Nutuk'un çevirisi 1963'te Türk Dil Kurumu tarafından yapıldı. Dr. Mehmet Tuğrul, Salah Birsel, Cahit Öztelli çevirmiş ve kitabın ikinci cildinde Hamdi Olcay çalışmalara katılmış. TDK, Söylev çevirisi için yazdığı "Sunu"da çeviri gerekçesini şöyle açıklar; "Öyle ki, artık bugünün genç kuşakları, kendileri için en önemli bir ışık ve güç kaynağı olan bu büyük Söylev'i gereği gibi anlayamıyorlar. Çünkü Söylev'deki birçok sözcük bugün kullanımdan düştü. Birçok sözcük de eski anlamlarını yitirdi."
"Sunu" yazısı şöyle bitiyor:
"Türk Dil Kurumu, büyük kurucusu Atatürk'ün büyük Söylev'ini genç Atatürkçülere sunmakla kutsal bir ödev yaptığına inanmaktadır."
Atatürk'ün kaleme aldığı Nutuk'un dili eski yazımızın düz yazı dilinin en güzel, en canlı örneklerinden biridir. Kitabın son sayfalarındaki "Gençliğe Hitabe" bir başyapıt niteliği taşır.
Söylev'de kavramlar ve tanımlamalar hayranlık uyandırıyor.
Örneğin Atatürk Hakkâri Milletvekili Mazhar Müfit Kansu'ya çektiği telgrafta "Meclisi Alî Millî" sözlerine yer veriyor. (s. 283) Nutuk'un çevirisinde "Yüce Millet Meclisi" diye çevrilmiş. "Yüce Ulusal Meclis" diye çevrilmemiş.
Nutuk'ta çok zarif ifadeler dikkat çekiyor:
Söylev'deki "Meclisi Âli Millî" (Yüce Ulusal Meclis)'den ilham alarak Mecliste'ki "Hâkimiyet Milletindir" sözlerini ele almak istiyoruz. 30 Kasım 1925 tarihinde TBMM kürsüsünün arkasındaki duvara ''Hâkimiyet Milletindir'' yazılı levha asıldı. Sadeleştirilmiş anlamı "Egemenlik, kayıtsız şartsız Milletindir" biçimindeki bu ilke,TBMM'de kürsünün arkasındaki duvarda tamamı büyük harflerle yazılıdır ve "Türk Milleti" adına Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluşunu ilân eden Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin temel dayanağını oluşturmaktadır. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 6. maddesi bu cümle ile başlar. Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin kurulmasında önderlik yapan Kemal Atatürk'e ait “Hâkimiyet bilâ kayd-u şart Milletindir.” sözünün günümüz Türkçesi ile söylenişidir. Türk Milleti olarak kullanılan ifadenin yerine kısaltmalı söyleyiş olarak kullanılan "Milletindir" ifadesi büyük harfle yazılır. Yüce Millet Meclisin kurulduğu günden beri Türkiye Cumhuriyeti'nin ulusal egemenliğinin sağlaması yolunda yaptığı yasalar bu temel ilkeden hareketle ortaya çıkmıştır.
Türkçe "Ulus", Arapça "Millet" sözleri, egemenliğin tek meşru kaynağı ve sahibini işaret etmektedir. "Egemenlik", bir ulusun/milletin, bir devletin ülke üzerinde sahip olduğu tüm yetkilerdir, hür olmak, yetki sahibi olmak ve hâkimiyet anlamlarına gelir. Bir milletin tam anlamıyla özgür ve bağımsız olabilmesi için ulusal egemenliğe sahip olması gerekir. Toplumda hiçbir kimse, hiçbir zümre, hiçbir sınıf ya da grup, doğrudan üstün emretme gücüne sahip olamaz. Toplumda üstün emretme gücünün tek kaynağı ve tek sahibi milletin kendisidir. Millet iradesi, fertlerin iradelerinin bir araya gelmesinden ve kaynaşmasından oluşmaktadır. Millî egemenlik, milletin bölünmez iradesini temsil eder. Mustafa Kemal Atatürk'ün "kayıtsız şartsız" ifadesiyle kastettiği ve "kayıtsız, şartsız" tabiriyle belirttiği anlam; egemenliğin bir zerresini, sıfatı, ismi ne olursa olsun, hiçbir makama vermemek, verdirmemek demektir. Atatürk bu konudaki şu sözleri çok önemlidir: "Kuvvet birdir ve o milletindir. Bugün bütün cihanın milletleri yalnız bir egemenlik tanırlar: Millî Egemenlik.
