Adnan KORKMAZ - VESTED Onursal Genel Başkanı
Köşe Yazarı
Adnan KORKMAZ - VESTED Onursal Genel Başkanı
 

Baytarlık mesleğinin tarihçesi (dünü bugünü geleceği) -24-

Sevgili okurlarım; Ulu Önderimiz Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün izinden yürüyoruz. Bu kez, veteriner sağlık teknisyenleri derneğinin ikinci şubesini İzmir’de açılmasına karar veriyoruz. İl temsilcisi Erdoğan Baysal ile yapılan istişarelerden sonra, şube açılabilmesi için yetkiyi, 13 Ekim 1990 tarihinde; Kamil Ata, Erdoğan Baysal, Yılmaz Balaban’a veriyoruz. Tarihe bir not düşelim. Tarım Bakanlığındaki görevimizden ayrılarak özel sektöre geçmiştik. 1970 yılının ilk aylarında, meslektaşımız Mehmet SOYÇOPUR’U Erzurum’da tanımıştık. İki farklı ilaç firmasında görev yapıyorduk. Çalışmaları gizlilik içinde sürdürüyorduk. Ailece görüşmemize rağmen çalışmalarımız konusunda birbirimize sır vermezdik. Öğretmen olan değerli eşini, AYTEN kardeşimi de o yıllarda tanımıştım. Sağlık sorunum nedeniyle ilaç firmasından ayrılıyoruz. Bir müddet sonra yeniden Tarım Bakanlığına geçiyoruz. Bu arada Mehmet SOYÇOPUR, görevine devam ediyor. Sonrasında o da ayrılarak kendi iş yerini kuruyor. Önce Manisa’da sonra İzmir’de ALVET isimli veteriner ilaçlarını satan depoyu açıyor. 1984 yılında yapılan 14. olağan genel kurul toplantısında ilk kez veteriner sağlık teknisyenleri derneği genel başkanlığına seçiliyoruz. Değerli meslektaşımızla, yolumuz bu kez; İzmir’deki iş yerinde kesişiyor. İş yerinin üst katını açmayı düşündüğümüz İzmir Şubesine ücretsiz olarak tahsis etmesini istiyoruz. Önce düşündü… Sonrasında bu ağır teklifimizi; değerli eşi AYTEN kardeşimin desteğiyle karşılanıyor. Değerli çalışma arkadaşlarımızın gayretleriyle İzmir Şubemizi açıyoruz. Şubemizin açılış kurdelesini; İl Tarım Müdürlüğü Hayvan Sağlığı Şube Müdürü Mahmut SEYHAN ile birlikte kesiyoruz. 6 Temmuz 1991 tarihinde 1. olağan genel kurul toplantısını; İl Tarım Müdürlüğü toplantı salonunda yapıyoruz. Bu tarihi toplantımıza; siyasi partileri, meslek odaları, demokratik kitle örgütleri ve basını davet ediyoruz. Birazdan büyük bir keyifle okuyacağınızı düşündüğüm yazıdan sonra; hayvan sağlık memurlarının diğer deyişle veteriner sağlık teknisyenlerinin yaşam mücadelesini az da olsa öğrenmiş olacaksınız.   Divan Başkanlığına İbrahim MERSİNLİOĞLU’NU seçiyoruz. Bizden bir dönem önce; İstanbul Selimiye Hayvan Sağlık Memurları Okulundan mezun olmuştu. Dernek, sendika gibi oluşumların içinde yer almıştı. Bu tür toplantıları yönetmekte oldukça deneyimliydi. Toplantımızda ilk sözü konuklarımıza vermişti. Şimdi, İzmir Veteriner Hekimleri Oda Başkanı Dr. Kemal ÇETİNKAYA’NIN; mesleğimizle ilgili yapmış olduğu değerlendirmesini hatırlatıyoruz. DR. KEMAL ÇETİNKAYA “Sayın Divan Başkanı, Sayın Dernek Başkanı ve kıymetli teknisyen arkadaşlarım. Veteriner Sağlık Teknisyenleri olarak böylesine onur verici bir organizasyon u gerçekleştirmeniz, doğrusu bana gurur verdi. Buna benzeyen toplantılarda, teknisyen arkadaşlarımıza devamlı ikazda bulunmuştum. Şubenizi açın, ilgili kurullarınızı teşekkül ettirin diye. Gönül şu anda aynı duyguların sevinci paylaşırken, bir taraftan da üzüntü içindedir. Oda olarak tüm meslektaşlarıma duyurunuzu ilettim. Maalesef oda çoğunluğu olarak toplantınıza katılamadık. Gördüğünüz gibi mümkün olmadı. Bu duyarsızlık günümüzün en kötü hastalıklarından birisidir. Toplumu en yakından ilgilendiren bir hastalık, bir gün bunu da yeneceğimizin inancındayım. Ülke hayvancılığına Veteriner Hekim ve Veteriner Sağlık Teknisyeni olarak yaklaşım açımız daha demokratik şartlarda olduğunda daha başarılı olacağımız kanısındayım. Elbet yasal düzenlemeler yönünden bazı rahatsızlıklarımız var. Ama bunlar halledilmesi mümkün olmayan meseleler değil. Zira ülke hayvancılığının konularını inceleyerek, sorunlarını meydana çıkarmada ve öneriler konusunda, bizler kadar sizler de görevlisiniz. Dediğim gibi, mevcut yasalarda, bariz bir şekilde sorunlar var. Bugünkü yasalarla olmasa bile, zamanla bunların halledilebileceğinin kanısını taşıyorum. Bizler mesleğimiz ve iştigal ettiğimiz kadrolarımız nedeni ile Veteriner Hekimler olarak Sağlık İş Kolunda hür sendikacılığı savunuyoruz. Sizlerin de aynı doğrultuda hareket etmeniz en büyük arzumuzdur. Veteriner Sağlık Teknisyenleri İzmir Şubesi birinci olağan kongresinin mesleğimize ve memleketimize hayırlı olmasını diler, saygılar sunarım.”   Şimdi, İzmir İl Tarım Müdürlüğü Hayvan Sağlığı Şube Müdürü; Mahmut SEYHAN’IN; mesleğimizle ilgili yapmış olduğu değerlendirmesini hatırlatıyoruz. MAHMUT SEYHAN “Sayın başkan ve değerli teknisyen arkadaşlarım. Zamansız yakalandım. Kongrenizde konuşmamı istediler, memnuniyetle kabul ettim. Aksini düşünmem mümkün değil. Toplumumuzda elbette belli bir raddeye gelmiş sorunlar mevcuttur. Bizde de aynısı mevcut. Veteriner Hekim ve Veteriner Sağlık Teknisyenleri olarak omuz omuza çalışmaktan her zaman mutluyum. Birlikte siz ve bizler var olan dertlerin savaşından Allahın izni ile muzaffer olarak çıkacağız. Bunu bu toplantıda özellikle belirtmek istiyorum. Kongrenizin başarılı ve hayırlı olmasını diliyorum.” Şimdi, TARIM SEN İzmir Temsilcisi İsmail YILDIZDAL’IN; mesleğimizle ilgili yapmış olduğu değerlendirmesini hatırlatıyoruz. İSMAİL YILDIZDAL “Sayın Divan Başkanı, Sayın Veteriner Sağlık Teknisyeni arkadaşlarım. Ben TARIM SEN Genel Başkanlığı adına görevlendirildim. Sendikal örgütlenme konusunda konuşmak istiyorum. Bildiğiniz gibi 1950’li yıllarda da sendikalar vardı. Fakat esas tartışma götürmesi 1970’li yıllara rastlar. Özellikle bazı kamu sendikalarını yetmişli yıllarda çok iyi tanıyoruz. Ama örgütsel yetersizlikler neticesi, ne kadar başarılı oldukları belli. 1980’den sonra zarar vereceği kanısı ile sendikalar askıya alındı. Özellikle günümüz insanların bu konuda patlama noktasına gelmiş bilinçlenmesi, kamu sendikaları yeniden gündeme getirdi. Sendikalar konusunda birçok kamu çalışanları, meslekleri bazında, ortak hareket etmek kararı aldılar. Amaç daha çok bu konuda geçmiş hatalara düşmeyecek şekilde yapılaşmaktı. Bunlardan birisi de bizim iş kolumuz olan Tarım çalışanlarıdır. Bir yıldan beri bu konuda çalışıyoruz. 20 Mayıs 1991 günü TARIM SENİ kurduk. Bu kuruluşu bu zamana getirmek kolay olmadı. İnsanların kafasında şekillenmiş fikirleri değiştirmek veya yok etmek, hatta onları bir konuda somutlaştırmak zamana bağlı olduğu gibi, çok da zor bir olay. Zira 12 Eylül sonucu özellikle sendikal alanlarda çalışan kamu personeli üzerinde bir sindirme, baskı mevcut. Bu olay bir korku haline gelmiştir. Ancak bu korkuyu yendiğimizde insanlardan sendikalara sevgi başlayacaktır. Biz İzmir olarak bu konuda gerekli aşamaya gelmiş durumdayız. Zira kurulan TARIM SEN tüzüğü şu anda elimizde bulunuyor. Orada her şeyi net olarak görebilirsiniz. Bundan önce konuşan Veteriner Hekimler İzmir Şube Başkanı Sayın Kemal ÇETİNKAYA’NIN fikirlerine katılmıyorum. Mevcut Bakanlık çalışma düzenine göre, çalışma ve iş alanımız Tarım Bakanlığıdır. Veteriner Hekimler de Veteriner Sağlık Teknisyenleri de Tarım bakanlığında çalıştıklarına göre, tarım iş kolunda örgütlenmeleri gerekmektedir. Ben şahsen bu kanıyı taşıyorum. Şube kongrenizin başarılı ve hayırlı olmasını diliyorum.” Şimdi, Türkiye Ziraatçılar Derneği İzmir Şubesi adına katılan Necati ALTINDİŞ’İN; mesleğimizle ilgili yapmış olduğu değerlendirmesini hatırlatıyoruz. NECATİ ALTINDİŞ “Kongrenizde şube olarak bizlere söz vermeniz, Ziraat Teknisyenleri olarak bizleri mutlu etti. Bu konuda temsil ettiğim şube adına, hepinize teşekkür ediyorum. Benim sözlerim, hatta düşüncelerim, TARIM SEN İzmir Temsilcisi İsmail YILDIZDAL’IN konuşmasından farklı değildir. Tarım Senin sloganını benimseyelim diyorum. Hatta onların organizasyonlarına katılarak, hareketlerini destekleyelim. İnsanların bazı sorunları çözmeleri için bir araya gelip örgütlenmesi gerekir. Zaten demokrasinin kuralı da budur. Ben buna inanıyorum. Zaten bu konuda İzmir Şubemiz, İzmir Ziraat Mühendisleri Odası, hatta Veteriner Sağlık Teknisyenleri ile devamlı diyalog içindedir. Kongrenizin başarılı olmasını diler, saygılar sunuyorum.” Şimdi, Devlet Demir Yolları Çalışanları Derneği Genel Merkez adına katılan İshak KOCABIYIK’IN; mesleğimizle ilgili yapmış olduğu değerlendirmesini hatırlatıyoruz. İSHAK KOCABIYIK “Sayın Divan Başkanı, Sayın Davetliler ve kıymetli Veteriner Sağlık Teknisyeni arkadaşlarım. Genel merkezden toplantınıza katılmak üzere görevlendirildim. Meslektaşlarım adına kongrenizin başarılı geçmesini diliyor, gösterdiğiniz ilgiye teşekkür ediyorum. Bizlerin kamu çalışanları olarak, memleketimizde yanlış bir anlaşılma durumu var. Veya o şekilde tanıtılıyoruz. Dışımızdakilerin bizlere karşı bakış açıları bile değişik.  