Bu yazıyı yazmak oldukça güç görünse de benim açımdan, ülkemizde yaşanan dramatik ölümlerin sonucunda mağdurken suçlu durumuna düşenleri görünce için adeta parçalanıyor. Çocukları özellikle hedef alan olaylar gün geçtikte artış göstermeye başladı. Özellikle de birilerinin gazına gelerek mafyacılık oynayan çocukların avam takımı olması bu daha da kötü. Çünkü ekonomik zorlukları yaşayan çocukların hayal dünyası da farklı oluyor ne yazık ki. Bu çocukların eğitim ve öğretime karşı ilgisizlikleri, ailelerin başlarından atma istekleri neticesinde sokak çetesi kurup sırf isim yapabilir miyim diyerek savunmasız eğitimli çocukların kanlarını acımadan dökmeleriyle başlayan “Ben artık nam yaptım” demiş olmaları çocukların nasıl bir Narsisttik his içinde olduklarını varın sizler karar verin. Bu çocukların aileleri genelde köylerinden şehirde zengin olabilirim hayali kurarak zorunlu olarak göç eden ailelerin çocukları olduğunu unutmayalım. Aile çocuğunu köy yerinde nasıl dışarıya sabahın ilk ışıklarıyla beraber saldıktan sonra bir daha arayıp sorma gereği duymuyorsa, geldiği şehirde de aynı düzen üzerinden hayatını idame etmektedir. Çocuklar sabahları evden çıkıp nereye gittikleri hiç bilinmiyor, kimlerle takılıp arkadaşlık ediyor diye sorma gereği dahi duyulmuyor. Çocuklar şehrin gürültüsüne ayak uydurmak için su ve mendil satarak her güzel yaşayan çocuk gibi sokakta onlarda o çocuklar gibi yaşamak istiyorlar. Ama su ve mendilden kazandığı para bir ekmek arası tavuk döner almasına da yetmeyince bu defa da kazandığı parayı cebinde taşıyacağı bir çakı bıçağına harcıyor. Çünkü o döneri başka türlü alma şanslarının olmadığını zannediyor. Ailede çocuk sayısının fazla olması yüzünden aile kâğıt toplayarak veya hurda toplayarak geçimini zar zor sağlamak istese de bunun faydası akşam evde sıcacık bir çorbayı pişirmekten öteye gitmeyecektir. Bazen çöpe atılan yiyecekler ve giysiler onların üzerine giydikleri bir Asbap hayal edip de alamadıkları salama sahip olacaktır. Çocuklarını aramak istemeyen bu aileler çocuklarının ne halt yediklerini dahi önemsemezler. Sokak kültürünü öğrenen çocuklar geniş olan hayal dünyası içinde yaşamak istedikleri hayatı macera haline getirerek küçük küçük hırsızlıklar yaparak işe başlıyorlar. Bi zaman sonra yaptıkları küçük hırsızlıklar kendilerini tatmin etmeyecektir. Bu arada tanıştıkları halk arasında “kaşarlanmış abileriyle beraber iş tutmaya başlıyorlar. Misal: Ahmet Minguzzi’yi katledenler o gün Pazar yerinde bulunma sebepleri cepçilik yapıp harçlıklarını çıkarmak amaçlı orada oldukları kanaatini ben de uyandırıyor. Bu defa da çocuğun kalitesi özgüveni ve kendilerine göz kırpmış olması onlarda aşağılık görülme hissi verdiği için öncellikle hedefleri Ahmet üzerinde baskı uygulayarak güç gösterisi yapmaktı diye düşünüyorum. Bunu da bıçakla yapınca olay katliama dönüştü. Atlas Çakırlı’nın durumu daha da farklı bir şeyken aslında hepsinin ortak noktası sınıf farkı. Sınıfsal fark çocuklar arasında kin ve nefret oluşmasına neden oluyor. Ahmet Minguzzi’den sonra kafede yan baktın diye Atlası bıçaklayanlara bakın gruplar halinde gezen ne idüğü belli olmayan tipler. Hepsinin amacı isim yapmak veya birilerinin üzerinden bir yere gelmeye çalışan sünepe tipler. Bunları denetlemek için kâhin olmaya gerek yok bence mahalle aralarına karakol kurulabilir veya sık sık devriye çıkarılabilir. Daha önceki yazılarımda da belirttiğim gibi yasalar bu çocukların gruplar halinde gezmelerinin önüne geçen yasalar çıkarılarak dışarıda gençlerin iki kişiden fazla yürümesi ve oturup kalkması