Adnan KORKMAZ - VESTED Onursal Genel Başkanı
Köşe Yazarı
Adnan KORKMAZ - VESTED Onursal Genel Başkanı
 

Baytarlık Mesleğinin Tarihçesi (dünü, bugünü, geleceği) -20-

Sevgili okurlarım; yaklaşık yüz on altı yıl önce; 1910 yılında İstanbul’da açılan Tatbikatı Baytariye Mektebi, ilk mezunlarını 1912 yılında vermiştir. Geniş ders müfredatı ile donatılmış okuldan mezun olan meslektaşlarımız; ülkemizin değişik bölgelerine “tatbikatı baytariye memuru” unvanı ile görevlendirilmişlerdir. Yaptıkları olağanüstü çalışmalarla ülke geneline yayılmış olan at vebası, sığır vebası gibi salgın hayvan hastalıklarını kısa sürede yangına dönüşmeden söndürmüşlerdir.   Cumhuriyetimizin ilk yıllarında; bu meslek mensuplarının unvanları değiştirilmiş, önce küçük sıhhıye memuru, sonrasında hayvan sağlık memuru, daha sonrasında ise hayvan sağlık memuru yapılmıştır.   Bu unvandan rahatsızlık duyan hayvan sağlık memurları; unvanlarının değiştirilmesi için yıllarca mücadele vermişlerdir. Bu mücadelelerinde başarılı olabilmek için 1952 yılında, İstanbul’da hayvan sağlık memurları derneğini kurmuşlardır.   Çalışmaların etkin sürdürülebilmesi için; İstanbul’da açılan dernek genel merkezi 1965 yılında Ankara’ya nakledilmiştir. Anılan tarihten bu yana dernek çalışmalarımız Ziya Gökalp Caddesi 43/1 adresinden yürütülmektedir.   Yapılan çalışmalardan sonra; 1983 ve 1984 yılında yayımlanan 183 ve 212 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede İLK KEZ veteriner sağlık teknisyeni isminin geçmesi sağlanmıştır.   Karşımızda güçlü bir bürokrasi vardı. Bu güçlü bürokrasiyi aşmak için mücadeleler sürdürüldü. Zor da olsa; 6 Mart 1985 tarihinde yayımlanan 3161 sayılı Kanun ve akabinde yayımlanan Tarım Bakanlığı Kadro Kararnamesi ile unvanımız; veteriner sağlık teknisyeni olarak yayımlatabildik.   Böylece, unvan konusundaki sıkıntılarımızı aşmıştık. Fakat çözümlenmesi gereken pek çok sorunumuz vardı. Bunlardan en önemlisi mesleğin icrasında yaşanan sorunlardı. Yaşanan bu sorunların da aşılması için yıllarca mücadele veriyoruz. Tarım Bakanlığından görev, yetki ve sorumluluğumuzu belirleyen yasal düzenlemenin yapılması talep ediyoruz. Bu talebimiz yine yıllardır yerine getirilemiyor. Hatırlanacağı üzere; bu konudaki düşüncemizi (TÜZÜK) yazı dizisinin 15. sayısında paylaşılmıştı.   Veteriner sağlık teknisyenleri derneğinin vermiş olduğu mücadelenin daha iyi anlaşılabilmesi için şimdi;  5 Mayıs 1990 tarihinde yapılan 17. Olağan genel kurulu toplantısına gidelim. İLK KEZ genel kurulumuza; ana muhalefet partisinin genel başkanı Sosyal Demokrat Halkçı Parti Genel Başkanı Prof. Dr. Sayın Erdal İnönü katılmıştı. Hatırlanacağı üzere, Sayın Erdal İnönü’nün mesleğimizle ilgili yapmış olduğu değerlendirmesini yazı dizisinin 16. Sayısında yayımlanmıştı.   Yine hatırlanacağı üzere; 17. olağan genel kurulumuza; Türkiye Cumhuriyeti Devletinde Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, Milli Savunma Bakanlığı, Devlet Bakanlığı yapmış ünlü bir kişi; Doğru Yol Partisinin Genel Başkan Yardımcısı; Mehmet Gölhan da katılmıştı.   Sevinçliydik, çünkü 17. Olağan genel kurulumuza meslek kuruluşlarından da önemli kişiler katılmıştı. Yazımızın bu bölümünde; konuklarımızın mesleğimizle ilgili yapmış oldukları değerlendirmelerini aradan yaklaşık 35 yıl geçtikten sonra bir daha hatırlatalım.   MEHMET GÖLHAN Sayın davetliler; “Veteriner Sağlık Teknisyenleri Derneği’nin Sayın Temsilcileri; Doğru Yol Partisi ve şahsım adına sizlere saygılarımı sunuyorum. Bu 17. Olağan Genel Kurulun, Veteriner Sağlık Teknisyenleri için başarılı olmasını diliyorum.   Veteriner Sağlık teknisyenleri çalışma sahaları tamamen tarım sektörü içinde kalmaktadır. Bilindiği gibi Dünyada ve her ülkede tarımsal politikada ana hedef, o ülkede yaşayan insanların gıda ihtiyacını, dışa bağımlı olamadan karşılamaktır.   Kendi kendine yeterli olabilmektir. Bu politikaları da Tarım Bakanlığı yürütür. Tarım toprağı kullanarak bitki ve hayvan yetiştirmekle uğraşır. Ancak bu uğraş insan içindir. O nedenle herkesi ilgilendirir.   Tarım, genelde zor bir uğraştır. Büyük çapta tabiat şartlarına bağlıdır. İklim, hava şartları, toprağın cinsi, hastalıklar, böcekler üretimi etkileyen faktörlerdir. Yani üretim sadece üretim tekniklerine bağlı değildir. Tarımsal işletmelerde aile ile işletme iç içedir. Aileyi işletmeden ayırmak mümkün değildir. Küçük aile işletmelerinde tarım bir yaşam tarzıdır.   