Dışımızda gelişen her konunun oluşumunda ne edilip ediliyor, istenilene bir finansman veya kaynak yaratılıyor. Bu anlayış her türlü mal edinmede bile mevcut. Ama sıra memur maaşlarına gelince, bütün kaynaklar adeta kuruyor. Cevap “ maalesef kaynak yok” deniliyor. Bu yaklaşımın izahı çok zordur. İşte bu zoru başarmak, sahip olunan duyguların mevcut zihinlerden silinmesi gerek. Bunun için mücadele gerekli. Elbette bu konu Devlet Demir Yolları mensupları hatta Veteriner Sağlık Teknisyenlerinin sorunu değil. Bu sorun tüm kamu çalışanlarının sorunudur. Her fırsatta Sayın Genel başkanınız Adnan KORKMAZ beyle bu konuları Ankara’da tartışıyoruz Bu açmazdan nasıl çıkacağımızın çare arayışları içine giriyoruz. Kongrenizin hepinize hayırlı olmasını diliyorum.” Tarihe bir not daha düşelim. Yılmaz BALABAN’I, derneğimizin İzmir il temsilcisi iken tanımıştım. İzmir’de düzenlenen dayanışma gecelerine değerli eşi ile birlikte katılırdı. Genel merkez kongrelerine de katılmayı ihmal etmezdi. Veteriner Sağlık Teknisyenleri Derneğinin 1998 yılında yaptığı, 20. olağan genel kurul toplantısında; onursal genel başkanlığına aday gösterilmeme karşı çıkan tek kişiydi. 384 kişinin katıldığı bu tarihi toplantıda; beni aday gösteren arkadaşlarımıza; Arkadaşlar, “Adnan beyi onursal genel başkan adayı göstermekle büyük hata yapıyoruz. Bu düşünceyle kendisini PASİFİZE ediyoruz. Henüz bölge şubelerin açılmasını tamamlayamadık. Bir dönem daha görevinde kalması gerekir.” Diye uyarmıştı. Şimdi, İzmir Şubemizin kurucu üyesi, Yılmaz BALABAN’IN; mesleğimizle ilgili yapmış olduğu değerlendirmesini hatırlatıyoruz. YILMAZ BALABAN; “Bizler İzmir Kurucular Kurulu olarak, 13.10.1990 tarihinde Genel Merkezden yetki aldık. Bununla birlikte büyük bir organizasyonun hatta büyük bir özverinin içine girerek, gelecek meslek kuşaklarımıza örnek niteliğinde, bir meslek gecesi düzenledik. Burada elde edilen gelir ve aidatları genel merkeze gönderilmesini sağladık. En azından Demokratik Kamu kuruluşları düzeyin kaybolmaya yüz tutmuş meslek dayanışmasını yeniden canlandırdık. Kuruluşumuz çok kısa zamana sığdırıldı. Bu bakımdan faaliyetimiz de az oldu. Bilgilerinize arz eder, saygılar sunarım.” Şimdi, İzmir Şubesinin kurucu üyesi, Kamil ATA’NIN; mesleğimizle ilgili yapmış olduğu o tarihi değerlendirmesini hatırlatıyoruz. KAMİL ATA “Sayın Divan Başkanı, Sayın Genel Başkanım, Sayın misafirler ve çok değerli meslektaşlarım; Bu gün ilk kongresini yapmakta olduğumuz Veteriner Sağlık Teknisyenleri Derneği İzmir Şubesi’nin mesleğimiz ve memleketimize hayırlı olmasını dilerim. Yüce Atatürk’ün “Meslekler, mensuplarının omuzlarında yükselir” sözünü, İzmirli meslektaşlarım örnek bir organizasyonla ispatladılar. Bu hareketleri ile mesleğimize çok gerekli olan bir bilinç kazandırdılar. Zira şu anda içinde bulunduğumuz bu güzel ortam bu hareketin bir ispatıdır. Dernekler ve şubeleri, üyelerinin haklarını koruyan, yeri göre de reformist hareketler içeren demokratik kitle örgütleridir. Bu nedenle 1952 yılında kurulan derneğimiz, yasaların elverdiği sürece, üyelerinin haklarını almada, çok uğraş vermiştir. Ne yazık ki, emsali olan diğer dernekler istedikleri bazda haklarını elde etmelerine rağmen; bizler hak almayı bir yana bırakın, bir sürü kısıntı ve bağlayıcı unsurlarla, aynen çarmıha gerilir gibi, her gün ellerimizin ve ayaklarımızın, biraz daha sıkıca bağlanması ile karşılaştık. Bilinen gerçeklere ve verilen bunca mücadeleye rağmen, yetki hazırlayanların bu anti demokratik düşünceleri niye? Zaten normal şartlarda bunu anlamak da hiç mümkün değil. Meslek hayatım süresince, bu soruya bir türlü cevap bulamadım. Çünkü oturduğumuz dalı kesmekteyiz. Diğer yönden, bütün benliğimi zorlayarak bu sorunun cevabı olarak algıladığım husus şu; Yanlış meslekler edindirme politikaları sonucu, aşırı meslekler enflasyonun yutacağı çalışma alanlarının ortadan kaybolacağı kuşkusudur. Bu korkunun yanı sıra genel anlamda, meslek edilişteki yermenin sebebi hatta politikası budur. Bunun içindir ki, normali süreleri içinde kurslarını başarı ile tamamlayan Suni Tohumlama Teknisyenlerine kurs belgeleri verilmez. Bunun içindir ki; güncel hayattaki, tatbik ve sorumluluğunun ne olduğu daha meslek okulu sıralarında iken, bilgi olarak hiç unutulmamak kaydı ile genç dimağlara nakşedilen her türlü enjeksiyon, sınırlarını hiçbir zaman açmayan mecburiyetten doğan ön müdahaleler bilinerek yaptırılmaz. Böylesine duygularla hazırlanan komedinin bir başka görünümü olan mezbaha olaylarına hiç girmek istemiyorum. İşte böylesi bozuk bir yapılaşma niteliğine sahip veya sahip olmaya çalışan mesleki organizasyonda, hangi varsayımla yola çıksak ne kadar gerçeklere yaklaşmış oluruz bilemem? Ama esas olan, içinde bulunduğumuz ortamdaki yetki ve salahiyet keşmekeşliğini bir tarafa bırakarak, yapabileceğimiz oranda yeniden yapılaşmaya çalışmaktır. Buna acil ihtiyaç vardır. Bugün bizleri bir tarafa bırakın, tüm sağlık konumunda görev yapanların yetki ve görev statülerinde büyük boşluğun bulunduğunu hepimizin malumu. Günümüzde elli, altmış yıl önce hazırlanan bir yetki yasası elbette bugün böylesi tartışmalara açık olacaktır. Böylesi bir tartışmada meslek olarak şekillenmenin hatta günümüz deyimine göre şeffaflaşma kavramını benimsemenin çok büyük önemi vardır. Bu hareket tarzı bizleri gerçek kimliğimize kavuşturacağı gibi, her zaman dışımızda var olan korkulu rüyaları da silecektir. Çareler tükenmeyeceğine göre; sadece kişisel zaaflardan doğan, özellikle o kişilerin meslekleri hiç ilgilendirmeyen münferit olayların üzerine bir sünger çekerek, en içten gelen saygı ve sevgi çağrışımları ile el ele tutuşup var olan bu dertlerin kökten çözümü için, ortak bir parola oluşturalım. Ben hekimlere her türlü uzmanlaşma, teknisyenlere ise mecburi yüksek okul statüsü getirelim, diyorum. Bu parola aynı sahada çalışan iki mesleğe özel bir yapılaşma ile dünyada örnekleri bulunan standartlaşma olayını da getirecektir. Bunun dışında, eskisi gibi bilinçsizce oluşacak şekillenmeye veya organizasyonun sancıları ise, meslekler var olduğu müddetçe devam edecektir. Zira kağıt oyunlarındaki bir jokerin oynanan oyunun kurallarına göre, istenilen yere oturtulması örneği, meslek icra edilemez. Zaten böylesine beynimize yerleşen bu duygu başka şekilde senteze edilemez. Her taşın bir ağırlığı bulunduğu varsayımından hareket etmek en güvenli yol olacaktır. Burada da en büyük görev meslektaşlarımızın, meslek bilinci ile kırmadan, kırılmadan mertçe verecekleri onurlu bir mücadelesine düşmektedir. Ben bu mücadelenin ilk adımın bugün burada atıldığını görüyorum. Saygılarım hepinizin olsun.” Şimdi Sivas, Manisa il temsilcisi olarak görev yapmış olan değerli meslek büyüğümüz, Akgün ÇEÇEN’İN; mesleğimizle ilgili yapmış olduğu o tarihi değerlendirmesini hatırlatıyoruz. AKGÜN ÇEÇEN “Sayın genel başkanım, yılların vermiş olduğu mesleksel ağırlıkları; omuzlarımda, yüreğimde taşıyorum. Ama bugünkü mutluluğumu anlatmama imkân yok. Bu güne kadar isminden çok az bahsedilen derneğimiz bu günlerde isminden çok bahsedilir oldu. Aradaki bu farklılığı çözmek mümkün değil. Bu değişimde arkadaşlarımın emeği var. Huzurunuzda hepinize teşekkür ediyorum. 