Türkiye'de rüzgar enerjisi, sanayi ve enerji politikalarının merkezine yerleşiyor
Türkiye'de rüzgar enerjisi, sanayi ve enerji politikalarının merkezine yerleşiyor
Türkiye’de rüzgar enerjisi sektörü, artan kurulu güç, yerli üretim kapasitesi ve politika desteğiyle enerji dönüşümünün yanı sıra sanayi stratejisinin de ana bileşenlerinden biri haline geldi.
ANKARA (AA) - Küresel Rüzgar Enerjisi Konseyinin 2026 Küresel Rüzgar Raporu'nda, Türkiye'nin rüzgar enerjisinde kaydettiği ilerleme ve artan stratejik rolüne özel bir bölüm ayrıldı.
AA muhabirinin rapordan derlediği bilgilere göre, Türkiye'nin kurulu rüzgar gücü, 2025'te kaydedilen 2,1 gigavatlık rekor artışın ardından Ocak 2026 itibarıyla yaklaşık 16 gigavata ulaştı.
Almanya ve Türkiye’deki güçlü büyümenin katkısıyla Avrupa'da toplam 19,1 gigavat yeni rüzgar kapasitesi devreye alınırken, yıllık bazda yüzde 16 büyüme kaydedildi.
Türkiye Rüzgar Enerjisi Birliğinin (TÜREB) katkı sunduğu rapor bölümünde, rüzgar ve güneş enerjisinin toplam kurulu gücünün 40 gigavatı aştığı belirtildi.
Hükümetin 2035'e kadar 120 gigavatlık rüzgar ve güneş kapasitesine ulaşma hedefi doğrultusunda, her yıl 2 ila 2,5 gigavat rüzgar kapasitesinin devreye alınması gerektiği vurgulandı.
İklim diplomasisi ve ihracat hedefleri öne çıkıyorRapora göre, Marmara ve Ege bölgeleri rüzgar ekipmanı üretimi ve kurulum faaliyetlerinde öne çıkarken, düzenleyici reformlarla yatırım süreçlerinin daha öngörülebilir hale gelmesi sektöre ivme kazandırdı.
Bu gelişmeler, artan elektrik talebi, enerji güvenliği gereksinimleri ve yerli sanayi kapasitesinin güçlendirilmesi hedeflerine stratejik katkı sağlıyor.
Türkiye'nin Avrupa, Orta Asya ve Orta Doğu'ya yönelik ekipman ihracatını artırma hedefi de bu süreçte önem kazanıyor.
Ayrıca Türkiye'nin BM İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi 31. Taraflar Konferansı'na (COP31) ev sahipliği hazırlıkları, ülkenin iklim diplomasisindeki rolünü güçlendiriyor.
Sanayi entegrasyonu ve teknoloji dönüşümü hızlanıyorTürkiye, rüzgar enerjisinde yalnızca kapasite artıran bir pazar olmanın ötesine geçerek, uluslararası üreticiler ile yerli sanayinin entegre olduğu bir üretim merkezi haline geliyor.
Nordex ve Goldwind gibi küresel şirketlerin yatırımları, yerelleşme ve teknoloji geliştirme süreçlerini destekliyor.
Rüzgar enerjisinde büyüme, depolama teknolojileriyle entegre hibrit projelerle birlikte ilerlerken, Türkiye'de yaklaşık 15-16 gigavatlık depolama entegreli rüzgar projeleri için ön lisans verilmiş durumda bulunuyor.
Göktepe Rüzgar Santrali kapsamında planlanan 132 megavatsaatlik batarya sistemi, büyük ölçekli depolama uygulamalarının yaygınlaşmaya başladığını ortaya koyuyor.
Öte yandan Türkiye, deniz üstü rüzgar enerjisini de uzun vadeli hedefleri arasına aldı. 2035'e kadar 5 gigavat offshore kapasite hedeflenirken, potansiyelin önemli kısmının yüzer türbin teknolojisine uygun olduğu değerlendiriliyor.
Raporda, güncellenen destek mekanizmaları ve rekabetçi ihalelerle sektörün büyümesini sürdürmesinin beklendiği, rüzgar enerjisinin Türkiye’nin enerji dönüşümündeki stratejik rolünün giderek güçlendiği ifade edildi.
Muhabir: Gülşen Çağatay
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.