Milletten alınan gücü esas kabûl eden ve Türk Milleti’nin bağımsızlık mücadelesine önderlik eden Mustafa Kemal’e göre Kongreler ve Meclis demek, "ulus" demekti. Bu amaçla 1919’da Samsun’dan başlattığı halk hareketinin ardından gerçekleştirdiği Amasya Genelgesi, Erzurum ve Sivas Kongreleri ile halkın birlikte mücadele iradesini ortaya koyan Atatürk bu konudaki parolasını Amasya Bildirisi ile ifade etmiştir. 1919 Amasya Bildirisi ile ilân olunan, "Milletin istiklâlini yine milletin azim ve kararı kurtaracaktır" parolası, Erzurum Kongresi'nde Sivas Kongresi'nde de benimsenmiş ve Büyük Millet Meclisi'nin kuruluşunun temel dayanağı olmuştur. Bu ilke, niçin bağımsızlık savaşına girişildiği ve son durumun ne olduğunu halka ve dünya kamuoyuna duyurmak için kurulan "İrade-i Milliye", "Hâkimiyet-i Milliye" gazetelerinin isimlerinde de yer aldı.
Mustafa Kemal’in Anadolu’da toplanmasını istemesine karşın, 12 Ocak 1920’de İstanbul’da toplanan Meclis, Erzurum ve Sivas Kongreleri’nin esaslarını "Misak-ı Millî" ilkesi doğrultusunda kabul ve ilân etmiştir. Bu ilke, 23 Nisan 1920'de TBMM'nin açılması ile hayata geçmiştir ve 20 Ocak 1921'de kabul edilen Teşkilât-ı Esasîye Kanunu ile resmiyet kazanmıştır.
"HÂKİMİYET MİLLETİNDİR"
I. Meclis Binasının duvarına asılan “Hâkimiyet Milletindir” levhası Hattat Mehmed Hulusi Yazgan tarafından Osmanlı Türkçesi ile yazılmıştır. Yüce Millet Meclisi, 23 Nisan 1920'de Sinop Milletvekili Şerif Beyin açış konuşmasıyla açıldı. Böylece "egemenlik" Milletin eline geçti. Bu kısa konuşmanın son cümleleri şöyledir;
“Milletimizin dahili ve harici istiklâl-i tam dahilinde mukadderatını bizzat deruhte ve idare etmeye başladığını bütün cihana ilân ederek Büyük Millet Meclisi’ni açıyorum.”
Meclis'in açılışındaki bu ilke, 20 Ocak 1921'de kabul edilen Teşkilatı Esasiye Kanununun ilk maddesini oluşturdu.
Madde 1- f1. (Özgün hali) Hâkimiyet bilâ kaydü şart milletindir. İdare usulü halkın mukadderatını bizzat ve bilfiil idare etmesi esasına müstenittir.
(Değişik : 29.10.1339 (1923) – 364 sayılı kanun) Hâkimiyet, bilâ kaydü şart Milletindir. İdare usulü halkın mukadderatını bizzat ve bilfiil idare etmesi esasına müstenittir. Türkiye Devletinin şekli Hükümeti, Cumhuriyettir.
20 Nisan 1924 tarihli Teşkilatı Esasiye Kanunu'nda ise egemenlik esası, Üçüncü Madde'de belirtildi.
Madde 3- Hâkimiyet bilâ kaydü şart Milletindir.
10 Ocak 1945 tarihli 4695 kanun sayılı Anayasa'da Üçüncü Madde ‘de yer alan hükümle Hakimiyet bila kaydü şart Milletindir ibaresinin, Egemenlik kayıtsız şartsız Milletindir Türkçeleştirilmesi sağlanarak dönüşümünü tamamladı. 9 Temmuz 1961 Anayasasında bu kavram, düzenlemenin Egemenlik başlığı altındaki 4. Maddesinde yer aldı.
