Sevgili okurlarım; Konuşan bir meslek toplumunu yaratmak için çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Her yıl 14 Aralık tarihinde düzenlenen mesleki dayanışma günümüzde; mesleğimizin ve hayvancılığımızın sorunlarını tartışmaya açıyoruz.
Yıl 1969
Sığır vebası hayvanlarımızı ölüyordu. Ulus olarak panik içindeydik. Tazminatlı hastalık olduğu için Devlet, bu hastalıktan ölen veya öldürülen hayvanların bedelini ödemek zorundaydı. Fakat yürürlükte olan yasal düzenlemelere göre, hayvan sağlık memurları diğer deyişle veteriner sağlık teknisyenlerini; sığır vebası aşını uygulamaya yetkili değildi.
Osmanlının son döneminde de sığır vebası, at vebası gibi salgın hastalıklar vardı. Hatırlanacağı üzere; hastalıkların önüne geçilebilmesi için 10 Ekim 1910 yılında İstanbul’da; Tatbikati Baytariye Memurları Okulu açılmıştı. 1912 yılından itibaren okuldan mezun olanların, yaptıkları aşılama ve ilaçlama çalışmalarıyla hastalığın önüne geçmişlerdi.
Ülkemizde, 1932 yılından 1969 yılının son günlerine kadar görülmeyen sığır vebası hastalığı; 1970 yılının ilk günlerinde neden görülmüştür? Nedenleri bellidir. Yurt içi ve yurt dışı hayvan hareketlerini yeterince kontrol edemiyoruz. Diğer konularda olduğu gibi hayvan hareketlerinde de veteriner sağlık teknisyenleri devre dışı bırakıyoruz! Aşılama ve ilaçlama çalışmalarını zamanında yapamıyoruz.
Sığır vebasının tarihi, çok eski zamanlara dayanır. Dokuzuncu asırdan beri, Doğu Avrupa ve Asya’dan gelen istila orduları hastalığı Batı ve Güney Avrupa’ya bulaştırmış, 18. asrın ikinci yarısında, Avrupa kıtasında 200 milyon baş hayvanı öldürdü.
Hastalıkla ilgili ilk karantina tedbirleri; 1762 yılında kabul edilmiş olup, hastalığın kontrol altına alınabilmesi için ilk Veteriner okulu aynı yılda Fransa’nın LYON şehrinde açılmıştır.
Birinci Dünya savaşı 1917-1921 yılları arasında, batı Rusya’dan yayılan bu hastalık; 5-6 milyon baş sığırın yok olmasına neden olmuştur.
Yurdumuzda, ilk kez, Kafkasya’dan bulaşan hastalıktan Balkan, Birinci Dünya, İstiklal Savaşları sırasında 40-50 bin baş sığırın ölümüne neden olmuştur. 1949 yılında yapılan hesaplamalara göre, her yıl dünya’da; 2 milyon baş sığırın öldüğü belirtilmiştir.
Yıl 1991
Ülkemizin gündeminde yine sığır vebası vardı. Tazminatlı hastalıklar sınıfına girdiği için, devlet hastalıktan ölen veya öldürülen hayvanların bedelini; hak sahiplerine ödemesi gerekiyordu.
Hazineye büyük bir yük getiren hastalığın söndürülmesi gerekiyordu. Veteriner sağlık teknisyenleri, aşıyı uygulayamadığına göre ücretsiz olarak yapılması gereken aşıyı kimlere yaptırılacaktı. İşte, sorun buradadır.
Yıl 1986
1234 sayılı Hayvan Sağlık Zabıtası Kanunu değiştirilmek isteniyordu. Uygulamada fazla sorun yaratmayan kanunun yerine 3285 Sayılı Hayvan Sağlık Zabıtası Kanun çıkarılması isteniyordu. 8 Mayıs 1986 tarihinde yürürlüğe giren Kanunun taslak metini inceliyoruz. Mesleğimizi zora sokacak düzenlemelere karşı çıkıyoruz.
Önce Tarım Bakanını ziyaret ediyoruz. Konuyu anlatıyoruz. Derneğimizin görüşünü içeren dosyayı takdim ediyoruz. Tarım Bakanlığı Koruma ve Kontrol Genel Müdürünü ziyaret ediyoruz. Sıkıntılarımızın giderilmesi için pek çok görüşmeler yapıyoruz. Fakat hiç birine çözüm getirilmesi istenmiyor.
