Sevgili okurlarım; Veteriner Sağlık Teknisyenleri Derneği’nin 18. olağan genel kurul toplantısını, 18 Nisan 1992 tarihinde yapıyoruz. Yönetim kurulu asil üyeliğine seçiliyoruz. Yapılan görev bölümünde yeniden genel başkanlık görevine getiriliyoruz. Asil, yedek üye ayırımı yapılmadan çalışmalarımızı bıraktığımız yerden sürdürüyoruz. Meslektaşlarımızın yoğun olarak çalıştığı illerde, mesleki dayanışma gecelerini düzenliyoruz.
Başta Tarım Bakanı olmak üzere; meslek odalarını, demokratik kitle örgütlerini, sivil toplum kuruluşlarını ve siyasi partileri ziyaret ediyoruz. Dernek olarak bu tür çalışmalarımızı yaparken hükümetimizin yanlış uygulamalarına karşı da uyarı görevimizi yerine getiriyoruz.
Yapılan çalışmalarımızın aydınlanabilmesi için, derneğimizin yayın organı olan Veteriner Sağlık Teknisyenleri Dergi’sinde; BAŞYAZI olarak yayımlanan “ümitler soldukça” başlıklı yazıyı hatırlatıyoruz.
ÜMİTLER SOLDUKÇA
Büyük bir coşku ve özveriyle gerçekleştirdiğimiz 18. Genel Kurulumuzun ardından; elimizdeki dergi aracılığıyla sizlere, bir kez daha merhaba diyebilmek, gerçekten çok güzel.
Sizlere, bu mutlu seslenişimize de uygun düşecek, sevindirici haberler vermeyi umut etmiştik. Ama olmadı işte! Sözünü edeceğimiz kimi gelişmelerin niteliği, ne yazık ki, bizi böyle bir davranıştan alıkoydu
Yakın zaman önce yasalaştırılan “Ceza Mahkemeleri Usul Kanunu” değişiklikleri, yargı düzenimiz için gerçekten çok olumlu bir düzenlemeyi içeriyordu. Gerçekten sevindik. Onu “İş Güvencesi Yasa Taslağı” izledi. Ne yazık ki, bu taslak, çıkarları söz konusu olunca en ufak bir tavize bile yanaşmayan, yurtsever (?) işverenlerimizin yoğun tepkileri nedeniyle henüz yasalaşma olanağı bulamadı. Derken, şimdi de gündemde “Anayasa” var.
İktidar ortakları olarak DYP ve SHP’nin üzerinde anlaşarak kamuoyuna sundukları “Anayasa değişiklik paketi”, öyle sanıyoruz ki, siz değerli meslektaşlarımızın da dikkatinden kaçmamıştır. Anayasa ile ilgili değişiklik önerileri kısaca özetlemek gerekirse, şunları içeriyor:
- Seçme yaşını 21’!den 18’e; seçilme yaşının, 30’dan 25’e indirmesi,
- Üniversite öğretim üyelerine, siyasi partilere girme hakkı verilmesi,
- Derneklere, sendikalara, vakıflara, kooperatiflere; kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarıyla, bunların üst kuruluşlarına bir anlamda siyaset yapmayı da içerecek şekilde, siyasi partilerle ilişki ve işbirliği içinde bulunma hakkı tanımı…
Siyasi partilerin “kadın kolları”, “gençlik kolları” gibi yan kuruluşlar kurabilmelerine olanak sağlanması.
Bu değişiklikler, gerçekleştiği takdirde, daha açık ve katılımcı; daha sivil ve örgütlenmiş bir Türkiye için önemli kazanımlar olacağı kuşkusuzdur.
Ancak, hemen söyleyelim ki, bu kesinlikle yeterli olamaz.
Söz konusu değişikliklerin, üniversite öğretim üyelerinden esirgenmeyen bir hak için diğer bütün kamu çalışanlarını kapsamına almıyor olması, hem büyük bir saygısızlık; hem de talihsizlik örneğidir.
Kaldı ki, değişiklik paketinde; memurların grevli, toplu sözleşmeli sendika hakkına ilişkin tek bir madde yoktur.
Anayasa ile ilgili değişiklik önerilerinin, böylesine dar bir çerçevede ele alınmış olması, kuşkusuz, tüm bağımlı çalışanlar kesimini fazlasıyla üzmüştür.
Bu durum, hükümetin ülke sorunlarına ne derece tutaesız, dahası içtenlikten yoksun bir şekilde yaklaşmakta olduğunun çok açık delilidir.
Seçim öncesi ve sonrası yaptıkları açıklamaların daha mürekkepleri kurumdan, sahiplerince yadsınması ne acı!
İktidar olduklarında, içimizde büyük umutlar yeşerten DYP ve SHP’nin bu umutlarımızı yeterince karşılayamamıştır. En demokratik, en temel taleplerimiz, büyük gürültülerle ekrana getirilen aldatmaca yasa taslaklarının en karanlık köşelerinden bile esirgenmemiştir. Yapılan ve yapılması düşünülen değişikliklerin tümünde, kör topal yürüyen bir atın alnını süslemekten öte işlevi olmayan göstermelik düzenlemeler esas alınmıştır. At yine topal; at yine kördür! Bu gidişle at, yine kör ve topal yürüyecektir!
Yeşeren umutlar soldukça hükümete sağlanan kitle desteğinin de, gidererek tükenmesi kaçınılmazdır.
Henüz yolun başında sayılan hükümete sağlanan yaygın kitle desteğinin de, giderek tükenmesi kaçınılmazdır.
Henüz yolun başında sayılırız, dostlar, “Türkiye değişiyor, Türkiye değişecek!” diyerek beklemenin ötesinde olmalıyız artık. Umut etmek güzeldir; ancak umut etmenin ötesi çok daha güzel! Gelin derneklerimizle, sendikalarımızda hep birlikte olalım. Kavgasını verelim önce, şimdiye kadar hep ümit edip beklediklerimizin.
Kendiliğinden bir gelecek mi/ Beklemelerin eşiğinde? / hayır dostlar, hayır/ O asla bizim geleceğimiz değildir.” Diyeceğimiz zamanlar şimdi. YÖNETİM KURULU
Zevkle okuduğunuzu düşündüğüm yazının kaleme alışında, sonradan okuyup edebiyat öğretmeni olan sevgili meslektaşımız, Aytekin Önçeken kardeşimizin emeğini burada belirtmemiz gerekiyor. Bir dönem, bizile yönetim kurulu üyeliğini üstlenmiş olan sevgili meslektaşımız, 22 Haziran 2025 tarihinde aramızdan ayrıldı. Özlem duygularımızla saygıyla anıyoruz.
Sonrasında neler oldu? Devamı gelecek sayıda. Yararlanılan Kaynak: Veteriner Sağlık Teknisyenleri Dergisi, Yıl 1992 Cilt 2 Sayı 1-2