Madde 4- Egemenlik kayıtsız şartsız Türk Milletinindir. Millet, egemenliğini, Anayasanın koyduğu esaslara göre, yetkili organlar eliyle kullanır. Egemenliğin kullanılması, hiçbir suretle belli bir kişiye, zümreye veya sınıfa bırakılamaz. Hiçbir kimse veya organ, kaynağını Anayasadan almayan bir devlet yetkisi kullanamaz.
18 Ekim 1982 Anayasası'nda ise "Egemenlik" başlıklı 6. Maddede yer aldı. Maddenin tamamı aynen şu şekildedir: “Egemenlik, kayıtsız şartsız Milletindir". Türk Milleti, egemenliğini, Anayasa'nın koyduğu esaslara göre, yetkili organları eliyle kullanır. Egemenliğin kullanılması, hiçbir surette hiçbir kişiye, zümreye veya sınıfa bırakılamaz. Hiçbir kimse veya organ kaynağını Anayasa'dan almayan bir Devlet yetkisini kullanamaz.”
Kapsamı: Türkiye Cumhuriyeti Devleti, ulusal sınırları içinde bir “ulus devlet”tir. Bu sınırlar, Kurtuluş Savaşı'nın ardından “Misâk-ı Millî” ile tespit edilen vatan topraklarının bütününü ifade eder. Birinci Meclis’in temeli; “Müdafaa-i Hukuk”tur. Müdafaa-i Hukuk’un özü ise “Ulusal Egemenlik ve Tam Bağımsızlık”tır. Tam bağımsızlık, Kuvâ-yi Millîye anlayışı ile ruh bulur. “Ulusal Güçler” demek olan Kuvâ-yi Millîye ise Türk Milleti’nin onurunu temsil eder.
Anasayfa
Yazarlar
Nevin Balta-Araştırmacı Yazar
Yazı Detayı
Bu yazı 26 kez okundu.
"HÂKİMİYET MİLLETİNDİR"
Nutuk'un çevirisi 1963'te Türk Dil Kurumu tarafından yapıldı. Dr. Mehmet Tuğrul, Salah Birsel, Cahit Öztelli çevirmiş ve kitabın ikinci cildinde Hamdi Olcay çalışmalara katılmış. TDK, Söylev çevirisi için yazdığı "Sunu"da çeviri gerekçesini şöyle açıklar; "Öyle ki, artık bugünün genç kuşakları, kendileri için en önemli bir ışık ve güç kaynağı olan bu büyük Söylev'i gereği gibi anlayamıyorlar. Çünkü Söylev'deki birçok sözcük bugün kullanımdan düştü. Birçok sözcük de eski anlamlarını yitirdi."
"Sunu" yazısı şöyle bitiyor:
"Türk Dil Kurumu, büyük kurucusu Atatürk'ün büyük Söylev'ini genç Atatürkçülere sunmakla kutsal bir ödev yaptığına inanmaktadır."
Atatürk'ün kaleme aldığı Nutuk'un dili eski yazımızın düz yazı dilinin en güzel, en canlı örneklerinden biridir. Kitabın son sayfalarındaki "Gençliğe Hitabe" bir başyapıt niteliği taşır.
Söylev'de kavramlar ve tanımlamalar hayranlık uyandırıyor.
Örneğin Atatürk Hakkâri Milletvekili Mazhar Müfit Kansu'ya çektiği telgrafta "Meclisi Alî Millî" sözlerine yer veriyor. (s. 283) Nutuk'un çevirisinde "Yüce Millet Meclisi" diye çevrilmiş. "Yüce Ulusal Meclis" diye çevrilmemiş.