Siyasi parti ayırımı yapılmadan; Türkiye Büyük Millet Meclisi Tarım Komisyonu üyelerini ziyaret ediyoruz. Derneğimizin görüşlerini içeren dosyayı veriyoruz. Sözü edilen yasanın istenildiği gibi çıkarılması durumunda; ortaya çıkacak sorunları kendilerine hatırlatıyoruz.
Yıl 1992
18. olağan genel kurul toplantısını yapıyoruz. Başbakan Sayın Süleyman DEMİREL’İ kongremize davet ediyoruz. Mazereti nedeniyle Tarım Bakanı Sayın Necmettin CEVHERİ’Yİ gönderiyor. Kongremize davet ettiğimiz Sosyal Demokrat Halkçı Parti Genel Başkanı Başbakan Yardımcısı Sayın Erdal İNÖNÜ de katılıyor. Veteriner sağlık teknisyenlerinin özverili çalışmalarıyla sığır vebası hastalığına karşı ülkemizi büyük bir felaketten kurtardığımızı dile getirmişlerdi.
Derneğimiz konuşuyor. Meslektaşlarımız konuşuyor. İl temsilcileri konuşuyor. İlçe sorumluları konuşuyor. Şube başkanları konuşuyor.
Şimdi, Karaman İl Temsilcisi Mustafa Kemal ORHAN’IN kaleme aldığı VEBA YANGINI başlıklı yazısını hatırlatıyoruz.
MUSTAFA KEMAL ORHAN
“Meslek camiasında hüzünlü bir gün, 19 Kasım 1991 günü bu gün sabah mesai saati başlangıcında bir telefonla acı haber öğreniliyor. Gelen haberde, Meslektaşlarımızdan Taner KOÇAKLI’NIN ebedi âleme göç ettiği, Refik KİRAZ’IN da ağır yaralı, Tahir Cemil EFE’NİN, Davut KOCABAŞ, Ahmet ŞANVER, Baki KARACA, Turgay MEKE’NİN; hafif şekilde yaralı olduğu bildiriliyor. İl Müdürlüğünde soğuk bir hava esiyor. Çalışanların yüzüne hüzün basıyor. Ağlayan arkadaşlarımın yanında bunları teselli edenler oluyor.
Karaman Merkez ve ilçelerdeki, veteriner elemanları 17 Ekim 1991’de başlayan Sığır Vebası aşılamasını kısa zamanda aşılamanın yüzde 90’ınını tamamlamışlardı. Ama nasıl tamamlamışlardı? Büyük gayretle.
Karaman merkezde iki ekip halinde çalışılıyordu. Günde 8-10 köy aşılanmıştı. Meslektaşlarımız bu hastalığın memleket ekonomisine vereceği zararı hesap ederek bir gün evvel hatta bir saat önce hayvanların aşılanmasının önemini çok iyi biliyorlardı. Aşının iki saat içerisinde kullanılması gerektiğinden bir gram aşının dahi zayi olmasına gönülleri razı değildi. Çünkü bir gram aşı beş-altı milyonluk hayvanın heder olmasını önlüyordu.
Bu zaman diliminde 657 Sayılı Devlet Memurları Kanunu ortadan kalkmış, mesai diye bir mevhum yoktu ortada. Hedeflenen program gerçekleşmeden dönülmüyordu. Çünkü tüm TÜRKİYE, Sığır Vebası yönünden yangın yeri gibiydi. Yangından bir tane mal kurtarmak, söküp almak memleket için kardı.
Bu anlayış ve duyguyla çalışan arkadaşlarımızdan; Veteriner Sağlık Teknisyeni Taner KOÇAKLI, Refik KİRAZ, Ahmet ŞANVER, Tahir Cemal EFE, Baki KARACA, Turgay MEKE, Ayrancı ilçesinden Davut KOCABAŞ ve Ermenek ilçesinden üç meslektaşımız toplam on kişi Veba aşılaması için 3.11.1991’den itibaren 21 gün süreyle Erzincan iline geçici görevle görevlendirildiler.
Belki giderken gönülsüzdüler. Fedakârlığın karşılığı bu mu olmalı diye içlerinden geçiriyorlardı. Ama bu arkadaşlarımız gittikleri yerde de gene fedakârca çalıştılar. Bir hafta gibi kısa zamanda (aşının olmayışı gibi sebeplerle bir hafta geç başlamışlar) işlerini bitirip görev süresinden önce dönüş yapıyorlardı.
Dönüş yolculuğu 18.11.1991 günü saat 18.00 başlar. 19.11.1991 günü sabaha karşı saat 5.00 sıralarında Konya yakınlarında, büyük bir ihtimalle şoförün uyumasıyla yolun kenarında duran pancar yüklü TIR aracına arkadan vururlar. Meslektaşlarımızdan Taner KOÇAKLI olay yerinde ebedi âleme göç ederken, Refik KİRAZ ağır yaralı, Tahir Cemil EFE oturak kemiğinden kırık diğer arkadaşlarımız ise hafif yaralı olarak kurtulurlar.
