Benim siyasete dair tecrübem sınırlı, siyasete soyunmak üzere ısınma hareketlerine başlayan ancak maça çıkamadan kırmızı kart görenler sınıfına dahilim. 2018 seçimleri bünyesinde Düzce'den CHP milletvekili adayı olarak müracaatım neticesinde CHP merkezi tarafından 3. sıraya konulmamla birlikte siyaset maceram son buldu
Emekli büyükelçiler genellikle iç siyaset konularına fazla ilgi duymazlar, bu alanda fazla yazmazlar, zira uzmanlıkları dış ilişkilerdir. Tabiatıyla istisnalar mevcuttur. Onur Öymen ve Deniz Bölükbaşı emeklilik dönemlerinde aktif siyasete dahil oldular ve hayli başarı kazandılar, isim yaptılar. Rahmetli Gündüz Aktan, solcular arasında bilinmesine karşın sağcı milliyetçi partiye katılarak bizleri şaşırttı. Terör ve Ermeni konularındaki katkılarıyla ülkemizde ve uluslararası düzeyde takdir gördü. Halen aktif siyasetin içinde bulunan Namık Tan ve Ahmet Erozan'ın da koltuklarını doldurduklarını, takdir edildiklerini ve aksamadan görev yaptıklarını izliyoruz, önleri açık. Sevgili meslektaşım Kaya Türkmen’ de sahaya çıktı, inşallah başarılı olur ve pişman hale getirilmez. Tüm dışişleri mensuplarının, emekli veya muvazzaf, tanıdığı, sevdiği ve saydığı Faruk Loğoglu, ayrıca Osman Korutürk, bir dönem milletvekilliği yaptıktan sonra, haklı olarak, siyaset sahasından çekildiler, bu çamurlu sahanın onlara uygun olmadığını gördüler.
Kırmızı kartı aday olduğum partiden gördüm
Benim siyasete dair tecrübem sınırlı, siyasete soyunmak üzere ısınma hareketlerine başlayan ancak maça çıkamadan kırmızı kart görenler sınıfına dahilim. 2018 seçimleri bünyesinde Düzce'den CHP milletvekili adayı olarak müracaatım neticesinde CHP merkezi tarafından 3. sıraya konulmamla birlikte siyaset maceram son buldu. Düzce AK Parti'nin kalelerindendir, muhafazakar seçmen yüzde 70 seviyelerindedir. İlk sıraya konulsaydım şansım olabilirdi. Düzce CHP vekil adaylarının Genel Merkez'de yetkili bir kurul tarafından değerlendirilirken artılarımın diğer adaylara oranla daha kuvvetli bulunacağına dair inancımda yanılmışım. Düzce'de doğmuş büyümüş, Belgrad’da ve Havana'da büyükelçilik yapmış, belki periferide değil ama merkezde herkesin tanıdığı bir isim, dış ilişkilere dair makaleleri düzenli yayınlanan milletvekili adayı dosyamın Merkezde rağbet göreceği yönündeki beklentim boşa çıktı. Esenboğa Havaalanında karşılaştığım Çavuşoğlu bakanımın da, seçim vesileyle “Senin partin senin dosyana bakmamış, bu ne biçim iştir” diyerek serzenişte bulunduğunu unutmuyorum.
Sakarya milletvekili Düzce'nin kaderini belirliyor
O dönemde CHP yönetimi içinde Dışişleri’nden dostum Ünal Çeviköz, GS lisesinden arkadaşım Haluk Koç, Genel başkan yardımcılığı yapan kuvvetli isimlerdi. Kendilerini ziyaret ettim, her ikisi de ilgileneceklerini ima ettiler. Faik Öztrak’a da uğrayıp Mülkiye dayanışması içinde kendimi tanıttım, o dönemin etkili isimleri arasındaydı. Bir de Öztürk Yılmaz vardı listemde, o sıralarda parti içinde irtifa kaybetmemiş idi. Onunla da telefonda görüşüp aday olduğumu dikkatine getirdim. Bu kulis çabalarımdan bir netice çıkmadı, bunların dışında ekstra çaba tahayyül edemedim. Genel Merkez'de Kılıçdaroğlu’na çok yakın CHP Sakarya milletvekilinin yönlendirmesiyle başka adayın birinci sıraya konulduğu ortaya çıkınca Ankara'da işlerin nasıl geliştiğini kavramam mümkün oldu. Özetlersek aday seçiminde Abaza milliyetçiliği/dayanışması liyakatın önüne geçti. Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’nun Düzce'den kimin milletvekili seçilmesi hususunu komşu ilimiz Sakarya'nın takdirine daha doğrusu keyfine bırakacağını tahmin edemedim.
