Yönetmen Harun Korkmaz, tabii'de yayınlanan "Harman Yeri" dizisinin hikayesini anlattı
Yönetmen Harun Korkmaz, tabii'de yayınlanan "Harman Yeri" dizisinin hikayesini anlattı
TRT'nin uluslararası dijital platformu tabii'nin yeni dizisi "Harman Yeri"nin yönetmeni Harun Korkmaz, yağlı güreş geleneğini abartılı görsel efektlerden uzak, en doğal haliyle ekrana taşıdıkları yapımın ortaya çıkış hikayesini anlattı.
İSTANBUL (AA) - "Harman Yeri" dizisi, sevdiği kadın uğruna güreşi ve baba evini geride bırakan eski başpehlivan Hamza Bozbey'in yıllar sonra ata toprağına dönüşüyle başlayan bir yüzleşme hikayesini konu alıyor.
Kısa sürede tabii'nin en çok izlenen yapımları arasına giren, başrollerini Berk Oktay ile Gülsim Ali'nin paylaştığı dizide Burç Kümbetlioğlu, Levent Ülgen, İpek Tuzcuoğlu, Serhat Tutumluer ve Melis Kızılaslan da rol alıyor.
Gerçek başpehlivanların da yer aldığı yapımın yönetmenliğini Harun Korkmaz üstlenirken, Harun Korkmaz ile Necip Güleçer imzası taşıyan senaryoya Emine Koçak ve Hakan Güneri'nin de katkısı bulunuyor.
Yönetmen Korkmaz, AA muhabirine yaptığı açıklamada, yağlı güreşi yalnızca bir spor olarak değil, köklü bir kültür mirası olarak ekrana taşımayı amaçladıklarını söyledi.
Dizinin merkezinde aile, aidiyet ve mücadele temasının yer aldığına işaret eden Korkmaz, şöyle konuştu:
"Harman Yeri, aslında bir aile hikayesi, aile olabilme hikayesi. Aynı zamanda da bir mülkiyet mücadelesi. Merkezine de yağlı güreşleri alıyor. Aslına bakarsanız yağlı güreşlerin genel tabiatı da bir mücadeledir aynı zamanda. Baktığınızda bir iktidar yani güç mücadelesidir. Bunu biz aynı zamanda bir kasabanın genel hikayesinin içerisine yerleştirerek koyduk. Bu bir kasabanın hikayesi ve kendi mülkiyetine sahip çıkmaya çalışan bir pehlivanın hikayesi olduğu için karakterlerin o gerçekçilik algısı izleyicilerde de karşılık gördü."
Korkmaz, karakterlerin gerçek yaşamdan izler taşımasının izleyiciyle güçlü bir bağ kurulmasını sağladığını dile getirerek, bu bağın dizinin gördüğü ilgide önemli payı bulunduğunu kaydetti.
"Yağlı güreşlerin beyaz perdeye yakışacağını göstermek istedim"Daha önce ödüller kazanan "Kispet" kısa filminde de yağlı güreşi anlattığını hatırlatan Korkmaz, bu yapımın "Harman Yeri"nin temellerini oluşturduğunu belirtti.
Korkmaz, "Bir senarist ve yönetmen için en önemli şeylerden biri kendi deneyimlediği, kendi gördüğü, dokunduğu duyguları beyaz perdeye aktarabilmek. Bu anlamda Kispet aslında Harman Yeri'nin bir prototipiydi, saha testi gibi bir çalışmasıydı. Yağlı güreşlerin sinematografik olarak beyaz perdeye çok yakışacağını endüstriye de göstermek istedim. Kispet aslında Harman Yeri'ndeki baş karakterimiz Hamza'nın çocukluğu gibi algılanabilir." diye konuştu.
Korkmaz, kısa filmin ulusal ve uluslararası festivallerde gördüğü ilginin ardından daha büyük ölçekli bir projeye yöneldiklerini, böylece Harman Yeri'nin ortaya çıktığını ifade etti.
Kültüre saygı göstermenin önemini vurgulayan Korkmaz, "Kendi kültürümüze ne kadar saygı gösterir, ne kadar sahip çıkarsak dünya da aynı saygıyı bize gösterir." dedi.
Kırkpınar yağlı güreşlerinin 665 yıllık bir gelenek olduğunu vurgulayarak, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Kaldı ki Elmalı bundan çok daha eskiye dayanıyor. Çok köklü bir gelenek. Usta çırak ilişkisi açısından baktığımızda kendi kültürünü koruyan bir yapı. Antalya Korkuteli'nin yağlı güreşin fabrikası diyebileceğimiz bütün pehlivanların yetiştiği bir ortam. Bunun sebebi de yörük kültürü aslında bu pehlivanlığı yetiştirme altyapısına, kültürel motiflere çok sahip bir yer. Baktığınızda da bir taraftan da milli ve manevi değeri de var."
Yağlı güreşlerin önemli bir kültürel değer olduğunun altını çizen Korkmaz, "Yaşayan bir kültür hazinesi diyebiliriz yağlı güreşler için. Bir taraftan milli değerimiz, diğer taraftan yaşayan büyük bir kültür hazinesi. Mesela Peygamber Efendimizin isminin zikredilerek sporcuların sahaya davet edildiği dünyadaki tek spor dalı olabilir. Sporcular salavatlarla ve dualarla sahaya davet ediliyorlar. Bu beni çocukluğumdan beri en çok etkileyen olgulardan bir tanesi." ifadesini kullandı.
