Sosyalleşme beynimizi nasıl değiştiriyor

Sağlık (Web Sitesi) - Web Sitesi | 05.04.2026 - 12:29, Güncelleme: 05.04.2026 - 12:29 107 kez okundu.
 

Sosyalleşme beynimizi nasıl değiştiriyor

Sosyalleşme beynimizi nasıl değiştiriyor
ABD'li sinirbilimci Ben Rein, sosyalleşmenin çoğu zaman bir lüks gibi göründüğünü ancak hem ruh sağlığımızı hem de fiziksel sağlığımızı güçlendirebildiğini söylüyor. BBC'ye verdiği demeçte, "Başkalarıyla bağ kurduğumuzda genelde kendimizi daha iyi hissederiz. Bunun nedeni, beynimizde bizi iyi hissettiren sosyal ödül sistemleri olması" diye anlatıyor. Oksitosin, dopamin ve serotonin olmak üzere üç nörotransmitter sosyalleştiğimizde tetikleniyor. Bu süreç ise evrime dayanıyor çünkü bir zamanlar gruplar hâlinde yaşamak hayatta kalmak için kritikti. (Beyin Neden Arkadaşa İhtiyaç Duyar: Sosyal Bağların Sinirbilimi) adlı kitabın yazarı Rein, "Başkalarıyla bağ kurarak biyolojimizi bu şekilde etkileme fırsatlarını gerçekten ciddiye almalıyız" diyor. Oksitosinin rolü buna iyi bir örnek. Aşk hormonu olarak bilinen oksitosin, doğanın ilacı olarak da anılıyordu. "Oksitosinin inflamasyonu azaltabildiğine, sinir hücrelerini koruduğuna, bağışıklık işlevini desteklediğine, kemik gelişimini desteklediğine ve sosyal stresi azaltabildiğine dair kanıtlar var" diye açıklıyor Rein. İnflamasyon vücudun zararlı etkenlere karşı verdiği doğal koruyucu ve onarıcı yanıt. Hormonun rolü, insan türünün devamını sağlamak gibi evrimsel bir amaca da hizmet ediyor. Oksitosin seviyeleri iki temel ilişki türünde zirve yapıyor: Partnerimizi sevmemizi ve çiftleşme isteğini sağlamak için romantik aşkta ve ebeveyn ile çocuk arasındaki bağda. Sosyal izolasyon kaygı, depresyon ve intihar riskine karşı insanları daha savunmasız ve strese meyilli hale getiriyor. Bu yönde çok sayıda bilimsel kanıt var. Başkalarıyla çok az ya da hiç temas olmaması hali aşırı izolasyon olarak tanımlanıyor ve ölüm riskini artırıyor. Bazı araştırmalar, izolasyonun ölüm riskini %32 artırdığını söylüyor. Bunun nedeni, vücudun daha fazla kortizol salgılamasına yol açarak kronik enflamasyona açık hâle getirmesi. Bu durum sağlıklı dokulara zarar verebiliyor.  
Sosyalleşme beynimizi nasıl değiştiriyor

ABD'li sinirbilimci Ben Rein, sosyalleşmenin çoğu zaman bir lüks gibi göründüğünü ancak hem ruh sağlığımızı hem de fiziksel sağlığımızı güçlendirebildiğini söylüyor.

BBC'ye verdiği demeçte, "Başkalarıyla bağ kurduğumuzda genelde kendimizi daha iyi hissederiz. Bunun nedeni, beynimizde bizi iyi hissettiren sosyal ödül sistemleri olması" diye anlatıyor.

Oksitosin, dopamin ve serotonin olmak üzere üç nörotransmitter sosyalleştiğimizde tetikleniyor. Bu süreç ise evrime dayanıyor çünkü bir zamanlar gruplar hâlinde yaşamak hayatta kalmak için kritikti.

(Beyin Neden Arkadaşa İhtiyaç Duyar: Sosyal Bağların Sinirbilimi) adlı kitabın yazarı Rein, "Başkalarıyla bağ kurarak biyolojimizi bu şekilde etkileme fırsatlarını gerçekten ciddiye almalıyız" diyor.

Oksitosinin rolü buna iyi bir örnek. Aşk hormonu olarak bilinen oksitosin, doğanın ilacı olarak da anılıyordu.

"Oksitosinin inflamasyonu azaltabildiğine, sinir hücrelerini koruduğuna, bağışıklık işlevini desteklediğine, kemik gelişimini desteklediğine ve sosyal stresi azaltabildiğine dair kanıtlar var" diye açıklıyor Rein.

İnflamasyon vücudun zararlı etkenlere karşı verdiği doğal koruyucu ve onarıcı yanıt.

Hormonun rolü, insan türünün devamını sağlamak gibi evrimsel bir amaca da hizmet ediyor.

Oksitosin seviyeleri iki temel ilişki türünde zirve yapıyor: Partnerimizi sevmemizi ve çiftleşme isteğini sağlamak için romantik aşkta ve ebeveyn ile çocuk arasındaki bağda.

Sosyal izolasyon kaygı, depresyon ve intihar riskine karşı insanları daha savunmasız ve strese meyilli hale getiriyor. Bu yönde çok sayıda bilimsel kanıt var.

Başkalarıyla çok az ya da hiç temas olmaması hali aşırı izolasyon olarak tanımlanıyor ve ölüm riskini artırıyor. Bazı araştırmalar, izolasyonun ölüm riskini %32 artırdığını söylüyor.

Bunun nedeni, vücudun daha fazla kortizol salgılamasına yol açarak kronik enflamasyona açık hâle getirmesi. Bu durum sağlıklı dokulara zarar verebiliyor.

 

Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve ulusgazetesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.