Ülkemizde 3.650.000 çiftçi ailesi mevcuttur. Bu ailelerin sadece % 12’sinde yalnız bitkisel üretim faaliyeti yapılmaktadır. % 88’i ise bitkisel üretimin yanında hayvansal üretim de yapmaktadırlar.   Hayvan varlığı yönünden oldukça zengin sayılan ülkemizde; hayvansal ürün istihsali, hayvan başına verim, kişi başına düşen hayvansal gıda tüketimi gelişmiş ülkelerin çok gerisindedir.   Türkiye’de sığır eti, hayvan başına Karkas olarak 80-85 kg. olduğu halde, Avrupa Topluluğu ülkelerinde üç kat daha fazladır. Bizde inek sütü üretimi 590 Kg/Baş iken Avrupa Topluluğu ülkelerinde 4.250 kg.dır.  İstatistiklere baktığımızda, hayvan varlığımızda ve süt üretiminde azalmaların olduğunu görüyoruz.   1980 yılında 87 milyon adet olan hayvan varlığımız, 1984 yılında 68 milyon adet olmuştur. Süt üretimimiz ise; 1980 yılında 5.470.000 ton iken 1984 yılında 4.380.000 tona düşmüştür. 1980 yılından bu yana uygulanan tutarsız ve yanlış politikalar; insanımızı aç, hayvanımızı aç, toprağımızı aç hale getirmiştir.   Tarım yatırımları 5. Beş Yıllık Planda öngörülen hedeflerin altında kalmış, sulama tesisleri yeterince yapılamamış ve toprak sulanamayarak aç bırakılmıştır.   İthalat programlarında tarımsal ürünlere fazla yer verilmiş ve her ürün ithal edilir olmuştur. İktidar, ithalatı genişletmek suretiyle tarım ürünleri fiyatlarını dengelemek istemiştir.   Alman’ların yemediği etler ithal edilmiştir. Bazı gazeteler (köpek maması yapılan etler ithal edildi) diye manşet atmıştır.   Süt, peynir, yağ gibi ürünler tonlarca ithal edilmiştir. Avrupa’nın dampig fiyatları köylümüzü ve besicimizi perişan etmiştir.   Binlerce süt hayvanı kasaplara gitmiştir. Her platformda bağırdık. Bu iktidara sesimizi duyuramadık. Yapılan ithalat o an için belki fiyatları durdurdu, fakat genelde fiyatlar yükseldi.   Çünkü besicilik ve sütçülük can çekişir hale geldi. 10 sene önce Dünyada gıda maddesi ithal etmeyen yedi ülkeden biri olan Türkiye, şimdi tarımsal ürünü ithal ederek dışa bağımlı hale geldi.   Meyvelerimiz bahçede çürürken meyve suları ithal edilmiştir.  Domatesler tarlada dururken domates salçası ithal edilmiştir. Yanlış politikalar izlenmiş, köylümüz ve çiftçimiz fakirleşmiştir.   1980 yılında; milli gelirden % 24 pay alan Türk çiftçisi, 1989 yılında % 15 pay alır olmuştur. Bugün köylümüz sattığı ucuz, aldığı pahalı hale gelmiştir.   Et ve süt fiyatlarındaki artışlar yem fiyatlarının gerisinde kaldığından hayvancılık cazip olmaktan çıkmıştır.   Sayın Genel Başkanın açış konuşmasında da belirttiği gibi; ülkemizde hayvancılık geniş ölçüde meralara dayalı olarak kalmış, bir ihtisaslaşma gösterememiştir. Besihaneler büyük ölçüde kapatılmıştır. Alınan kredilerin çoğu ödenememiştir.   Tarım Orman ve Köyişleri Bakanlığı, üç bakanlığı bünyesinde toplamış bu işlerin üstesinden gelemiyor. Bir genel müdür haftalarca Bakanı göremez. O nedenle biz iktidara geldiğimizde bu Bakanlığı; Tarım Bakanlığı, Orman Bakanlığı ve Köyişleri Bakanlığı olarak ayıracağız ve çalışmaları daha etkili hale getireceğiz.   Veteriner Sağlık Teknisyenlerinin bazı sorunları var. Genel Başkan açıkladı. Bu haklı talepleri bu iktidar çözemez, güçlü hükümetlere ihtiyaç var.   Bizim bazı önerilerimiz var: Tarım Bakanlığını mutlaka yeniden yapılandıracağız. Hayvancılığımızın geliştirilmesi için tespit edilecek politikalar, ülkemizin ekonomik ve ekolojik şartları göz önüne alınarak yeniden düzenlenmelidir. Kültür ırkı hayvan varlığının artırılması amacıyla, ithal edilip çiftçilere verilen hayvanların her türlü bakımı, sağlık hizmetleri daha sıkı kontrol edilmelidir. Süt hayvancılığının geliştirilmesi ve süt üretiminin değerlendirilmesi yönünden gerekli tedbirler alınmalıdır. Hayvancılığın içinde bulunduğu durumdan kurtarılması ve beklenen gelişmelerin sağlanabilmesi için bir Rehabilitasyon Projesi hazırlanmalıdır. Bu proje ile hayvansal ürün fiyatları ile yem fiyatları arasında bir denge kurulmalıdır. Hayvansal ürün fiyat artışlarının önlenebilmesi ithalatla değil, üretimin artırılmasıyla ve maliyetlerin düşürülmesiyle sağlanmalıdır. Üretim faaliyetlerini durdurmuş bulunan hayvancılık işletmelerinin kredi borçları dondurulmalıdır. Hayvan ırklarının ıslah çalışmalarına hız verilmelidir. Veteriner hizmetlerinde etkinlik kazandırılmalıdır. Devletin de desteğini öngören; Ürün-Hayvan Sigortası Kanunu çıkarılmalıdır.   Bu önlemlerle hayvancılık sektörünün ihya edilebileceğine inanıyorum.   