44 gün süren İkinci Karabağ Savaşı Kasım 2020’de Azerbaycan’ın mutlak zaferi ile son bulmuş ve bölgedeki güç dengesinin yeniden şekillenmesine yol açmıştır. Rusya’nın Ermenistan ve Azerbaycan üzerindeki etkisi azalmıştır. Ermenistan Rusya ile olan bağlarını zayıflatmış, sınırlarını koruyan Rus Sınır Güvenlik Servisi unsurlarının görevinin sonlandırılmasını ve Azerbaycan hududunda Avrupa Birliği Gözlem Misyonu’nun görevlendirilmesini sağlamıştır. Öte yandan, Pakistan-Türkiye-Azerbaycan kardeşliğine karşı Hindistan-İran-Ermenistan üçlüsünün birlikteliği ortaya çıkmıştır. Fransa ve ABD, Ermenistan’daki diplomatik misyonlarını ve askeri işbirlikteliklerini geliştirmiştir. AB’nin 2025 yılında Kazakistan, Kırgızistan, Özbekistan ve Türkmenistan ile kapsamlı yatırım anlaşmaları imzalaması bölgeye olan ilgiyi artırmıştır. Diğer bir deyişle, Rusya’nın Güney Kafkasya’daki etkisinin azalmasıyla ortaya çıkan boşluk bölgeye yeni aktörlerin müdahil olması ile dolmuştur.
İkinci Karabağ Savaşı sonunda, Azerbaycan-Rusya-Ermenistan arasında imzalanan üçlü anlaşma bölgedeki ulaşım hatlarının açılmasını şart koşmuştur. Savaşı kazanan taraf olarak, Azerbaycan kendi toprağı olan Nahçıvan’a erişimi sağlayacak yaklaşık 43 km.lik ulaşım koridorunun açılmasını üçlü anlaşma gereği talep etmiştir. Bu hat açık tutulması gereken bölgedeki en önemli ulaşım hattıdır. Savaşı kaybeden taraf olmasına rağmen, Paşinyan Yönetimi koridoru açmamak için üçlü anlaşmanın imzalandığı 10 Kasım 2020’den itibaren zamana oynamıştır. Bu sayede, sadece koridorun açılması değil barış anlaşması içeriğinde kayıplarını minimize etme kazançlarını maksimize etme konusunda epey yol almıştır. İki ülke arasında çözülecek konuyu ABD, Avrupa Birliği (AB) ülkeleri, Hindistan gibi ülkelerin gündemine dahil etmeyi başarmıştır. Bu sayede, muzaffer Azerbaycan’ın haklı olarak istediği Barış Anlaşması’nın imzalanması ve Zengezur Koridoru’nun (Şekil-1) açılması sürecini altı yıl erteleyebilmiştir. Ermenistan bu süre zarfında masada kendisini destekleyecek bir aktör aramış ve bulmuştur. 8 Ağustos 2025’te Azerbaycan ve Ermenistan liderleri ABD Başkanı Trump’ın ev sahipliğinde görüşmüş ve Vaşington Bildirisi’ni imzalamıştır. Bildiri, Barış Anlaşması’na ve koridorun açılmasına yönelik atılan en somut adım olmuştur.
Azerbaycan ve Ermenistan arasında barış anlaşması imzalanmadığı takdirde bölgedeki karşılıklı güvenin tesis edilemeyeceği aşikardır. Öte yandan, Zengezur Koridoru şeklinde anılmasından rahatsız olduğu anlaşılan Ermenistan Yönetimi’nin bu koridora Trump Uluslararası Barış ve Refah Yolu (Trump Route for International Peace and Prosperity-TRIPP) adı vermek suretiyle ABD’yi bölgeye davet ve koridora ortak etmek istediği anlaşılmıştır. Ocak 2026’da yapılan açıklamalara göre koridorun işletilmesi için kurulacak şirketin çoğunluk hisseleri ABD’ye (% 74), kalanı Ermenistan’a (% 26) ait olacaktır. Bahsedilen hat geçmişte Azerbaycan’ın toprağı olan ancak şu anda Ermenistan sınırları içinde kalan yaklaşık 43 km genişliğindeki bir bölüm için geçerlidir. İlginçtir ki, ulaşım koridorunun büyük kısmı Azerbaycan topraklarında yer aldığı uluslararası basında göz ardı edilmektedir. Tüm kontrol sanki Ermenistan’ın elinde imiş gibi bir görüntü verilmektedir.
