İktidara gelecek partilerin ortak bir söylem üstüne halk ile iletişime geçerler. "Size söz veriyorum dili, dini, ırkı, mezhebi ne olursa olsun bizim için herkes birdir. Çarşafı yüzünden hiçbir kız kardeşim bir daha okulundan işinden atılmayacak: Başı açık giyimi dinimiz de yeri yok diyerek ahlak dersini yasaklar üstünden yürütenlere karşı dik bir duruş sergilemekten kaçınmayacağız. Tüm demokratik ortamda hoşgörünün ve eşitliğin hüküm sürdürdüğü bu düzeni istedikleri gibi değiştiremeyecek, kimse işinden eğitiminden geri kalmayacak.” "Dışlanmayacak." Denilerek oy istenir vatandaştan. 30 yıla yakın bir süredir iktidarda olan hükümet ülkeyi yönetmekte. “Beğendim beğenmedim” diyebilirsiniz, bu sizin kendi görüşünüzdür. Bu öngörü size yargılama hakkı tanımaz. Ancak sorgularken mantıklı bir yaklaşım sergilemeniz gerektirdiğini insaf dahilinde davranmanızı ve düşünmenizi gerektirir. Yargılamak benim görüşüme göre kimsenin haddine olmamalı. Çünkü seçim zamanı geldiğinde karar verme yetkisi sizde olduğunu unutmamalısınız. Ancak benim değinmek istediğim siyasi partilerin ekonomik zafiyetini sorgulamak değil: "ZİHNİYET" konusunu konuşmak sizlerle. Bildiğiniz üzere canım ülkemin insanı kendi düşüncesine yakın olan siyasi parti iktidara geldiği andan itibaren seçtikleri partilerin kendileri gibi düşünmelerini beklerler. Tıpkı 12 Eylül darbesini yapan cuntacılar gibi “Asmayalım da besleyelim mi?” dedikleri gibi halktan da iktidara gelen parti için böylesine yakın bir beklenti oluşur maalesef ki. Zihniyeti değiştirmek için halk ile direk yapılan iletişim aracı olan mitinglerde bu konuya daha çok değinilmelidir. Sol partileri destekleyen kesim genellikle; Aleviler, Aydınlar, Atatürkçüler ve Kürt Aydınlarının bir bölümü olarak sayabiliriz. DEM partisine oy verenler ise genelde hak, özgürlük adalet diyen Kürt kesim ve onlarla aynı düşüncede olanlar. AK Parti ve MHP’yi destekleyenler Muhafazakârlar ve Milliyetçiler. Uzun zamandır Meclis çatısı altında 4 partinin ortak mutabakat altına aldıkları Kürt açılım süreç için çalışmalar yapılmakta. Buna en fazla katkı sunalar Sayın Devlet Bahçeli ile Sayın Cumhurbaşkanımızın haklarını vermek gerekli. Peki CHP bu sürecin neresinde? Bana sorarsanız ne gerisinde ne yanında… Hala temkinli yaklaştığını düşünüyorum. Çünkü CHP yine bana göre her ne kadar solcu ve demokrat olduğunu söylese de Atatürk fikirleriyle hareket eden liberal bir parti. Özgür Özel bana göre CHP için uygun bir lider mi evet uygun bir lider. Ancak partisinin içinde mezhepçi yaklaşan bir grup olduğunu da göz ardı etmemesini öneririm. CHP Türkiye partisidir, mezhep çatışmalarının dışında durması gerektiğini bilmesini öneririm kendilerine. DSP koalisyon hükümeti döneminde Merve Kavakçı meclise geldiğinde tavrını ve üslubunu mantıktan yana kullanmış olsaydı belki bugün Bülent Ecevit tek başına hükümette olacaktı o zamanlar. Ama maalesef ki o olayla beraber üniversitelerde yaşananlar kızlarımızın giyim kuşamıyla ilgili yapılanlar hükümetin yıkımını sağlamıştı. Sonrası malum; “28 şubatta yaşananların sebebi belirlenmişti. “Laiklik elden gidiyor” CHP örgüt üyelerini bilinçlendirerek ülkede yaşayan herkesi yurttaş olarak görmek ve sahiplenilmesi gerektiğidir. Çünkü CHP içinde demokrasiye gönül verdiğini söyleyenlerin bir kısmı CHP'ye kötülük yapan bağnaz kökten fanatik olan bir kesim partilerine zarar vermekteler. Muhakkak Özgür Bey görüyordur bu söylediklerimi. Kendisinin