Nutuk'ta çok zarif ifadeler dikkat çekiyor:
Söylev'deki "Meclisi Âli Millî" (Yüce Ulusal Meclis)'den ilham alarak Mecliste'ki "Hâkimiyet Milletindir" sözlerini ele almak istiyoruz. 30 Kasım 1925 tarihinde TBMM kürsüsünün arkasındaki duvara ''Hâkimiyet Milletindir'' yazılı levha asıldı. Sadeleştirilmiş anlamı "Egemenlik, kayıtsız şartsız Milletindir" biçimindeki bu ilke,TBMM'de kürsünün arkasındaki duvarda tamamı büyük harflerle yazılıdır ve "Türk Milleti" adına Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluşunu ilân eden Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin temel dayanağını oluşturmaktadır. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 6. maddesi bu cümle ile başlar. Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin kurulmasında önderlik yapan Kemal Atatürk'e ait “Hâkimiyet bilâ kayd-u şart Milletindir.” sözünün günümüz Türkçesi ile söylenişidir. Türk Milleti olarak kullanılan ifadenin yerine kısaltmalı söyleyiş olarak kullanılan "Milletindir" ifadesi büyük harfle yazılır. Yüce Millet Meclisin kurulduğu günden beri Türkiye Cumhuriyeti'nin ulusal egemenliğinin sağlaması yolunda yaptığı yasalar bu temel ilkeden hareketle ortaya çıkmıştır.
Türkçe "Ulus", Arapça "Millet" sözleri, egemenliğin tek meşru kaynağı ve sahibini işaret etmektedir. "Egemenlik", bir ulusun/milletin, bir devletin ülke üzerinde sahip olduğu tüm yetkilerdir, hür olmak, yetki sahibi olmak ve hâkimiyet anlamlarına gelir. Bir milletin tam anlamıyla özgür ve bağımsız olabilmesi için ulusal egemenliğe sahip olması gerekir. Toplumda hiçbir kimse, hiçbir zümre, hiçbir sınıf ya da grup, doğrudan üstün emretme gücüne sahip olamaz. Toplumda üstün emretme gücünün tek kaynağı ve tek sahibi milletin kendisidir. Millet iradesi, fertlerin iradelerinin bir araya gelmesinden ve kaynaşmasından oluşmaktadır. Millî egemenlik, milletin bölünmez iradesini temsil eder. Mustafa Kemal Atatürk'ün "kayıtsız şartsız" ifadesiyle kastettiği ve "kayıtsız, şartsız" tabiriyle belirttiği anlam; egemenliğin bir zerresini, sıfatı, ismi ne olursa olsun, hiçbir makama vermemek, verdirmemek demektir. Atatürk bu konudaki şu sözleri çok önemlidir: "Kuvvet birdir ve o milletindir. Bugün bütün cihanın milletleri yalnız bir egemenlik tanırlar: Millî Egemenlik.
Milletten alınan gücü esas kabûl eden ve Türk Milleti’nin bağımsızlık mücadelesine önderlik eden Mustafa Kemal’e göre Kongreler ve Meclis demek, "ulus" demekti. Bu amaçla 1919’da Samsun’dan başlattığı halk hareketinin ardından gerçekleştirdiği Amasya Genelgesi, Erzurum ve Sivas Kongreleri ile halkın birlikte mücadele iradesini ortaya koyan Atatürk bu konudaki parolasını Amasya Bildirisi ile ifade etmiştir. 1919 Amasya Bildirisi ile ilân olunan, "Milletin istiklâlini yine milletin azim ve kararı kurtaracaktır" parolası, Erzurum Kongresi'nde Sivas Kongresi'nde de benimsenmiş ve Büyük Millet Meclisi'nin kuruluşunun temel dayanağı olmuştur. Bu ilke, niçin bağımsızlık savaşına girişildiği ve son durumun ne olduğunu halka ve dünya kamuoyuna duyurmak için kurulan "İrade-i Milliye", "Hâkimiyet-i Milliye" gazetelerinin isimlerinde de yer aldı.
Mustafa Kemal’in Anadolu’da toplanmasını istemesine karşın, 12 Ocak 1920’de İstanbul’da toplanan Meclis, Erzurum ve Sivas Kongreleri’nin esaslarını "Misak-ı Millî" ilkesi doğrultusunda kabul ve ilân etmiştir. Bu ilke, 23 Nisan 1920'de TBMM'nin açılması ile hayata geçmiştir ve 20 Ocak 1921'de kabul edilen Teşkilât-ı Esasîye Kanunu ile resmiyet kazanmıştır.