1952 yılında kurulan derneğimiz, bir zamanlar üç beş kişinin adıyla anılır, üç beş kişinin istemiyle yönlenirdi. Bakıyorum, bu gün, bu duygular ağır, ağır kaybolmaktadır. Ama eskinin hasleti bir başkaydı. Meslek ve meslektaş sevgisi ile dolu bir ortam vardı. Büyük ve küçük herkes birbirini sever ve saygı gösterir, mesleği için adeta çırpınırdı. Ama ne hikmetse, sonradan ipler koptu. Meslek sevgisinin yerini YERMEK, saygının yerini ise MADDİYAT aldı. Ama bizler böylesi bir olayın bir daha tekrarını istemiyoruz. Bunun yanı sıra dernek yönetiminin hak iddialarında aldığı yolun da ne olduğunu da bilmiyorum. Bizler zamanla bir enjeksiyonu dahi kontrolle mi yapacağız? Böylesi konuları burada söylemekle, bu güzel ortamı bozmak istemezdim. Ama bu konuların tartışılma alanı da yine böylesi yerlerdir. Hepinize saygılar sunuyorum.” Şimdi, iş yerinin bir katını ücretsiz olarak İzmir Şubemize tahsis eden, Mehmet SOYÇOP’UN; mesleğimizle ilgili yapmış olduğu o tarihi değerlendirmesini hatırlatıyoruz. MEHMET SOYÇOPUR “Bu günün hayatımda özel bir yeri var. Bu nedenle çok mutluyum. Ben bu mesleğe yıllarını vermiş bir insanım. Şimdi de aynı inanç ve coşkuyla çalıştığıma inanıyorum. Ancak, genç meslektaşlarımız için üzülmeden de edemiyorum. Bakıyorum da pek azı burada. Ben böyle günleri, özellikle genç arkadaşlarımın hazırlanmasını isterdim. Coşkulu, mücadeleci, örgütçü meslektaşlarımıza, şimdi her günkünden daha fazla ihtiyacımızın olduğunu düşünüyorum. Bu mesleğimiz adına büyük bir olumsuzluktur. Bütün meslektaşlarımdan, özellikle rica ediyorum. Genç arkadaşlarımızı yalnız bırakmayalım. Ne yapıp edip, onları da derneğimizin çatısı altında bir araya getirelim.” Diye uyarmıştı. Tarihe bir not daha düşelim. Mesut ÖZCAN’I Samsun’da; ilaç firmasında çalışırken tanımıştım. Samsun Şubesinin açılışına önemli katkısı olmuştu. Sonrasında yaşamını İzmir’de sürdürmeye başladı. Siyasete girdi. Ana Vatan Partisinin iktidar olduğu dönemde; İzmir Çiğli ilçesinden belediye meclis üyeliğine seçildi. Siyasi açıdan farklı düşünmemize rağmen, konu mesleki olunca birlikteydik. Çalışmalarımıza önemli ölçüde katkısı olmuştu. Şimdi, Mesut ÖZCAN’IN; mesleğimizle ilgili yapmış olduğu değerlendirmesini hatırlatıyoruz. MESUT ÖZCAN “Sayın divan başkanım, sayın misafirler ve sayın meslektaşlarım; Samsun ilinde aynı heyecanı yaşadık. Burada da aynı duyguların içinde bulunmanın anlamı bir başka oluyor. Her canlıda olduğu gibi, insanların yaşamlarında da bazı evrimler vardır. Bizler yani şurada bulunan meslektaşlarımın büyük bir bölümü meslek yaşamının sonuna gelmiş kişilerdir.  Yani o evrimi doldurmuş çağda olanlar, Sayın Erdoğan Baysal’ın dediği gibi gönül genç meslektaşlarımızın, genç heyecanları ile bu konulara talip olmalarını isterdi. Ama olmuyor, olmadı da… İnşallah bu düşüncemizde yanılırız. Zira bu günün şube yönetimi, gelecekte onların görevidir. Hepinizi hürmetle selamlarım.” Şimdi, İbrahim MERSİNLİOĞLU’NUN; mesleğimizle ilgili yapmış olduğu o tarihi değerlendirmesini hatırlatıyoruz. İBRAHİM MERSİNLİOĞLU “Sayın davetliler, kıymetli meslektaşlarım; Şu anda gerçekleştirme sevincini yaşadığımız Derneğimizin İzmir Şubesinin birinci olağan kongresinde, bir çok konuşmacı arkadaşımız, değişik konulara veya aynı konulara, yine değişik açılardan bakarak bir çok yorum getirdiler. Mesleğimiz ve onun örgütsel kuruluşu derneğimiz açısından, hepsinden faydalanma olanağı bulduk. Ben yıllarını bu mesleğe adamış emekli birisi olarak bu mesleğin sorunlarını çok iyi bilen ve hala ondan bir türlü kopamayan bir ferdiyim. Bu gün, ben hasletini çekmekte olduğum bu günlere gelebilmişsem, hatta bazı etkin özelliklere sahipsem, yalnız ve yalnız bu mesleğin yani veteriner sağlık teknisyenliği mesleğinin sayesindedir. Şurada bulunanların çoğunluğu da aynı durumdadır. Hatta bir genelleme yapılacak olursa buna hepimiz diyebiliriz. Bu gerçeği inkâr edecek hiçbir meslektaşımı göremiyorum. Bizlere insan olarak çok özveride bulunan mesleğimize acaba bizler ne verebiliyoruz. Hiç bunu düşündük mu, hiç bunun muhasebesini yaptık mı? Cevabım genel açıdan yine hayır. Yani sıra onore etmek, eşiti meslekler düzeyine getirmek için katkımız nedir? Kanımca sıfır denecek düzeyde. Burada bir gerçeği bütün açıklığı ile dile getirmek istiyorum. Sayın arkadaşlarım; bu meslek üç beş kişinin omzunda hiçbir zaman düşlediğimiz seviyeye ulaşamaz. Sonra her zaman neden o üç beş kişi de, neden hepimiz değil? Hatta o üç beş kişinin bu konuda bizlere ne borcu var? Bunlar hep düşünülmesi ve cevaplanması istenilen sorular. O zaman, ondan yediğimiz nimetin vefa borcunu ödemek istiyorsak hep birlikte onu layık olduğu yere yüceltip, kime hizmet ettiği bilinmeyen kör duygularımızdan kurtulmalıyız. 1990’da Samsun Şubesi açıldı. Tam bir yıl sonra bu gün şu saatte İzmir Şubemizin birinci olağan kongresi tamamlandı. Bunları görmek ve olaylarını yaşamak bir meslek sahibi için en yüce duygulardan biridir. Azımsanmayacak görevleri bulunan şubemizin mesleğimize ve memleketimize hayırlı olmasını dilerken, yüce Atatürk’ün şu sözünü unutmayalım “Meslekler yalnız mensuplarının omuzlarında yükselir.” Hepinizi saygı ile selamlarım.”    Şimdi, Doğu İlaç Fabrikası Ege Bölge Müdürü olan meslek büyüğümüz, Yüksel SRTÇETİN’İN; mesleğimizle ilgi yapmış olduğu değerlendirmesini hatırlatıyoruz. YÜKSEL SERTÇETİN “Değişik iş yerlerinde çalışan biz meslektaşlarımızın sıcak ilgi ve mesleksel becerisi ile bir araya getiren meslektaşımız Erdoğan Baysal’a teşekkür ediyorum. Meslektaş olarak bizleri onore ettiler. Karınca kararınca bizler de onun bu hasletine mukabele ettik. Hepinize saygılar sunarım.” Şimdi, İzmir il temsilcisi, İzmir şube kurucu üyesi, kadim dostum, Erdoğan BAYSAL’IN; mesleğimizle ilgili yapmış olduğu o tarihi değerlendirmesini hatırlatıyoruz. ERDOĞAN BAYSAL “Sayın divan başkanı, sayın davetliler ve kıymetli meslektaşlarım; Önce yönetime getirilen arkadaşlarım adına bize gösterdiğiniz güvenden dolayı teşekkür ediyorum. Benim bir hasletim vardır, acaba buna kader mi desem? Bilemiyorum. Hangi kapıyı açsam en son çıkan ben olurum. Sanırım bu şube işinde de yine böyle oldu. Zira yine yönetimde görev verdiniz. Bu şubemizin açılışını hazırlarken, içimdeki arzu, genç arkadaşlarımın, çalışmaya talip olmaları idi.  Maalesef bu beklentimi onlardan göremedim. Bu bakımdan çok üzgün olduğumu belirtmek isterim. Bu davranış içimizde cevap bekleyen çok büyük bir soru. Çaresiziz. Bulduklarımızla yetinmek günah ve sevapları ile şubemizin birinci kongresini tanrının yardımı ile gerçekleştirdik. Hepimizin içinde bir de salona sığmayacağız korkusu vardı, maalesef bunda da yanıldık. Çok meslektaşımızı, özellikle bu konuda çevresine bilgi saçanları gözlerimiz salonda arar oldu. Ama onlar şunu iyi bilsinler, acımasal duyguları ve gelecek endişeleri, bizlere bu konuda cesaret verip adeta bayrak oldu. Bu dava benim, Sayın Genel başkanımın, hatta burada bulunma nezaketini gösteren arkadaşlarımın değil, bu dava hepimizin, tüm İzmir’in, hatta Ege’nin davası. Bu dava 3285 Sayılı Hayvan sağlık Zabıtası Kanunun 33. Maddesi gereğince amaçlı olarak belli yerlere sokulmayan veteriner sağlık teknisyenlerinin tümünün davası. Bu dava her geçen gün hizmet alanımız daralırken, gelecek endişesi adına mesleğimizin ortadan silinme davasıdır. Yine bu dava, Suni Tohumlama kurslarına büyük bir istekle çağrılıp, sonunda kurs belgelerinin neden verilmediğinin öğrenilmesi davasıdır. Özetleyecek olursak; insanca çalışacak bir veteriner sağlık teknisyenin ne olduğunun meydana çıkarılması davasıdır. O halde böylesi platformlarda ben değil, bizler, hepimiz olmalıyız. Seneler önce, içimizden, bağrımızdan kopup, değişik yerlerde meslek edinmiş bir çok meslektaşım, bu şubenin kuruluşunda daha heyecanlı ve daha mücadeleci idiler. Onlarla meslek adına gurur duydum. Ya teşkilatta çalışanlar? Doğrusu düş kırıklığı yarattı hepimizde. Belki bu toplantıya katılmak için zaman bulamamışlardır? Bilemiyorum. Takdir tanrıdan, karar onlardandır. Başka ne diyelim, inşallah gelecek kongreler diyoruz. Bu günün gerçekleşmesinde her türlü maddi ve manevi katkıları ile, bizlere güç veren meslektaşlarıma huzurunuzda bir kere daha teşekkür ediyorum. Dilerim onların vermiş oldukları bu çzveri diğer arkadaşlarımıza iyi örnek olur. Hepinize saygılar sunarım.”        