yasaklanabilir. Eskiden cezaevlerinde isyan çıkarılacağı zaman isyanı çocuk koğuşundan başlatırlardı. Çocukların enerjisi diğer mahkumlara da güç vermiş oluyordu. Bu bir nevi güç ve destek almaktır birbirinden. Kitle hareketlerini anarşist yapıya sokan tarafı toplu şekilde yapılan gösterilerde insanların gruplar halindeyken birbirinden bağımsız hareket etmeleridir. Sözde bir lider olmasına rağmen, hareket başladığında lider pasivize olur ve bilinçdışı davranışlar sergilenmeye başlar. Bunların geneli toplu gezerek hareket eden birbirinden güç kuvvet alan çocuklardır. Yaptıkları eylemin sıra dışı olduğunu bilmelerine rağmen grup içindeki konumunu düşünerek kendisinden istenmeyeni yapmak için canhıraş mücadele verirler. Gücünün yetmediği yerde içindeki korku onu daha ağır şekilde suç işlemesini sağlar. Bu olayların 2 türlü sorumlusu var; birincisi, ailelerin çocuklarını kontrol etmek ve onlara sağlıklı bir eğitim vermemeleri. Ayrıca, maddi açıdan çocuklarının yanında yeterince olmamaları. Çocuklar kantine gitmek istediklerinde arkadaşları gibi cebinden parasını çıkaramıyorsa ve gönlünün isteğine göre alışveriş yapmıyorsa burada aileye suçu bulmak zorundayım. Ne der atalarımız; “Çok söyleme arsız edersin, aç bırakma hırsız edersin” diye boşuna mı denmiş. Biz ebeveynler olarak önceliğimizi çocuklarımızın gelecekte hayatlarını idame etsinler, okullarını bitirerek iş hayatlarına atılsınlar ve sonrasında da birey olma sorumluluklarını ellerine alsınlar diye ne deriz? “Gerekirse dilenirim, aç kalırım susuz kalırım yine de evlatlarımı okuturum iyi birer vatan evladı olarak yetişmelerini sağlarım deriz.” Bunu boşuna diyoruz? Sırf dünyaya getirdiğimiz evlatlarımız ele güne muhtaç olmasın, para için gidip haram para kursaklarına girmesin veya iki kelimeyi konuşmayı beceremeyen uyanıkların elinde oyuncak olmasın diye değil miydi bizlerin çabası. İkincisi ise eğitim yuvalarının artık güvenilirliğini yitirmiş olması. Siyaset yaparak sırf ideolojik fikirlerini bu sübyanlara empoze etmeye çalışanların yüzünden eğitim için okullara gönderilen evlatlarımız, bir zaman sonra o ideolojilerin kıskacına girmeleri yüzünden kendilerinden istenenin dışında davranış sergiliyorlar. Okul önlerine kadar gelerek çocuklara ahkam kesenlerin asıl amacı kendilerine benzeyen ucube çocukların varlığını görmek istemeleri. Aksi taktirde nasıl bir hasım figürü yaratarak savaş ilan edecek. Başka türlüsü Donkişot gibi olur yani hayali düşmanlar yaratmak zorunda kalmış olacak. Bunu da istemiyor, çünkü ya birilerini darp etmek isteyecek veya birilerinin hayatına müdahale ederek cezaevine girip çıkacak ki grup tarafından saygınlığını ilan edebilesin. Bugün eli silahlı çocuklar sokaklarda ahkam kesip acımadan akranlarını katlediyorsa, bu bizim suçumuz demeli anne babalar. Çocuklar bir şekilde yetişiyorlar. Ama gelin görün ki nasıl yetişiyorlar bunu sorgulamak gerekli. Hayatlarının baharında ıslah evlerinde kısa bir zaman geçirip çıktıktan sonra bu defa de büyük olaylara adlarını karıştırarak gençlikleri kocaman insanlar olana değin hapishane köşelerinde yok olup gider. 50 yaşlarında artık rutubet nem düzensiz beslenmeler yüzünden hastalıklar başlayınca “ben kendime ne yaptım” demeye başlarlar. Sonrası sokak köşelerinde soğuktan donmuş cesetleri torbaya koyarak sahipsizler mezarlığında hayatlar nanay… o yüzden sevgili aileler ve eğitmenler çocuklarımıza sahip çıkalım onları koruyup kollayalım lütfen. Onlar bizim geleceğimiz. Saygı sevgiyle kalın.
Anasayfa
Yazarlar
Davut İzol - Yazar
Yazı Detayı
Bu yazı 110 kez okundu.