"HÂKİMİYET MİLLETİNDİR"
I. Meclis Binasının duvarına asılan “Hâkimiyet Milletindir” levhası Hattat Mehmed Hulusi Yazgan tarafından Osmanlı Türkçesi ile yazılmıştır. Yüce Millet Meclisi, 23 Nisan 1920'de Sinop Milletvekili Şerif Beyin açış konuşmasıyla açıldı. Böylece "egemenlik" Milletin eline geçti. Bu kısa konuşmanın son cümleleri şöyledir;
“Milletimizin dahili ve harici istiklâl-i tam dahilinde mukadderatını bizzat deruhte ve idare etmeye başladığını bütün cihana ilân ederek Büyük Millet Meclisi’ni açıyorum.”
Meclis'in açılışındaki bu ilke, 20 Ocak 1921'de kabul edilen Teşkilatı Esasiye Kanununun ilk maddesini oluşturdu.
Madde 1- f1. (Özgün hali) Hâkimiyet bilâ kaydü şart milletindir. İdare usulü halkın mukadderatını bizzat ve bilfiil idare etmesi esasına müstenittir.
(Değişik : 29.10.1339 (1923) – 364 sayılı kanun) Hâkimiyet, bilâ kaydü şart Milletindir. İdare usulü halkın mukadderatını bizzat ve bilfiil idare etmesi esasına müstenittir. Türkiye Devletinin şekli Hükümeti, Cumhuriyettir.
20 Nisan 1924 tarihli Teşkilatı Esasiye Kanunu'nda ise egemenlik esası, Üçüncü Madde'de belirtildi.
Madde 3- Hâkimiyet bilâ kaydü şart Milletindir.
10 Ocak 1945 tarihli 4695 kanun sayılı Anayasa'da Üçüncü Madde ‘de yer alan hükümle Hakimiyet bila kaydü şart Milletindir ibaresinin, Egemenlik kayıtsız şartsız Milletindir Türkçeleştirilmesi sağlanarak dönüşümünü tamamladı. 9 Temmuz 1961 Anayasasında bu kavram, düzenlemenin Egemenlik başlığı altındaki 4. Maddesinde yer aldı.
Madde 4- Egemenlik kayıtsız şartsız Türk Milletinindir. Millet, egemenliğini, Anayasanın koyduğu esaslara göre, yetkili organlar eliyle kullanır. Egemenliğin kullanılması, hiçbir suretle belli bir kişiye, zümreye veya sınıfa bırakılamaz. Hiçbir kimse veya organ, kaynağını Anayasadan almayan bir devlet yetkisi kullanamaz.
18 Ekim 1982 Anayasası'nda ise "Egemenlik" başlıklı 6. Maddede yer aldı. Maddenin tamamı aynen şu şekildedir: “Egemenlik, kayıtsız şartsız Milletindir". Türk Milleti, egemenliğini, Anayasa'nın koyduğu esaslara göre, yetkili organları eliyle kullanır. Egemenliğin kullanılması, hiçbir surette hiçbir kişiye, zümreye veya sınıfa bırakılamaz. Hiçbir kimse veya organ kaynağını Anayasa'dan almayan bir Devlet yetkisini kullanamaz.”
Kapsamı: Türkiye Cumhuriyeti Devleti, ulusal sınırları içinde bir “ulus devlet”tir. Bu sınırlar, Kurtuluş Savaşı'nın ardından “Misâk-ı Millî” ile tespit edilen vatan topraklarının bütününü ifade eder. Birinci Meclis’in temeli; “Müdafaa-i Hukuk”tur. Müdafaa-i Hukuk’un özü ise “Ulusal Egemenlik ve Tam Bağımsızlık”tır. Tam bağımsızlık, Kuvâ-yi Millîye anlayışı ile ruh bulur. “Ulusal Güçler” demek olan Kuvâ-yi Millîye ise Türk Milleti’nin onurunu temsil eder.
Ekleme
Tarihi: 12 Ağustos 2026 -Çarşamba
"HÂKİMİYET MİLLETİNDİR"
Yazıya ifade bırak !
Bu yazıya hiç ifade kullanılmamış ilk ifadeyi siz kullanın.
Okuyucu Yorumları
(0)
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.