Şimdi seçimlere geçiyoruz. Asil yönetim kurulu üyeliğine; Erdoğan Baysal, Özcan Özdemir, Kamil Ata,  yedek üyeliğe; Ahmet Nur, Yaşar Kırova, Habib Korkmaz, denetleme kurulu asil üyeliğe; Mehmet Soyçopur, Mustafa Erkal, Seyfettin Kaya, denetleme kurulu yedek üyeliğe; Kasım Turgut, İhsan Köseoğlu, Mustafa Aslan seçiliyor. Şimdi İzmir Şubemizin açılışına mesaj ve çelenk gönderen dostlarımızı hatırlatıyoruz. Sosyal Demokrat Halkçı Parti Genel Başkanı Erdal İnönü, Doğru Yol Partisi Genel Başkanı Süleyman Demirel, Genel Başkan Yardımcısı Mehmet Gölhan, Tarım İş Sendikası Başkanı Sabri Özdeş, Türk Tabipler Birliği Merkez Konsey başkanı Selim Ölçer, Veteriner Hekimler konsey Başkanı Hasan metin, Veteriner Hekimleri Derneği Başkanı Doç. Dr. Bahattin Koç, TMMOB Ziraat Mühendisleri Oda Başkanı Mahir Gürbüz, Orman Mühendisleri Odası Genel Sekreteri Doç. Dr. Yücel Çağlar, İnsan Hakları Derneği Genel Başkanı Nevzat Helvacı, Ormancılar Derneği Genel Başkanı Ekrem Tanyel, Devlet Demir Yolları Derneği Genel Başkanı Naci Başat, Vilsan Veteriner İlaçları adına Doç. Dr. Cihat Ersümer, Mahmudiye Belediye Başkanı Meslektaşımız Vahit Karslı, Veteriner Sağlık Teknisyenleri Derneği Samsun Şube Başkanı Kemal Şener, Balıkesir İl Temsilcisi İrfan Doğan, Karaman İl Temsilcimiz Bekir Eskici, Ordu İl Temsilcisi Teyfik Akyol, Kütahya İl Temsilcisi Hasan Kahraman, Mersin ilinden meslektaşımız Sayın Cemil Şen, Hasan Küçükbabacık, Adem Gündüz. Gönderdikleri mesajlarında; şubemizin açılışını desteklemişlerdi.   Ayrıca; Sosyal Demokrat Halkçı Parti Genel Başkanı Sayın Erdal İnönü, Has Tavukçuluk, ALVET Ecza Deposu, İzmir Veteriner Hekimler Odası,  Tarım Sen İzmir Şubesi, Doğu İlaç Firması, Eczacıbaşı ilaç Firması, Topkim İlaç Firması, Vilsan İlaç Firması, Devlet Demiryolları Derneği, Ziraat Mühendisleri İzmir Odası; gönderdikleri çelenkleriyle mesleğimize karşı olan sevgilerini iletmişlerdi. Şimdi hoş görünüze sığınıyoruz. İzmir Şubemizin 1. olağan genel kurul toplantısında; yapmış olduğum konuşmayı aradan 35 yıl geçtikten sonra bir daha hatırlatıyoruz. ADNAN KORKMAZ “Bırakınız hayvancılık sektörüne hizmet götürmeyi, mahkeme kapılarından nasıl aklanacağımızın endişesi içerisindeyiz. Günümüzde beslenmeyi insanların en önemli sorunu olarak görüyoruz. Ülkemiz 2000’li yıllara girerken, toplum katmanlarında yetersiz ve dengesiz beslenme sonucu, çocuklarımızda büyüme geriliği, görme noksanlığı, zihinsel bozukluklar buna ilaveten hastanelerimizde tüberkülozlu insanlarımızın yüksek düzeyde bulunmasının sebebi; sağlıksız ve dengesiz beslenmeden kaynaklanmaktadır.   Gelir düzeyi bozulmuş toplumlarda bu trajediyi görmemek mümkün değildir. Üç tarafı denizlerle çevrili, bitki örtüsü müsait, iklim koşulları müsait olan ülkemizde, insanlarımızın yeterli beslenememesinin sebebi yanlış uygulanan tarım politikalarından kaynaklanmaktadır. Tarımda devlet, hayvan üreticisini desteklememektedir. Kredi faiz oranları çok yüksektir. Aşı, ilaç, yem ve girdi fiyatları çok yüksektir. Üreticilerimizin pazar garantisi yoktur. Kooperatifleşme geliştirilemediğinden, üretici serbest piyasa koşullarında devletin tespit ettiği fiyatları kabullenmek zorundadır. Yurt dışından getirilen damızlık hayvanlar ve sağlıksız etler ile rekabete girilmiştir. Bir kısım çıkar çevreleri ödüllendirilirken, devlet baba karşısında gücünü yitiren hayvan yetiştiricileri ahırlarına kilit asarak kapatmışlardır. Ülke hayvancılığımızın kalkınmasını ve gelişmiş batı toplumların seviyesine çıkarmayı gerçekten istiyorsak;   Üreticilerimiz mutlaka desteklenmelidir. Aşı, ilaç ve yem fiyatları yeniden ayarlanmalıdır. Üreticilerimize Pazar garantisinin yanında yaşamlarını sürdürebilmesi için uygun fiyatlar verilmelidir. Bunlar sağlanamadığında; hangi üstün teknolojiyi kullanırsanız kullanın, hayvancılık sektöründe ilerleme kaydedilemez. Avrupa Topluluğu ile rekabet gücümüzün en zayıf olduğu sektör hayvancılıktır. Diyoruz ki, bu hastalığa zaman geçirmeden tanıyı iyi koymamız gerekiyor. Bizce bilim adamlarımızın araştırma sonucu ortaya çıkardıkları teknolojik gelişmelerin hayvan üreticisine  sağlıklı bir şekilde götürülememektedir. Toplumların dengeli ve sağlıklı beslenebilmesi için; hayvansal üretimin artrılması gerekmektedir. Hayvanlarımızdan daha çok et daha çok süt alabilmemiz için mevcut olan yerli ırk hayvanlarımızın ıslah edilmesi gerekir. Bunda tek çözüm yolu suni tohumlamadır. Hayvan ıslah çalışmalarının tamamı yapan Veteriner Sağlık teknisyenlerine 3285 Sayılı Hayvan Sağlık Zabıtası Kanunu ile getirilmiş olan antidemokratik düzenlemelerden uzunca bahsetmeyeceğim. Fakat yasanın 9. Maddesinde işlerlik getirilmez ve veteriner sağlık teknisyenlerine serbest çalışma olanağı verilmez ise sizce hayvancılık kalkınır mı? Veteriner sağlık teknisyenlerinin çalışmalarını, veteriner hekim sorumluluğunda tutarsanız hayvancılık sektörüne sağlıklı hizmet gider mi? Siz bu dalda özel olarak yetiştirilmiş olan veteriner sağlık teknisyenlerini kazanç uğruna kasıtlı ve maksatlı olarak mezbaha hizmetlerinden dışlarsanız halkımız sağlıklı hayvansal gıda maddelerini alabilir mi? Ne yazık ki basında izliyoruz. Denetimden geçmemiş sağlıksız etler, gaita içerikli hayvansal gıdalar ve diyoruz ki 2000’li yıllara girerken, ülkemiz; 129 ülke arasında yoksulluk sıralamasında sondan yedinci sırada olmamalıydı. Yine ülkemizde yiyecek ve içeceklerimiz mikropla, hormonla iç içe üretilmemeliydi. Bu olumsuzlukları bir de Hayvan Sağlığı Zabıtası Kanunu ve Yönetmeliğinin 47. Maddesi, veteriner sağlık teknisyenleri; piramidin üst konumundaki meslekleri bir türlü memnun edemiyoruz. Birisi git diyor birisi gitme diyor. Birisi yap diyor birisi yapma diyor. Biz bu savaşın ortasında ne yapacağımızı şaşırdık. Bırakın hayvancılık sektörüne hizmet götürmeyi, mahkeme kapılarında nasıl aklanacağımızın endişesi içerisindeyiz. Bunun için diyoruz ki, antidemokratik düzenlemelerin kaldırılarak bireyleri üretkenliğe sevk edecek yasal düzenlemelere acilen geçilmelidir.   Biz yasal yetki ve düzenlemeleri yalnız kendi çıkarlarımız için istemiyoruz. Biz yetkileri hayvancılıkla uğraşan kesime daha rahat hizmet götürebilmemiz için istiyoruz. Bu sektörün kalkınması bütün halkımızı memnun edeceği gibi bizi de mutlu edecektir. İzmir Şubemizden güç alacak olan genel merkezimiz, öneri ve yapıcı eleştirilerinizi ilgili platformlara somut bir şekilde götürecektir. Kongremizin gelişmesine, üreticilerimizin güçlenmesine, ülkemizin demokratikleşmesine katkı getirmesi dileği ile şahsım ve genel merkez adına hepinize en derin sevgi ve saygılarımızı sunuyoruz.” Amacımız; konuşan bir meslek toplumunu yaratmaktı. Sonrasında neler oldu? Devamı gelecek sayıda… Yararlanılan Kaynak: Veteriner Sağlık Teknisyenleri Dergisi Yıl 1991 Sayı 11-12      
Ekleme Tarihi: 28 Mart 2026 -Cumartesi
Adnan KORKMAZ - VESTED Onursal Genel Başkanı