FAİLLERİN GÜÇLÜ OLDUĞU ADALET MEKANİZMASI
Bu yazıyı yazmak oldukça güç görünse de benim açımdan, ülkemizde yaşanan dramatik ölümlerin sonucunda mağdurken suçlu durumuna düşenleri görünce için adeta parçalanıyor. Çocukları özellikle hedef alan olaylar gün geçtikte artış göstermeye başladı. Özellikle de birilerinin gazına gelerek mafyacılık oynayan çocukların avam takımı olması bu daha da kötü. Çünkü ekonomik zorlukları yaşayan çocukların hayal dünyası da farklı oluyor ne yazık ki. Bu çocukların eğitim ve öğretime karşı ilgisizlikleri, ailelerin başlarından atma istekleri neticesinde sokak çetesi kurup sırf isim yapabilir miyim diyerek savunmasız eğitimli çocukların kanlarını acımadan dökmeleriyle başlayan “Ben artık nam yaptım” demiş olmaları çocukların nasıl bir Narsisttik his içinde olduklarını varın sizler karar verin. Bu çocukların aileleri genelde köylerinden şehirde zengin olabilirim hayali kurarak zorunlu olarak göç eden ailelerin çocukları olduğunu unutmayalım. Aile çocuğunu köy yerinde nasıl dışarıya sabahın ilk ışıklarıyla beraber saldıktan sonra bir daha arayıp sorma gereği duymuyorsa, geldiği şehirde de aynı düzen üzerinden hayatını idame etmektedir. Çocuklar sabahları evden çıkıp nereye gittikleri hiç bilinmiyor, kimlerle takılıp arkadaşlık ediyor diye sorma gereği dahi duyulmuyor. Çocuklar şehrin gürültüsüne ayak uydurmak için su ve mendil satarak her güzel yaşayan çocuk gibi sokakta onlarda o çocuklar gibi yaşamak istiyorlar. Ama su ve mendilden kazandığı para bir ekmek arası tavuk döner almasına da yetmeyince bu defa da kazandığı parayı cebinde taşıyacağı bir çakı bıçağına harcıyor. Çünkü o döneri başka türlü alma şanslarının olmadığını zannediyor. Ailede çocuk sayısının fazla olması yüzünden aile kâğıt toplayarak veya hurda toplayarak geçimini zar zor sağlamak istese de bunun faydası akşam evde sıcacık bir çorbayı pişirmekten öteye gitmeyecektir. Bazen çöpe atılan yiyecekler ve giysiler onların üzerine giydikleri bir Asbap hayal edip de alamadıkları salama sahip olacaktır. Çocuklarını aramak istemeyen bu aileler çocuklarının ne halt yediklerini dahi önemsemezler. Sokak kültürünü öğrenen çocuklar geniş olan hayal dünyası içinde yaşamak istedikleri hayatı macera haline getirerek küçük küçük hırsızlıklar yaparak işe başlıyorlar. Bi zaman sonra yaptıkları küçük hırsızlıklar kendilerini tatmin etmeyecektir. Bu arada tanıştıkları halk arasında “kaşarlanmış abileriyle beraber iş tutmaya başlıyorlar. Misal: Ahmet Minguzzi’yi katledenler o gün Pazar yerinde bulunma sebepleri cepçilik yapıp harçlıklarını çıkarmak amaçlı orada oldukları kanaatini ben de uyandırıyor. Bu defa da çocuğun kalitesi özgüveni ve kendilerine göz kırpmış olması onlarda aşağılık görülme hissi verdiği için öncellikle hedefleri Ahmet üzerinde baskı uygulayarak güç gösterisi yapmaktı diye düşünüyorum. Bunu da bıçakla yapınca olay katliama dönüştü. Atlas Çakırlı’nın durumu daha da farklı bir şeyken aslında hepsinin ortak noktası sınıf farkı. Sınıfsal fark çocuklar arasında kin ve nefret oluşmasına neden oluyor. Ahmet Minguzzi’den sonra kafede yan baktın diye Atlası bıçaklayanlara bakın gruplar halinde gezen ne idüğü belli olmayan tipler. Hepsinin amacı isim yapmak veya birilerinin üzerinden bir yere gelmeye çalışan sünepe tipler. Bunları denetlemek için kâhin olmaya gerek yok bence mahalle aralarına karakol kurulabilir veya sık sık devriye çıkarılabilir. Daha önceki yazılarımda da belirttiğim gibi yasalar bu çocukların gruplar halinde gezmelerinin önüne geçen yasalar çıkarılarak dışarıda gençlerin iki kişiden fazla yürümesi ve oturup kalkması yasaklanabilir. Eskiden cezaevlerinde isyan çıkarılacağı