Davut İzol - Yazar
Köşe Yazarı
Davut İzol - Yazar
 

DÜNYA SİYASETİNİN KİRLİ DİLİ

Sokakta yürürken bazen genç erkek ve kız çocuklarımızın kendi aralarında tartışıp şakalaşırken küfürlü konuştuklarına şahit olduğum zaman küçük dilimi yutacak gibi oluyorum. Dudağımı ısırıp, kızarıp bozarıyorum. “Aman Allah’ım bu da nedir bu gençler bizim geleceğimiz olamaz diyorum…! Öyle ya biz büyükleri olarak onları birbirlerine saygısızca hakaretler edip küfürler yağdırsın diye dünyaya getirmedik! Bizim onlar için kurduğumuz hayallerimiz iyi birer birey olarak toplum içinde yer almalarını sağlamak değil mi? Eee o zaman bu gençlerin derdi ne de böyle pervasızca konuşup birbirlerini aşağılayıp; “Bak canımı daha fazla sıkarsan bilmem seni ne yapmakla kalmam “ölümün” benim elimden olur” demelerine ne sebep olmuş olabilir ki? Evet insanlık mağaradan çıkmış olabilir, ama zamanla gelişen medeniyet karşısında dürüstlüğü, kardeşliği, hakkaniyeti, adil olmayı, terbiyeli olmayı, saygılı konuşmayı öğrendiğine göre neden mağara hayatına özlem duyarcasına yozlaşan bir dili kullanmaya gerek duyuyor diyerek düşünürken; aslında televizyon karşısına geçip de dünyada yaşanan siyasetin yozlaşan dilini görünce biz çocuk yetiştirememekte neden zorluklar yaşadığımızı anladım… Demek ki anneler evlatlarını yetiştirmek yerine gösterdikleri sevgi şefkatle duygusal bağı kurarlarken onlara iyilik yapmamışlar. Çünkü yukarıda saydığım değerlere insanların sahip olması için önce anne dilinin yapıcı olması gerekiyor. Anne kutsallığını yetiştirdiği evladına verdiği eğitimle kanıtlar. Hani peygamber efendimiz ne demişti? “Cennet anaların ayaklarının altındadır” annenin cenneti evladının kutsal eğitimi, öğretimi ile alakalı bir şey. Bu eğitim okuma yazma ile alakalı bir şey değil. Ancak o zaman evlat ile anne cennet kapısında buluşup annenin kaldırdığı ayağının altından geçmeyi hakketmiş olur. Öyle olmuş olsaydı bugün peygamberler veya peygamberimiz hiç okuma yazması olmadığı halde, bir anda büyük bir alim olup da insanlığın hayatına ışık tutmazdı. İşte bu anaların bir kısmının evladı bugün dünyayı yöneten ve insanların üzerinde sağladıkları otorite ile insanlara illallah ettiren bedbahtlar ne yazık ki. Çıkarları doğrultusunda insanların hayatını yok eden evlerine yangın ateşini düşürenler haline geldiler. Menfaat ve çıkarlarını korumak için yapılan zulüm karşısında maalesef ki dünya sessiz, dünya korkak, dünya neme lazım diyerek köşesine çekilmiş yapılan kötülüğe ses çıkaramamaktalar. Trump denilen “Nazi Es Es” subayı gidiyor başka bir devletin başkanını yatağından çıkarıp ülkesine götürüp hapse atıp yargılama cüretinde bulunabilir. Maalesef ki karşısında kimsenin gıkı