AK Parti seçmeni kendi partisine kırılınca
Milletvekili adaylığı fikri şahsıma ait değil. 2018 seçimlerinde CHP ve İYİ Partinin işbirliği yapmaları halinde CHP’nin Düzce’den bir milletvekili çıkarmaya muvaffak olacağına inanan dostlar ve arkadaşların ısrarıyla bu işe soyundum. Liseden sınıf arkadaşlarım Fikri Sağlar ve Demir Berberoğlu'da beni cesaretlendirdiler. Ancak birinci sıraya konulmayınca plan aksadı. Üzüntü ve hayal kırıklığına rağmen CHP’ye darılmadım, bir milletvekili çıkarmak için yanımdaki ekiple beraber gece gündüz koşturduk. O dönemde AKP listesinin birinci sırasına şaibeli bir isim konunca, darılan bir kısım AKP seçmeni MHP adayına oy vermeyi tercih ettiler, böylece CHP adayı seçilemedi. Başka deyişle AKP seçmeni Düzce'den Ankara'ya gidecek 3 ismi de belirlemiş oldu. Bu arada CHP il yönetimi de sınıfta kaldı. Aday olmayacağını söyleyen il başkanı aday oldu ancak listeye giremeyince seçimlerin arefesinde istifa ederek partiyi zor durumda bıraktı. Yerine seçilen boşnak hanım il başkanı bir iki sene sonra Davutoğlu'nun partisine transfer olarak herkesi şaşırttı, beni hayal kırıklığına uğrattı. Velhasıl tüm bu yaşananların ertesinde siyasetin çamurlu sahasından uzak durmaya karar vermekle birlikte, CHP Düzce Teşkilatı ile bağlarımı muhafaza ediyorum.
Ekmeleddin İhsanoğlu vakasında dahi feryat etmedim
Seçim maceram sonrasında iç politikaya her aydın vatandaş kadar ilgi gösterdim. Sayın Kılıçdaroğlu’nun izlediği politikalara karşı gelenlerden hiç olmadım. Proje olduğu iddialarına gülüp geçtim. Ekmeleddin İhsanoğlu'nu, Devlet Bahçeli ile birlikte, kimseye danışmaksızın, ortak cumhurbaşkanı adayı ilan ettikleri dönemde dahi, bu iyi araştırılmamış adaylığa karşı feryat etmedim, arkasındaki mantığın işe yarayabileceğini düşünmeyi tercih ettim. Derken 2023 seçimleri geldi, tüm işaretler CHP lehine iken, Kılıçdaroğlu’nun altılı masa senaryosu üzerinden seçimleri kaybetmesi gerçekten facia oldu, ancak yine de faturayı yüzde yüz Kılıçdaroğlu’na kesmedim. Seçimlerden önce bir çok dostum, arkadaşım, aile fertleri Kılıçdaroğlu’nun kazanamayacağını tekrarlamalarına karşın, partinin kaç yıllık başkanı olarak seçimlerde cumhurbaşkanı adayı olmasının en doğal hakkı olduğunu, bu hakkın red edilemeyeceğini savundum. Seçimler sonuçlandı CHP kaybetti, moralimiz sıfıra indi, Kılıçdaroğlu seçilemez diyenler haklı çıktılar. Ben de siyasetten fazla anlamadığımı kabul etmek durumunda kaldım, seçim dinamiklerini ve dengelerini objektif biçimde tahlil edemediğim anlaşıldı böylece. Kusurları kabul etmenin erdem olduğuna inanırım.
Venezuela'da olacakları tahmin ettim, Ankara'yı göremedim
Seçim yenilgisi ertesinde 2023 kasım ayı başında CHP 38. Olağan Kurultayı düzenlendi. Seçimleri kaybeden Kılıçdaroğlu’nun aday olmaması beklenir idi. Ancak hırsını frenleyemeyerek yarışa girmesi, Özgür Özel'e yenildikten sonra verdiği tepkiler hiç yakışmadı. Bu Kurultay sayesinde sabık başkanın ihtirasınının aklının ötesinde olduğu açık seçik ortaya çıktı. Yanındakiler aklını çeldiler, onun günahı yok vs. dediler, bunlara tabiatıyla kulak asmadım. Ve yıllar sonra kendisini defterimden 38. Kurultayda sergilediği tutum vesilesiyle sildim. Kılıçdaroğlu’na dair yanılgım siyaseti iyi okuyamadığımı ortaya koydu. İran, Kafkasya, Balkanlar, Venezuela, Küba'ya dair öngörülerimde, Türkiye’deki gibi yanılgılara düşmedim.
Butlan tango ise eşlerden biri Kılıçdaroğlu’dur
CHP 38. Kurultayının 3 yıl sonra mutlak butlan kararı çerçevesinde yok sayılmasıyla Türkiye başka bir kategoriye dahil oldu. Artık Orta-Asya’daki Türki Cumhuriyetlerle aynı düzeydeyiz. Serbest ve eşit seçimler dönemi artık geride kaldı. Maduro'nun Venezuela'sı, Daniel Ortega nın Nikaragua'sı, hatta Paul Biya'nın Kamerun'u gibi olduk. Güney Afrika ve Gana'nın gerisindeyiz adil seçimler itibariyle. Butlan operasyonu siyasi tarihimize geçecek, filmlere konu olacak, romanları yazılacak. Bu olanları tango dansına benzetirsek eşlerden birinin yıllarca CHP genel başkanı koltuğunda Kemal Kılıçdaroğlu olması yaramızı daha da derinleştiriyor. Belgrad’da bulunduğum yıllarda (2003-2008) Sırbistan'daki yargıçları yeterince tarafsız olmadıkları için eleştirirdim. 2007 başında AB üyesi olan Bulgaristan'da demokrasi kültürünün Türkiye'nin hayli gerisinde kaldığını iddia ederdim Avrupalı meslektaşlarıma. 20 sene önce Türk hakimler, savcılar, politikacılar, Balkanlar' ın en liyakatlıları olarak ön sıralarda gelirlerdi, şimdi sınıfta kalırlar. Türkiye'deki gelişmeleri uzaktan izlemeyi tercih eden oportünist Avrupa Birliği'nin de bu düşüşte sorumluluğu var, kusursuz sorumluluk değil, kusurlusundan.
