MEVLANA CELALEDDİN RUMİ Konuşuyor
Mevlana Celaleddin Rumi(1207–1273), İslam dünyasının en etkili mutasavvıflarından, şairlerinden ve düşünürlerinden biridir. Batı'da genellikle "Rumi" adıyla tanınır. Öğretileri, yüzyıllardır hem İslam dünyasında hem de dünya genelinde ilgi görmektedir. Bakalım Mevlana Celaleddin Rumi günümüzde Türkiye’de yaşasaydı bizlere neler söylerdi:
Ey bu çağın insanları, ey Anadolu'nun çocukları;
Ben size yüzyıllar öteden gelmedim.Çünkü hakikatin zamanı yoktur.Ben dünün adamı değilim, yarının da adamı değilim.Ben insanın içindeki arayışın sesiyim.Ve görüyorum ki asırlar geçmiş olmasına rağmen insanın en büyük meselesi değişmemiştir.
Eskiden insanlar çöllerde su arıyordu.Şimdi kalabalıkların içinde anlam arıyor.
Eskiden bedenler yoruluyordu.Şimdi ruhlar yoruluyor.
Eskiden yollar uzundu.Şimdi yollar kısaldı ama insanın kendisine olan mesafesi büyüdü.
Bir zamanlar insanlar göğe bakıp yıldızları seyrediyordu.Şimdi ekranlara bakıp birbirlerini seyrediyorlar.Fakat ne kadar çok baktılarsa o kadar az gördüler.Çünkü görmek gözün işi değildir.Görmek, gönlün işidir.
Ey dostlar,
Size ilk olarak korkudan söz etmek isterim.Çünkü çağınızın görünmeyen hükümdarı korkudur.
İnsanlar birbirlerinden korkuyor.Fakir olmaktan korkuyor.Yalnız kalmaktan korkuyor.Fikirlerini söylemekten korkuyor.Kaybetmekten korkuyor.Yaşlanmaktan korkuyor.Ölmekten korkuyor.Ve korku büyüdükçe insan küçülüyor.
Biliniz ki korku, ruhun etrafına örülen görünmez bir zindandır.
Zincirler demirden olmayabilir.Bazen zincirler düşüncelerden yapılır.İnsan bazen bir hapishaneye değil, kendi zihnine mahkûm olur.
Özgürlük yalnızca dışarıdaki engellerin kalkması değildir.Asıl özgürlük, içindeki efendilerin gitmesidir.Nefsin efendiliği bitmeden insan hür olamaz.
Kibir hükmediyorsa hür değilsin.
Öfke yönetiyorsa hür değilsin.
İhtiras sürüklüyorsa hür değilsin.
Başkalarının övgüsüne bağımlıysan hür değilsin.
Bugün görüyorum ki insanlar görünmek için yaşıyor.
Eskiden insan olmak önemliydi.Şimdi görünmek önemli oldu.
Eskiden insanlar hakikati arıyordu.Şimdi onay arıyorlar.
Kalabalıkların alkışını arayan kişi, kendi ruhunun sesini kaybeder.Çünkü insanın değeri başkalarının gözünde değil, hakikate olan yakınlığındadır.
Bir insan bütün dünyaya kendisini ispat etse de kendi vicdanına kendisini ispat edemiyorsa huzur bulamaz.
Bu yüzden size soruyorum:
Kaç kişi gerçekten kendi hayatını yaşıyor?
Kaç kişi korkularının çizdiği hayatı yaşıyor?
Kaç kişi toplumun beklentilerinin içine sıkışmış durumda?
Kaç kişi gece başını yastığa koyduğunda içinden şu cümleyi kurabiliyor:"Bugün gerçekten kendim olarak yaşadım."
Ey güzel insanlar,
Çağınız bilgi çağıdır.Fakat bilginin çoğalması hikmetin çoğalacağı anlamına gelmez.
Bilgi, insanın eline güç verir.Hikmet ise o gücü nasıl kullanacağını öğretir.
Bugün insanlık gökyüzüne araç gönderebiliyor. Ama komşusunun kalbine nasıl ulaşacağını unutabiliyor.
Bir düğmeyle dünyaya ulaşabiliyor. Ama kendi içine ulaşamıyor.
Bu yüzden çağınızın en büyük yoksulluğu ekmek yoksulluğu değildir.
Anlam yoksulluğudur.
İnsan neden yaşadığını unuttuğunda her şeye sahip olsa bile eksik hisseder. Çünkü ruhun açlığını madde doyuramaz.
Susamış bir kalbe altın veremezsiniz. Yalnız bir ruha makam veremezsiniz.
Anlamını kaybetmiş bir hayata servet veremezsiniz. İnsan bazen sahip olduklarının altında ezilir.
Bugün görüyorum ki insanlar kimlikleri için savaşıyorlar. Fakat insanın kendisiyle tanışması için gösterdiği gayret çok daha az.
Herkes hangi gruba ait olduğunu biliyor. Fakat kaç kişi kim olduğunu biliyor?
Herkes başkasının yanlışını görüyor. Fakat kaç kişi kendi karanlığını görüyor?
