Uzayda güç mücadelesi

Bilim-Teknoloji (Web Sitesi) - Web Sitesi | 22.02.2026 - 11:23, Güncelleme: 22.02.2026 - 11:23 99 kez okundu.
 

Uzayda güç mücadelesi

Uzayda güç mücadelesi
Almanya Savunma Bakanı Pistorius, uzay güvenliğine yönelik kapsamlı bir paket için 2030'a kadar 35 milyar euro ayıracaklarını söylemişti. Küresel güvenlik mimarisinin değişmesiyle birlikte uzay, artık yalnızca araştırma ve ticaret alanı olarak değil, ülkelerin ulusal güvenliği ve askeri caydırıcılığının temel unsurlarından biri olarak görülüyor. Alman Silahlı Kuvvetleri’nin (Bundeswehr) Siber ve Enformasyon Alanı Müfettişi Koramiral Dr. Thomas Daum’a göre uzay, artık başlı başına bir savaş alanı haline geldi. Bundeswehr hâlihazırda keşif ve haberleşme amaçlı sekiz ila on uydu işletiyor. Bunlar arasında radar tabanlı SAR-Lupe ve SARah sistemleri de bulunuyor. Ancak bu uydu filosunun artık teknolojik olarak eskidiği değerlendiriliyor. Daum, Münih Güvenlik Konferansı’nda Euronews’e yaptığı açıklamada, uyduların “karadaki sistemlerin işleyişi açısından hayati önemde” olduğunu ve kullanım alanlarının askeri çerçevenin çok ötesine geçtiğini söyledi. “Uydular devre dışı kalırsa bankamatikten para çekemezsiniz,” diyen Daum, uzaydaki sistemlerin saldırıya uğrama riskine dikkat çekti. Berlin’in yanıtı diğer savunma alanlarında olduğu gibi caydırıcılık. Almanya Savunma Bakanı Boris Pistorius, geçen eylül ayında 2030’a kadar yaklaşık 35 milyar euroluk yatırım sözü verdi. Bu bütçenin bir kısmı, yıl başından bu yana kullanılan “SPOCK” adlı uzay tabanlı keşif kapasitesine ayrıldı. Sistem, Finlandiyalı şirket Iceye ile Almanya merkezli Rheinmetall ortaklığında geliştirildi. Sentetik açıklıklı radar (SAR) teknolojisine dayanan uydu ağı, optik uyduların aksine her türlü hava koşulunda ve gece-gündüz görüntü alabiliyor. Böylece bulut örtüsü ya da karanlık fark etmeksizin yeryüzündeki hareketlilik izlenebiliyor. Daum’a göre uzayda caydırıcılık, kara, deniz ve hava alanlarındaki mantıkla aynı: Kapasite, niyet göstergesi anlamına gelir. Yörüngede faaliyet gösterebildiğinizi – ve müdahale edebildiğinizi – göstermek, karşı tarafın sistemlerinin erişilemez olmadığını ima eder. Bu, mutlaka uyduları fiziksel olarak imha etmek anlamına gelmiyor. Pratikte “kinetik olmayan” yöntemler daha yaygın. Örneğin optik keşif uydularının sensörleri yerden gönderilen yoğun ışıkla geçici olarak “kör edilebiliyor”. Bir başka yöntem ise yayını karıştırma (jamming): Haberleşme uydularına parazit sinyaller gönderilerek işlevleri zayıflatılabiliyor. Donanım sağlam kalırken etkinliği düşüyor. “Etkisi yerde hissedilir,” diyen Daum, bir keşif uydusunun birlik hareketlerini izleyememesi halinde bunun taktik avantaj sağlayacağını belirtti. Almanya, 2023’te ABD öncülüğündeki Artemis Accords anlaşmasına katılarak uzayda enkaz yaratmama ilkesini benimsedi. Bu nedenle fiziksel imhaya dayalı yöntemlerden kaçınılması gerektiği resmi politika olarak öne çıkıyor. Ancak Daum, “Bir sistemi yok edebilme kapasitesine sahip olmamız, bunu kullanacağımız anlamına gelmez,” diyerek caydırıcılığın cezalandırma tehdidi üzerinden de işlediğini vurguladı. Bu yaklaşımın, Almanya’nın uzay güvenliği stratejisinde siyasi bir karar gerektirebilecek olası değişiklikleri gündeme getirebileceğini ifade etti.  
Uzayda güç mücadelesi

Almanya Savunma Bakanı Pistorius, uzay güvenliğine yönelik kapsamlı bir paket için 2030'a kadar 35 milyar euro ayıracaklarını söylemişti.