Ülke hayvancılığının kalkındırılıp geliştirilmesinde büyük emek ve gayretlerini esirgemeyeceklerine inandığım siz Veteriner Sağlık Teknisyenlerinin başarılı olacağına inanıyorum. Toplantınızın hayırlı ve uğurlu olması dileğiyle hepinize saygılar sunuyorum.” Demişti. *** Devam ediyoruz. Şimdi; asıl mesleği veteriner hekim olan, Öğretim Üyeleri Derneği Genel Başkanı Prof. Dr. Sayın Tahir Hatipoğlu’nun; mesleğimiz ile ilgili değerlendirmesini yayımlıyoruz.   TAHİR HATİPOĞLU “Sevgili meslektaşlarım; sizlerin genel kurulunda en son olarak 12 Eylül döneminde konuşma yapmıştım. Veteriner Sağlık Teknisyenlerinin sorunlarının yumak halinde senelerce taşıyan ve taşımakta olan meslek grubunun olduğunu belirtmiştim.   Değerli Başkanımızın; davetiyenin ekinde göndermiş olduğu bilgilerden anlaşıldığı gibi 30 yılı aşkın süredir derneğin sorunlarına çözüm getirilmemiş. Yetki ve sorumluluk sorunuyla birlikte hak ettikleri yeri alamamış olmaları, en basit iş olan enjeksiyon yapmak işinden yoksun olduğunu, diğer taraftan insana yönelik insanla uğraşan hemşire ve sağlık teknisyenlerine 1954 yılında yürürlüğe giren 6283 sayılı Yasanın 4/c maddesi ile bu hakkı almışlardır.   Bugün Tarım Bakanlığı, mesleğini serbestçe yapabilmelerini belirleyen yönetmeliği 36 yıldan beri çözüm getirememiştir. Bu meslek mensuplarına yetkisizlik ve sorumsuzluk Veteriner Hekimlerle Veteriner Sağlık Teknisyenleri arasında bir yığın sürtüşmeleri ortaya çıkarmış, yetki ve sorumluluk verilmelidir. Veteriner kızdığı zaman Veteriner Sağlık Teknisyeni yetkimin olmadığı şeyleri yapamayacağını diyebilmektedir. Aynı kökenden gelen bu iki meslek mensubunda çekişme sürüp gitmekte ve bundan ülke ekonomisi zarar görmektedir. Veteriner hekimlerimiz artık bu konuyu eylemler ise bu eylemi kaldırmak zorundadır. Birlikte yan yana, omuz omuza çalıştıkları meslektaşlarına bu kadar yetkilerin verilmesinden kaçınmamalıdırlar.   Veteriner Hekimlik mesleğini büyütmek istiyorlarsa kendileriyle birlikte çalıştıkları arkadaşları da büyütmek zorundadırlar.   Çalışma raporunda Veteriner hekim Bürokratlar deniyor, hep onları suçlamamak gerekir. O bürokratlar da kendileri gibi düşünen tabandan her halde destek alıyorlar, taban bu eylemden vazgeçmelidir.   Ülkemizde köylülerin ve yoksulların hak almaları oldukça zor ama diğer taraftan özel üniversitede varlıklı aile çocukları azınlıkta olmasına rağmen Kanun Hükmünde Kararnameler ile hakları rahatça verilmekte, 40 yıl önce okuma özendirilirken bugün engellendiğini görüyoruz.   Bu iki meslek, kendi iç çekişmelerini bırakarak örgütlü bir şekilde hedeflerine varmayı amaçlamalıdırlar.   Bu duygularım içerisinde Öğretim Üyeleri Derneği adına meslektaşlarıma ve konuklarımıza en içten saygılarımı sunarım.” Demişti. *** Devam ediyoruz. Şimdi yine asıl mesleği veteriner hekim olan; Veteriner Hekimleri Derneği Genel Başkanı Hasan Metin’in; mesleğimiz ile ilgili yapmış olduğu değerlendirmesini hatırlatıyoruz.   HASAN METİN “17. Olağan Kurulumuzda kendini konuk olarak saymayıp, kendimizden bir olduğunu söyledi. Kongreye konukların çok spesifik olmayan aşı ve enjeksiyon konuları ile Veteriner Hekim ve Veteriner Sağlık Teknisyenlerinin duygusal olarak yetki kargaşası sorunlarını dinlemeye gelmedik.   Ayrıca Genel Kurul Divanının çok amatör. Konuklar arasında konuşmak isteyenler var mı denemeyeceğini, Divanın SHP Genel Başkanı Sayın Erdal İnönü, DYP Genel Başkan Yardımcısı Sayın Mehmet Gölhan, mesleki kuruluşlar, sendikalar ve tüm demokratik kitle örgütlerinin genel başkanları veya temsilcilerini konuşmak için kürsüye davet etmeleri gerekirdi.” Demişti. *** Devam ediyoruz. Şimdi de; mesleğimizin dışından olan, Teknik Sağlık Mensupları Derneği Genel Başkanı Sayın Kamil Kaya’nın mesleğimizle ilgili yapmış olduğu değerlendirmesini hatırlatıyoruz.   KAMİL KAYA “Ülkemizde son 10 yılda milli gelirde işçi ve memurlara düşen pay % 50’den % 16’ya düştü. Sermaye geliri ise % 49’dan % 70’e çıktı. Alınan paylar bu oranda iken, kamu düzeninde de çarpık düzenlemeler görülmektedir.   Siz Veteriner Sağlık Teknisyenleri, Veteriner Hekimlerle mesleki çalışmalarınızda bir dizi sorunlarla karşılaşırken, sağlık teşkilatında insan sağlığında biz doktorlarımızla birlikte ahenk içerisinde birlikte mücadele vererek çalışıyoruz.   Diyoruz ki, kamuda çalışanların dayanışma sorunu çağdaş örgütlenmeyle, grevli, toplusözleşmeli sendikal çalışmaların siz Veteriner Sağlık Teknisyenlerin sendikal mücadelesinde aramızda görmek istiyoruz.   