Bu günlerde hep şunu düşünür oldum…! Bir yerde bir yanlış yapan birisi varsa bu o kişiyi direk etkilemiyormuş. Biz insanlar ne yazık ki mantığımızın dışına çıktığımızda sonucu hesap etmek yerine o an aklımıza geldiği gibi hareket etmeye kendimizi zorunlu hisseder hale geldik. Çoğunuzun bildiği üzere Ankara'mız da ATO Consersium merkezinde kitap fuarı düzenlendi. İnsanların ulaşmak isteyip de ulaşma güçlüğü yaşadığı kitaplara rahatlıkla ulaşıp indirimli fiyatlarla alabilsinler de okusunlar diye Fuar her yıl, yılın belli dönemlerinde düzenlemekte. Yayınevleri kâğıt pahalılığı yüzünden artık dosya kabul ederken seçici davranmak zorunda hissediyor kendisini. Tabii ki insanlar büyük hayallerle kitap yazma hevesi içine girdiklerinden, kitap olarak dosyaları yayınlanmadığında da büyük bir üzüntü yaşayabiliyorlar. Kitaplarımızın fuar vesilesiyle vatandaş ile buluşuyor olması bence çok güzel bir şey. Başta çocuklar, kadınlar ve gençler olmak üzere her yaş grubundan insan istediği türdeki kitapları bulma şansına sahip oluyorlar. Yayınevleri ve bireysel (benim gibi) birçok yazar da bu vesileyle kitaplarını tanıtma ve okuyucuyla buluşturup imzalama imkânı yakalıyor. Organize gayet güzel hazırlanmış kimse ötekileştirilmeden kitap satış stantları kendilerine organizeyi yapan firma tarafından hazır hale getirilmiş. Sadece stantlara kitapların konulması ve okuyucuyla buluşması için misafirler beklenmeye başlanmış. Ancak ben biraz aşırı gözlem yapmaktan hoşlanan biri olarak, bazen nahoş durumların bireysel yazarlarımız ve küçük firmalarca uygulandığını görmekten açıkçası yazar olarak beni derinden yaralamıştır. Birtakım yazarlarımız maalesef ki işi ticarete dökmüşler. Seyyar satıcılar gibi koridorda bekleyerek insanlara zorla kitaplarını satmak istediklerini gördüm. Tıpkı bir işportacı gibi lakayt davranış insanların ürküp uzaklaşmalarına neden olmuştur. Bu konuda organizatör firması bir müdahale de bulunabilir mi açıkçası bilmiyorum. Sadece bildiğim şey yazarların çoğunun yazara yakışır şekilde davranmamış olmasıydı. Ben yeni çıkan kitaplarım felsefe kitabım; “Heybesi Dolu Olanların Hiç Olma Korkusu” ve gerçek hayat hikayesinden alıntı yaptığım romanım “Kaf Lalesinin Gözyaşı” ve diğer birçok insanın zevkle okudukları “İçimdeki Yalnızlığım ile Tanrı Kadını Aşk ile Yarattı” kitabımla yerimi aldım. Yeni çıkan kitaplarımı okurla buluşturmak ve onlara yazdığım kitaplar hakkında bilgi verdikçe içim içime sığmaz olmuştu. İnanıyorum ki E Ticaret vasıtasıyla Hepsi Burada Trendyol N11 ve D&R gibi yerlerde satışa çıktığında ben bir kat daha mutlu ve huzurlu olacağım. Kitap okumanın yanında asıl olan yazmak olduğunu görme şevkiyle yazmaya ömrüm yettiği müddetçe yazacağım inşallah… önemli olan fikirleri düşünceleri aktarırken incitmeden kırmadan bu işi yapabilmek. Bazı yazarlar ve yayınevleri gibi tek taraflı olmak bölmek parçalamak ben ve benim gibi kitap yazanların ukdesinde olmamalı. Bu gazetede yazarken de düşünerek yaptığım bir şey. Gerçekçi olmak insanı yüceltir. Geçmişe baktığımızda ismi tarih sayfalarında önemli değerler olarak yazılan filozoflar, şairler, ozanlar, alimler, yazarlar, politikacılar gibi birçok insan üzerinden asırlar geçmiş olmasına rağmen saygı ile isimleri yad edilmekte. Önemli olan saygın olmayı becermek. Ne yazık ki insanlar hiç ölmeyecekmiş gibi yaşayarak hayatı kendisine de çevresine de zehir edebiliyor. Heybemiz dolu bir şekilde yaşadığımız müddetçe hiçlik duygusundan yoksun yaşamayı sürdürenler üretim içinde de yer edinmeyen açgözlü tamahkarlık etmeyi kendilerine görev addediyorlar. Bu da çevresine de kendisine de bir kazanç ve fayda sağlamamakta ne yazık ki. Siz sevgili dostlarıma tavsiyem malınıza da aklınıza da fazla güvenmeyin. Malınızın yok olması için dışarıdan gelecek herhangi bir tehlikeyi beklemenize gerek yok; siz zaten heybem dolu demekle o malı kaybedeceğinizin sinyalini vermiş oluyorsunuz. Bu yazdıklarım biliyorum ki birçoğunuzun radarının dışında olabilir. Çünkü benlik duygusu nefsi tetiklerken “Hiç” olma duygusunu da yitirmenize sebebiyet verecektir. Bu demektir ki insan her yanlış yaptığında sadece zararı kendine yapmaz, aksine kendisinden çok çevresine zarar verir yaptığı yanlış. Saygı ve sevgiyle kalın…
Anasayfa
Yazarlar
Davut İzol - Yazar
Yazı Detayı
Bu yazı 159 kez okundu.