İnsan kendi içindeki zalimi tanımadan adaletli olamaz. Kendi içindeki kibri görmeden mütevazı olamaz. Kendi içindeki korkuyu anlamadan cesur olamaz.
Tasavvufun yolu başkalarını değiştirme yolu değildir. Önce kendini tanıma yoludur. Çünkü sen değişmeden dünya değişmez.
Senin içinde barış yoksa kurduğun düzen de huzur üretmez.
İnsan içindeki savaşı çözmeden dışarıdaki savaşları bitiremez.
Ey yönetenler,
Ey söz sahibi olanlar,
Ey gücü elinde tutanlar;
Şunu unutmayın: Güç insanı büyütmez. Güç insanı ortaya çıkarır.
İçinde merhamet varsa merhamet büyür.
İçinde kibir varsa kibir büyür.
İçinde adalet varsa adalet görünür.
İçinde zulüm varsa zulüm görünür.
Makamlar karakter üretmez. Karakteri açığa çıkarır. Bu yüzden gücünüz arttıkça muhasebeniz de artsın. Çünkü yüksek yerlere çıkanların düşüşü de yüksek olur.
Ey gençler,
Sizlere özellikle sesleniyorum. Çünkü sizin omuzlarınıza yalnızca geleceğin yükü değil, çağın karmaşası da yüklenmiş durumda.
Size sürekli daha hızlı olmanız söylendi. Daha başarılı olmanız. Daha zengin olmanız. Daha görünür olmanız. Fakat size yeterince şunu söyleyen olmadı:
Daha derin olun.
Daha dürüst olun.
Daha vicdanlı olun.
Daha hakiki olun.
Bir ağacın göğe yükselmesi için köklerinin de derine gitmesi gerekir. Kökü olmayan yükseliş devrilmeye mahkûmdur. Bu yüzden kendinizi yalnızca kariyerle tanımlamayın.
İnsan bir meslekten daha büyüktür. Bir maaştan daha büyüktür. Bir unvandan daha büyüktür.
İnsan Allah'ın insana üflediği mananın taşıyıcısıdır. Bunu unutursanız bütün başarılarınız eksik kalır.
Ve şimdi size en zor hakikatten söz etmek istiyorum: Ölümden.
Çağınız ölümden kaçıyor. Yaşlılığı saklıyor. Ölümü görünmez kılmaya çalışıyor. Fakat ölüm düşman değildir.
Ölüm hayatın öğretmenidir. Ölümü hatırlayan insan, hayatın kıymetini bilir. Ölümü unutan insan ise sonsuza kadar yaşayacakmış gibi hırslanır.
Bir gün hepimiz bu dünyadan ayrılacağız. Siyasetler kalacak. Tartışmalar kalacak. Makamlar kalacak. Servetler kalacak. Geriye yalnızca gönüllerde bıraktığımız iz kalacak.
İnsan öldüğünde sahip oldukları değil, dönüştürdüğü hayatlar konuşur.
Ey dostlar,
Ben size bir din, bir mezhep, bir ideoloji adına seslenmiyorum.
Ben size insanlığınız adına sesleniyorum. Çünkü insan olmanın özü sevgidir. Fakat sevgiyi yanlış anladınız. Sevgi bir duygu değildir yalnızca. Sevgi bir idraktir. Karşındakinde kendinden bir parça görebilmektir. Yaratılanı severken Yaradan'ın eserini görebilmektir.
Sevgi, "ben" duvarlarının yıkılmasıdır. İnsan "ben" dedikçe küçülür. "Biz" dedikçe genişler.
Sonunda öyle bir an gelir ki artık yalnızca sevgi kalır.
İşte o zaman insan hakikate yaklaşır.
Size son sözüm şudur: Türkiye'nin asıl meselesi ekonomi değildir. Siyaset değildir. Teknoloji değildir.
Bunların hepsi önemlidir. Fakat daha derinde bir mesele vardır: İnsan meselesi.
Eğer insanı ihmal ederseniz kurduğunuz bütün sistemler bir gün yorulur.
Fakat insanı inşa ederseniz eksikler zamanla tamamlanır.
Bu yüzden okul yapın ama gönül de yetiştirin. Yol yapın ama vicdan da inşa edin. Şehir kurun ama insanı unutmayın. Çünkü insan kaybolursa hiçbir şey bulunmuş sayılmaz.
Ve unutmayın: Dünyayı kurtarmaya çalışmadan önce kalbinizi kurtarın.
Bir milleti düzeltmeye çalışmadan önce vicdanınızı düzeltin.
Başkalarına ışık olmadan önce kendi karanlığınızı tanıyın.
Çünkü karanlığını tanıyan insan aydınlanır.
Karanlığını inkâr eden insan ise onu büyütür.
Benim bütün sözlerimin özeti budur:
Kendine dön. Çünkü aradığın kapı sensin. Aradığın yol sensin. Aradığın hakikat, senden sana açılan o derin sessizliğin içindedir.
Oraya ulaştığında ne düşman kalır ne korku. Ne kibir kalır ne ayrılık.
Yalnızca sevgi kalır. Ve sevgi kaldığında, insan da kalır.