Genel Kurulumuzun demokrasi mücadelesinde katkıda bulunmanız dileğimle Teknik Sağlık Mensupları Derneği adına sizlere teşekkür eder, başarılar diliyorum.”Demişti. *** Devam ediyoruz. Şimdi de mesleğimizin içinden gelen Samsun ili adına konuşma yapan; Sayın Hicabi Yılmaz’ın değerlendirmesini hatırlatıyoruz.   HİCABİ YILMAZ “Bizim arzumuz yetkililer burada iken konuşmaktı. Ama maalesef bu gün de gerçekleşemedi. Yine birbirimizle, biz bize konuşuyoruz.   Haksızlıkların önünde eğilmeyiniz. Hakkınızla şerefinizi de kaybedersiniz. 3285 sayılı Hayvan Sağlığı ve Zabıtası Yasası, Veteriner Sağlık Teknisyenleri aşı uygulaması Veteriner sorumluluğunda yapar. Hukuk düzeninde- sisteminde iki türlü insana veli tayin edilir.   Hukuk rüştünü tamamlamayan kişiye, çocuğa, 18 yaşına kadar veli tayin edilir. Akli dengesi bozuk olan kişiye vasi tayin edilir.   Bu 3285 sayılı yasayı çıkaranlar; Veteriner Sağlık Teknisyenlerini bir başka devlet memuru olan Veteriner Hekim sorumluluğuna vermekle acaba bizi hangi kategoriye koydular? Çocuk muyuz, değil miyiz?   Bu yasa çıkarılırken gerek Veteriner Hekimleri Konseyinin ve gerekse Veteriner Hekimleri Derneğinin görüşleri alınmıştır diyerek bu yetkililerin burada bu konuya açıklık getirmelerini” İstemişti. Samsun’da yaşayan meslektaşımıza sağlıklı yaşam diliyoruz. *** Devam ediyoruz. Şimdi yine mesleğimiz içinden gelen ve Mersin ili adına konuşma yapan; Sayın Cemil Şen’in mesleğimiz üzerine yapmış olduğu değerlendirmesini hatırlatıyoruz.   CEMİL ŞEN “Geride bıraktığımız çok güzel yıllarda, gerek ülkemizde gerekse dünyamızda çok büyük değişmeler ve gelişmeler oldu.   İnsanların hayat ortamları değişti. Avrupa’da ve Sovyetler Birliğinde demokratikleşme yolunda değişimler oldu. Amerika’nın Hiroşima’ya 16 Haziran 1945 yılında attığı atom bombasının yetmiş bin kişinin ölümüne yol açtı.   Atom bombasının o yıllarda bir portakal büyüklüğü ve ağırlığında idi, fakat şimdi bir kuş yumurtası kadar küçüldü, öldürücü gücü daha da arttı.   Veteriner Sağlık teknisyenlerine verilmesi gereken ve bunların gerçekten ülke hayvancılığına yapacağı ve hizmeti kamçılayacak basit bir cümlenin olumsuzluktan olumluya dönüştürülemedi.   Yıllardan beri birçok meslektaşımızın bu olumlu cevabın neticesini görmeden aramızdan ayrıldılar. İnşallah bizler görürüz.” Demişti. 16 Mart 2023 tarihinde aramızdan ayrılan sevgili meslektaşımıza Allahtan Rahmetler diliyoruz. *** Şimdi de yine mesleğimiz içinden gelen ve Bolu ili adına konuşma yapan; Sayın Erdinç Akın’ın mesleğimiz ve hayvancılığımız üzerine yapmış olduğu değerlendirmesini hatırlatıyoruz.   ERDİNÇ AKIN “Yaparsan suç, yapmazsan amirlerin karşısında itaatsizlikle yine suçlanıyorsun. Bugüne kadar Veteriner Hekimlerin hastalık uygulamaları dışında işlerine geldiğini yaptıklarını, işlerine gelmediklerini yapmadıklarını;   Veteriner Hekimlerin kendilerinin yapmasını gerektiren biyolojik maddeleri zorla yaptırdıklarını, Veteriner Sağlık Teknisyenlerin aşılar tatbik ederken hastalandıklarında acaba Veteriner Hekimler sorumlu olacaklar mıdır?   Hayvan hastaneleri ve klinikler hariç olmak üzere hayvan aşılama işlerine geldiklerini yapıyorlar, işlerine gelmediklerinin yapmadıklarına şahit oldum.   Ne yazık ki, Veteriner Hekimlerimizin büyük bir kısmı koruyucu hekimlik bölümü için atandıkları halde buna aldırmamakta, resmi daireleri de birer muayene yeri olarak kullanmaktadır. Klinik yapmaktan başka bir şey düşünmediklerini, buna karşılık hayvan yetiştiricilerin eczanelerden almış oldukları paraziter ilaçları tatbik etmemiz için müsaade etmiyorlar.   Başka mesleklerde; meslek mensuplarının mesleklerini nasıl rahatça yaptıklarını burada bahsetmeyeceğim, bunun yanında Veteriner Sağlık Teknisyenlerinin nasıl engellendiğinden kısaca bahsedeceğim.   Acaba, Veteriner Sağlık Teknisyenleri meslek liselerinde niçin yetiştirildiklerini anlayamıyorum. Suni tohumlama yapan meslektaşlarımızın dişi genital organlarını çok iyi biliyorlar. Hayvanın gebe veya kızgın olup olmadığını biliyorlar. Zaten gebelik muayenesi yapılmadan Veteriner Sağlık Teknisyenlerinin tohumlama yapamayacağını, yaptığında atık vakası olduğunda bunun sorumlusu biz mi, yoksa Veteriner Hekim mi olacaktır? Genel kurulumuzdaki yetiştiricilerimizin bu hususta bize yardımcı olmalarını istiyorum, hepinize teşekkür ediyorum.” Demişti. Sakarya’da yaşayan meslektaşımıza sağlıklı yaşam diliyoruz.   Yaralanılan Kaynak: Veteriner Sağlık Teknisyenleri Dergisi yıl 1990 Sayı 5-6        
Ekleme Tarihi: 11 Ocak 2026 -Pazar