Küresel güvenlik mimarisinin değişmesiyle birlikte uzay, artık yalnızca araştırma ve ticaret alanı olarak değil, ülkelerin ulusal güvenliği ve askeri caydırıcılığının temel unsurlarından biri olarak görülüyor.

Alman Silahlı Kuvvetleri’nin (Bundeswehr) Siber ve Enformasyon Alanı Müfettişi Koramiral Dr. Thomas Daum’a göre uzay, artık başlı başına bir savaş alanı haline geldi.

Bundeswehr hâlihazırda keşif ve haberleşme amaçlı sekiz ila on uydu işletiyor. Bunlar arasında radar tabanlı SAR-Lupe ve SARah sistemleri de bulunuyor. Ancak bu uydu filosunun artık teknolojik olarak eskidiği değerlendiriliyor.

Daum, Münih Güvenlik Konferansı’nda Euronews’e yaptığı açıklamada, uyduların “karadaki sistemlerin işleyişi açısından hayati önemde” olduğunu ve kullanım alanlarının askeri çerçevenin çok ötesine geçtiğini söyledi. “Uydular devre dışı kalırsa bankamatikten para çekemezsiniz,” diyen Daum, uzaydaki sistemlerin saldırıya uğrama riskine dikkat çekti.

Berlin’in yanıtı diğer savunma alanlarında olduğu gibi caydırıcılık. Almanya Savunma Bakanı Boris Pistorius, geçen eylül ayında 2030’a kadar yaklaşık 35 milyar euroluk yatırım sözü verdi. Bu bütçenin bir kısmı, yıl başından bu yana kullanılan “SPOCK” adlı uzay tabanlı keşif kapasitesine ayrıldı.

Sistem, Finlandiyalı şirket Iceye ile Almanya merkezli Rheinmetall ortaklığında geliştirildi. Sentetik açıklıklı radar (SAR) teknolojisine dayanan uydu ağı, optik uyduların aksine her türlü hava koşulunda ve gece-gündüz görüntü alabiliyor. Böylece bulut örtüsü ya da karanlık fark etmeksizin yeryüzündeki hareketlilik izlenebiliyor.

Daum’a göre uzayda caydırıcılık, kara, deniz ve hava alanlarındaki mantıkla aynı: Kapasite, niyet göstergesi anlamına gelir. Yörüngede faaliyet gösterebildiğinizi – ve müdahale edebildiğinizi – göstermek, karşı tarafın sistemlerinin erişilemez olmadığını ima eder.

Bu, mutlaka uyduları fiziksel olarak imha etmek anlamına gelmiyor. Pratikte “kinetik olmayan” yöntemler daha yaygın. Örneğin optik keşif uydularının sensörleri yerden gönderilen yoğun ışıkla geçici olarak “kör edilebiliyor”. Bir başka yöntem ise yayını karıştırma (jamming): Haberleşme uydularına parazit sinyaller gönderilerek işlevleri zayıflatılabiliyor. Donanım sağlam kalırken etkinliği düşüyor.

“Etkisi yerde hissedilir,” diyen Daum, bir keşif uydusunun birlik hareketlerini izleyememesi halinde bunun taktik avantaj sağlayacağını belirtti.

Almanya, 2023’te ABD öncülüğündeki Artemis Accords anlaşmasına katılarak uzayda enkaz yaratmama ilkesini benimsedi. Bu nedenle fiziksel imhaya dayalı yöntemlerden kaçınılması gerektiği resmi politika olarak öne çıkıyor.

Ancak Daum, “Bir sistemi yok edebilme kapasitesine sahip olmamız, bunu kullanacağımız anlamına gelmez,” diyerek caydırıcılığın cezalandırma tehdidi üzerinden de işlediğini vurguladı. Bu yaklaşımın, Almanya’nın uzay güvenliği stratejisinde siyasi bir karar gerektirebilecek olası değişiklikleri gündeme getirebileceğini ifade etti.

 

Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve ulusgazetesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.