Manisalı olması olaya daha objektif yaklaşmasını sağlayacağı kanaatindeyim. Artık CHP’nin tüm kesimdeki insanları kucaklaması icap eder. 80 ihtilali öncesi Kürtlerin muhafazakâr kesimin dışında oy verdiği tek partiydi “CHP.” Çünkü onlara göre kendilerine özgürlüğü refahı ve eşitliği saklayacağı düşünülüyordu. “Karaoğlan” Kıbrıs sorununu çözdükten sonra Kürtlerin sorununu çözeceği düşünülüyordu. Sağ partilerin bu konuyla ilgili bir çalışma gütmeyeceği düşünülüyordu. Oysa bugüne geldiğimizde, MHP milliyetçilik kavramını bir kenara bırakmış, Devlet Bahçeli sıkı sıkı bağlı olduğu fikirlerine ve yol arkadaşlarını ikna ederek durumun çözülmesi için elini taşın altına sokmaktan çekinmemiştir. Zaten Cumhurbaşkanımızın yaklaşımı iki binli yılların başından itibaren ortaya koyduğu kararlı duruşuyla net olduğunu göstermiştir. Öncelikle sayın genel başkan Özgür Özel’in yapması gereken suni alevi tartışması içindeki üyelerinin ve delegelerinin kafasındaki kişi şablonunu çözmek gerekiyor. Tıpkı, muhafazakâr kesim içinde olduğu gibi CHP de laik olduğunu söyleyen kulaktan dolma fikirlerle insanları ayrıştıran zihniyeti bilinçlendirmesinde gerekli. Siyasi partilere gönül verenlerin geneli parti liderlerinin söylemlerini dikkate alarak yola çıkarlar. Özellikle Alevi kesimini Atatürk sevdalısı olduğunu söyleyerek kişileri tanımadan önyargıyla yaklaştıklarına şahitlik etmekteyiz. (Alevi kardeşlerim umarım bana darılmazlar) yakın alevi dostlarımla konuştuğumda herkese eşit mesafede yaklaştıklarını söylerken, uygulamaya gelindiğinde ise kişileri dışladıklarına şahit olmaktayım. Aynı şeyleri muhafazakâr kesim içinde söylemek mümkün. Özellikle de cemaat ve tarikatların kıskacında olan insanların tutucu olması bu ayrışmayı tetikleyen unsurlardan birisi olarak görebiliriz. Oysa Yezit de Hüseyin de halifelik uğruna savaşmışlar ve benim burada yaşayan milletimle hiçbir alakası olmadığı halde sırf inançlar yüzünden dışlanmamalı ve hor görülmemeli. Bizim tek millet olduğumuzu görmemiz gerekli. Tek bir inanç ve bir peygambere tabii olduğumuzu unutmayalım. Bugün güneydoğu da yaşanan sorunun temelinde zihniyeti değişmeyen insanların ırkçı yaklaşımı yüzünden doğan kutuplaşma terörü doğurdu. Terörü araç olarak görenlerin ekmeğine yağ sürülmesini sağladılar. Ayrışım bize kar getirmeyeceğini bilmemiz gerekiyor. Bu ülkeyi yıkmak için çaba sarf edenlere karnımızın yumuşak tarafını göstermemeliyiz. Bir başka konu ise CHP kendi içerisinden yeterince yönetici pozisyonunda çalışacak kişiyi çıkarmadığı yüzünden birçok belediye başkanı ve milletvekili partisinden istifa ederek başka partilere kaymakta. Ankara’da bugün Mansur başkanın gelmesiyle birlikte birçok belediye başkanı da fikir olarak kendisine yakın gördüğü insanlarla seçime girmiş olması yüzünden istifalar art arda gelmeye başladı. Bu konuya özenle yaklaşmalı ve orada itibar gören sol görüşlü kişilere yönetme yetkisi vermeli. Son zamanlarda yaşanan birtakım nahoş olaylar kamuoyunu meşgul etmekte. Namusunu bilmeyenin namusa da saygısı olmaz… Onun için sayın genel başkandan ricam, mitinglerinde artık bu konuları da ele almasını bekliyorum. Yazılarımı yazarken kardeşlik vurgusu yapmaya elimden geldiğince yapmaktayım. Ama asıl olan siyasi partilerin bu duruma tutkuyla sarılması ve inançla mücadele etmesi gerekli.
Anasayfa
Yazarlar
Davut İzol - Yazar
Yazı Detayı
Bu yazı 211 kez okundu.
İKTİDAR DEĞİŞİRSE ZİHNİYET DEĞİŞECEK Mİ?