Baytarlık mesleğinin tarihçesi (dünü bugünü geleceği) -24-

Sevgili okurlarım; Ulu Önderimiz Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün izinden yürüyoruz. Bu kez, veteriner sağlık teknisyenleri derneğinin ikinci şubesini İzmir’de açılmasına karar veriyoruz. İl temsilcisi Erdoğan Baysal ile yapılan istişarelerden sonra, şube açılabilmesi için yetkiyi, 13 Ekim 1990 tarihinde; Kamil Ata, Erdoğan Baysal, Yılmaz Balaban’a veriyoruz.

Tarihe bir not düşelim.

Tarım Bakanlığındaki görevimizden ayrılarak özel sektöre geçmiştik. 1970 yılının ilk aylarında, meslektaşımız Mehmet SOYÇOPUR’U Erzurum’da tanımıştık. İki farklı ilaç firmasında görev yapıyorduk. Çalışmaları gizlilik içinde sürdürüyorduk. Ailece görüşmemize rağmen çalışmalarımız konusunda birbirimize sır vermezdik. Öğretmen olan değerli eşini, AYTEN kardeşimi de o yıllarda tanımıştım.

Sağlık sorunum nedeniyle ilaç firmasından ayrılıyoruz. Bir müddet sonra yeniden Tarım Bakanlığına geçiyoruz. Bu arada Mehmet SOYÇOPUR, görevine devam ediyor. Sonrasında o da ayrılarak kendi iş yerini kuruyor. Önce Manisa’da sonra İzmir’de ALVET isimli veteriner ilaçlarını satan depoyu açıyor.

1984 yılında yapılan 14. olağan genel kurul toplantısında ilk kez veteriner sağlık teknisyenleri derneği genel başkanlığına seçiliyoruz. Değerli meslektaşımızla, yolumuz bu kez; İzmir’deki iş yerinde kesişiyor.

İş yerinin üst katını açmayı düşündüğümüz İzmir Şubesine ücretsiz olarak tahsis etmesini istiyoruz. Önce düşündü… Sonrasında bu ağır teklifimizi; değerli eşi AYTEN kardeşimin desteğiyle karşılanıyor.

Değerli çalışma arkadaşlarımızın gayretleriyle İzmir Şubemizi açıyoruz. Şubemizin açılış kurdelesini; İl Tarım Müdürlüğü Hayvan Sağlığı Şube Müdürü Mahmut SEYHAN ile birlikte kesiyoruz.

6 Temmuz 1991 tarihinde 1. olağan genel kurul toplantısını; İl Tarım Müdürlüğü toplantı salonunda yapıyoruz. Bu tarihi toplantımıza; siyasi partileri, meslek odaları, demokratik kitle örgütleri ve basını davet ediyoruz.

Birazdan büyük bir keyifle okuyacağınızı düşündüğüm yazıdan sonra; hayvan sağlık memurlarının diğer deyişle veteriner sağlık teknisyenlerinin yaşam mücadelesini az da olsa öğrenmiş olacaksınız.

 

Divan Başkanlığına İbrahim MERSİNLİOĞLU’NU seçiyoruz. Bizden bir dönem önce; İstanbul Selimiye Hayvan Sağlık Memurları Okulundan mezun olmuştu. Dernek, sendika gibi oluşumların içinde yer almıştı. Bu tür toplantıları yönetmekte oldukça deneyimliydi.

Toplantımızda ilk sözü konuklarımıza vermişti. Şimdi, İzmir Veteriner Hekimleri Oda Başkanı Dr. Kemal ÇETİNKAYA’NIN; mesleğimizle ilgili yapmış olduğu değerlendirmesini hatırlatıyoruz.

DR. KEMAL ÇETİNKAYA

“Sayın Divan Başkanı, Sayın Dernek Başkanı ve kıymetli teknisyen arkadaşlarım. Veteriner Sağlık Teknisyenleri olarak böylesine onur verici bir organizasyon u gerçekleştirmeniz, doğrusu bana gurur verdi. Buna benzeyen toplantılarda, teknisyen arkadaşlarımıza devamlı ikazda bulunmuştum. Şubenizi açın, ilgili kurullarınızı teşekkül ettirin diye. Gönül şu anda aynı duyguların sevinci paylaşırken, bir taraftan da üzüntü içindedir. Oda olarak tüm meslektaşlarıma duyurunuzu ilettim. Maalesef oda çoğunluğu olarak toplantınıza katılamadık. Gördüğünüz gibi mümkün olmadı. Bu duyarsızlık günümüzün en kötü hastalıklarından birisidir.

Toplumu en yakından ilgilendiren bir hastalık, bir gün bunu da yeneceğimizin inancındayım. Ülke hayvancılığına Veteriner Hekim ve Veteriner Sağlık Teknisyeni olarak yaklaşım açımız daha demokratik şartlarda olduğunda daha başarılı olacağımız kanısındayım. Elbet yasal düzenlemeler yönünden bazı rahatsızlıklarımız var. Ama bunlar halledilmesi mümkün olmayan meseleler değil. Zira ülke hayvancılığının konularını inceleyerek, sorunlarını meydana çıkarmada ve öneriler konusunda, bizler kadar sizler de görevlisiniz. Dediğim gibi, mevcut yasalarda, bariz bir şekilde sorunlar var. Bugünkü yasalarla olmasa bile, zamanla bunların halledilebileceğinin kanısını taşıyorum. Bizler mesleğimiz ve iştigal ettiğimiz kadrolarımız nedeni ile Veteriner Hekimler olarak Sağlık İş Kolunda hür sendikacılığı savunuyoruz. Sizlerin de aynı doğrultuda hareket etmeniz en büyük arzumuzdur. Veteriner Sağlık Teknisyenleri İzmir Şubesi birinci olağan kongresinin mesleğimize ve memleketimize hayırlı olmasını diler, saygılar sunarım.”

 

Şimdi, İzmir İl Tarım Müdürlüğü Hayvan Sağlığı Şube Müdürü; Mahmut SEYHAN’IN; mesleğimizle ilgili yapmış olduğu değerlendirmesini hatırlatıyoruz.

MAHMUT SEYHAN

“Sayın başkan ve değerli teknisyen arkadaşlarım. Zamansız yakalandım. Kongrenizde konuşmamı istediler, memnuniyetle kabul ettim. Aksini düşünmem mümkün değil. Toplumumuzda elbette belli bir raddeye gelmiş sorunlar mevcuttur. Bizde de aynısı mevcut. Veteriner Hekim ve Veteriner Sağlık Teknisyenleri olarak omuz omuza çalışmaktan her zaman mutluyum. Birlikte siz ve bizler var olan dertlerin savaşından Allahın izni ile muzaffer olarak çıkacağız. Bunu bu toplantıda özellikle belirtmek istiyorum. Kongrenizin başarılı ve hayırlı olmasını diliyorum.”

Şimdi, TARIM SEN İzmir Temsilcisi İsmail YILDIZDAL’IN; mesleğimizle ilgili yapmış olduğu değerlendirmesini hatırlatıyoruz.

İSMAİL YILDIZDAL

“Sayın Divan Başkanı, Sayın Veteriner Sağlık Teknisyeni arkadaşlarım. Ben TARIM SEN Genel Başkanlığı adına görevlendirildim. Sendikal örgütlenme konusunda konuşmak istiyorum. Bildiğiniz gibi 1950’li yıllarda da sendikalar vardı. Fakat esas tartışma götürmesi 1970’li yıllara rastlar. Özellikle bazı kamu sendikalarını yetmişli yıllarda çok iyi tanıyoruz. Ama örgütsel yetersizlikler neticesi, ne kadar başarılı oldukları belli. 1980’den sonra zarar vereceği kanısı ile sendikalar askıya alındı. Özellikle günümüz insanların bu konuda patlama noktasına gelmiş bilinçlenmesi, kamu sendikaları yeniden gündeme getirdi. Sendikalar konusunda birçok kamu çalışanları, meslekleri bazında, ortak hareket etmek kararı aldılar. Amaç daha çok bu konuda geçmiş hatalara düşmeyecek şekilde yapılaşmaktı. Bunlardan birisi de bizim iş kolumuz olan Tarım çalışanlarıdır. Bir yıldan beri bu konuda çalışıyoruz. 20 Mayıs 1991 günü TARIM SENİ kurduk. Bu kuruluşu bu zamana getirmek kolay olmadı. İnsanların kafasında şekillenmiş fikirleri değiştirmek veya yok etmek, hatta onları bir konuda somutlaştırmak zamana bağlı olduğu gibi, çok da zor bir olay. Zira 12 Eylül sonucu özellikle sendikal alanlarda çalışan kamu personeli üzerinde bir sindirme, baskı mevcut. Bu olay bir korku haline gelmiştir. Ancak bu korkuyu yendiğimizde insanlardan sendikalara sevgi başlayacaktır. Biz İzmir olarak bu konuda gerekli aşamaya gelmiş durumdayız. Zira kurulan TARIM SEN tüzüğü şu anda elimizde bulunuyor. Orada her şeyi net olarak görebilirsiniz. Bundan önce konuşan Veteriner Hekimler İzmir Şube Başkanı Sayın Kemal ÇETİNKAYA’NIN fikirlerine katılmıyorum. Mevcut Bakanlık çalışma düzenine göre, çalışma ve iş alanımız Tarım Bakanlığıdır. Veteriner Hekimler de Veteriner Sağlık Teknisyenleri de Tarım bakanlığında çalıştıklarına göre, tarım iş kolunda örgütlenmeleri gerekmektedir. Ben şahsen bu kanıyı taşıyorum. Şube kongrenizin başarılı ve hayırlı olmasını diliyorum.”

Şimdi, Türkiye Ziraatçılar Derneği İzmir Şubesi adına katılan Necati ALTINDİŞ’İN; mesleğimizle ilgili yapmış olduğu değerlendirmesini hatırlatıyoruz.