Rahmeti TANER’E görev şehidi nazarıyla bakıyorum. Şehit olmak şerefine inşallah ermiştir. Üzüntümüzün yanında tek tesellimiz budur.
Ağır yaralı meslektaşımız Refik KİRAZ bir hafta komada kaldıktan sonra açıldı. Durumu iyi, yakın zamanda kırık olan sol bacağından ameliyat olacak. Tahir Cemil EFE üç aylık kurul raporuyla hastaneden taburcu edildi. Her iki arkadaşımızın bir an evvel sıhhatlerine kavuşmaları en büyük temennimdir. Görev şehidine Allah’tan rahmet, yakınlarına ve meslek camiamız başsağlığı diliyorum.” Diye seslenmişti.
Ayrıca; görev şehidi meslektaşımızın geride bıraktığı iki çocuğu ve eşine maddi ve manevi yardım olsun düşüncesiyle KARAMAN Ziraat Bankası’nda 0177-0003-7962-464 no hesap açtırmıştı.”
Şimdi, meslektaşımız Murat BİLGİN’İN; Tarım Bakanına yazmış olduğu AÇIK MEKTUP başlıklı yazısını hatırlatıyoruz.
MURAT BİLGİN
“Biz Veteriner Sağlık Teknisyenleri; yıllardır hep bahsediyoruz. Çok ağır şartlarda görev yapıyoruz. Sayımız az olduğu için sesimizi duyuramıyoruz. Ahır - ahır, kom - kom geziyoruz, yaylalarda yattığımız oluyor. Yetiştiricilerle hep iç içeyiz. Bizim çalışmalarımızı onlar çok iyi biliyorlar.
İşte gündem; Sığır Vebası, sığırı olan vatandaş kapısını kimin vurduğunu, evden çıkan sığırlarını, sığır vebasına karşı aşılayacağız dediğimizi gayet iyi biliyor, isterseniz bir de onları dinleyiniz.
Bakanlık yetkilileri ve Sayın Bakanımız artık bizi anlamalıdır.
Doğu ve Güney Doğu Anadolu Bölgemizde ne güç şartlarda bu hastalığın kökünün kazınması mücadelesi veriliyor.
Gerilim var, korku var ama görevlerine sadık meslektaşlarım var. Biri hayvanı tutuyor, öbürü aşılıyor, aşılanmadık hayvan kalmasın diyor, bir an önce bitsin bu bela diyor. Hizmetine leke sürdürmüyor. Bu bölgenin insanları bizi gayet iyi anlıyor.
Şu anda büyük bir kampanya şeklinde yurdun her köşesinde çalışmalarımız devam ediyor. Tabii diğer salgın hastalıklarla mücadeleyi de aksatmadan.
Biz kısaca diyoruz ki; Başımızda Veteriner Hekim dahi olmadan büyük bir özveri ile bu aşılamaları yapıyoruz. Tabii ki yapacağız. Bu iş için okutulduk. Devlet bize bunun için maaş veriyor. Ama siz bu aşılamaları yapmaya yetkilisiniz denmiyor. Bunun böyle olduğunu Veteriner Hekimlerimiz de biliyorlar. Hatta bu ikilemin çok anlamsız olduğunu belirtiyorlar. Bizi sürüncemeden kurtarıp, ”Veteriner Sağlık Teknisyenleri aşı, serum ve biyolojik madde tatbikinde yetkili ve sorumludur” şeklinde yönetmeliğin değiştirilmesini talep ediyoruz.
Aynı dairede beraber köylüye hizmet götürdüğümüz ve bizimle beraber üç yıllık meslek okulundan mezun olan Ziraat teknisyenleri bizden bir derece önde maaş alıyorlar. Bu ayrıcalık düzeltilsin istiyoruz. Mesleğimizin diğer beşeri Sağlık Teknisyenlerine tanınan lisansüstü eğitim kapsamına alınmasını bekliyoruz.
Bizler genç yaşta 18-19 yaşlarında bu mesleğe başlıyoruz. Çalışmalarımıza yukarıda bahsettiği gibi çok ağır şartlarda devam ediyor, çabuk yıpranıyoruz. Bir de 50 yaş davası var. Bu durum önümüzde sanki ölüm demek, bizler tabutumuzla emekli olmak istemiyoruz. Hükümetin programında olduğu gibi 25 hizmet yılımızın sonunda olalım istiyoruz.