Baytarlık Mesleğinin Tarihçesi (dünü, bugünü, geleceği) -20-

Sevgili okurlarım; yaklaşık yüz on altı yıl önce; 1910 yılında İstanbul’da açılan Tatbikatı Baytariye Mektebi, ilk mezunlarını 1912 yılında vermiştir. Geniş ders müfredatı ile donatılmış okuldan mezun olan meslektaşlarımız; ülkemizin değişik bölgelerine “tatbikatı baytariye memuru” unvanı ile görevlendirilmişlerdir. Yaptıkları olağanüstü çalışmalarla ülke geneline yayılmış olan at vebası, sığır vebası gibi salgın hayvan hastalıklarını kısa sürede yangına dönüşmeden söndürmüşlerdir.

 

Cumhuriyetimizin ilk yıllarında; bu meslek mensuplarının unvanları değiştirilmiş, önce küçük sıhhıye memuru, sonrasında hayvan sağlık memuru, daha sonrasında ise hayvan sağlık memuru yapılmıştır.

 

Bu unvandan rahatsızlık duyan hayvan sağlık memurları; unvanlarının değiştirilmesi için yıllarca mücadele vermişlerdir. Bu mücadelelerinde başarılı olabilmek için 1952 yılında, İstanbul’da hayvan sağlık memurları derneğini kurmuşlardır.

 

Çalışmaların etkin sürdürülebilmesi için; İstanbul’da açılan dernek genel merkezi 1965 yılında Ankara’ya nakledilmiştir. Anılan tarihten bu yana dernek çalışmalarımız Ziya Gökalp Caddesi 43/1 adresinden yürütülmektedir.

 

Yapılan çalışmalardan sonra; 1983 ve 1984 yılında yayımlanan 183 ve 212 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede İLK KEZ veteriner sağlık teknisyeni isminin geçmesi sağlanmıştır.

 

Karşımızda güçlü bir bürokrasi vardı. Bu güçlü bürokrasiyi aşmak için mücadeleler sürdürüldü. Zor da olsa; 6 Mart 1985 tarihinde yayımlanan 3161 sayılı Kanun ve akabinde yayımlanan Tarım Bakanlığı Kadro Kararnamesi ile unvanımız; veteriner sağlık teknisyeni olarak yayımlatabildik.

 

Böylece, unvan konusundaki sıkıntılarımızı aşmıştık. Fakat çözümlenmesi gereken pek çok sorunumuz vardı. Bunlardan en önemlisi mesleğin icrasında yaşanan sorunlardı. Yaşanan bu sorunların da aşılması için yıllarca mücadele veriyoruz. Tarım Bakanlığından görev, yetki ve sorumluluğumuzu belirleyen yasal düzenlemenin yapılması talep ediyoruz. Bu talebimiz yine yıllardır yerine getirilemiyor. Hatırlanacağı üzere; bu konudaki düşüncemizi (TÜZÜK) yazı dizisinin 15. sayısında paylaşılmıştı.

 

Veteriner sağlık teknisyenleri derneğinin vermiş olduğu mücadelenin daha iyi anlaşılabilmesi için şimdi;  5 Mayıs 1990 tarihinde yapılan 17. Olağan genel kurulu toplantısına gidelim. İLK KEZ genel kurulumuza; ana muhalefet partisinin genel başkanı Sosyal Demokrat Halkçı Parti Genel Başkanı Prof. Dr. Sayın Erdal İnönü katılmıştı. Hatırlanacağı üzere, Sayın Erdal İnönü’nün mesleğimizle ilgili yapmış olduğu değerlendirmesini yazı dizisinin 16. Sayısında yayımlanmıştı.

 

Yine hatırlanacağı üzere; 17. olağan genel kurulumuza; Türkiye Cumhuriyeti Devletinde Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, Milli Savunma Bakanlığı, Devlet Bakanlığı yapmış ünlü bir kişi; Doğru Yol Partisinin Genel Başkan Yardımcısı; Mehmet Gölhan da katılmıştı.

 

Sevinçliydik, çünkü 17. Olağan genel kurulumuza meslek kuruluşlarından da önemli kişiler katılmıştı. Yazımızın bu bölümünde; konuklarımızın mesleğimizle ilgili yapmış oldukları değerlendirmelerini aradan yaklaşık 35 yıl geçtikten sonra bir daha hatırlatalım.

 

MEHMET GÖLHAN

Sayın davetliler;

“Veteriner Sağlık Teknisyenleri Derneği’nin Sayın Temsilcileri; Doğru Yol Partisi ve şahsım adına sizlere saygılarımı sunuyorum. Bu 17. Olağan Genel Kurulun, Veteriner Sağlık Teknisyenleri için başarılı olmasını diliyorum.

 

Veteriner Sağlık teknisyenleri çalışma sahaları tamamen tarım sektörü içinde kalmaktadır. Bilindiği gibi Dünyada ve her ülkede tarımsal politikada ana hedef, o ülkede yaşayan insanların gıda ihtiyacını, dışa bağımlı olamadan karşılamaktır.

 

Kendi kendine yeterli olabilmektir. Bu politikaları da Tarım Bakanlığı yürütür. Tarım toprağı kullanarak bitki ve hayvan yetiştirmekle uğraşır. Ancak bu uğraş insan içindir. O nedenle herkesi ilgilendirir.

 

Tarım, genelde zor bir uğraştır. Büyük çapta tabiat şartlarına bağlıdır.

İklim, hava şartları, toprağın cinsi, hastalıklar, böcekler üretimi etkileyen faktörlerdir.

Yani üretim sadece üretim tekniklerine bağlı değildir.

Tarımsal işletmelerde aile ile işletme iç içedir.

Aileyi işletmeden ayırmak mümkün değildir.

Küçük aile işletmelerinde tarım bir yaşam tarzıdır.

 

Ülkemizde 3.650.000 çiftçi ailesi mevcuttur. Bu ailelerin sadece % 12’sinde yalnız bitkisel üretim faaliyeti yapılmaktadır. % 88’i ise bitkisel üretimin yanında hayvansal üretim de yapmaktadırlar.

 

Hayvan varlığı yönünden oldukça zengin sayılan ülkemizde; hayvansal ürün istihsali, hayvan başına verim, kişi başına düşen hayvansal gıda tüketimi gelişmiş ülkelerin çok gerisindedir.

 

Türkiye’de sığır eti, hayvan başına Karkas olarak 80-85 kg. olduğu halde, Avrupa Topluluğu ülkelerinde üç kat daha fazladır. Bizde inek sütü üretimi 590 Kg/Baş iken Avrupa Topluluğu ülkelerinde 4.250 kg.dır.  İstatistiklere baktığımızda, hayvan varlığımızda ve süt üretiminde azalmaların olduğunu görüyoruz.

