıfları ile çalıştıkları kurumu ya da kuruluşlar arasında kimi uyumsuzlukların bulunmasına bakarak, işkolu temeline göre örgütlenme yerine meslek sendikacılığına yönelmemelidirler. Dolayısıyla veteriner hekimlerin ve veteriner sağlık teknisyenlerinin, çalıştıkları kurum ve kuruluşlardaki öteki tüm kamu personeli ile aynı sendikal çatı altında toplanmasının doğru olacağını düşünüyorum.

VESTED: Bunların dışında dergimizin aracılığı ile mesajınız ne olabilir?

MESUT GÜLMEZ: Önümüzdeki günler, aylar, memur sendikacılığının ulusal yasal çerçevesini çizme çalışmalarının başlayacağı ve süreceği bir dönem olacaktır. Her ne kadar onaylanan 87, 98 ve 151 sayılı Sözleşmeler bu yasal çerçevenin temel ilkelerini bağlayıcı olacak biçimde göstermiş ise de memur sendikalarının ve henüz sendikalaşmamış tüm kamu görevlilerinin bu konuda iyimser bir bekleyiş içerisine girmemesi ve bu yoldaki çalışmaları çok yakından izlemesi gerekecektir. Unutulmamalıdır ki, yasal düzenlemenin yukarıda sıraladığım hak ve güvenceleri içerip içermemesi konusunda, son cümlede memur sendikalarının gücü belirleyici olacaktır.

Burada iki önemli hatırlatma yapmamız gerekiyor.

Mesut Gülmez hocamızı İLK KEZ, Mülkiyeliler Birliğinin 13-14 Eylül 1990 tarihinde düzenlemiş olduğu Uluslararası Memur Sempozyumunda tanımıştık.

Prof. Dr Alparslan Işıklıyı İLK KEZ Mülkiyeliler Birliği Başkanlığı sırasında tanımıştık. Prof. Dr. Sayın Alparslan Işıklının kamu çalışanlarının sendika kurabileceğini gündeme getiren İLK KİŞİNİN olduğunu burada belirtmez isek merhuma saygısızlık yapmış oluruz.  YÖK üyeliği sırasında da derneğimizin çalışmalarına önemli katkısı olan değerli mücadele arkadaşımızı; saygı, sevgi ve minnet duygularımızla anıyoruz. Sonrasında neler oldu? Devamı gelecek sayıda. Yararlanılan Kaynak: Veteriner Sağlık Teknisyenleri Dergisi Yıl 1992 Sayı 3-4

 

 

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve ulusgazetesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.