Sayın Milli Eğitim Bakanı İLK SAN Şube Müdürünü karşısına alıp, öğretmenler günü nedeniyle, sorunlarını televizyonda dinleyip, çözüm getirme sözü verdi. Bu çok güzel demokratik davranıştır.
Aynı güzellikte Sayın Bakanımızın da Derneğimizin yetkililerini ve mesleğimizin sorunlarını dinlemesi ve bizlerin isteklerine imkânlar ölçüsünde yardımcı olmalarını bekliyoruz. Yeni görevinizde başarılar diliyorum.” Diye seslenmişti.
Şimdi, Samsun Şube Başkanı Mustafa Kemal ŞENER’İN; mesleğimizin kuruluşunun 81. Yıl dönümü etkinliğinde; yapmış olduğu konuşmasını hatırlatıyoruz.
MUSTAFA KEMAL ŞENER
“Sığır vebası hastalığında; 300 yüz bin baş sığırın veteriner sağlık teknisyeni tarafından aşılanmıştır. Mesleğimizin kurulduğu günden beri, ülkemiz hayvancılığına çok önemli hizmet veren, biz veteriner sağlık teknisyenlerinin çalışmaları saymakla bitmez. Halen güncelliğini sürdüren Sığır Vebası Aşılamasının Türkiye genelinde olduğu gibi, ilimizde de, bu güne kadar 300 bin baş sığır, veteriner sağlık teknisyenleri tarafından aşılanmıştır.
Ancak 81 yıldan beri, bil fiil icra ettiğimiz görevin yetkisi olmayan tek meslek mensupları oluşumuzun burukluğunu ve üzüntüsünü taşıdığımızı ifade etmek isterim.
Bizler gönül dostlarıyız. Bu dostluk Memleket sevgisiyle yoğrulmuş bütün meslektaşlarımız; dağ, taş, oba, köy, mezra, yayla, mahalle Türk insanının hizmetine koşmaktadır.
Dünya’da tapular yıkılmıştı. İnsanlar özgürce istediklerini söyleyebilmelidir. Bu zinciri kırabilmek için, her platformda TC’nin 59. Dönem hükümetine Veteriner Sağlık Teknisyenlerinin Görev ve Yetkilerini
Hür insanlara yaraşır şekilde yeniden düzenlemesi için taleplerimizi ileteceğiz.
İlimizin değerli Milletvekillerine Hayvancılığımızın ve mesleğimizin sorunlarını takdim ederek, müspet netice alacağımıza inanıyoruz.
Gösterdiğiniz ilgi ve alakaya teşekkür eder, şahsım ve meslektaşlarım adına hepinize neşe, muhabbet dolu bir gece geçirmesini diliyorum.” Diye seslenmişti.
Yıl 1969
Eczacıbaşı İlaç Fabrikasının Samsun ve Erzurum bölge temsilcisi olarak görev yapıyoruz. O tarihlerde; Hayvan Sağlık Memurları Derneğinin Başkanı Sebahattin TURAY, Hayvan Sağlık Memurları Sendikasının Başkanı Osman Nuri APAYDIN’DI.
Sığır vebası aşılamasına gidilmemesi için BOYKOT KARARI ALINIYOR. Bu karar meslek tarihimizde İLK KEZ yaşanıyordu.
Dernek ve sendikamızın Erzurum İl Temsilcisi Sadık KOÇAK alınan karara uyuyor. Meslektaşlarımızın veba aşısına gitmemelerini istiyor. Mersin’e tayin olması nedeniyle temsilcilik görevini Muzaffer CEBECİ üstleniyor. O da meslektaşlarımızın sığır vebası aşılamalarına gitmemelerini istiyor.
Muzaffer CEBECİ, sıkıntılı günler geçiriyordu. Hamile olan eşini hastaneye götürmesi gerekiyordu. Ambulans evinin önünde bekliyordu. Yine de aşıya gönderilmesi isteniyordu.
Sorgulamalar başlıyor.
Sonradan hukuk eğitimini bitiren meslektaşımız, Mustafa KOT; Erzurum Cumhuriyet Savcısıydı. Danışıldı. Savunmasında; Anayasanın 125. Maddesi hatırlatıldı.