 

1980 yılında 87 milyon adet olan hayvan varlığımız, 1984 yılında 68 milyon adet olmuştur.

Süt üretimimiz ise; 1980 yılında 5.470.000 ton iken 1984 yılında 4.380.000 tona düşmüştür.

1980 yılından bu yana uygulanan tutarsız ve yanlış politikalar; insanımızı aç, hayvanımızı aç, toprağımızı aç hale getirmiştir.

 

Tarım yatırımları 5. Beş Yıllık Planda öngörülen hedeflerin altında kalmış, sulama tesisleri yeterince yapılamamış ve toprak sulanamayarak aç bırakılmıştır.

 

İthalat programlarında tarımsal ürünlere fazla yer verilmiş ve her ürün ithal edilir olmuştur. İktidar, ithalatı genişletmek suretiyle tarım ürünleri fiyatlarını dengelemek istemiştir.

 

Alman’ların yemediği etler ithal edilmiştir. Bazı gazeteler (köpek maması yapılan etler ithal edildi) diye manşet atmıştır.

 

Süt, peynir, yağ gibi ürünler tonlarca ithal edilmiştir. Avrupa’nın dampig fiyatları köylümüzü ve besicimizi perişan etmiştir.

 

Binlerce süt hayvanı kasaplara gitmiştir. Her platformda bağırdık. Bu iktidara sesimizi duyuramadık.

Yapılan ithalat o an için belki fiyatları durdurdu, fakat genelde fiyatlar yükseldi.

 

Çünkü besicilik ve sütçülük can çekişir hale geldi. 10 sene önce Dünyada gıda maddesi ithal etmeyen yedi ülkeden biri olan Türkiye, şimdi tarımsal ürünü ithal ederek dışa bağımlı hale geldi.

 

Meyvelerimiz bahçede çürürken meyve suları ithal edilmiştir.  Domatesler tarlada dururken domates salçası ithal edilmiştir. Yanlış politikalar izlenmiş, köylümüz ve çiftçimiz fakirleşmiştir.

 

1980 yılında; milli gelirden % 24 pay alan Türk çiftçisi, 1989 yılında % 15 pay alır olmuştur. Bugün köylümüz sattığı ucuz, aldığı pahalı hale gelmiştir.

 

Et ve süt fiyatlarındaki artışlar yem fiyatlarının gerisinde kaldığından hayvancılık cazip olmaktan çıkmıştır.

 

Sayın Genel Başkanın açış konuşmasında da belirttiği gibi; ülkemizde hayvancılık geniş ölçüde meralara dayalı olarak kalmış, bir ihtisaslaşma gösterememiştir. Besihaneler büyük ölçüde kapatılmıştır. Alınan kredilerin çoğu ödenememiştir.

 

Tarım Orman ve Köyişleri Bakanlığı, üç bakanlığı bünyesinde toplamış bu işlerin üstesinden gelemiyor. Bir genel müdür haftalarca Bakanı göremez. O nedenle biz iktidara geldiğimizde bu Bakanlığı; Tarım Bakanlığı, Orman Bakanlığı ve Köyişleri Bakanlığı olarak ayıracağız ve çalışmaları daha etkili hale getireceğiz.

 

Veteriner Sağlık Teknisyenlerinin bazı sorunları var. Genel Başkan açıkladı. Bu haklı talepleri bu iktidar çözemez, güçlü hükümetlere ihtiyaç var.

 

Bizim bazı önerilerimiz var:

  • Tarım Bakanlığını mutlaka yeniden yapılandıracağız.
  • Hayvancılığımızın geliştirilmesi için tespit edilecek politikalar, ülkemizin ekonomik ve ekolojik şartları göz önüne alınarak yeniden düzenlenmelidir.
  • Kültür ırkı hayvan varlığının artırılması amacıyla, ithal edilip çiftçilere verilen hayvanların her türlü bakımı, sağlık hizmetleri daha sıkı kontrol edilmelidir.
  • Süt hayvancılığının geliştirilmesi ve süt üretiminin değerlendirilmesi yönünden gerekli tedbirler alınmalıdır.
  • Hayvancılığın içinde bulunduğu durumdan kurtarılması ve beklenen gelişmelerin sağlanabilmesi için bir Rehabilitasyon Projesi hazırlanmalıdır. Bu proje ile hayvansal ürün fiyatları ile yem fiyatları arasında bir denge kurulmalıdır.
  • Hayvansal ürün fiyat artışlarının önlenebilmesi ithalatla değil, üretimin artırılmasıyla ve maliyetlerin düşürülmesiyle sağlanmalıdır.
  • Üretim faaliyetlerini durdurmuş bulunan hayvancılık işletmelerinin kredi borçları dondurulmalıdır.
  • Hayvan ırklarının ıslah çalışmalarına hız verilmelidir.
  • Veteriner hizmetlerinde etkinlik kazandırılmalıdır.
  • Devletin de desteğini öngören; Ürün-Hayvan Sigortası Kanunu çıkarılmalıdır.

 

Bu önlemlerle hayvancılık sektörünün ihya edilebileceğine inanıyorum.

 

Ülke hayvancılığının kalkındırılıp geliştirilmesinde büyük emek ve gayretlerini esirgemeyeceklerine inandığım siz Veteriner Sağlık Teknisyenlerinin başarılı olacağına inanıyorum. Toplantınızın hayırlı ve uğurlu olması dileğiyle hepinize saygılar sunuyorum.” Demişti.

***

Devam ediyoruz. Şimdi; asıl mesleği veteriner hekim olan, Öğretim Üyeleri Derneği Genel Başkanı Prof. Dr. Sayın Tahir Hatipoğlu’nun; mesleğimiz ile ilgili değerlendirmesini yayımlıyoruz.

 

TAHİR HATİPOĞLU

“Sevgili meslektaşlarım; sizlerin genel kurulunda en son olarak 12 Eylül döneminde konuşma yapmıştım. Veteriner Sağlık Teknisyenlerinin sorunlarının yumak halinde senelerce taşıyan ve taşımakta olan meslek grubunun olduğunu belirtmiştim.

