Batur İLTER - ADD Kadıköy E. Bşk.
Köşe Yazarı
Batur İLTER - ADD Kadıköy E. Bşk.
 

Yapay Değişim

Seçim zor koşullarda geçti ve kaybedildi. Kuşkusuz bu süreç bittikten sonra sözkonusu sonucun nedenleri başta muhalefet olmak üzere masaya yatırılmalıydı. Ancak çok çalışıldığı, koşullar nedeniyle kaybedildiği, sonuçların aslında başarı olduğu gibi konunun üstünü kapatma çalışmaları hemen başladı, fakat halkın bunu doğru bulmadığı kısa zamanda ortaya çıktı. Burada şunu söylemeden geçmek doğru olmaz. CHP seçmeni, büyük şehirlerdeki halkın büyük bir çoğunluğu, mevcut siyasetçilerden daha akıllı, daha bilgili ve daha sağduyuludur. Dolayısıyla artık onları masallarla uyutmak çok zor olacaktır.  Gayet açık olan, seçimin meşruiyetinin tartışmalı olduğudur. Anayasaya aykırı olarak seçime giren aday, sonrasında elindeki tüm olanakları kullandığı gibi rakiplerini montaj karalamalarla da karşı karşıya bırakmıştır. Sözkonusu aykırılığın neden ciddi bir biçimde üstüne gidilmediği soru işaretlidir. Başta CHP olmak üzere Altılı Masanın bu konuya açıklık getirmesi zorunludur.    Seçim sonuçları,özellikle MV seçimleri ile birlikte dağın fare doğurduğu şeklinde yorumlanmaktadır. Aslında burada yapılacak doğru saptama,bizim anladığımız ve olması gerektiğini düşündüğümüz dağın gerçekte olmamasıdır .Dolayısıyla CHP çizgisinde bir yönetim anlayışının ve kadrolaşmasının olmadığı bir yapılaşmanın bu yükü taşıması mümkün olmamıştır. O nedenle başta kendi tabanı olmak üzere halkı örgütleyememiş, onların partiye güvenerek ve inanarak seferber olmasını sağlayamamıştır. Partiyi seçim partisi haline getiren, yerel ve genel seçimlerde her mevkii Ankara'dan atayan, Tüzüğü gerek gördüğünde yok sayan, parti üyeleri ve seçmenlerini yalnızca işin hamallığını yapan, sadece oy verecek unsurlar olarak gören anlayış hem de kritik bir noktada kaçınılmaz olarak duvara toslamıştır. Dolayısıyla,kucağımızda Cumhuriyet tarihinin en uç sağ unsurlarının da bulunduğu bir meclis kalmıştır. CHP çizgisine sahip MV’lerinin sayısı nedir, bu da belirsizdir. Sonuçta siyasi iktidara hem doğrudan hem de referandum yoluyla Anayasa değişiklikleri yapma olanağı yaratılmıştır.    Bu ortamda Genel Başkan, değişim yaptım diyerek, uzun zamandır yapılan uygulamalara bir kez bile şerh koymayan PM ile yaptığı rotasyonu önümüze getirmektedir. Yapılan aynı anlayışın ısrarla devamını sağlamaya çaba göstermekten başka bir şey değildir. Zaten üç dönemdir yapıldığı gibi mahalle delege seçimlerinin yaza rastlatılarak üye katılımını asgariye düşürme çabası, önceden bir tüzük kongresi yapmadan aynı anti demokratik tüzükle hemen kurultaya gidileceği kararı ve oluşan durumun hiç bir değerlendirmesinin ne örgütle ne de halkla yapılmamış olması, demokratik bir ortamda kurultaya gidildiği savını ne yazık ki büyüklere masallar kategorisine sokmaktadır.  Ayrıca geçenlerde Sözcü TV'de Genel Başkanın, Merkez Yoklamasının nasıl yapıldığını anlatması, demokrasinin bu yönetim anlayışındaki düzeyini de göstermektedir. 3000 civarındaki aday adayı, öncelikle altı duayen MV tarafından inceleniyor. Bu süreçte 2400 aday adayı duayenler(!) tarafından eleniyor. Kalan 600 sekiz kişi ve Genel Başkan tarafından masaya yatırılıyor ve listenin sıralaması oluşturuluyor. Ancak Genel Başkan bu süreçte hiçbir şeye karışmadığını söylüyor. Oluşan liste son gün PM'ne geliyor, YSK'na götürülecek acelesiyle apar topar liste  kabul edilmiş oluyor. Kuşkusuz MYK yapılan ittifak önerilerini PM önüne getirebilir. Fakat bundan önce yapılanlar ve 2400 kişinin aday adayı olmalarına karşın PM değerlendirmesine katılamamaları tüzükte yazan herhangi bir yetkiye dayanarak yapılmamıştır. PM son gün ne yaptığını en azından parti kamuoyuna açıklamalıdır. Bu noktada ortaya çıkan sonuç, Başkan ve adamları sistemi kadroları demokrasi nedir bilmedikleri gibi parti içi demokrasinin kendileri açısından tehlikeli olduğunu düşünmektedirler. Dolayısıyla sözkonusu anlayışın partiye tamamı ile hakim olması hem partinin hem de ülkenin geleceği açısından ciddi sorunlara yol açacaktır. Kimliğini kaybetmiş bir CHP sıradan bir parti haline dönüşür. Bu da Türkiye'yi kendileri için evcil bir ülke yapmayı düşünenlere verilmiş gollük bir pas demektir. Sonuçta, bu duruma katkı veren ve verecek olan herkes gelinen noktanın sorumlusu olmaktan kaçınamaz!                                                      . ,  
Ekleme Tarihi: 23 Haziran 2023 - Cuma