İktidara gelecek partilerin ortak bir söylem üstüne halk ile iletişime geçerler. "Size söz veriyorum dili, dini, ırkı, mezhebi ne olursa olsun bizim için herkes birdir. Çarşafı yüzünden hiçbir kız kardeşim bir daha okulundan işinden atılmayacak: Başı açık giyimi dinimiz de yeri yok diyerek ahlak dersini yasaklar üstünden yürütenlere karşı dik bir duruş sergilemekten kaçınmayacağız. Tüm demokratik ortamda hoşgörünün ve eşitliğin hüküm sürdürdüğü bu düzeni istedikleri gibi değiştiremeyecek, kimse işinden eğitiminden geri kalmayacak.” "Dışlanmayacak." Denilerek oy istenir vatandaştan. 30 yıla yakın bir süredir iktidarda olan hükümet ülkeyi yönetmekte. “Beğendim beğenmedim” diyebilirsiniz, bu sizin kendi görüşünüzdür. Bu öngörü size yargılama hakkı tanımaz. Ancak sorgularken mantıklı bir yaklaşım sergilemeniz gerektirdiğini insaf dahilinde davranmanızı ve düşünmenizi gerektirir. Yargılamak benim görüşüme göre kimsenin haddine olmamalı. Çünkü seçim zamanı geldiğinde karar verme yetkisi sizde olduğunu unutmamalısınız. Ancak benim değinmek istediğim siyasi partilerin ekonomik zafiyetini sorgulamak değil: "ZİHNİYET" konusunu konuşmak sizlerle. Bildiğiniz üzere canım ülkemin insanı kendi düşüncesine yakın olan siyasi parti iktidara geldiği andan itibaren seçtikleri partilerin kendileri gibi düşünmelerini beklerler. Tıpkı 12 Eylül darbesini yapan cuntacılar gibi “Asmayalım da besleyelim mi?” dedikleri gibi halktan da iktidara gelen parti için böylesine yakın bir beklenti oluşur maalesef ki. Zihniyeti değiştirmek için halk ile direk yapılan iletişim aracı olan mitinglerde bu konuya daha çok değinilmelidir. Sol partileri destekleyen kesim genellikle; Aleviler, Aydınlar, Atatürkçüler ve Kürt Aydınlarının bir bölümü olarak sayabiliriz. DEM partisine oy verenler ise genelde hak, özgürlük adalet diyen Kürt kesim ve onlarla aynı düşüncede olanlar. AK Parti ve MHP’yi destekleyenler Muhafazakârlar ve Milliyetçiler. Uzun zamandır Meclis çatısı altında 4 partinin ortak mutabakat altına aldıkları Kürt açılım süreç için çalışmalar yapılmakta. Buna en fazla katkı sunalar Sayın Devlet Bahçeli ile Sayın Cumhurbaşkanımızın haklarını vermek gerekli. Peki CHP bu sürecin neresinde? Bana sorarsanız ne gerisinde ne yanında… Hala temkinli yaklaştığını düşünüyorum. Çünkü CHP yine bana göre her ne kadar solcu ve demokrat olduğunu söylese de Atatürk fikirleriyle hareket eden liberal bir parti. Özgür Özel bana göre CHP için uygun bir lider mi evet uygun bir lider. Ancak partisinin içinde mezhepçi yaklaşan bir grup olduğunu da göz ardı etmemesini öneririm. CHP Türkiye partisidir, mezhep çatışmalarının dışında durması gerektiğini bilmesini öneririm kendilerine. DSP koalisyon hükümeti döneminde Merve Kavakçı meclise geldiğinde tavrını ve üslubunu mantıktan yana kullanmış olsaydı belki bugün Bülent Ecevit tek başına hükümette olacaktı o zamanlar. Ama maalesef ki o olayla beraber üniversitelerde yaşananlar kızlarımızın giyim kuşamıyla ilgili yapılanlar hükümetin yıkımını sağlamıştı. Sonrası malum; “28 şubatta yaşananların sebebi belirlenmişti. “Laiklik elden gidiyor” CHP örgüt üyelerini bilinçlendirerek ülkede yaşayan herkesi yurttaş olarak görmek ve sahiplenilmesi gerektiğidir. Çünkü CHP içinde demokrasiye gönül verdiğini söyleyenlerin bir kısmı CHP'ye kötülük yapan bağnaz kökten fanatik olan bir kesim partilerine zarar vermekteler. Muhakkak Özgür Bey görüyordur bu söylediklerimi. Kendisinin Manisalı olması olaya daha objektif yaklaşmasını