 

Değerli Başkanımızın; davetiyenin ekinde göndermiş olduğu bilgilerden anlaşıldığı gibi 30 yılı aşkın süredir derneğin sorunlarına çözüm getirilmemiş. Yetki ve sorumluluk sorunuyla birlikte hak ettikleri yeri alamamış olmaları, en basit iş olan enjeksiyon yapmak işinden yoksun olduğunu, diğer taraftan insana yönelik insanla uğraşan hemşire ve sağlık teknisyenlerine 1954 yılında yürürlüğe giren 6283 sayılı Yasanın 4/c maddesi ile bu hakkı almışlardır.

 

Bugün Tarım Bakanlığı, mesleğini serbestçe yapabilmelerini belirleyen yönetmeliği 36 yıldan beri çözüm getirememiştir. Bu meslek mensuplarına yetkisizlik ve sorumsuzluk Veteriner Hekimlerle Veteriner Sağlık Teknisyenleri arasında bir yığın sürtüşmeleri ortaya çıkarmış, yetki ve sorumluluk verilmelidir. Veteriner kızdığı zaman Veteriner Sağlık Teknisyeni yetkimin olmadığı şeyleri yapamayacağını diyebilmektedir. Aynı kökenden gelen bu iki meslek mensubunda çekişme sürüp gitmekte ve bundan ülke ekonomisi zarar görmektedir. Veteriner hekimlerimiz artık bu konuyu eylemler ise bu eylemi kaldırmak zorundadır. Birlikte yan yana, omuz omuza çalıştıkları meslektaşlarına bu kadar yetkilerin verilmesinden kaçınmamalıdırlar.

 

Veteriner Hekimlik mesleğini büyütmek istiyorlarsa kendileriyle birlikte çalıştıkları arkadaşları da büyütmek zorundadırlar.

 

Çalışma raporunda Veteriner hekim Bürokratlar deniyor, hep onları suçlamamak gerekir. O bürokratlar da kendileri gibi düşünen tabandan her halde destek alıyorlar, taban bu eylemden vazgeçmelidir.

 

Ülkemizde köylülerin ve yoksulların hak almaları oldukça zor ama diğer taraftan özel üniversitede varlıklı aile çocukları azınlıkta olmasına rağmen Kanun Hükmünde Kararnameler ile hakları rahatça verilmekte, 40 yıl önce okuma özendirilirken bugün engellendiğini görüyoruz.

 

Bu iki meslek, kendi iç çekişmelerini bırakarak örgütlü bir şekilde hedeflerine varmayı amaçlamalıdırlar.

 

Bu duygularım içerisinde Öğretim Üyeleri Derneği adına meslektaşlarıma ve konuklarımıza en içten saygılarımı sunarım.” Demişti.

***

Devam ediyoruz. Şimdi yine asıl mesleği veteriner hekim olan; Veteriner Hekimleri Derneği Genel Başkanı Hasan Metin’in; mesleğimiz ile ilgili yapmış olduğu değerlendirmesini hatırlatıyoruz.

 

HASAN METİN

“17. Olağan Kurulumuzda kendini konuk olarak saymayıp, kendimizden bir olduğunu söyledi. Kongreye konukların çok spesifik olmayan aşı ve enjeksiyon konuları ile Veteriner Hekim ve Veteriner Sağlık Teknisyenlerinin duygusal olarak yetki kargaşası sorunlarını dinlemeye gelmedik.

 

Ayrıca Genel Kurul Divanının çok amatör. Konuklar arasında konuşmak isteyenler var mı denemeyeceğini, Divanın SHP Genel Başkanı Sayın Erdal İnönü, DYP Genel Başkan Yardımcısı Sayın Mehmet Gölhan, mesleki kuruluşlar, sendikalar ve tüm demokratik kitle örgütlerinin genel başkanları veya temsilcilerini konuşmak için kürsüye davet etmeleri gerekirdi.” Demişti.

***

Devam ediyoruz. Şimdi de; mesleğimizin dışından olan, Teknik Sağlık Mensupları Derneği Genel Başkanı Sayın Kamil Kaya’nın mesleğimizle ilgili yapmış olduğu değerlendirmesini hatırlatıyoruz.

 

KAMİL KAYA

“Ülkemizde son 10 yılda milli gelirde işçi ve memurlara düşen pay % 50’den % 16’ya düştü. Sermaye geliri ise % 49’dan % 70’e çıktı. Alınan paylar bu oranda iken, kamu düzeninde de çarpık düzenlemeler görülmektedir.

 

Siz Veteriner Sağlık Teknisyenleri, Veteriner Hekimlerle mesleki çalışmalarınızda bir dizi sorunlarla karşılaşırken, sağlık teşkilatında insan sağlığında biz doktorlarımızla birlikte ahenk içerisinde birlikte mücadele vererek çalışıyoruz.

 

Diyoruz ki, kamuda çalışanların dayanışma sorunu çağdaş örgütlenmeyle, grevli, toplusözleşmeli sendikal çalışmaların siz Veteriner Sağlık Teknisyenlerin sendikal mücadelesinde aramızda görmek istiyoruz.

 

Genel Kurulumuzun demokrasi mücadelesinde katkıda bulunmanız dileğimle Teknik Sağlık Mensupları Derneği adına sizlere teşekkür eder, başarılar diliyorum.”Demişti.

***

Devam ediyoruz. Şimdi de mesleğimizin içinden gelen Samsun ili adına konuşma yapan; Sayın Hicabi Yılmaz’ın değerlendirmesini hatırlatıyoruz.

 

HİCABİ YILMAZ

“Bizim arzumuz yetkililer burada iken konuşmaktı. Ama maalesef bu gün de gerçekleşemedi. Yine birbirimizle, biz bize konuşuyoruz.

 

Haksızlıkların önünde eğilmeyiniz. Hakkınızla şerefinizi de kaybedersiniz. 3285 sayılı Hayvan Sağlığı ve Zabıtası Yasası, Veteriner Sağlık Teknisyenleri aşı uygulaması Veteriner sorumluluğunda yapar. Hukuk düzeninde- sisteminde iki türlü insana veli tayin edilir.