NECATİ ALTINDİŞ

“Kongrenizde şube olarak bizlere söz vermeniz, Ziraat Teknisyenleri olarak bizleri mutlu etti. Bu konuda temsil ettiğim şube adına, hepinize teşekkür ediyorum. Benim sözlerim, hatta düşüncelerim, TARIM SEN İzmir Temsilcisi İsmail YILDIZDAL’IN konuşmasından farklı değildir. Tarım Senin sloganını benimseyelim diyorum. Hatta onların organizasyonlarına katılarak, hareketlerini destekleyelim. İnsanların bazı sorunları çözmeleri için bir araya gelip örgütlenmesi gerekir. Zaten demokrasinin kuralı da budur. Ben buna inanıyorum. Zaten bu konuda İzmir Şubemiz, İzmir Ziraat Mühendisleri Odası, hatta Veteriner Sağlık Teknisyenleri ile devamlı diyalog içindedir. Kongrenizin başarılı olmasını diler, saygılar sunuyorum.”

Şimdi, Devlet Demir Yolları Çalışanları Derneği Genel Merkez adına katılan İshak KOCABIYIK’IN; mesleğimizle ilgili yapmış olduğu değerlendirmesini hatırlatıyoruz.

İSHAK KOCABIYIK

“Sayın Divan Başkanı, Sayın Davetliler ve kıymetli Veteriner Sağlık Teknisyeni arkadaşlarım. Genel merkezden toplantınıza katılmak üzere görevlendirildim. Meslektaşlarım adına kongrenizin başarılı geçmesini diliyor, gösterdiğiniz ilgiye teşekkür ediyorum. Bizlerin kamu çalışanları olarak, memleketimizde yanlış bir anlaşılma durumu var. Veya o şekilde tanıtılıyoruz. Dışımızdakilerin bizlere karşı bakış açıları bile değişik.  Dışımızda gelişen her konunun oluşumunda ne edilip ediliyor, istenilene bir finansman veya kaynak yaratılıyor. Bu anlayış her türlü mal edinmede bile mevcut. Ama sıra memur maaşlarına gelince, bütün kaynaklar adeta kuruyor. Cevap “ maalesef kaynak yok” deniliyor. Bu yaklaşımın izahı çok zordur. İşte bu zoru başarmak, sahip olunan duyguların mevcut zihinlerden silinmesi gerek. Bunun için mücadele gerekli. Elbette bu konu Devlet Demir Yolları mensupları hatta Veteriner Sağlık Teknisyenlerinin sorunu değil. Bu sorun tüm kamu çalışanlarının sorunudur. Her fırsatta Sayın Genel başkanınız Adnan KORKMAZ beyle bu konuları Ankara’da tartışıyoruz Bu açmazdan nasıl çıkacağımızın çare arayışları içine giriyoruz. Kongrenizin hepinize hayırlı olmasını diliyorum.”

Tarihe bir not daha düşelim.

Yılmaz BALABAN’I, derneğimizin İzmir il temsilcisi iken tanımıştım. İzmir’de düzenlenen dayanışma gecelerine değerli eşi ile birlikte katılırdı. Genel merkez kongrelerine de katılmayı ihmal etmezdi.

Veteriner Sağlık Teknisyenleri Derneğinin 1998 yılında yaptığı, 20. olağan genel kurul toplantısında; onursal genel başkanlığına aday gösterilmeme karşı çıkan tek kişiydi. 384 kişinin katıldığı bu tarihi toplantıda; beni aday gösteren arkadaşlarımıza; Arkadaşlar, “Adnan beyi onursal genel başkan adayı göstermekle büyük hata yapıyoruz. Bu düşünceyle kendisini PASİFİZE ediyoruz. Henüz bölge şubelerin açılmasını tamamlayamadık. Bir dönem daha görevinde kalması gerekir.” Diye uyarmıştı.

Şimdi, İzmir Şubemizin kurucu üyesi, Yılmaz BALABAN’IN; mesleğimizle ilgili yapmış olduğu değerlendirmesini hatırlatıyoruz.

YILMAZ BALABAN;

“Bizler İzmir Kurucular Kurulu olarak, 13.10.1990 tarihinde Genel Merkezden yetki aldık. Bununla birlikte büyük bir organizasyonun hatta büyük bir özverinin içine girerek, gelecek meslek kuşaklarımıza örnek niteliğinde, bir meslek gecesi düzenledik. Burada elde edilen gelir ve aidatları genel merkeze gönderilmesini sağladık. En azından Demokratik Kamu kuruluşları düzeyin kaybolmaya yüz tutmuş meslek dayanışmasını yeniden canlandırdık. Kuruluşumuz çok kısa zamana sığdırıldı. Bu bakımdan faaliyetimiz de az oldu. Bilgilerinize arz eder, saygılar sunarım.”

Şimdi, İzmir Şubesinin kurucu üyesi, Kamil ATA’NIN; mesleğimizle ilgili yapmış olduğu o tarihi değerlendirmesini hatırlatıyoruz.

KAMİL ATA

“Sayın Divan Başkanı, Sayın Genel Başkanım, Sayın misafirler ve çok değerli meslektaşlarım; Bu gün ilk kongresini yapmakta olduğumuz Veteriner Sağlık Teknisyenleri Derneği İzmir Şubesi’nin mesleğimiz ve memleketimize hayırlı olmasını dilerim. Yüce Atatürk’ün “Meslekler, mensuplarının omuzlarında yükselir” sözünü, İzmirli meslektaşlarım örnek bir organizasyonla ispatladılar. Bu hareketleri ile mesleğimize çok gerekli olan bir bilinç kazandırdılar. Zira şu anda içinde bulunduğumuz bu güzel ortam bu hareketin bir ispatıdır. Dernekler ve şubeleri, üyelerinin haklarını koruyan, yeri göre de reformist hareketler içeren demokratik kitle örgütleridir. Bu nedenle 1952 yılında kurulan derneğimiz, yasaların elverdiği sürece, üyelerinin haklarını almada, çok uğraş vermiştir. Ne yazık ki, emsali olan diğer dernekler istedikleri bazda haklarını elde etmelerine rağmen; bizler hak almayı bir yana bırakın, bir sürü kısıntı ve bağlayıcı unsurlarla, aynen çarmıha gerilir gibi, her gün ellerimizin ve ayaklarımızın, biraz daha sıkıca bağlanması ile karşılaştık. Bilinen gerçeklere ve verilen bunca mücadeleye rağmen, yetki hazırlayanların bu anti demokratik düşünceleri niye? Zaten normal şartlarda bunu anlamak da hiç mümkün değil. Meslek hayatım süresince, bu soruya bir türlü cevap bulamadım. Çünkü oturduğumuz dalı kesmekteyiz.

Diğer yönden, bütün benliğimi zorlayarak bu sorunun cevabı olarak algıladığım husus şu; Yanlış meslekler edindirme politikaları sonucu, aşırı meslekler enflasyonun yutacağı çalışma alanlarının ortadan kaybolacağı kuşkusudur. Bu korkunun yanı sıra genel anlamda, meslek edilişteki yermenin sebebi hatta politikası budur. Bunun içindir ki, normali süreleri içinde kurslarını başarı ile tamamlayan Suni Tohumlama Teknisyenlerine kurs belgeleri verilmez. Bunun içindir ki; güncel hayattaki, tatbik ve sorumluluğunun ne olduğu daha meslek okulu sıralarında iken, bilgi olarak hiç unutulmamak kaydı ile genç dimağlara nakşedilen her türlü enjeksiyon, sınırlarını hiçbir zaman açmayan mecburiyetten doğan ön müdahaleler bilinerek yaptırılmaz. Böylesine duygularla hazırlanan komedinin bir başka görünümü olan mezbaha olaylarına hiç girmek istemiyorum. İşte böylesi bozuk bir yapılaşma niteliğine sahip veya sahip olmaya çalışan mesleki organizasyonda, hangi varsayımla yola çıksak ne kadar gerçeklere yaklaşmış oluruz bilemem? Ama esas olan, içinde bulunduğumuz ortamdaki yetki ve salahiyet keşmekeşliğini bir tarafa bırakarak, yapabileceğimiz oranda yeniden yapılaşmaya çalışmaktır. Buna acil ihtiyaç vardır. Bugün bizleri bir tarafa bırakın, tüm sağlık konumunda görev yapanların yetki ve görev statülerinde büyük boşluğun bulunduğunu hepimizin malumu. Günümüzde elli, altmış yıl önce hazırlanan bir yetki yasası elbette bugün böylesi tartışmalara açık olacaktır. Böylesi bir tartışmada meslek olarak şekillenmenin hatta günümüz deyimine göre şeffaflaşma kavramını benimsemenin çok büyük önemi vardır. Bu hareket tarzı bizleri gerçek kimliğimize kavuşturacağı gibi, her zaman dışımızda var olan korkulu rüyaları da silecektir.

Çareler tükenmeyeceğine göre; sadece kişisel zaaflardan doğan, özellikle o kişilerin meslekleri hiç ilgilendirmeyen münferit olayların üzerine bir sünger çekerek, en içten gelen saygı ve sevgi çağrışımları ile el ele tutuşup var olan bu dertlerin kökten çözümü için, ortak bir parola oluşturalım. Ben hekimlere her türlü uzmanlaşma, teknisyenlere ise mecburi yüksek okul statüsü getirelim, diyorum. Bu parola aynı sahada çalışan iki mesleğe özel bir yapılaşma ile dünyada örnekleri bulunan standartlaşma olayını da getirecektir. Bunun dışında, eskisi gibi bilinçsizce oluşacak şekillenmeye veya organizasyonun sancıları ise, meslekler var olduğu müddetçe devam edecektir. Zira kağıt oyunlarındaki bir jokerin oynanan oyunun kurallarına göre, istenilen yere oturtulması örneği, meslek icra edilemez. Zaten böylesine beynimize yerleşen bu duygu başka şekilde senteze edilemez. Her taşın bir ağırlığı bulunduğu varsayımından hareket etmek en güvenli yol olacaktır. Burada da en büyük görev meslektaşlarımızın, meslek bilinci ile kırmadan, kırılmadan mertçe verecekleri onurlu bir mücadelesine düşmektedir. Ben bu mücadelenin ilk adımın bugün burada atıldığını görüyorum. Saygılarım hepinizin olsun.”

Şimdi Sivas, Manisa il temsilcisi olarak görev yapmış olan değerli meslek büyüğümüz, Akgün ÇEÇEN’İN; mesleğimizle ilgili yapmış olduğu o tarihi değerlendirmesini hatırlatıyoruz.