İlk çocuğu 25 Nisan 1971 tarihinde dünyaya geldi. Adına ÜMİT ismini verdi. Yıllar sonra öğretmen olan yeğenim ile ilk kez Ankara Etlik Şehir Hastanesi Kardiyoloji Bölümünde; babasını tedavi ettirirken karşılaştık. Sonradan veteriner hekim olan meslektaşımız Özgür ile tanışıyorduk. Kızı ile ilk kez hastanede karşılaştık. Değerli eşini ise aradan 55 yıl geçtikten sonra karşılaştık. Hep birlikte Erzurum’da geçen anılarımızı yineledik.
Veteriner Sağlık Teknisyenleri Derneği Genel Başkanı olarak bizim de sığır vebası ile ilgili bir şeyler söylememiz gerekirdi.
Şimdi, Veteriner Sağlık Teknisyenleri Dergisinde yayımlanmış olan VEBANIN DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ başlıklı başyazıyı; aradan otuz beş yıl geçtikten sonra bir daha hatırlatıyoruz.
ADNAN KORKMAZ
“Bir süreden beri basın yoluyla kamuoyunun da haberdar olduğu gibi sığır vebası hastalığı hızlı bir şekilde ülke geneline yayılmıştı.
Politik nedenlerle yurt içi ve yurt dışı hayvan hareketlerinin kontrolü tam olarak yapılamamış, buna ilaveten hastalığın çıktığı ve yayıldığı kamuoyundan ısrarla gizlenmeye çalışılmaktadır.
Sorumsuz ve yanlış yaklaşımlar neticesinde son on yılda ülkemiz hayvancılığına darbe üstüne darbe vurulmuş, üst yönetimin bu evrensel sorun karşısında da kafasını kuma gömmekten öteye gidememiştir.
Gelişmiş batı toplumlarda hayvancılıkla uğraşanlar desteklenirken, ülkemizde teşvik uygulamaları, kredi ve sübvansiyonlar kaldırılmış, tazminatlı salgın hayvan hastalıklarından ölen veya öldürülen hayvanların bedeli üreticiye zamanında ödenmemiştir.
Bakanlık açıklamalarında salgın hastalıklarla mücadelede en ağır yükü omuzlarında taşıyan Veteriner Sağlık Teknisyenlerinden hiç bahsedilmemiş; bütün mücadelenin Veteriner Hekimlerimizce yapıldığı izlenim yaratılmıştır. Hayvancılığımızın geleceğini ilgilendiren ve çeşitli çeşitli çözüm önerilerimiz dikkate bile alınmamıştır.
Veteriner Sağlık Teknisyenlerinin görev, yetki ve sorumluluğunu belirleyecek olan yönetmelik çağdaş bir yaklaşımla çıkarılması bir yana, yıllardır başarılı bir şekilde bakanlık üst bürokratların masasında gizlenebilmiştir.
Kendi öz sorunlarına bu derece duyarsız kalan bir yönetim anlayışıyla ülke hayvancılığımızın kanayan yaralarını iyileştirmek elbette ki mümkün değildir.
Son on yılda hayvancılığımızın yediği darbelere dur demenin zamanı gelmiş, geçiyor bile.
Veteriner Sağlık Teknisyenlerinin başında demoklesin kılıcı gibi getirilen bağlayıcı hükümler çoğu Veteriner Hekimlerimizi de rahatsız etmektedir.
3285 Sayılı Hayvan Sağlığı Zabıtası Kanunun 17. maddesinde yer alan; Veteriner Hekim sorumluluğu ibaresi yasadan kaldırılmadıkça yine 1954 yılında yayımlanarak yürürlüğe giren 6343 sayılı Veteriner Hekimliği mesleğinin icrasına dair yasanın 11. maddesine göre çıkarılması hükme bağlanan Serbest Veteriner Sağlık Teknisyenleri Yönetmeliği; otuz yedi yıldan beri çıkarılmaz ise elbette ki ülkemizde bugünlerde olduğu gibi 2000 li yıllara girerken de salgın hayvan hastalıklarında azalma olmayacaktır.
Bu bağlamda;
Büyük Türkiye’yi yeniden yaratacağım diyen DYP Genel Başkanı, Başbakanımız Sayın Süleyman DEMİREL ve ülkeye demokrasiyi yeniden getireceğim söz veren SHP Genel Başkanı Devlet Bakanı, Başbakan Yardımcısı Sayın Erdal İNÖNÜ’den ve bugünkü koalisyon hükümetinin daha duyarlı, açık ve sorumluluk sahibi bakanlık üst yönetimi oluşturacaklarına kesinlikle inanıyoruz ve kendilerinden bekliyoruz.” Demiştik.
Sonrasında neler oldu? Devamı gelecek sayıda… Yararlanılan Kaynak: Veteriner Sağlık Teknisyenleri Dergisi Yıl 1991 Sayı 11-12