Korkmaz, yağlı güreş sahnelerini sinematik kaygılar yerine gerçeğe sadık kalarak çektiklerine işaret ederek, "Biz böyle Hollywood efektleriyle bir kahraman imajı yaratmadık. Daha çok yağlı güreş ritüeli nasılsa bunu olağan doğallığıyla izleyiciyle paylaşmaya çalıştık. Yağlı güreş aynı anda sahada 5-10 ya da daha fazla pehlivanın aynı anda farklı yerlerde güreştiği bir ortam, ring gibi bir ortam değil. Tabii ki bu anlamda çekimleri, çekim teknikleri vesairesi de yani Türkiye'de daha önce yağlı güreşle ilgili böyle bir sinematografik çekim çalışması yapılmadığı için bu da bizim için aslında ciddi bir denemeydi." değerlendirmesinde bulundu.
"Bütün oyuncularımız projeye adanmış bir şekilde çalıştı"Korkmaz, dizide rol alan oyuncuların pehlivanları canlandırabilmek için yoğun bir hazırlık sürecinden geçtiğini söyledi.
Başrol oyuncuları Berk Oktay ile Burç Kümbetlioğlu'nun karakterlerine hazırlanmak amacıyla yaklaşık 20 kilo aldığını aktaran Korkmaz, oyuncuların gerçek başpehlivanlardan eğitim aldığını dile getirdi.
Korkmaz, oyuncuların işe çok inandıklarını belirterek, şunları kaydetti:
"Tüm ekip arkadaşlarımızla inanmışlığın ötesinde gerçekten adanmış bir şekilde çekim sürecine başladık. Bence proje için muhteşem bir şanstı. Bütün oyuncuların gerçekten elinden gelenin en fazlasını yaptıkları, karakterini elinden gelenin en fazlası şekilde yorumlamaya çalıştıkları bir alandı. Yağlı güreşlerin mega starı diyebileceğimiz Ali Gürbüz gibi, usta isimlerinden İsmail Susuz gibi çok değerli danışmanlardan eğitim aldılar. Pehlivan nasıl yürür, nasıl durur, peşrev nasıl çekilir bunların hepsini çalıştılar. İnanılmaz ağır bir antrenman süreci geçirdiler. Bütün oyuncularımız projeye inanmışlığın ötesinde adanmış bir şekilde çalıştı. Harman Yeri bu anlamda çok şanslı bir iş oldu."
Çekim sürecinin fiziksel açıdan oldukça zorlu geçtiğini anlatan Korkmaz, oyuncuların ve teknik ekibin özverili çalışmasının ortaya çıkan sonuca doğrudan yansıdığını ifade etti.
"Kültür motiflerini beyaz perdeyle buluşturmaya çalışan bir misyonum var"Yakında izleyicilerle yeni çalışmaları buluşturacağını aktaran Korkmaz, "Sektörün yeni jenerasyondaki en yetenekli iki ismiyle Tunahan Kurt ve Necip Güleçer ile ortağım. Bir arada üretmekten, hayallerimizi beyaz perdeye taşımaktan onur duyuyorum. Bence başarı dostlarla birlikte kazanıldığında daha anlamlı." dedi.
Kurt ve Güleçer ile yaklaşık 7 yıl önce bir araya geldiklerini dile getiren Korkmaz, "Onun öncesinde aslında duvarlara anlattığımız hikayeleri sonra senaryo sürecine dökmeye başladık. Bu da benim için herhalde bu hayattaki en güzel, en büyük şanslardan bir tanesi. Gerçekten sinemaya aşık, senaryo sürecini çok iyi bilen, çok usta ve çok güzel insanlarla birlikte bir yoldaş olduk. İyi ki yollarımız güzel insanlarla kesişti." şeklinde konuştu.
Korkmaz, akademik çalışmalarını halk bilimi üzerine sürdürdüğünü, kültürel kodları sinema diliyle buluşturmayı hedeflediğini söyledi.
Halk biliminin yalnızca geleneksel unsurları değil, toplumun gündelik yaşamındaki kültürel kodları da ortaya koyduğunu anlatan Korkmaz, "Benim senarist ve yönetmen olarak aslında toplumun kültür motiflerini beyaz perdeyle buluşturmaya çalışan bir misyonum var diyebilirim." dedi.
Yaklaşık 15-20 yıldır kültür motiflerinin sinema diliyle buluşması üzerine çalıştığını kaydeden Korkmaz, "Biz oluşturduğumuz hikayelerde bu kültür motiflerini ve şifreleri senaryonun içerisine yerleştirdiğimiz için izleyiciler hikayeyi izlerken kendilerinden çok fazla parça buluyorlar. Benim için halk bilimiyle senaryoyu ve beyaz perdeyi bu şekilde buluşturabiliyor olmak çok değerli. Bundan sonraki yapacağımız işlerde de yine bu tarz kültür motiflerine yer vermeye devam edeceğiz." diye konuştu.
Yeni projeler üzerinde de çalıştıklarını belirten Korkmaz, senarist Necip Güleçer ile birlikte yeni bir yapımın hazırlıklarını sürdürdüklerini, dijital platformlar için farklı projeler geliştirmeye devam ettiklerini sözlerine ekledi.
Muhabir: Özlem Limon
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.