AKGÜN ÇEÇEN

“Sayın genel başkanım, yılların vermiş olduğu mesleksel ağırlıkları; omuzlarımda, yüreğimde taşıyorum. Ama bugünkü mutluluğumu anlatmama imkân yok. Bu güne kadar isminden çok az bahsedilen derneğimiz bu günlerde isminden çok bahsedilir oldu. Aradaki bu farklılığı çözmek mümkün değil. Bu değişimde arkadaşlarımın emeği var. Huzurunuzda hepinize teşekkür ediyorum. 1952 yılında kurulan derneğimiz, bir zamanlar üç beş kişinin adıyla anılır, üç beş kişinin istemiyle yönlenirdi. Bakıyorum, bu gün, bu duygular ağır, ağır kaybolmaktadır. Ama eskinin hasleti bir başkaydı. Meslek ve meslektaş sevgisi ile dolu bir ortam vardı. Büyük ve küçük herkes birbirini sever ve saygı gösterir, mesleği için adeta çırpınırdı. Ama ne hikmetse, sonradan ipler koptu. Meslek sevgisinin yerini YERMEK, saygının yerini ise MADDİYAT aldı. Ama bizler böylesi bir olayın bir daha tekrarını istemiyoruz. Bunun yanı sıra dernek yönetiminin hak iddialarında aldığı yolun da ne olduğunu da bilmiyorum. Bizler zamanla bir enjeksiyonu dahi kontrolle mi yapacağız? Böylesi konuları burada söylemekle, bu güzel ortamı bozmak istemezdim. Ama bu konuların tartışılma alanı da yine böylesi yerlerdir. Hepinize saygılar sunuyorum.”

Şimdi, iş yerinin bir katını ücretsiz olarak İzmir Şubemize tahsis eden, Mehmet SOYÇOP’UN; mesleğimizle ilgili yapmış olduğu o tarihi değerlendirmesini hatırlatıyoruz.

MEHMET SOYÇOPUR

“Bu günün hayatımda özel bir yeri var. Bu nedenle çok mutluyum. Ben bu mesleğe yıllarını vermiş bir insanım. Şimdi de aynı inanç ve coşkuyla çalıştığıma inanıyorum. Ancak, genç meslektaşlarımız için üzülmeden de edemiyorum. Bakıyorum da pek azı burada. Ben böyle günleri, özellikle genç arkadaşlarımın hazırlanmasını isterdim. Coşkulu, mücadeleci, örgütçü meslektaşlarımıza, şimdi her günkünden daha fazla ihtiyacımızın olduğunu düşünüyorum. Bu mesleğimiz adına büyük bir olumsuzluktur. Bütün meslektaşlarımdan, özellikle rica ediyorum. Genç arkadaşlarımızı yalnız bırakmayalım. Ne yapıp edip, onları da derneğimizin çatısı altında bir araya getirelim.” Diye uyarmıştı.

Tarihe bir not daha düşelim.

Mesut ÖZCAN’I Samsun’da; ilaç firmasında çalışırken tanımıştım. Samsun Şubesinin açılışına önemli katkısı olmuştu. Sonrasında yaşamını İzmir’de sürdürmeye başladı. Siyasete girdi. Ana Vatan Partisinin iktidar olduğu dönemde; İzmir Çiğli ilçesinden belediye meclis üyeliğine seçildi. Siyasi açıdan farklı düşünmemize rağmen, konu mesleki olunca birlikteydik. Çalışmalarımıza önemli ölçüde katkısı olmuştu. Şimdi, Mesut ÖZCAN’IN; mesleğimizle ilgili yapmış olduğu değerlendirmesini hatırlatıyoruz.

MESUT ÖZCAN

“Sayın divan başkanım, sayın misafirler ve sayın meslektaşlarım; Samsun ilinde aynı heyecanı yaşadık. Burada da aynı duyguların içinde bulunmanın anlamı bir başka oluyor. Her canlıda olduğu gibi, insanların yaşamlarında da bazı evrimler vardır. Bizler yani şurada bulunan meslektaşlarımın büyük bir bölümü meslek yaşamının sonuna gelmiş kişilerdir.  Yani o evrimi doldurmuş çağda olanlar, Sayın Erdoğan Baysal’ın dediği gibi gönül genç meslektaşlarımızın, genç heyecanları ile bu konulara talip olmalarını isterdi. Ama olmuyor, olmadı da… İnşallah bu düşüncemizde yanılırız. Zira bu günün şube yönetimi, gelecekte onların görevidir. Hepinizi hürmetle selamlarım.”

Şimdi, İbrahim MERSİNLİOĞLU’NUN; mesleğimizle ilgili yapmış olduğu o tarihi değerlendirmesini hatırlatıyoruz.

İBRAHİM MERSİNLİOĞLU

“Sayın davetliler, kıymetli meslektaşlarım; Şu anda gerçekleştirme sevincini yaşadığımız Derneğimizin İzmir Şubesinin birinci olağan kongresinde, bir çok konuşmacı arkadaşımız, değişik konulara veya aynı konulara, yine değişik açılardan bakarak bir çok yorum getirdiler. Mesleğimiz ve onun örgütsel kuruluşu derneğimiz açısından, hepsinden faydalanma olanağı bulduk. Ben yıllarını bu mesleğe adamış emekli birisi olarak bu mesleğin sorunlarını çok iyi bilen ve hala ondan bir türlü kopamayan bir ferdiyim. Bu gün, ben hasletini çekmekte olduğum bu günlere gelebilmişsem, hatta bazı etkin özelliklere sahipsem, yalnız ve yalnız bu mesleğin yani veteriner sağlık teknisyenliği mesleğinin sayesindedir. Şurada bulunanların çoğunluğu da aynı durumdadır. Hatta bir genelleme yapılacak olursa buna hepimiz diyebiliriz.

Bu gerçeği inkâr edecek hiçbir meslektaşımı göremiyorum. Bizlere insan olarak çok özveride bulunan mesleğimize acaba bizler ne verebiliyoruz. Hiç bunu düşündük mu, hiç bunun muhasebesini yaptık mı? Cevabım genel açıdan yine hayır. Yani sıra onore etmek, eşiti meslekler düzeyine getirmek için katkımız nedir? Kanımca sıfır denecek düzeyde. Burada bir gerçeği bütün açıklığı ile dile getirmek istiyorum. Sayın arkadaşlarım; bu meslek üç beş kişinin omzunda hiçbir zaman düşlediğimiz seviyeye ulaşamaz. Sonra her zaman neden o üç beş kişi de, neden hepimiz değil? Hatta o üç beş kişinin bu konuda bizlere ne borcu var? Bunlar hep düşünülmesi ve cevaplanması istenilen sorular.

O zaman, ondan yediğimiz nimetin vefa borcunu ödemek istiyorsak hep birlikte onu layık olduğu yere yüceltip, kime hizmet ettiği bilinmeyen kör duygularımızdan kurtulmalıyız. 1990’da Samsun Şubesi açıldı. Tam bir yıl sonra bu gün şu saatte İzmir Şubemizin birinci olağan kongresi tamamlandı. Bunları görmek ve olaylarını yaşamak bir meslek sahibi için en yüce duygulardan biridir. Azımsanmayacak görevleri bulunan şubemizin mesleğimize ve memleketimize hayırlı olmasını dilerken, yüce Atatürk’ün şu sözünü unutmayalım “Meslekler yalnız mensuplarının omuzlarında yükselir.” Hepinizi saygı ile selamlarım.”   

Şimdi, Doğu İlaç Fabrikası Ege Bölge Müdürü olan meslek büyüğümüz, Yüksel SRTÇETİN’İN; mesleğimizle ilgi yapmış olduğu değerlendirmesini hatırlatıyoruz.

YÜKSEL SERTÇETİN

“Değişik iş yerlerinde çalışan biz meslektaşlarımızın sıcak ilgi ve mesleksel becerisi ile bir araya getiren meslektaşımız Erdoğan Baysal’a teşekkür ediyorum. Meslektaş olarak bizleri onore ettiler. Karınca kararınca bizler de onun bu hasletine mukabele ettik. Hepinize saygılar sunarım.”

Şimdi, İzmir il temsilcisi, İzmir şube kurucu üyesi, kadim dostum, Erdoğan BAYSAL’IN; mesleğimizle ilgili yapmış olduğu o tarihi değerlendirmesini hatırlatıyoruz.

ERDOĞAN BAYSAL

“Sayın divan başkanı, sayın davetliler ve kıymetli meslektaşlarım; Önce yönetime getirilen arkadaşlarım adına bize gösterdiğiniz güvenden dolayı teşekkür ediyorum. Benim bir hasletim vardır, acaba buna kader mi desem? Bilemiyorum. Hangi kapıyı açsam en son çıkan ben olurum. Sanırım bu şube işinde de yine böyle oldu. Zira yine yönetimde görev verdiniz. Bu şubemizin açılışını hazırlarken, içimdeki arzu, genç arkadaşlarımın, çalışmaya talip olmaları idi.  Maalesef bu beklentimi onlardan göremedim. Bu bakımdan çok üzgün olduğumu belirtmek isterim. Bu davranış içimizde cevap bekleyen çok büyük bir soru. Çaresiziz. Bulduklarımızla yetinmek günah ve sevapları ile şubemizin birinci kongresini tanrının yardımı ile gerçekleştirdik. Hepimizin içinde bir de salona sığmayacağız korkusu vardı, maalesef bunda da yanıldık. Çok meslektaşımızı, özellikle bu konuda çevresine bilgi saçanları gözlerimiz salonda arar oldu. Ama onlar şunu iyi bilsinler, acımasal duyguları ve gelecek endişeleri, bizlere bu konuda cesaret verip adeta bayrak oldu. Bu dava benim, Sayın Genel başkanımın, hatta burada bulunma nezaketini gösteren arkadaşlarımın değil, bu dava hepimizin, tüm İzmir’in, hatta Ege’nin davası. Bu dava 3285 Sayılı Hayvan sağlık Zabıtası Kanunun 33. Maddesi gereğince amaçlı olarak belli yerlere sokulmayan veteriner sağlık teknisyenlerinin tümünün davası. Bu dava her geçen gün hizmet alanımız daralırken, gelecek endişesi adına mesleğimizin ortadan silinme davasıdır. Yine bu dava, Suni Tohumlama kurslarına büyük bir istekle çağrılıp, sonunda kurs belgelerinin neden verilmediğinin öğrenilmesi davasıdır. Özetleyecek olursak; insanca çalışacak bir veteriner sağlık teknisyenin ne olduğunun meydana çıkarılması davasıdır. O halde böylesi platformlarda ben değil, bizler, hepimiz olmalıyız. Seneler önce, içimizden, bağrımızdan kopup, değişik yerlerde meslek edinmiş bir çok meslektaşım, bu şubenin kuruluşunda daha heyecanlı ve daha mücadeleci idiler. Onlarla meslek adına gurur duydum. Ya teşkilatta çalışanlar? Doğrusu düş kırıklığı yarattı hepimizde. Belki bu toplantıya katılmak için zaman bulamamışlardır? Bilemiyorum. Takdir tanrıdan, karar onlardandır. Başka ne diyelim, inşallah gelecek kongreler diyoruz. Bu günün gerçekleşmesinde her türlü maddi ve manevi katkıları ile, bizlere güç veren meslektaşlarıma huzurunuzda bir kere daha teşekkür ediyorum. Dilerim onların vermiş oldukları bu çzveri diğer arkadaşlarımıza iyi örnek olur. Hepinize saygılar sunarım.”       