çıkmıyor. Sizce de tuhaf bir durum değil mi? At izi, it izine karışmış durumda. Dostunu düşmanını insanlar seçemez hale gelmişler. Düşmanımın düşmanı benim de düşmanım desek; bugün kim kime karşı bir kötülük yapmışta düşman bellesin herkes birbirini. Dostumuzun ancak düşmanı bizim düşmanımız denilebilir ki bu düşman da Amerika ve Siyonist Yahudi İsrail’den başkası olamaz. Haksızlık yapana adeta çanak tutulmakta. İspanya ses çıkarttığında onun yanında olması gerekenler ambargodan korkup yaşananlara seyirci kalmaktalar. İç siyasette birlik beraberlik yok kürsüye çıkan küfrederek konuşmasına başlıyor, bitirirken yine farazi tehditler ve küfürle konuşmasını bitiriyor hale geldi maalesef ki dünya siyaseti. İsrail ve Amerika yaptırım uygulayacağından söz ederken acaba neyine güveniyor? Silah sanayisine mi? Almazsan silah sanayisi çöker. Dolarına mı güveniyor, koymam ülkeme onun dolarını bakalım parasını kime satacak? Sigara, içki, ilaç mı boykot ederim abi elimden geleni kendim üretirim hammaddeyi kendim geliştirip yeni bir Pazar oluşturduktan sonra Amerika'ya ve onun mallarına ihtiyaç kalmaz. Bugün bunu başlatacak olan Avrupa Birliği Muhdesat’ına uygun davransa Amerika tümüyle dünya piyasasından silinip gidecektir. Adamlar resmen eşkıya gibi önlerine gelen herkesi menfaatine ters düşen her ülkeye saldırabiliyorlar veya bir bahane üretip savaş açma gereği duyabiliyorlar. Bugün dünya ekonomisine büyük darbe vuran İran savaşı ekonomiyi dar boğaza sokmuş durumda. Altın döviz petrol alıp başını gitmiş durumda. İç ticarette para dönmemekte. Esnafın çoğu zaten sıkıntı içindeyken bir de bu savaştan dolayı kepenklerini indirmek zorunda bırakıldı. Ev araba almaya insanlar cesaret edemiyorlar. Çünkü geleceği belirsizleşen bir savaşın sınırındayız. Halk ne olacak demekte. Zaten emekli aldığım yirmi bin lira ile ne yaparım derdinde. İşçi memur maaşla çalıştığından maaşıyla çocukların eğitimi, evin geçimi gibi sorunlar ile boğuşmaktayken, Trump Efendi Amerika’nın çıkarları önemli demekte. Ulan be namussuz sen ümmeti ümmete kırdırıyorsun. Senin sarayına düşen bir füze veya bomba var mı ki sen kalkıp çıkarlardan menfaatlerden söz ediyorsun. Siyonitleri yanına alınca zannediyor musun ki bu işten karlı çıkacağına. İnşallah Arap dünyası içinde sana kapılarını açıp da halkını bombaların altında uyumamasına neden olanlar bir an evvel yaptıkları yanlışı fark ederler de kapılarını yüzüne kapatırlar. Benden söylemesi ağlayanın malı gülene hayır etmez. O yüzden Amerika ve Siyonistlere arka çıkanlar şunu unutmasınlar ki gün gelir o namlu kendilerine de çıkarı söz konusu olduğunda dönecektir… Sevgiyle saygıyla kalın.
Ekleme Tarihi: 15 Mart 2026 -Pazar

