Bilim insanları biyolojik yaş kavramını mercek altına aldı
Bilim insanları biyolojik yaş kavramını mercek altına aldı
İki kişi kâğıt üzerinde aynı yaşta görünebilir, ancak sağlık açısından birbirinden çok farklı olabilir. "Yaşlanma sadece doğum gününüzdeki mumların sayısıyla ilgili değil; aynı zamanda hücrelerinizin içinde neler olup bittiğiyle de ilgili"
Bilim insanları, bir kişinin biyolojik olarak ne kadar hızlı yaşlandığını tahmin etmek için halihazırda çeşitli yerleşik yöntemler kullanıyor. Şimdi, en yaygın kullanılan beş yöntemin hızlanmış yaşlanmaya işaret ettiği durumlarda vücudun içinde neler olup bittiğine bakan yeni bir çalışma yapıldı.
Epigenetik saatler olarak bilinen bu yöntemler, DNA metilasyonu temel alan matematiksel modellerdir; DNA'nın çevresindeki kimyasal değişiklikler, genetik kodu değiştirmeden genlerin nasıl davrandığını etkileyebilir.
Epigenetik saatler, biyolojik yaşlanmanın hastalıklarla, fiziksel gerilemeyle ve ölüm riskiyle nasıl ilişkili olduğunu araştırmak için yaşlanma çalışmalarında yaygın olarak kullanılıyor.
ABD'li bilim insanları, en yaygın kullanılan beş biyolojik yaşlanma testinin vücutta gerçekte neyi ölçtüğünü anlamak için 3.200'den fazla kişinin kan örneklerini analiz etti.
Her bir saatin hızlanmış yaşlanmaya işaret ettiği anda vücutta neler yaşandığını görmek için, yaygın olarak kullanılan beş epigenetik saatin ölçümlerini kan örneklerindeki gen etkinliğiyle karşılaştırdılar.
Çalışma, bu beş saatin vücuttaki farklı yaşlanma belirtileriyle ilişkili olduğunu ortaya koydu. Bazıları vücudun enerjiyi nasıl kullandığına ve hücrelerin nasıl büyüdüğüne daha sıkı bağlıyken, diğerleri bağışıklık sistemi etkinliği ve iltihaplanmayla bağlantılıydı.
Saatler ayrıca bazı ortak özellikler de taşıyordu; özellikle bağışıklık sistemi, metabolizma ve hücreler arası iletişimle ilgili değişiklikler öne çıkıyordu.
Araştırmacılar, bulguların bilim insanlarının belirli bir çalışma için hangi yaşlanma saatinin en işe yarar olduğunu seçmesine yardımcı olabileceğini söylüyor. Örneğin bunlardan biri bağışıklık sistemi üzerine yapılacak araştırmalara daha uygun olabilirken, bir diğeri metabolizmayı incelemeye yönelik çalışmalarda daha kullanışlı olabilir.
Ekip ayrıca çalışma bulgularına dayanarak transkriptomik yaşlanma gen puanları (TAGS) adı verilen yeni ölçümler geliştirdi.
Çalışmaya göre TAGS, bazı durumlarda yalnızca saatlere kıyasla kırılganlık, yürüme hızı, kalp hastalığı, diyabet, akciğer hastalığı ve ölüm riskini öngörmede daha başarılı oldu.
USC Leonard Davis'ten kıdemli yazar Eileen Crimmins, çalışmanın, bu saatlerin ölçümleriyle ilişkili moleküler süreçleri ortaya koyarak biyolojik yaşlanma saatlerinin ardındaki "kara kutunun" açılmasına yardımcı olduğunu söyledi.
"Bu biyobelirteçlerin ardındaki moleküler programları ortaya çıkararak bulgularımızın daha iyi anlaşılmasını sağlıyor ve gerobilim, epidemiyoloji ile gelecekteki klinik uygulamalarda kullanılmalarına rehberlik ediyor," dedi.
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.