zaman isyanı çocuk koğuşundan başlatırlardı. Çocukların enerjisi diğer mahkumlara da güç vermiş oluyordu. Bu bir nevi güç ve destek almaktır birbirinden. Kitle hareketlerini anarşist yapıya sokan tarafı toplu şekilde yapılan gösterilerde insanların gruplar halindeyken birbirinden bağımsız hareket etmeleridir. Sözde bir lider olmasına rağmen, hareket başladığında lider pasivize olur ve bilinçdışı davranışlar sergilenmeye başlar. Bunların geneli toplu gezerek hareket eden birbirinden güç kuvvet alan çocuklardır. Yaptıkları eylemin sıra dışı olduğunu bilmelerine rağmen grup içindeki konumunu düşünerek kendisinden istenmeyeni yapmak için canhıraş mücadele verirler. Gücünün yetmediği yerde içindeki korku onu daha ağır şekilde suç işlemesini sağlar. Bu olayların 2 türlü sorumlusu var; birincisi, ailelerin çocuklarını kontrol etmek ve onlara sağlıklı bir eğitim vermemeleri. Ayrıca, maddi açıdan çocuklarının yanında yeterince olmamaları. Çocuklar kantine gitmek istediklerinde arkadaşları gibi cebinden parasını çıkaramıyorsa ve gönlünün isteğine göre alışveriş yapmıyorsa burada aileye suçu bulmak zorundayım. Ne der atalarımız; “Çok söyleme arsız edersin, aç bırakma hırsız edersin” diye boşuna mı denmiş. Biz ebeveynler olarak önceliğimizi çocuklarımızın gelecekte hayatlarını idame etsinler, okullarını bitirerek iş hayatlarına atılsınlar ve sonrasında da birey olma sorumluluklarını ellerine alsınlar diye ne deriz? “Gerekirse dilenirim, aç kalırım susuz kalırım yine de evlatlarımı okuturum iyi birer vatan evladı olarak yetişmelerini sağlarım deriz.” Bunu boşuna diyoruz? Sırf dünyaya getirdiğimiz evlatlarımız ele güne muhtaç olmasın, para için gidip haram para kursaklarına girmesin veya iki kelimeyi konuşmayı beceremeyen uyanıkların elinde oyuncak olmasın diye değil miydi bizlerin çabası. İkincisi ise eğitim yuvalarının artık güvenilirliğini yitirmiş olması. Siyaset yaparak sırf ideolojik fikirlerini bu sübyanlara empoze etmeye çalışanların yüzünden eğitim için okullara gönderilen evlatlarımız, bir zaman sonra o ideolojilerin kıskacına girmeleri yüzünden kendilerinden istenenin dışında davranış sergiliyorlar. Okul önlerine kadar gelerek çocuklara ahkam kesenlerin asıl amacı kendilerine benzeyen ucube çocukların varlığını görmek istemeleri. Aksi taktirde nasıl bir hasım figürü yaratarak savaş ilan edecek. Başka türlüsü Donkişot gibi olur yani hayali düşmanlar yaratmak zorunda kalmış olacak. Bunu da istemiyor, çünkü ya birilerini darp etmek isteyecek veya birilerinin hayatına müdahale ederek cezaevine girip çıkacak ki grup tarafından saygınlığını ilan edebilesin. Bugün eli silahlı çocuklar sokaklarda ahkam kesip acımadan akranlarını katlediyorsa, bu bizim suçumuz demeli anne babalar. Çocuklar bir şekilde yetişiyorlar. Ama gelin görün ki nasıl yetişiyorlar bunu sorgulamak gerekli. Hayatlarının baharında ıslah evlerinde kısa bir zaman geçirip çıktıktan sonra bu defa de büyük olaylara adlarını karıştırarak gençlikleri kocaman insanlar olana değin hapishane köşelerinde yok olup gider. 50 yaşlarında artık rutubet nem düzensiz beslenmeler yüzünden hastalıklar başlayınca “ben kendime ne yaptım” demeye başlarlar. Sonrası sokak köşelerinde soğuktan donmuş cesetleri torbaya koyarak sahipsizler mezarlığında hayatlar nanay… o yüzden sevgili aileler ve eğitmenler çocuklarımıza sahip çıkalım onları koruyup kollayalım lütfen. Onlar bizim geleceğimiz. Saygı sevgiyle kalın.
Ekleme
Tarihi: 08 Şubat 2026 -Pazar
FAİLLERİN GÜÇLÜ OLDUĞU ADALET MEKANİZMASI
Yazıya ifade bırak !
Bu yazıya hiç ifade kullanılmamış ilk ifadeyi siz kullanın.
Okuyucu Yorumları
(0)
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.
