Özellikle okul öncesi ve ilkokul çağındaki çocuk resimlerine bakmak, bazen müthiş bir tabloya bakmak kadar keyif verir. Canlı renkler, sınırsız hayal gücü ve yalın bir anlatım sunarlar.
Üniversite yıllarımda sevgili hocam Merih Ercan‘ın “Çocuk Resimlerini Anlamak” konulu bir seminerini hatırlıyorum; beni öyle bir içine almıştı ki, hiç sıkılmadan sonuna kadar dinlemiştim. Sonrasında Haluk Yavuzer'in “Resimleriyle Çocuk” kitabını okumuş; hem etkilenmiş hem de çok öğretici bulmuştum. Bu kitabı ilgilenenler için şiddetle tavsiye ederim.
Resim; çocuğun kendini sınırlamadığı, hatta henüz sınırlamayı öğrenmediği ve hatta hedef kitlesinin hiçbir zaman yetişkinler olmadığı bir alandır. Bu yüzden çocukların yaptığı resimler çok daha özgün ve onun dünyasını anlamak adına çok önemlidir. Öyle önemlidir ki; ailenin veya öğretmenlerinin yapacağı müdahale ya da yanlış bir eleştiri yaratıcılığını olumsuz yönde etkileyebilir. Onların resimlerinde sınırlar, kurallar yoktur. Bulutlar kırmızı, kediler de yeşil olabilir ya da gündüz vakti gökyüzünde yıldızlar da güneş gibi parlayabilir.
Resimlerindeki kalın ve vurgulu çizgiler; genellikle aşırı enerji yüklü bazen öfkeli ruh durumu ile ilişkilendirilirken, soluk ve kesik ya da ince çizgiler; utangaç, çekingen olduğunu yansıtabilir. Başın büyük çizilmesi; yeteneklerinin ve zekasının farkında olduğunu anlatırken, kafanın normalden çok küçük çizilmesi; yetenek yelpazesini yetersiz hissetmesi ile ilgili olabilmektedir. Ağız çiziminin hiç olmaması; iletişim sorunlarına dikkat çeker. Göz çizimi ise; dış dünyayı algılama, öğrenme tutkusu, korku ya da kaygıya yönelik içsel anlatımı belirler. Düşünsenize, bir çocuk tüm içsel dünyasını çizgi ve renklerle anlatmaya çalışırken, sizin yapacağınız bir kıyaslama, eleştiri ya da baskı onu ne kadar derinden etkileyecektir. Maalesef bunu en çok yapan da aile, arkadaş ya da okul çevresi olmaktadır. Sevgi ya da dışlanmışlık, en çok aile çizimlerinde göze çarpar. Çocuk, hissettiği duygulara göre resimde kendini konumlandırır, aile içinde en çok sözü geçen kişiyi de en büyük figür olarak gösterir.
Çocuk asla durağan bir varlık olmadığı gibi, bizim anladığımız anlamda sanat, çocuğun algıladığı bir kavram da değildir. Onların resimlerinde, düşünme dillerinin yansımasını görürüz.
Tüm bunların yanında çocuğun yaptığı çizim hakkında yorum yapılırken, diğer göstergeler de ele alınmalı, önyargı ile yaklaşılmamalı ve uzman değerlendirmesine başvurulmalıdır.
Son olarak Pablo Picasso'nun o meşhur sözünü hatırlatmak isterim; “Rafael gibi resim yapabilmek 4 senemi aldı, bir çocuk gibi resim yapabilmek ise bütün ömrümü.”
Sanatla kalın, sevgiyle kalın.