DÜNYA SİYASETİNİN KİRLİ DİLİ

Sokakta yürürken bazen genç erkek ve kız çocuklarımızın kendi aralarında tartışıp şakalaşırken küfürlü konuştuklarına şahit olduğum zaman küçük dilimi yutacak gibi oluyorum. Dudağımı ısırıp, kızarıp bozarıyorum. “Aman Allah’ım bu da nedir bu gençler bizim geleceğimiz olamaz diyorum…! Öyle ya biz büyükleri olarak onları birbirlerine saygısızca hakaretler edip küfürler yağdırsın diye dünyaya getirmedik! Bizim onlar için kurduğumuz hayallerimiz iyi birer birey olarak toplum içinde yer almalarını sağlamak değil mi? Eee o zaman bu gençlerin derdi ne de böyle pervasızca konuşup birbirlerini aşağılayıp; “Bak canımı daha fazla sıkarsan bilmem seni ne yapmakla kalmam “ölümün” benim elimden olur” demelerine ne sebep olmuş olabilir ki? Evet insanlık mağaradan çıkmış olabilir, ama zamanla gelişen medeniyet karşısında dürüstlüğü, kardeşliği, hakkaniyeti, adil olmayı, terbiyeli olmayı, saygılı konuşmayı öğrendiğine göre neden mağara hayatına özlem duyarcasına yozlaşan bir dili kullanmaya gerek duyuyor diyerek düşünürken; aslında televizyon karşısına geçip de dünyada yaşanan siyasetin yozlaşan dilini görünce biz çocuk yetiştirememekte neden zorluklar yaşadığımızı anladım… Demek ki anneler evlatlarını yetiştirmek yerine gösterdikleri sevgi şefkatle duygusal bağı kurarlarken onlara iyilik yapmamışlar. Çünkü yukarıda saydığım değerlere insanların sahip olması için önce anne dilinin yapıcı olması gerekiyor. Anne kutsallığını yetiştirdiği evladına verdiği eğitimle kanıtlar. Hani peygamber efendimiz ne demişti? “Cennet anaların ayaklarının altındadır” annenin cenneti evladının kutsal eğitimi, öğretimi ile alakalı bir şey. Bu eğitim okuma yazma ile alakalı bir şey değil. Ancak o zaman evlat ile anne cennet kapısında buluşup annenin kaldırdığı ayağının altından geçmeyi hakketmiş olur. Öyle olmuş olsaydı bugün peygamberler veya peygamberimiz hiç okuma yazması olmadığı halde, bir anda büyük bir alim olup da insanlığın hayatına ışık tutmazdı. İşte bu anaların bir kısmının evladı bugün dünyayı yöneten ve insanların üzerinde sağladıkları otorite ile insanlara illallah ettiren bedbahtlar ne yazık ki. Çıkarları doğrultusunda insanların hayatını yok eden evlerine yangın ateşini düşürenler haline geldiler. Menfaat ve çıkarlarını korumak için yapılan zulüm karşısında maalesef ki dünya sessiz, dünya korkak, dünya neme lazım diyerek köşesine çekilmiş yapılan kötülüğe ses çıkaramamaktalar. Trump denilen “Nazi Es Es” subayı gidiyor başka bir devletin başkanını yatağından çıkarıp ülkesine götürüp hapse atıp yargılama cüretinde bulunabilir. Maalesef ki karşısında kimsenin gıkı çıkmıyor. Sizce de tuhaf bir durum değil mi? At izi, it izine karışmış durumda. Dostunu düşmanını insanlar seçemez hale gelmişler. Düşmanımın düşmanı benim de düşmanım desek; bugün kim kime karşı bir kötülük yapmışta düşman bellesin herkes birbirini. Dostumuzun ancak düşmanı bizim düşmanımız denilebilir ki bu düşman da Amerika ve Siyonist Yahudi İsrail’den başkası olamaz. Haksızlık yapana adeta çanak tutulmakta. İspanya ses çıkarttığında onun yanında olması gerekenler ambargodan korkup yaşananlara seyirci kalmaktalar. İç siyasette birlik beraberlik yok kürsüye çıkan küfrederek konuşmasına başlıyor, bitirirken yine farazi tehditler ve küfürle konuşmasını bitiriyor hale geldi maalesef ki dünya siyaseti. İsrail ve Amerika yaptırım uygulayacağından söz ederken acaba neyine güveniyor? Silah sanayisine mi? Almazsan silah sanayisi çöker. Dolarına mı güveniyor, koymam ülkeme onun dolarını bakalım parasını kime satacak? Sigara, içki, ilaç mı boykot ederim abi elimden geleni kendim üretirim hammaddeyi kendim geliştirip yeni bir Pazar oluşturduktan sonra Amerika'ya ve onun mallarına ihtiyaç kalmaz. Bugün bunu başlatacak olan Avrupa Birliği Muhdesat’ına uygun davransa Amerika tümüyle dünya piyasasından silinip gidecektir. Adamlar resmen eşkıya gibi önlerine gelen herkesi menfaatine ters düşen her ülkeye saldırabiliyorlar veya bir bahane üretip savaş açma gereği duyabiliyorlar. Bugün dünya ekonomisine büyük darbe vuran İran savaşı ekonomiyi dar boğaza sokmuş durumda. Altın döviz petrol alıp başını gitmiş durumda. İç ticarette para dönmemekte. Esnafın çoğu zaten sıkıntı içindeyken bir de bu savaştan dolayı kepenklerini indirmek zorunda bırakıldı. Ev araba almaya insanlar cesaret edemiyorlar. Çünkü geleceği belirsizleşen bir savaşın sınırındayız. Halk ne olacak demekte. Zaten emekli aldığım yirmi bin lira ile ne yaparım derdinde. İşçi memur maaşla çalıştığından maaşıyla çocukların eğitimi, evin geçimi gibi sorunlar ile boğuşmaktayken, Trump Efendi Amerika’nın çıkarları önemli demekte. Ulan be namussuz sen ümmeti ümmete kırdırıyorsun. Senin sarayına düşen bir füze veya bomba var mı ki sen kalkıp çıkarlardan menfaatlerden söz ediyorsun. Siyonitleri yanına alınca zannediyor musun ki bu işten karlı çıkacağına. İnşallah Arap dünyası içinde sana kapılarını açıp da halkını bombaların altında uyumamasına neden olanlar bir an evvel yaptıkları yanlışı fark ederler de kapılarını yüzüne kapatırlar. Benden söylemesi ağlayanın malı gülene hayır etmez. O yüzden Amerika ve Siyonistlere arka çıkanlar şunu unutmasınlar ki gün gelir o namlu kendilerine de çıkarı söz konusu olduğunda dönecektir… Sevgiyle saygıyla kalın.

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve ulusgazetesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.