sağlayacağı kanaatindeyim. Artık CHP’nin tüm kesimdeki insanları kucaklaması icap eder. 80 ihtilali öncesi Kürtlerin muhafazakâr kesimin dışında oy verdiği tek partiydi “CHP.” Çünkü onlara göre kendilerine özgürlüğü refahı ve eşitliği saklayacağı düşünülüyordu. “Karaoğlan” Kıbrıs sorununu çözdükten sonra Kürtlerin sorununu çözeceği düşünülüyordu. Sağ partilerin bu konuyla ilgili bir çalışma gütmeyeceği düşünülüyordu. Oysa bugüne geldiğimizde, MHP milliyetçilik kavramını bir kenara bırakmış, Devlet Bahçeli sıkı sıkı bağlı olduğu fikirlerine ve yol arkadaşlarını ikna ederek durumun çözülmesi için elini taşın altına sokmaktan çekinmemiştir. Zaten Cumhurbaşkanımızın yaklaşımı iki binli yılların başından itibaren ortaya koyduğu kararlı duruşuyla net olduğunu göstermiştir. Öncelikle sayın genel başkan Özgür Özel’in yapması gereken suni alevi tartışması içindeki üyelerinin ve delegelerinin kafasındaki kişi şablonunu çözmek gerekiyor. Tıpkı, muhafazakâr kesim içinde olduğu gibi CHP de laik olduğunu söyleyen kulaktan dolma fikirlerle insanları ayrıştıran zihniyeti bilinçlendirmesinde gerekli. Siyasi partilere gönül verenlerin geneli parti liderlerinin söylemlerini dikkate alarak yola çıkarlar. Özellikle Alevi kesimini Atatürk sevdalısı olduğunu söyleyerek kişileri tanımadan önyargıyla yaklaştıklarına şahitlik etmekteyiz. (Alevi kardeşlerim umarım bana darılmazlar) yakın alevi dostlarımla konuştuğumda herkese eşit mesafede yaklaştıklarını söylerken, uygulamaya gelindiğinde ise kişileri dışladıklarına şahit olmaktayım. Aynı şeyleri muhafazakâr kesim içinde söylemek mümkün. Özellikle de cemaat ve tarikatların kıskacında olan insanların tutucu olması bu ayrışmayı tetikleyen unsurlardan birisi olarak görebiliriz. Oysa Yezit de Hüseyin de halifelik uğruna savaşmışlar ve benim burada yaşayan milletimle hiçbir alakası olmadığı halde sırf inançlar yüzünden dışlanmamalı ve hor görülmemeli. Bizim tek millet olduğumuzu görmemiz gerekli. Tek bir inanç ve bir peygambere tabii olduğumuzu unutmayalım. Bugün güneydoğu da yaşanan sorunun temelinde zihniyeti değişmeyen insanların ırkçı yaklaşımı yüzünden doğan kutuplaşma terörü doğurdu. Terörü araç olarak görenlerin ekmeğine yağ sürülmesini sağladılar. Ayrışım bize kar getirmeyeceğini bilmemiz gerekiyor. Bu ülkeyi yıkmak için çaba sarf edenlere karnımızın yumuşak tarafını göstermemeliyiz. Bir başka konu ise CHP kendi içerisinden yeterince yönetici pozisyonunda çalışacak kişiyi çıkarmadığı yüzünden birçok belediye başkanı ve milletvekili partisinden istifa ederek başka partilere kaymakta. Ankara’da bugün Mansur başkanın gelmesiyle birlikte birçok belediye başkanı da fikir olarak kendisine yakın gördüğü insanlarla seçime girmiş olması yüzünden istifalar art arda gelmeye başladı. Bu konuya özenle yaklaşmalı ve orada itibar gören sol görüşlü kişilere yönetme yetkisi vermeli. Son zamanlarda yaşanan birtakım nahoş olaylar kamuoyunu meşgul etmekte. Namusunu bilmeyenin namusa da saygısı olmaz… Onun için sayın genel başkandan ricam, mitinglerinde artık bu konuları da ele almasını bekliyorum. Yazılarımı yazarken kardeşlik vurgusu yapmaya elimden geldiğince yapmaktayım. Ama asıl olan siyasi partilerin bu duruma tutkuyla sarılması ve inançla mücadele etmesi gerekli.
Ekleme
Tarihi: 22 Şubat 2026 -Pazar
İKTİDAR DEĞİŞİRSE ZİHNİYET DEĞİŞECEK Mİ?
Yazıya ifade bırak !
Bu yazıya hiç ifade kullanılmamış ilk ifadeyi siz kullanın.
Okuyucu Yorumları
(0)
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.