Şimdi seçimlere geçiyoruz.

Asil yönetim kurulu üyeliğine; Erdoğan Baysal, Özcan Özdemir, Kamil Ata,  yedek üyeliğe; Ahmet Nur, Yaşar Kırova, Habib Korkmaz, denetleme kurulu asil üyeliğe; Mehmet Soyçopur, Mustafa Erkal, Seyfettin Kaya, denetleme kurulu yedek üyeliğe; Kasım Turgut, İhsan Köseoğlu, Mustafa Aslan seçiliyor.

Şimdi İzmir Şubemizin açılışına mesaj ve çelenk gönderen dostlarımızı hatırlatıyoruz.

Sosyal Demokrat Halkçı Parti Genel Başkanı Erdal İnönü, Doğru Yol Partisi Genel Başkanı Süleyman Demirel, Genel Başkan Yardımcısı Mehmet Gölhan, Tarım İş Sendikası Başkanı Sabri Özdeş, Türk Tabipler Birliği Merkez Konsey başkanı Selim Ölçer, Veteriner Hekimler konsey Başkanı Hasan metin, Veteriner Hekimleri Derneği Başkanı Doç. Dr. Bahattin Koç, TMMOB Ziraat Mühendisleri Oda Başkanı Mahir Gürbüz, Orman Mühendisleri Odası Genel Sekreteri Doç. Dr. Yücel Çağlar, İnsan Hakları Derneği Genel Başkanı Nevzat Helvacı, Ormancılar Derneği Genel Başkanı Ekrem Tanyel, Devlet Demir Yolları Derneği Genel Başkanı Naci Başat, Vilsan Veteriner İlaçları adına Doç. Dr. Cihat Ersümer, Mahmudiye Belediye Başkanı Meslektaşımız Vahit Karslı, Veteriner Sağlık Teknisyenleri Derneği Samsun Şube Başkanı Kemal Şener, Balıkesir İl Temsilcisi İrfan Doğan, Karaman İl Temsilcimiz Bekir Eskici, Ordu İl Temsilcisi Teyfik Akyol, Kütahya İl Temsilcisi Hasan Kahraman, Mersin ilinden meslektaşımız Sayın Cemil Şen, Hasan Küçükbabacık, Adem Gündüz. Gönderdikleri mesajlarında; şubemizin açılışını desteklemişlerdi.

 

Ayrıca; Sosyal Demokrat Halkçı Parti Genel Başkanı Sayın Erdal İnönü, Has Tavukçuluk, ALVET Ecza Deposu, İzmir Veteriner Hekimler Odası,  Tarım Sen İzmir Şubesi, Doğu İlaç Firması, Eczacıbaşı ilaç Firması, Topkim İlaç Firması, Vilsan İlaç Firması, Devlet Demiryolları Derneği, Ziraat Mühendisleri İzmir Odası; gönderdikleri çelenkleriyle mesleğimize karşı olan sevgilerini iletmişlerdi.

Şimdi hoş görünüze sığınıyoruz. İzmir Şubemizin 1. olağan genel kurul toplantısında; yapmış olduğum konuşmayı aradan 35 yıl geçtikten sonra bir daha hatırlatıyoruz.

ADNAN KORKMAZ

“Bırakınız hayvancılık sektörüne hizmet götürmeyi, mahkeme kapılarından nasıl aklanacağımızın endişesi içerisindeyiz.

Günümüzde beslenmeyi insanların en önemli sorunu olarak görüyoruz. Ülkemiz 2000’li yıllara girerken, toplum katmanlarında yetersiz ve dengesiz beslenme sonucu, çocuklarımızda büyüme geriliği, görme noksanlığı, zihinsel bozukluklar buna ilaveten hastanelerimizde tüberkülozlu insanlarımızın yüksek düzeyde bulunmasının sebebi; sağlıksız ve dengesiz beslenmeden kaynaklanmaktadır.

 

Gelir düzeyi bozulmuş toplumlarda bu trajediyi görmemek mümkün değildir. Üç tarafı denizlerle çevrili, bitki örtüsü müsait, iklim koşulları müsait olan ülkemizde, insanlarımızın yeterli beslenememesinin sebebi yanlış uygulanan tarım politikalarından kaynaklanmaktadır.

  • Tarımda devlet, hayvan üreticisini desteklememektedir.
  • Kredi faiz oranları çok yüksektir.
  • Aşı, ilaç, yem ve girdi fiyatları çok yüksektir.
  • Üreticilerimizin pazar garantisi yoktur.
  • Kooperatifleşme geliştirilemediğinden, üretici serbest piyasa koşullarında devletin tespit ettiği fiyatları kabullenmek zorundadır.
  • Yurt dışından getirilen damızlık hayvanlar ve sağlıksız etler ile rekabete girilmiştir. Bir kısım çıkar çevreleri ödüllendirilirken, devlet baba karşısında gücünü yitiren hayvan yetiştiricileri ahırlarına kilit asarak kapatmışlardır.

Ülke hayvancılığımızın kalkınmasını ve gelişmiş batı toplumların seviyesine çıkarmayı gerçekten istiyorsak;

 

  • Üreticilerimiz mutlaka desteklenmelidir.
  • Aşı, ilaç ve yem fiyatları yeniden ayarlanmalıdır.
  • Üreticilerimize Pazar garantisinin yanında yaşamlarını sürdürebilmesi için uygun fiyatlar verilmelidir.

Bunlar sağlanamadığında; hangi üstün teknolojiyi kullanırsanız kullanın, hayvancılık sektöründe ilerleme kaydedilemez.

Avrupa Topluluğu ile rekabet gücümüzün en zayıf olduğu sektör hayvancılıktır. Diyoruz ki, bu hastalığa zaman geçirmeden tanıyı iyi koymamız gerekiyor. Bizce bilim adamlarımızın araştırma sonucu ortaya çıkardıkları teknolojik gelişmelerin hayvan üreticisine  sağlıklı bir şekilde götürülememektedir.

Toplumların dengeli ve sağlıklı beslenebilmesi için; hayvansal üretimin artrılması gerekmektedir. Hayvanlarımızdan daha çok et daha çok süt alabilmemiz için mevcut olan yerli ırk hayvanlarımızın ıslah edilmesi gerekir. Bunda tek çözüm yolu suni tohumlamadır.

Hayvan ıslah çalışmalarının tamamı yapan Veteriner Sağlık teknisyenlerine 3285 Sayılı Hayvan Sağlık Zabıtası Kanunu ile getirilmiş olan antidemokratik düzenlemelerden uzunca bahsetmeyeceğim. Fakat yasanın 9. Maddesinde işlerlik getirilmez ve veteriner sağlık teknisyenlerine serbest çalışma olanağı verilmez ise sizce hayvancılık kalkınır mı?

Veteriner sağlık teknisyenlerinin çalışmalarını, veteriner hekim sorumluluğunda tutarsanız hayvancılık sektörüne sağlıklı hizmet gider mi?

Siz bu dalda özel olarak yetiştirilmiş olan veteriner sağlık teknisyenlerini kazanç uğruna kasıtlı ve maksatlı olarak mezbaha hizmetlerinden dışlarsanız halkımız sağlıklı hayvansal gıda maddelerini alabilir mi?

Ne yazık ki basında izliyoruz. Denetimden geçmemiş sağlıksız etler, gaita içerikli hayvansal gıdalar ve diyoruz ki 2000’li yıllara girerken, ülkemiz; 129 ülke arasında yoksulluk sıralamasında sondan yedinci sırada olmamalıydı. Yine ülkemizde yiyecek ve içeceklerimiz mikropla, hormonla iç içe üretilmemeliydi.

Bu olumsuzlukları bir de Hayvan Sağlığı Zabıtası Kanunu ve Yönetmeliğinin 47. Maddesi, veteriner sağlık teknisyenleri; piramidin üst konumundaki meslekleri bir türlü memnun edemiyoruz. Birisi git diyor birisi gitme diyor. Birisi yap diyor birisi yapma diyor. Biz bu savaşın ortasında ne yapacağımızı şaşırdık. Bırakın hayvancılık sektörüne hizmet götürmeyi, mahkeme kapılarında nasıl aklanacağımızın endişesi içerisindeyiz.

Bunun için diyoruz ki, antidemokratik düzenlemelerin kaldırılarak bireyleri üretkenliğe sevk edecek yasal düzenlemelere acilen geçilmelidir.

 

Biz yasal yetki ve düzenlemeleri yalnız kendi çıkarlarımız için istemiyoruz. Biz yetkileri hayvancılıkla uğraşan kesime daha rahat hizmet götürebilmemiz için istiyoruz. Bu sektörün kalkınması bütün halkımızı memnun edeceği gibi bizi de mutlu edecektir.

İzmir Şubemizden güç alacak olan genel merkezimiz, öneri ve yapıcı eleştirilerinizi ilgili platformlara somut bir şekilde götürecektir. Kongremizin gelişmesine, üreticilerimizin güçlenmesine, ülkemizin demokratikleşmesine katkı getirmesi dileği ile şahsım ve genel merkez adına hepinize en derin sevgi ve saygılarımızı sunuyoruz.”

Amacımız; konuşan bir meslek toplumunu yaratmaktı.

Sonrasında neler oldu? Devamı gelecek sayıda… Yararlanılan Kaynak: Veteriner Sağlık Teknisyenleri Dergisi Yıl 1991 Sayı 11-12

 

 

 

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve ulusgazetesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.