 

  1. Hukuk rüştünü tamamlamayan kişiye, çocuğa, 18 yaşına kadar veli tayin edilir.
  2. Akli dengesi bozuk olan kişiye vasi tayin edilir.

 

Bu 3285 sayılı yasayı çıkaranlar; Veteriner Sağlık Teknisyenlerini bir başka devlet memuru olan Veteriner Hekim sorumluluğuna vermekle acaba bizi hangi kategoriye koydular? Çocuk muyuz, değil miyiz?

 

Bu yasa çıkarılırken gerek Veteriner Hekimleri Konseyinin ve gerekse Veteriner Hekimleri Derneğinin görüşleri alınmıştır diyerek bu yetkililerin burada bu konuya açıklık getirmelerini” İstemişti. Samsun’da yaşayan meslektaşımıza sağlıklı yaşam diliyoruz.

***

Devam ediyoruz. Şimdi yine mesleğimiz içinden gelen ve Mersin ili adına konuşma yapan; Sayın Cemil Şen’in mesleğimiz üzerine yapmış olduğu değerlendirmesini hatırlatıyoruz.

 

CEMİL ŞEN

“Geride bıraktığımız çok güzel yıllarda, gerek ülkemizde gerekse dünyamızda çok büyük değişmeler ve gelişmeler oldu.

 

İnsanların hayat ortamları değişti. Avrupa’da ve Sovyetler Birliğinde demokratikleşme yolunda değişimler oldu. Amerika’nın Hiroşima’ya 16 Haziran 1945 yılında attığı atom bombasının yetmiş bin kişinin ölümüne yol açtı.

 

Atom bombasının o yıllarda bir portakal büyüklüğü ve ağırlığında idi, fakat şimdi bir kuş yumurtası kadar küçüldü, öldürücü gücü daha da arttı.

 

Veteriner Sağlık teknisyenlerine verilmesi gereken ve bunların gerçekten ülke hayvancılığına yapacağı ve hizmeti kamçılayacak basit bir cümlenin olumsuzluktan olumluya dönüştürülemedi.

 

Yıllardan beri birçok meslektaşımızın bu olumlu cevabın neticesini görmeden aramızdan ayrıldılar. İnşallah bizler görürüz.” Demişti. 16 Mart 2023 tarihinde aramızdan ayrılan sevgili meslektaşımıza Allahtan Rahmetler diliyoruz.

***

Şimdi de yine mesleğimiz içinden gelen ve Bolu ili adına konuşma yapan; Sayın Erdinç Akın’ın mesleğimiz ve hayvancılığımız üzerine yapmış olduğu değerlendirmesini hatırlatıyoruz.

 

ERDİNÇ AKIN

“Yaparsan suç, yapmazsan amirlerin karşısında itaatsizlikle yine suçlanıyorsun. Bugüne kadar Veteriner Hekimlerin hastalık uygulamaları dışında işlerine geldiğini yaptıklarını, işlerine gelmediklerini yapmadıklarını;

 

Veteriner Hekimlerin kendilerinin yapmasını gerektiren biyolojik maddeleri zorla yaptırdıklarını, Veteriner Sağlık Teknisyenlerin aşılar tatbik ederken hastalandıklarında acaba Veteriner Hekimler sorumlu olacaklar mıdır?

 

Hayvan hastaneleri ve klinikler hariç olmak üzere hayvan aşılama işlerine geldiklerini yapıyorlar, işlerine gelmediklerinin yapmadıklarına şahit oldum.

 

Ne yazık ki, Veteriner Hekimlerimizin büyük bir kısmı koruyucu hekimlik bölümü için atandıkları halde buna aldırmamakta, resmi daireleri de birer muayene yeri olarak kullanmaktadır. Klinik yapmaktan başka bir şey düşünmediklerini, buna karşılık hayvan yetiştiricilerin eczanelerden almış oldukları paraziter ilaçları tatbik etmemiz için müsaade etmiyorlar.

 

Başka mesleklerde; meslek mensuplarının mesleklerini nasıl rahatça yaptıklarını burada bahsetmeyeceğim, bunun yanında Veteriner Sağlık Teknisyenlerinin nasıl engellendiğinden kısaca bahsedeceğim.

 

Acaba, Veteriner Sağlık Teknisyenleri meslek liselerinde niçin yetiştirildiklerini anlayamıyorum. Suni tohumlama yapan meslektaşlarımızın dişi genital organlarını çok iyi biliyorlar. Hayvanın gebe veya kızgın olup olmadığını biliyorlar. Zaten gebelik muayenesi yapılmadan Veteriner Sağlık Teknisyenlerinin tohumlama yapamayacağını, yaptığında atık vakası olduğunda bunun sorumlusu biz mi, yoksa Veteriner Hekim mi olacaktır? Genel kurulumuzdaki yetiştiricilerimizin bu hususta bize yardımcı olmalarını istiyorum, hepinize teşekkür ediyorum.” Demişti. Sakarya’da yaşayan meslektaşımıza sağlıklı yaşam diliyoruz.

 

Yaralanılan Kaynak: Veteriner Sağlık Teknisyenleri Dergisi yıl 1990 Sayı 5-6

 

 

 

 

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (3)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve ulusgazetesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Ramazan iriboy
(11.01.2026 21:38 - #4495)
Veteriner Sağlık Teknisyenlerinin başta ünvan değişikliği süreci ve mesleki sorunlarını çözüme kavuşturulma uğraşı tarihsel sürecini ülkenin tarım ve hayvancılık politikası potasında değerlendirilmesini kısa ve özlü bir yazıdır.
Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve ulusgazetesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
(0) (0)
Muzaffer Cebeci
(11.01.2026 22:16 - #4496)
Eline emeğine sağlık Adnan bey çok güzel bir yazı olmuş
Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve ulusgazetesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
(0) (0)
Mahir Coşkun
(20.01.2026 12:03 - #4612)
Sayın Onursal Genel Başkanım verdiğin ilginç bilgiler için çok teşekkür ederiz.Elinize emeğinize sağlık.
Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve ulusgazetesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
(0) (0)
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.