Yapay Değişim

Seçim zor koşullarda geçti ve kaybedildi. Kuşkusuz bu süreç bittikten sonra sözkonusu sonucun nedenleri başta muhalefet olmak üzere masaya yatırılmalıydı. Ancak çok çalışıldığı, koşullar nedeniyle kaybedildiği, sonuçların aslında başarı olduğu gibi konunun üstünü kapatma çalışmaları hemen başladı, fakat halkın bunu doğru bulmadığı kısa zamanda ortaya çıktı. Burada şunu söylemeden geçmek doğru olmaz. CHP seçmeni, büyük şehirlerdeki halkın büyük bir çoğunluğu, mevcut siyasetçilerden daha akıllı, daha bilgili ve daha sağduyuludur. Dolayısıyla artık onları masallarla uyutmak çok zor olacaktır. 

Gayet açık olan, seçimin meşruiyetinin tartışmalı olduğudur. Anayasaya aykırı olarak seçime giren aday, sonrasında elindeki tüm olanakları kullandığı gibi rakiplerini montaj karalamalarla da karşı karşıya bırakmıştır. Sözkonusu aykırılığın neden ciddi bir biçimde üstüne gidilmediği soru işaretlidir. Başta CHP olmak üzere Altılı Masanın bu konuya açıklık getirmesi zorunludur.   

Seçim sonuçları,özellikle MV seçimleri ile birlikte dağın fare doğurduğu şeklinde yorumlanmaktadır. Aslında burada yapılacak doğru saptama,bizim anladığımız ve olması gerektiğini düşündüğümüz dağın gerçekte olmamasıdır .Dolayısıyla CHP çizgisinde bir yönetim anlayışının ve kadrolaşmasının olmadığı bir yapılaşmanın bu yükü taşıması mümkün olmamıştır. O nedenle başta kendi tabanı olmak üzere halkı örgütleyememiş, onların partiye güvenerek ve inanarak seferber olmasını sağlayamamıştır. Partiyi seçim partisi haline getiren, yerel ve genel seçimlerde her mevkii Ankara'dan atayan, Tüzüğü gerek gördüğünde yok sayan, parti üyeleri ve seçmenlerini yalnızca işin hamallığını yapan, sadece oy verecek unsurlar olarak gören anlayış hem de kritik bir noktada kaçınılmaz olarak duvara toslamıştır. Dolayısıyla,kucağımızda Cumhuriyet tarihinin en uç sağ unsurlarının da bulunduğu bir meclis kalmıştır. CHP çizgisine sahip MV’lerinin sayısı nedir, bu da belirsizdir. Sonuçta siyasi iktidara hem doğrudan hem de referandum yoluyla Anayasa değişiklikleri yapma olanağı yaratılmıştır.   

Bu ortamda Genel Başkan, değişim yaptım diyerek, uzun zamandır yapılan uygulamalara bir kez bile şerh koymayan PM ile yaptığı rotasyonu önümüze getirmektedir. Yapılan aynı anlayışın ısrarla devamını sağlamaya çaba göstermekten başka bir şey değildir. Zaten üç dönemdir yapıldığı gibi mahalle delege seçimlerinin yaza rastlatılarak üye katılımını asgariye düşürme çabası, önceden bir tüzük kongresi yapmadan aynı anti demokratik tüzükle hemen kurultaya gidileceği kararı ve oluşan durumun hiç bir değerlendirmesinin ne örgütle ne de halkla yapılmamış olması, demokratik bir ortamda kurultaya gidildiği savını ne yazık ki büyüklere masallar kategorisine sokmaktadır. 

Ayrıca geçenlerde Sözcü TV'de Genel Başkanın, Merkez Yoklamasının nasıl yapıldığını anlatması, demokrasinin bu yönetim anlayışındaki düzeyini de göstermektedir. 3000 civarındaki aday adayı, öncelikle altı duayen MV tarafından inceleniyor. Bu süreçte 2400 aday adayı duayenler(!) tarafından eleniyor. Kalan 600 sekiz kişi ve Genel Başkan tarafından masaya yatırılıyor ve listenin sıralaması oluşturuluyor. Ancak Genel Başkan bu süreçte hiçbir şeye karışmadığını söylüyor.

Oluşan liste son gün PM'ne geliyor, YSK'na götürülecek acelesiyle apar topar liste  kabul edilmiş oluyor. Kuşkusuz MYK yapılan ittifak önerilerini PM önüne getirebilir. Fakat bundan önce yapılanlar ve 2400 kişinin aday adayı olmalarına karşın PM değerlendirmesine katılamamaları tüzükte yazan herhangi bir yetkiye dayanarak yapılmamıştır. PM son gün ne yaptığını en azından parti kamuoyuna açıklamalıdır. Bu noktada ortaya çıkan sonuç, Başkan ve adamları sistemi kadroları demokrasi nedir bilmedikleri gibi parti içi demokrasinin kendileri açısından tehlikeli olduğunu düşünmektedirler. Dolayısıyla sözkonusu anlayışın partiye tamamı ile hakim olması hem partinin hem de ülkenin geleceği açısından ciddi sorunlara yol açacaktır. Kimliğini kaybetmiş bir CHP sıradan bir parti haline dönüşür. Bu da Türkiye'yi kendileri için evcil bir ülke yapmayı düşünenlere verilmiş gollük bir pas demektir. Sonuçta, bu duruma katkı veren ve verecek olan herkes gelinen noktanın sorumlusu olmaktan kaçınamaz!

 

 

                                                

. ,

 

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve ulusgazetesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.