BAŞKASINA ZARAR VERMEK
Bu günlerde hep şunu düşünür oldum…! Bir yerde bir yanlış yapan birisi varsa bu o kişiyi direk etkilemiyormuş. Biz insanlar ne yazık ki mantığımızın dışına çıktığımızda sonucu hesap etmek yerine o an aklımıza geldiği gibi hareket etmeye kendimizi zorunlu hisseder hale geldik. Çoğunuzun bildiği üzere Ankara'mız da ATO Consersium merkezinde kitap fuarı düzenlendi. İnsanların ulaşmak isteyip de ulaşma güçlüğü yaşadığı kitaplara rahatlıkla ulaşıp indirimli fiyatlarla alabilsinler de okusunlar diye Fuar her yıl, yılın belli dönemlerinde düzenlemekte. Yayınevleri kâğıt pahalılığı yüzünden artık dosya kabul ederken seçici davranmak zorunda hissediyor kendisini. Tabii ki insanlar büyük hayallerle kitap yazma hevesi içine girdiklerinden, kitap olarak dosyaları yayınlanmadığında da büyük bir üzüntü yaşayabiliyorlar. Kitaplarımızın fuar vesilesiyle vatandaş ile buluşuyor olması bence çok güzel bir şey. Başta çocuklar, kadınlar ve gençler olmak üzere her yaş grubundan insan istediği türdeki kitapları bulma şansına sahip oluyorlar. Yayınevleri ve bireysel (benim gibi) birçok yazar da bu vesileyle kitaplarını tanıtma ve okuyucuyla buluşturup imzalama imkânı yakalıyor. Organize gayet güzel hazırlanmış kimse ötekileştirilmeden kitap satış stantları kendilerine organizeyi yapan firma tarafından hazır hale getirilmiş. Sadece stantlara kitapların konulması ve okuyucuyla buluşması için misafirler beklenmeye başlanmış. Ancak ben biraz aşırı gözlem yapmaktan hoşlanan biri olarak, bazen nahoş durumların bireysel yazarlarımız ve küçük firmalarca uygulandığını görmekten açıkçası yazar olarak beni derinden yaralamıştır. Birtakım yazarlarımız maalesef ki işi ticarete dökmüşler. Seyyar satıcılar gibi koridorda bekleyerek insanlara zorla kitaplarını satmak istediklerini gördüm. Tıpkı bir işportacı gibi lakayt davranış insanların ürküp uzaklaşmalarına neden olmuştur. Bu konuda organizatör firması bir müdahale de bulunabilir mi açıkçası bilmiyorum. Sadece bildiğim şey yazarların çoğunun yazara yakışır şekilde davranmamış olmasıydı. Ben yeni çıkan kitaplarım felsefe kitabım; “Heybesi Dolu Olanların Hiç Olma Korkusu” ve gerçek hayat hikayesinden alıntı yaptığım romanım “Kaf Lalesinin Gözyaşı” ve diğer birçok insanın zevkle okudukları “İçimdeki Yalnızlığım ile Tanrı Kadını Aşk ile Yarattı” kitabımla yerimi aldım. Yeni çıkan kitaplarımı okurla buluşturmak ve onlara yazdığım kitaplar hakkında bilgi verdikçe içim içime sığmaz olmuştu. İnanıyorum ki E Ticaret vasıtasıyla Hepsi Burada Trendyol N11 ve D&R gibi yerlerde satışa çıktığında ben bir kat daha mutlu ve huzurlu olacağım. Kitap okumanın yanında asıl olan yazmak olduğunu görme şevkiyle yazmaya ömrüm yettiği müddetçe yazacağım inşallah… önemli olan fikirleri düşünceleri aktarırken incitmeden kırmadan bu işi yapabilmek. Bazı yazarlar ve yayınevleri gibi tek taraflı olmak bölmek parçalamak ben ve benim gibi kitap yazanların ukdesinde olmamalı. Bu gazetede yazarken de düşünerek yaptığım bir şey. Gerçekçi olmak insanı yüceltir. Geçmişe baktığımızda ismi tarih sayfalarında önemli değerler olarak yazılan filozoflar, şairler, ozanlar, alimler, yazarlar, politikacılar gibi birçok insan üzerinden asırlar geçmiş olmasına rağmen saygı ile isimleri yad edilmekte. Önemli olan saygın olmayı becermek. Ne yazık ki insanlar hiç ölmeyecekmiş gibi yaşayarak hayatı kendisine de çevresine de zehir edebiliyor. Heybemiz dolu bir şekilde yaşadığımız müddetçe hiçlik duygusundan yoksun yaşamayı sürdürenler üretim içinde de yer edinmeyen açgözlü tamahkarlık etmeyi kendilerine görev addediyorlar. Bu da çevresine de kendisine de bir kazanç ve fayda sağlamamakta ne yazık ki. Siz sevgili dostlarıma tavsiyem malınıza da aklınıza da fazla güvenmeyin. Malınızın yok olması için dışarıdan gelecek herhangi bir tehlikeyi beklemenize gerek yok; siz zaten heybem dolu demekle o malı kaybedeceğinizin sinyalini vermiş oluyorsunuz. Bu yazdıklarım biliyorum ki birçoğunuzun radarının dışında olabilir. Çünkü benlik duygusu nefsi tetiklerken “Hiç” olma duygusunu da yitirmenize sebebiyet verecektir. Bu demektir ki insan her yanlış yaptığında sadece zararı kendine yapmaz, aksine kendisinden çok çevresine zarar verir yaptığı yanlış. Saygı ve sevgiyle kalın…
Ekleme
Tarihi: 12 Nisan 2026 -Pazar
BAŞKASINA ZARAR VERMEK
Yazıya ifade bırak !
Bu yazıya hiç ifade kullanılmamış ilk ifadeyi siz kullanın.
Okuyucu Yorumları
(0)
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.