Ermenistan, Azerbaycan hududunda görev yapmak üzere Zengezur Koridoru’nu etkileyen bölgeye AB gözlem misyonunu davet etmiştir. Öte yandan, Türkiye-Azerbaycan-Pakistan kardeşliğine karşı Hindistan ile savunma konusunda işbirliği başlatmıştır. Bu birlikteliğe İran’ın dahil olmasıyla Hindistan-İran-Ermenistan üçlüsü ortaya çıkmıştır. İlginç şekilde, Azerbaycan-İsrail ilişkisi göz önüne alındığında Ermenistan’ın Suudi Arabistan ile diplomatik ilişki kurmaya çalışması dikkat çekicidir. Suudilerin Ermenistan açılımını sadece İran karşıtlığına dayandırmak yüzeysel bir değerlendirme olur. Sonuçta, tüm bu ilişkiler yumağının Ermenistan’ın kendi bekasına olduğu kadar büyük bir amaca hizmet ettiği değerlendirilmektedir. Anlaşılan odur ki, aktör sayısı arttıkça Zengezur Koridoru’nun açılması, işletilmesi ve faydanın paylaşılması konusunda sancılar artacaktır. Ermenistan muhtemelen zamana yayarak Azerbaycan’ın haklı isteklerini törpülemek istemektedir. Ancak, kaybedilen zamanın Ermenistan ekonomisi lehine olmadığı da aşikardır.
Paşinyan ve destekçileri haricinde kalan Ermenistan’ın bu koridora henüz hazır olmadığı görülmektedir. Dışa göç veren ve beka sorunu yaşayan Ermenistan’ın kaderinin, kendisinin yer almadığı masalarda tartışıldığı aşikardır. Bu durumun oluşmasında Ermenistan yönetiminin çok yönlü politik hamlelerinin etkisi söz konusudur. Az sayıda Rus üssüne ev sahipliği yapan Ermenistan, diasporaları (Ermeni lobileri) marifetiyle Fransa, Kanada ve ABD’den de destek almaktadır. Ancak, Ermeni lobileri ve Eçmiyazin Katolikosluğu Ermenistan’ın hayrından ziyade kendi iyiliklerini gözetmektedir. Paşinyan yönetiminin Ermenistan halkı ve ülkesi için yürüttüğü siyaset, Ermeni lobilerinin ve Ermeni Kilisesi’nin menfaatlerine ters olduğu için aralarında ayrılık kaçınılmaz olmuştur.
Paşinyan’ın önündeki bir diğer engel İran’dır. İran'ın Ermenistan Büyükelçisi Şogolami'nin 8 Temmuz 2026'da “Tahran'ın sınırlarının yakınındaki bir ABD varlığına ilişkin endişelerinin meşru olduğunu” belirtmesi, Paşinyan’ın İran’ı ikna etmesi gerektiğini göstermektedir. Bunun üzerine, Paşinyan, “İran, Rusya, Gürcistan, Azerbaycan, Türkiye, Avrupa Birliği, Orta Asya ülkeleri ve Çin ile çalışmayı sürdüreceğiz; çünkü bu küresel bir projedir ve uygulamasına bir an önce başlamak istiyoruz. Sahadaki ilk çalışmaların bu sonbahar gibi erken bir tarihte başlamasını umuyorum. TRIPP projesinin hayata geçirilmesiyle Basra Körfezi'nden Karadeniz'e uzanan bir demiryolu bağlantısı açacağız; bu da Ermenistan ile İran arasındaki ticari ve ekonomik fırsatları önemli ölçüde genişletecek. Bu durum aynı zamanda İran İslam Cumhuriyeti'nin ticari ve ekonomik imkanlarını da büyük ölçüde artıracaktır. TRIPP projesinin uygulanması samimi olarak ve doğrudan İran'ın çıkarlarına hizmet etmektedir” açıklamasını yaptı. Halihazırda, Basra Körfezinden Türkiye sınırına ulaşan (demiryolu, karayolu, enerji ve iletişim nakil hatlarından oluşan) ve Uzakdoğu, Güney Asya ve Körfez Ülkeleri ile Avrupa arasında bir köprü oluşturmayı hedefleyen ve Türk basınında “Kalkınma Yolu” olarak yer alan projenin varlığı, Paşinyan’ın açıklamasının arkasında ne olduğunu düşündürmektedir. Öte yandan, adında “Trump” geçen TRIPP koridoru marifetiyle, Trump Yönetimi’nin mevcut İran Yönetimi’ne gelir getirecek bir yetenek kazandırması mümkün değildir. Paşinyan’ın açıklamasının İran’ı ikna etme çabası olduğu düşünülse de gelecek planlamalarına ilişkin ipucu verdiği göz ardı edilmemelidir. Bu nedenle, Paşinyan’ın yaklaşımları ve açıklamaları Türkiye ve Azerbaycan açısından sorgulanmalıdır.
Halihazırda, üzerinde mutabakat sağlandığı belirtilen Barış Antlaşması’nın imzalanması için Ermenistan’ın hukuki mevzuatında değişiklik yapması beklenmektedir. Barış Anlaşması Azerbaycan ve Ermenistan arasındaki barışı tesis ederken, Zengezur Koridoru’nun açılmasını da hızlandıracaktır. Ayrıca, Ermenistan Yönetimi’nin asılsız iddiaların sonlandırılmasına ilişkin somut adımlar atması Ermenistan halkı ile Türk milleti arasındaki münasebeti iyileştireceği gibi Ermenistan halkının refahına olumlu etki edecektir. Barış anlaşmasının yapılmasına ve koridorun güvenli şekilde açılmasına doğrudan katkı sağlayacaktır.
